DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Kürd sorunu çözülürken PKK’de stratejik değişim ihtiyacı



Kurdinfo:00:30 - 17/2/2013

PKK/ BDP´nin açıktan bağımsızlığı savunmamasını, Ey Reqip ve Ala Rengin gibi ulusal sembolleri kullanmaktan ısrarla uzak durmasını, kendi somut sorunlarını çözemez durumdayken dünyanın soyut sorunlarına el atma cüretini eleştirmek gerekir


Kürdistan’ın sömürge değil, bir alt-sömürge olduğu Kürd ulusal siyasetinin temel argümanlarından biridir. İşte bu temel argümanı değiştirmek zorunda kalacağımız bir döneme girmek üzereyiz.

Çünkü TC’nin yeni “Entegre Stratejisi” yöntem olarak Kürdlerin baskıyla asimilasyonunu değil, (baskıyla veya gönüllü) entegrasyonunu öngörüyor. Daha önemlisi ABD'nin ve AB'nin telkinleriyle TC bu süreçte Kürdlerin dil, kültür ve yer isimlerinin iadesi konularındaki taleplerini karşılamaya hazır görünüyor. İyi tarafından bakarsak globalizmin 21. yüzyılında artık Kürdistan alt-sömürge değil, sömürgedir diyebileceğiz. Alt-sömürgeyi sömürgeye yükseltme potansiyeli taşıyan “Entegre Strateji” benzer tüm stratejilerde olduğu gibi havuç ve sopa metodunu kullanıyor. Havuç kısmında:

- Silahların bırakılması karşılığında KCK tutuklularının bir kısmının serbest bırakılması
- Öcalan’a görüş ve TV imkanları sağlanması
- Kısmi kültürel haklar ve Kürdçe’nin mahkemelerde kullanımı önündeki yasal engellerin bir kısmının kaldırılması
- Kürd dilinin birkaç üniversitede “butik” dil olarak kullanımına (yasal olarak değil ama fiili olarak) izin verilmesi
- Değiştirilen yer isimlerinin bir kısmının iadesi,
- Kürd zenginlerini tavlamaya yönelik yeni teşvikler var.

Sopa kısmı ise TC’nin geleneksel karakterine uygun olarak daha zengin:

- Gerillaya ve KCK’ye yönelik şiddetlenerek devam edeceği anlaşılan operasyonlar
- Rojava'da El-Kaideci grupların ve parayla satın alınan Arab aşiretlerinin Kürdler üzerine saldırtılması
- PKK önder kadrolarına yönelik Bin Ladinvari suikastler (ki ilki ABD'nin onayı ve Fransa’nın işbirliğiyle Paris’te gerçekleştirildi)
- ABD ve Avrupa’yla işbirliği içerisinde ulusal hareketin diasporadaki temsilcilerinin, kadrolarının ve tabanının istihbarat örgütleri ve İnterpol üzerinden tırpanlanması,kriminalize edilmesi
- Öcalan ve BDP üzerindeki basıncın artırılması; Öcalan'a görüş ve TV imkanları karşılığında ”Müzakere” adı verilen tek taraflı dayatmalarla PKK ve Öcalan’ı TC’nin Ortadoğu planlarına hapsetme çabası
- Kürd işadamlarına yönelik Terörizmin Finansmanını Önleme yasası
- Kürd ulusal hareketini Dersim-Bingöl-Varto hattında darbelemeye yönelik Zazaların Kürd olmadıklarına dair yaptırılan “bilimsel” araştırmalar, bu amaca yönelik toplanan kongreler,
- Kürdistan’da işbirlikçiliği derinleştirme amaçlı, kanaat önderleri ve aşiret reislerine yapılan düzenli ziyaretlerin sayısındaki artış, v.b.

Görüleceği üzere havuç az,sopa çok. Bu stratejinin Kürd sorununu çözebilse bile Kürdistan sorununu çözmesi imkansız, hatta Kürdistan sorununun tüm cesametiyle ortaya çıkışını hızlandırması anlamında olumlu bir etkisinden bile sözedilebilir.Aslında TC bu yöntemle sorunu çözmeden çok, yönetilebilir düzeye çekme çabasındadır. Bu öyle bir "yönetilebilir" düzeydir ki TC'nin başbakanı İmralı'ya gidip Öcalan'la görüşecek BDP heyetini dahi kendisi belirlemek istiyor. "Memlekete komünizm gerekirse onu da biz getiririz" diyen bir ideolojik yapıyı değiştirmeden devralan yarı-islamcı bir iktidardan da bu beklenirdi. Çin atasözündeki gibi: Kuyunun dibindeki kurbağa dünyayı kuyunun ağzı kadar sanır. TC de Kürd sorununu çözse bile Kürdistan sorununu çözmenin onun boyunu kat be kat aştığını göremiyor. Bir askeri işgal, ekonomik/kültürel/ekolojik talan ve daha ötesinde toprak sorunu olarak Kürdistan sorununun TC rasyonelleri içinde çözülmesinin neden imkansız olduğunu tartışmaya gerek bile yok. Kaldı ki bu sorun dünya sisteminin karar alıcıları açısından TC sınırlarına hapsedilemeyecek kadar önemli bir sorundur.

K.Kürdistan ulusal kurtuluş hareketi ve PKK bir yanıyla "Kürd sorunu" rasyonellerine hapsolurken PKK kadroları sorunun "Kürdistan sorunu" olduğunun (taşın altında ellerinin değil,gövdelerinin bulunması hasebiyle) bilincinde. Tüm donuk jargonlara rağmen onlar da farkında ki mevcut jeopolitik, devletsiz ulus programının değil, birleşik Kürdistan programının savunulmasına uygundur. PKK'nin devletsiz konfederalizmi sosyalist ideadan değil, tam tersine koşulların sıkışmışlığında sosyalist idea'nın savruluşundandır. Sınıflar üstü bir devlet olamayacağı gibi, kurumsuz veya kurumlar arasında eşgüdüm rolünü oynayacak bir merkezi aygıta sahip olmayan bir ulus örgütlenmesi de mümkün değildir. Kürdistan ulusu dünyanın çözemediği felsefi sorunlara değil, çağın somut sorunlarına yoğunlaşmak zorundadır. Çağımızda uluslar bağımsız, federal veya konfederal devletler olarak örgütlenmektedirler ve bunun daha ilerisini keşfetme sorumluluğu Kürdlerin sırtında değildir. Hızlı bir kentleşme,uluslaşma ve birleşme trendindeki Kürdistan ulusunu soğuk savaşın tıkanıklığında "bağımsız Birleşik Kürdistan"'a çağırma cesaretini kendinde bulanların bugün o tıkanmanın aşılmışlığında neden statüsüz çözümlere ilgi gösterdiklerini anlamak mümkün değildir. Bu sorunun cevabı kendilerine politik alan açabilme umuduyla PKK düşmanlığı yapanların sandığı yerde de değildir. Öcalan'ın ajanlığından girip PKK yönetici kadrolarının neredeyse tamamını Ergenekon subaylığıyla itham eden bu kafa yapısının ürettiği paranoyak dedikodu silsilesinin ulusal harekete verdiği zarar hesaplar ötesidir. Cemaat medyası aracılığıyla da sık sık alevlendirilen bu tip iddiaların hedefi PKK'yi etkisizleştirmek ve kriminalize etmekten çok, PKK dışında kalan Kürd muhalefetinin aklını karıştırmak ve onları asli görevleri olan PKK'nin ulusal/stratejik anlamda "denetlenmesi" ve sağa kayma tehlikesine karşı "ideolojik muhalefet" ten alıkoymaktır. Bu akıldışı "muhalefet" tarzının bir diğer sonucu da artık partilerin değil,Kürdistan Ulusal Kongresi'nin devreye girmesi gereken bir tarihsel aşamada ittifak/birlik yollarını tıkayarak Kürdlerin önünü böylesine önemli bir dönemeçte tıkamasıdır.

Zaman zaman bağımsızlık tehditleri savursa da PKK/ BDP'nin açıktan bağımsızlığı savunmamasını, Ey Reqip ve Ala Rengin gibi ulusal sembolleri kullanmaktan ısrarla uzak durmasını, kendi somut sorunlarını çözemez durumdayken dünyanın soyut sorunlarına el atma cüretini eleştirmek gerekir. Kürdistan'ın herhangi bir kentinde bir kaç gün kaldığınızda bile farkedebileceğiniz üzere önerilen "demokratik" ve "ekolojik" programlar Kürdistan gerçekliğine uygun değildir. Ortadoğu'nun reel politikasında pozisyon değiştirmeye dayalı bu tip politikaların başarı şansı olabileceği kabul edilebilir bir argüman. Ancak mevcut statükoyu değiştirme ve bağımsızlık hedefiyle denkleme girecek, arkaik Türk soluyla değil, Kürdlerarası ittifaka değer veren, mitinglerini Ala Rengin ile süsleyen bir PKK'nin daha sonuç alıcı olacağı ortada.Ortak ulusal sembollerin kullanılmaması mevcut kafa karışıklığının sonucu olduğu gibi nedenidir de. Ulusal marş, ulusal bayrak gibi simgeler bir halkı uluslaştıran öğelerdir ve "demokratik" de olsa her ulus bu simgelere ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaca ket vurulmasının taktik ya da stratejik bir izahı yoktur. Tüm parçalardan ve tüm sınıflardan Kürdistan ulusunu birleştiren ulusal simgeleri Kuzey'deki ulusal kurtuluş mücadelesinin araçları arasına katmak ertelenemez bir görevdir. Kürdistan'ın mevcut sosyal yapısı da "sol sapma"dan çok bu tip bir mücadele biçimine destek sunacaktır ve bunun tüm verileri Kürd uluslaşmasının sosyolojisinde mevcuttur.

16.02.2013

 

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur