DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Kürdistanda uluslaşma dinamikleri



Kurdinfo:22:55 - 22/1/2013

Kanımca köylerin boşaltılması ve yerel aydınların adeta düzenli cinayetlerle katledilmeleri arasında bir senkronizasyon da vardır.


Çağımız iletişim çağı. İletişim kanallarının belirli bir gelişkinlik düzeyine varmasında kentleşmenin boyutu, tarım dışı nüfusun oranı, eğitim düzeyi önemli parametreler. Kentleşme ise halk olmaktan ulus olmaya geçişin en önemli katalizörü. Ancak bizim ülkemize kapitalizmin eşek sırtında girmesi gibi uluslaşmayı sağlayacak kentleşme dalgası da 90lı yıllardaki Çiller-Güreş konsepti çerçevesinde tüfek namlusunun ucunda gerçekleşti. 4000’in üzerinde Kürdistan köyünün yakılarak boşaltılması, sayısının 17.000’e ulaştığı söylenen faili devlet cinayetler yurtsever Kürdistan köylüsünü Kürdistan şehirlerinin ve Türk/Avrupa metropollerinin kapısına getirdi, bıraktı. O bırakma sonrası yaşananlardan kaç roman, kaç film,kaç destan çıkardı! Çıkmalıydı, ki bu da ulusal yetersizliğimizin çapına dair önemli bir veri.

Devletin bu politikasının hedeflediği şeylerden ilki PKK gerillalarıyla bütünleşmiş Kürdistan köylülüğünü cezalandırmak, gerillayla halkın bağını yoketmek ve de PKK gerillalarını askeri olarak etkisizleştirmekti.Mao’nun sözündeki gibi: “Gerilla suda balık gibidir. Gerilla balık, halk da içinde yüzdüğü sudur." 17.000 faili meçhul cinayetin (ki bu cinayetler ağırlıklı olarak Kürdistan’da ulusal düşüncenin taşıyıcısı/savunucusu olarak konumlanan,hatta mevzilenen yerel aydınlara yönelikti) amacı da Kürdistan şehirlerini sindirmek ve ulusal hareketin tezlerinin fiili  taşıyıcısı ve yeniden üreticisi olan yerel aydın kategorisinin imha edilmesiydi. Kanımca köylerin boşaltılması ve yerel aydınların adeta düzenli cinayetlerle katledilmeleri arasında bir senkronizasyon da vardır. Burada güdülen amaç boşaltılan köylerden Kürdistan şehirlerine/Türk metropollerine dökülen kitlelerin kendilerine ulusal bilinci ve ulusal politikaları taşıyacak aydın kitlesinden yoksun kılınması ve Kürdistan köylüsünün kentleşme kapsamında dönüşeceği kentli Kürt alt ve orta sınıfların bilinçsiz bırakılmasıdır. Ki biz bu sürecin bedelini hala “imkansızı tartışıp, kaçınılmazı tartışmayı küçümseyerek” ve kitle siyasetimizi sloganlar düzeyinin üstüne çıkaramamakla ödüyoruz.

Bilinçle programlanan bu sürecin gecikmeli de olsa Kürdistan’ın lehine bazı sonuçları da oldu.Bu sonuçlardan ilki Kürdistan devriminin şehirlerine kavuşmasıdır.(90lı yıllarda Gündem gazetesinde Recep Maraşlı’nın “Kürdistan devrimi şehirlerine kavuşuyor” diye ufuk açıcı bir yazı kaleme aldığını hatırlıyorum.İçinde ulusal kurtuluş hareketinin her rengini barındıran o dönemin Gündem gazetesini de özlüyorum,resmi Pravda’lardan çok daha nitelikli bu tip bir yayına Kürtlerin ihtiyacının ne kadar fazla olduğunu üzülerek hissetmemek elde değil.) Bu süreçte ulusal kurtuluşçuların seçim almakta zorlandıkları Kürdistan şehirleri birer birer düştü,bugün Kürdistan belediyelerinin çoğu ulusal hareketin elindedir.

İkinci sonuç gerilla örgütlenmesinin kendisine paralel olarak (ve yine gecikmeli olarak) kentlerde siyasi bir örgütlenme yaratması/yaratmak zorunda kalmasıdır.PKK tarihindeki ilk kurşun olayından sonraki en önemli olgu da kanımızca budur. Yani Kürtlerin Kürdistan şehirlerinde ve Türk metropollerinde devamlı operasyonlara ve baskılara ragmen legal/illegal olarak örgütlenebilme yeteneğini gösterebilmesi ve bunu devamlı kılabilmesidir. Adıyla sanıyla bu KCK örgütlenmesi o kadar önemlidir ki (ve bu “müzakere” sürecine kesinlikle kurban edilmemelidir) devlet KCK ile yatıp KCK ile kalkıyor ve enerjisinin tamamını bu alana yoğunlaştırmış durumdadır. Kürtlerin Kürdistan şehirlerindeki güçlü bir örgütlenmesinin yakın bir zamanda (konulabilecek tüm hukuki/fiili engellere ragmen) de facto bir özerkliğin kapısını açabilme potansiyeli taşımasının devleti ne kadar korkuttuğunu bu süreçten anlayabilir durumdayız.

Üçüncü sonuç, 90lı yıllarda Kürdistan şehirlerine,Türk ve Avrupa metropollerine çıkmak zorunda kalan ailelerin çocuklarının en azından bir kısmı iyi eğitim aldılar; Kürdistan’dan dünyaya değil, dünyadan Kürdistan’a bakıp karşılaştırmalı analizleri yapabilir hale geldiler.Bu kuşak ulusal kurtuluşun mevcut safhasında görevler üstlenmeye başlamıştır ve geleceğin birikimli diplomatlarının,politik liderlerinin ve askeri kadrolarının bu kuşağın mensuplarından çıktığını görme şansımız olacak.

Diğer bir sonuç ta: Kürtler paranın ve ekonominin ne demek olduğunu öğrendiler (ki bu sürecin olumlu olduğu kadar olumsuz sonuçları da mevcut,her Kürdistanlının hayatında en az bir kez deneyimlediği üzere!).Yarı kapalı bir köy ekonomisinden gecikmeli de olsa hızlı bir kent ekonomisine entegre oldular.Özellikle Türk metropollerinde bir kısmı kriminal yollardan olmak üzere (Kürtlerin bu süreçlerdeki maddi kayıplarıyla ölçülemez kadar az miktarda) Kürtlerin lehine mülk transferleri gerçekleşti. Ve bu mülk transferlerinde yerel bürokratların işbirliğiyle devletin de kolaylaştırıcı etkisi barizdir.Belki de bu yapılan, göçertme sonrası rehabilitasyon projesidir. Özellikle Adana ve Mersin’in kentsel yapısının önemli ölçüde bu rehabilitasyon projesine kurban gittiğini söyleyebiliriz. Fakat bu mülk sahibi kesimlere  mülklerin daimi olarak ellerinde kalacağına dair çok da ümitvar olmamalarını söylemek lazım.80li ve 90lı yıllarda ciddi bir biçimde devlet ihaleleri yoluyla önleri açılan Kürt müteahhitlerin 2000’li yıllarda nasıl bir program dahilinde varlıklarını yitirmelerinin/mülksüzleşmelerinin sağlandığı incelemeye değer bir konudur. Onların yerine sahneye alınan,ağırlıklı olarak Türk bürokrasisiyle ortaklaşa yaptıkları mazot/benzin kaçakçılığıyla semiren yeni nesil Kürt tüccarların aynı akibete uğramaları bizce sadece zaman meselesidir.Üstelik gerek müteahhitlerin gerekse petrolcuların kazançlarını Kürdistan’a yatırmalarına asla izin verilmemiş, gerek içsel/Kurdi,gerek dışsal/TC faktörleriyle bu sürecin önü kapatılmıştır. Kanımca bu destekleme/iflas ettirme politikalarının arkasındaki niyet, maddi güce kavuşan kesimlerin ulusal hareketten uzak durmaları (Ulusal Kurtuluş Hareketi istisnalara ragmen hala bir yoksullar hareketidir), Kürt halkına örnek olarak sunulabilmeleri ve tasfiyesi birkaç mali/polisiye operasyona bakan dirençsiz bir toplumsal kategori olmalarıdır.

Sonuçlar çoğaltılabilir.Ama Kürdistan’ın son 30 yıllık sürecine ilişkin en önemli olgu Kürdistan devriminin şehirlerine ve güçlü uluslaşma dinamiklerine kavuşmuş olmasıdır. Öyle bir dinamik ki Taha Akyol gibi bir sömürgeci propagandiste dahi:

“Şu bir gerçek: Eğitim, şehirleşme, iletişim gibi modernleşme dinamikleriyle Kürtler eski kapalı aşiret yapılardan çıkarak bir uluslaşma sürecini yaşıyorlar.”(Taha Akyol,Milliyet Gazetesi, 9 Eylül 2009) dedirtebiliyor.

Saygılarımla,

21.01.2013

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur