DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Tayyip Erdoğan’ın yenildiği yıl



Kurdinfo:19:23 - 8/1/2013

Buna rağmen kamuoyuna yansıyan yeni süreç bütün Kürdistan coğrafyasında Kuzey merkezli önemli bir gelişmeye işarettir.


Bir yıl önce Roboski ve Bujeh katliamıyla açılmış olan 2012 yılı Tayyip Erdoğan için hiç de “hayırlı” olmadı. Ya da, “Hayır”lı oldu, fakat “hayırlı” olmadı. İkisi bir birini dışlamıyordu, çünkü Kürt ulusu “Uludere olayı”ndan sonra çok bariz bir şekilde Tayyip Erdoğan’a “Hayır” dedi. O kadar güçlü “Hayır” dedi ki, her biri Tayyip Erdoğan tarafından tayin edilmiş AKP’li Kürt milletvekillerinin çoğu seçim bölgelerine eskisi gibi gidemez oldular, zamanla “bu durum geçer, halk unutur” sandılar, oysa kimse unutmadı, olay gitgide AKP’lilerin boynunda boyunduruk haline geldi.

Bu söylediklerimiz tabii ki, medyaya çok az yansıdı, fakat Türkiye medyası demek Kürdistan demek değildi. Tayyip Erdoğan megalomanisinden dolayı olguyu göremedi, BDP’ye, KCK’ye ve PKK’ye ağzını daha fazla bozarak, bağırıp çağırarak suçun üstesinden gelebileceğini sandı, o sövüp saydıkça Kuzey’in Kürt halkı ondan daha çok uzaklaştı.

MEGOLAMANİ VE İHTİRASIN KÖRLÜĞÜ

2010 Referandumuyla ve 2011 Genel Seçimiyle başı dönen, ihtirastan gözü dünyayı görmez olan Tayyip Erdoğan 28 Aralık 2011 akşamı içlerinde Fehman Hüseyin’in bulunduğu bir kafilenin sınırdan geçeceği haberini alınca, başarılarına bir de Bahoz Erdal’ı yere sermiş muzaffer başbakan olma şerefini ekleyecek, bu şekilde C. Başkanlığını 1. Turda garantileyecekti. Zaferini o kadar garantiye almak istedi ki, kafilenin üstüne kara jandarma birliklerini yollamaksızın işi kestirmeden halletmek istedi. Bombardıman emrini verdi.

Meclis sınır ötesi harekât yetkisini hükümete, hükümet de Başbakana vermişti. O da yetkisini kullandı.

Eminiz ki, Tayyip Erdoğan o gün bugündür kim bilir ne çok hayıflanıyordur, o uydurma istihbaratı tahkik etmeden teşkilata bildiren elemana ve onun da haber kaynağı olan muhbire ne kadar kızıyordur. Ama geçmiş olsun; Yarısı çocuk 34 insan öldü, Kürdistan ayağa kalktı, ve Tayyip Erdoğan kaybetti.

Onun 2012 K. Kürdistan yenilgisi sadece Metinergillerden medet ummasında belli değildi, açlık grevlerindeki tutumunda da belirgindi. Önce grevleri önemsemedi, “nasıl olsa fazla sürmez” diyordu, direniş uzayınca ve direnenlerin sayısı arttıkça, Temmuz ayında Kasrı Kanco’da çekilmiş bir yemek fotoğrafından fayda umdu, meydan meydan dolaşıp, “bakın siz açken onlar kuzu kebabı yiyorlar” dedi, böyle yapması sadece siyasetin ne kadar çirkinleştiğine göstermiyordu, daha önemlisi Tayyip Erdoğan’ın aczini, çaresizliğini belgeliyordu.

Sonuçta Meclise yasa tasarısı getirdi, adamlarını Öcalan’a gönderdi, kendisinin koyduğu tecriti kaldırdı, PKK Genel Başkanının kardeşi aracılığıyla ilettiği açıklamayla açlık grevleri ertesi sabah sona erdi. [Mesela o sabah İstanbul Gazi mahallesinde polis megafonlarla “Abdullah Öcalan açlık grevlerini bitirin dedi” şeklinde Kürtçe ve Türkçe anons yaparak dayanışma içinde olanlara seslendi.]

Bu tarihten iki hafta önce, AKP’nin 3-4 Kasım’da yaptığı “Kızılcahamam kampında” Kürt illerinden gelen teşkilat mensuplarının ve milletvekillerinin açlık grevleri konusunda kendi illerindeki halkın hissiyatını yansıttıklarını da değinmelerimize ekleyelim.

DOKUNULMAZLIKLARI KALDIRACAKTI

Tayyip Erdoğan Kasım ayı sonunda dokunulmazlıklar meselesini gündeme getirdi, böylece güya açlık grevleri konusunda rahatsız olan Türk şovenizminin gazını alacaktı Savcılara talimat verdiğini, fezlekelerin Meclise geleceğini ve dokunulmazlıkların kalkacağını söyledi. “dokunulmazlık zırhına bürünen bu zevatla ilgili kararımızı dokunulmazlıklarını kaldırılmak suretiyle vereceğiz” dedi.

Dedi de, ne oldu?

Önce, AKP’nin 2 no.lı kurucusu, şimdinin C.Başkanı Gül karşı çıktı, Tayyip Erdoğan “şimdi 2012’deyiz, 1994’te değiliz” diye ona açıktan yanıt verdi. Mesele C. Başkanının uyarısıyla kalsaydı, aldırmazdı, asıl önemlisi dokunulmazlıkların kaldırılmasına AKP’nin Kürt milletvekillerinin karşı çıkmaları oldu. Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, (Sanayi Odası eski başkanı) Erdoğan’a dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı olduğunu basın yoluyla da söyledi. Batman Milletvekili Ziver Özdemir de aynı yönde konuşup AKP’nin bölgede oy kaybedeceğini ifade etti. Mehmet Metiner gibileri hariç diğerleri de benzer sözler söylediler.

Tayyip Erdoğan Aralık başında Kürt milletvekilleriyle gün boyu görüştü, onlara boş laf etti, “Oy kaybından söz ediyorsanız, çalışın, oy kaybını engelleyin“ dedi, Karşı çıkanlar kendi adlarına karşı çıkmıyorlardı. Onların hepsi Tayyip Erdoğan’ın askerleridirler, başkanları ne buyurursa onu yaparlar. Fakat karşı çıkmalarının nedeni kendi seçmenlerinin görüşüdür. Düşünsenize dokunulmazlıkları kaldırılacak olan milletvekilleri o seçim bölgelerinde AKP milletvekillerinin rakibidirler, buna rağmen “dokunulmazlıkları kalkmasın” diyorlar, demokrat oldukları için, kendi seçmenlerini rakip partiye kaptırmaktan korktukları için. AKP’nin Kürt seçmeninin ulusal ve kültürel talepler konusunda BDP seçmeninden pek de farklı düşünmediğini sık sık söyledik, yukarıda andığımız karşı çıkışlar o tespitleri doğruluyor.

SERHİLDAN 2012

Teknik nitelikli bir dizi ön görüşmeden sonra Tayyip Erdoğan’ın mutemed adamlarından Hakan Fidan’ın gidip Abdullah Öcalan’la --bir iddiaya göre-- iki gün görüşmesi, Tayyip Erdoğan’ın bu görüşmeyi resmen açıklaması, ama daha önemlisi Ahmet Türk ile Ayla Akat Ata ve BDP’nin yöneticilerinden --aynı zamanda Anayasa Uzlaşma Komisyonu toplantılarının hukuk danışmanlarından-- Meral Danış Beştaş’ın PKK Genel Başkanı’yla görüşmelerine imkân tanınması 2012 yılını 2013’e bağlayan günlerinin çarpıcı olayı oldu.

Gerçi bu görüşmelere henüz müzakere denilemez, zira müzakere masasına taraflar eşit otururlar ve heyetler halinde otururlar. Taraflardan birisi tutuklu ya da tutsak durumundaysa eşitlik ve dolayısıyla ona serbestlik yoktur.

Buna rağmen kamuoyuna yansıyan yeni süreç bütün Kürdistan coğrafyasında Kuzey merkezli önemli bir gelişmeye işarettir. Sabık solcular dâhil Türk medyasının ve sosyal medyasının yüksek sesle çatıp durduğu 2012 HPG girişimlerinin sonuç verdiğine delalettir. Hatırlanacağı üzere, 2012 baharından başlayarak bilumum medya yorumcusu ve güya barış savunucusu –ama aslında Tayyip Erdoğan muhibbi ve muhibbesi—“PKK barışı sabote ediyor” dediler, ama olaylar barış masasını ortaya getirme yolunun onların tam da karşı çıktıkları yöntemden geçebileceğini ortaya koydu. Demek ki, barışa giden yola girilmesi için, önce Kaf Dağında oturanların şu veya bu şekilde ayaklarını suya erdirmek ve anladıkları lisandan konuşmak lazımdı ki, müzakere dilinin olanaklarına yönelsinler.

Gerçi şu anda ortada bir barış masası yoktur. Yapılan görüşmeler çözüm için değildir. Devlet tarafı açıkça ifade etmektedir ki; a) PKK ateş kessin, b) Silahlı elemanlarını Türkiye’nin resmi sınırlarının dışına çeksin, c) Daha sonra da silah bıraksın.

Fakat Devletin taleplerinin gösterdiği olgular önemlidir:

1-Aylardır “ağır darbe indirdik, bellerini kırdık, perişan ettik” derken yaptıkları psikolojik harekâttı, ama Kürt ulusuna değil, Türk ulusuna dönük propagandaydı. Bunu söyledik, “psikolojik harp esas olarak karşı tarafa yapılan moral bozucu propagandadır, siz ise cebinize öksürüyorsunuz, Türklere biz güçlüyüz diyorsunuz “ dedik. Şimdi Türkler şaşkınlık içindeler, “güçlü idiysek Öcalan’a niye gidiyoruz?” diye soruyorlar. Biz de soruyoruz: Darbe indirdiyseniz niçin Genel Başkanla görüşmeye –pazarlığa—oturuyorsunuz?

2- Terörist dediğiniz gerillaların “Kuzey Irak’tan sızdıklarını” ileri sürüp duruyordunuz. Demek ki içerdeymişler. Gerilla harbinin önde gelen iki taktisyeninden biri olan Mao, onu "sudaki balık gibidir. Su olmadan balık yaşamaz, eğer bir gerilla örgütü halkın desteğini alamıyorsa mücadele edemez" diye tanımlamıştı.

Danışmanları Tayyip Erdoğan’a önce bu genel doğruyu öğretmeliydiler. Siz 30 yıldır yenemediğiniz Serhildan gönüllüleri için “sınır ötesinden geliyorlar” derken, meğer onlar halkın içinde balıkmışlar da Türk kamuoyunun haberi yokmuş.

3- “BDP milletvekilleri teröristle kucaklaştı” diye kıyamet koparıyordunuz, şimdi kendiniz gidip onların başkanının elini sıkıyorsunuz.

4-Otuz yıldır -ve hâlâ da- Abdullah Öcalan adının önüne “terörist başı, bölücü başı” gibi laflar eklediniz, TV kanallarında ve radyolarda haber yazarlarının ve spikerlerin diline pelesenk ettiniz, şimdi kendiniz gidip onunla görüşüyorsunuz. Onun Kuzey, Güney, Batı ve Doğu Kürt halkı üzerindeki prestijinden yararlanmak istiyorsunuz. Aczinizin kanıtı başka nasıl olsun?

Bun rağmen erken iyimserliğe kapılmaya gerek yokt.
Ne Tayyip Erdoğan ve partisine güvenilir, ne de tepeden tırnağa her birimine dek şovenizmle donanmış devlete.

Mesela Tayyip Erdoğan o sırada danışmanı olan Hakan Fidan’ı bugün “Oslo görüşmeleri” denilen müzakereler gönderdiğinde 2010 Referandumu öncesinde gerilla dursun istiyordu, önce referandumu, sonra da 11 Haziran 2011 seçimlerini böyle geçmek niyetindeydi. Geçince, 15 Haziran 2012 tekrar buluşup devam etmeye söz verdiği halde Türk tarafı masaya geri dönmedi. Onca görüşme süreci bir oyundu, Referandum ve onun basamak yapıldığı genel seçimleri atlatmak için Kürt tarafını oyalamaktı.

Oyaladı da ne oldu? Referandumu ve seçimleri kazandı da Kürtleri yenebildi mi? Hayır. Bir buçuk yıl sonra masaya döndü, hem de eli daha zayıflamış olarak.

Kuşkusuz ki hadisenin uluslar arası boyutları var. Bu etmenleri de ayrıca ele almak gerekiyor.




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur