DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Kürd Milliyetçiliği ve misyonu



Kurdinfo:20:35 - 23/2/2013

Kürdçe´nin asıl kurtuluşu Kürdistan pazarının dili haline gelmesindedir. Bu pazarın oluşma koşulları da devletleşmedir.


 

'Müzakere' sürecinin başlamasıyla birlikte an itibariyle K.Kürdistan'da oldukça cılız bir sosyolojik kategori olan Kürd milliyetçiliğine saldırılar da başladı. Gerek ulusal hareketin 'köşelerine' sinmiş Türki solculardan, gerekse cemaat ve devlet medyasından ve hatta TC başbakanından gelen bu saldırıların nedeni bütün ezilen ulus milliyetçilikleri gibi Kürt milliyetçiliğinin de özünde bir devlet kurma ideolojisi olmasıdır.

Kürdistan sorununu bir barış-demokrasi-insan hakları meselesi olarak sunanların yüreğini her duyduklarında ağzına getiren Kürd milliyetçiliği heyulası self determinasyon ilkesini gündemleştirebildiği ve ilkenin uygulanmasını gerçekleştirebildiği ölçüde Kürdistan meselesinin çözümü mümkün hale gelecektir. Kürd milliyetçiliğinin kendisini coğrafya temelli olarak ifade etmesi de her milletten, her inançtan Kürdistanlının ülkelerinin kurtuluşu mücadelesinde kendine bir yer bulabilmesi için olmazsa olmaz koşuldur.

Türklerin, Arapların ve Farsların tersine milliyetçilik kavramına biz Kürdistanlıların ciddi bir alerjisi var. Başımıza gelen tüm felaketlerin sorumlusunu egemen ulusların milliyetçiliğinde aramamız kaynaklı bu durum, bizim Türki anlayışın etkisinde de kalarak Kürd milliyetçiliğini de aynı kategoriye sokma hatasına düşmemize geçit veriyor. Oysa Marx'tan başlayarak Lenin'e kadar bu konuya kafa yormuş tüm düşünürler milliyetçiliği ezen ulus milliyetçiliği ve ezilen ulus milliyetçiliği olarak ikiye ayırırlar. Ezen/egemen ulus milliyetçiliği/şovenizmi gerici ve insanlıkdışı muhtevası nedeniyle mahkum edilirken ezilen ulus milliyetçiliğinin/ulusal kurtuluşçuluğun ilerici ve tarihi/toplumu ilerletici karakterine dikkat çekilir. Hatta Komunist Manifesto ulusal kurtuluş sorununu "Her bir milletin bağımsızlığı ve birliği sağlanmadıkça, proleteryanın milletlerarası birliğini, ya da bu milletlerin ortak amaçlar uğrunda barışçı ve akıllıca işbirliğini gerçekleştirmek mümkün olmayacaktır." denklemiyle gündemleştirir. Önemli bir referans noktası olarak Lenin bu konuda çok nettir: "Onun için, her ulusal hareketin eğilimi, modern kapitalizmin gereksinmelerinin en iyi karşılanabileceği ulusal devletlerin oluşumuna doğru bir eğilimdir. En derin iktisadi etkenler bizi bu amaca doğru sürükler, ve bundan ötürü, bütün Batı Avrupa için, hayır, bütün uygar dünya için kapitalist dönemin tipik, normal devleti, ulusal devlettir. Demek ki, eğer biz, ulusların kendi kaderlerini tayin etmesi kavramının anlamını, hukuksal tanımlamalarla cambazlıklar yaparak ya da soyut tanımlamalar "icat ederek" değil de, ulusal hareketlerin tarihsel ve iktisadi koşullarını inceleyerek öğrenmek istiyorsak, varacağımız sonuç, kaçınılmaz olarak, ulusların kendi kaderlerini tayin etmesinin o ulusların yabancı ulusal bütünlerden siyasal bakımdan ayrılma ve bağımsız bir ulusal devlet oluşturmaları anlamına geldiği sonucudur. "

Sonuç olarak talan ve yağma ekseninde uluslaşanların milliyetçiliğine gösterilen anlayış ve hoşgörünün, ülkelerini işgalden kurtarma sürecinde uluslaşanların milliyetçiliğine gösterilmemesi pek de sol bir tavır olmasa gerek.Çokça vaaz edilen "sınırların değişmezliği" ilkesi bugünün dünyasında pek çok coğrafyada parça parça edilmiştir ve sadece Kürdistan' a dayatılmaktadır.Bu bakış açısı Türkiye koşullarında son tahlilde "şehitler ölmez-vatan bölünmez" lümpenliğine denk düşmektedir ve egemen ulus solu herşeye rağmen bundan daha yüksek bir entellektüel seviyeyi haketmektedir."Bölgedeki doğurganlık oranının yüksekliği ve hızlı nüfus artışı diğer bölgelere nazaran yüksek. Bu artış Kürt milliyetçiliğinin içte ve dışta canlı tutulmasıyla nüfus dengelerinin değişmesi durumunda uzun vadede bir tehdit olarak ortaya çıkabilir. Araştırmalara göre Kürt nüfusu oranı 2010'da toplum nüfusun yüzde 40'ına, 2025'te yüzde 50'nin üzerine çıkma eğiliminde. Bu oranla birlikte Kürt milliyetçiliğinin de ön plana çıkması ve bunun da milletvekili sayısına oranlanması ileride vahim sonuçlara yol açabilir. Bölgede nüfus planlaması seferberliği elzemdir. Az çocuğa prim ve çok çocuğa vergi gibi radikal önlemler gereklidir." diyen MGK raporlarıyla aynı perspektifi paylaşmanın solculuk olmadığı ortadadır. Türkiye koşullarında Kürdler teslim olup mücadelelerinden vazgeçmedikçe ya da ulusal kurtuluşu gerçekleştirmedikçe gerçek solun gelişme veya iktidar olma şansı yoktur. Lümpenleşmiş ezen ulus milliyetçiliğinin/ırkçılığının hegemonik etkisindeki Türki toplumsal altyapının kalitesi sol hareketin gelişmesine uygun değildir. Bu nedenle ulusal kurtuluş hareketinin Türk solunda veya diğer egemen ulus sollarında ittifak araması stratejik anlamda yanlıştır. Hele de mankurtlaştırılmış Karadeniz hattında ittifak arama çabası trajik olmanın ötesinde trajikomiktir.

Dünyanın heryerinde modernleşme ekonomik dinamiklerin ritmine birebir bağlıdır. Ekonomik dinamiklerin özgürleşmesi ise sömürge koşullarında mümkün görünmemektedir. Kürd sorunu ve demokrasi penceresinden baktığınızda Kürdçe'nin özgürleşmesini de içeren demokratik reformlar bu aşamada yeterli görünebilir. Oysa aslolan Kürdçe'nin değil, Kürdistan'ın özgürleşmesidir, zira Kürdistan'ın Kürdçe'yi yaşatma ve koruma imkanı vardır ancak Kürdçe'nin Kürdistan'ı kurtarma şansı yoktur. Kürdçe'ye sahip çıkma kampanyaları ve Kürdçe konuşmayı/yazmayı teşvik etmek elbette ki çok önemlidir, ama Kürdçe'nin asıl kurtuluşu Kürdistan pazarının dili haline gelmesindedir. Bu pazarın oluşma koşulları da devletleşmedir. Pazar dili haline gelmeyen hiçbir dilin uzun vadede yaşama şansı yoktur. Ulusal devlet ve pazar, dili sadece yaşatmakla kalmaz, onu standartlaştırır ve geliştirir de. Buna örnek İsrail devletinin kuruluşu sürecinde uygulanan dil politikalarıdır. Bu politikalar sonucunda dünyanın hertarafına dağılmış, farklı diyalekt ve hatta diller konuşan, binlerce yıl sürgünde yaşamış Yahudi halkı tekrar birbirini anlayabileceği ortak dilini yakalayabilmiş ve dilini bilimsel araştırmaların yapılabileceği, entellektüel eserlerin verilebildiği bir üst seviyeye taşıyabilmiştir. Bizim almamız gereken ders ise, onların bunu ancak bir toprak parçasını bağımsızlaştırdıktan/ülkeleştirdikten sonra yapabilmiş olmalarıdır.

23.02.2013




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur