DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Sezgin TANRIKULU: 2012 eşittir Roboski



Kurdinfo:16:46 - 1/1/2013

"Insanlarımız etle tırnak gibidir” söyleminin de çöküşü aynı zamanda


 


'Genelkurmay tüm belgeleri paylaşmadı' deyip olayı kapatmak, eğer söz konusu kurum Başbakanlık emrindeyse, nasıl izah edilebilir?

“Sanki bir gün çıkıp gelecekmiş gibi oluyor.” Bunu söyleyen Zilan Encü, Roboski’de uçakların bombaladığı 34 kişiden biri olan Şervan’ın kardeşi. Şervan hiç gelmeyecek. Özcan Uysal, Seyithan Enç, Nadir Alma, Osman Kaplan, Adem Ant, Mehmet Ali Tosun, Celal, Salih ve Yüksel Ürek, Encü ailesinden Bilal, Şervan, Nevzat, Salih, Hüsnü, Muhammet, Mahsun, Fadıl, Cihan, Hamza, Cemal, Erkan, Savaş, Vedat, Selim, Selahattin, Aslan, Orhan, Hüseyin, Bedran, Serhat, Abdülselam… Hiçbiri geri gelmeyecek. Geçen yıl bu zamanlar, bu insanların üzerilerine bombalar yağdırıldıktan saatler sonra Roboski’deydim. Olayın yıldönümünde, gene oradaydım. 2012 ilk günlerinden son günlerine, Roboski ile geçen bir yıl oldu benim için.
Roboski/Ortasu ve Bujeh/Gülyazı köylerinin başına, sadece benim hayatıma değil, hepimizin zihinlerine damgasını vuran bir felaket geldi. Ümit Kıvanç’ın yönetmenliğini yaptığı, ‘Ağlama Anne Güzel Yerdeyim’ belgeselini, İstiklal Caddesi’ndeki Hollanda Şapeli’nde seyrettim. Kaderin bir cilvesi sonucu, bir kilisenin hüzünlü ortamında, Roboski’de yaşananlara bir de, uzaktan baktım. Zilan’ın, sözlerini de, belgeseli seyrederken duydum.

“İyi yıllar”

Belgeselde, Türkiye’nin büyük şehirlerinin, ülkenin neredeyse tamamının 34 kişinin ölmesine nasıl hiç aldırmadan yılbaşını kutladığı, gözden uzak olanın gerçekten gönülden de ırak olduğu çok da ironik biçimde dile getiriliyor. Bir ‘ortaklık’ olsa, 2012 yılbaşına bir matem havası içinde girilirdi. Türkiye’nin ordusunun kendi vatandaşlarını bombalaması, en azından herkesin dilinde olur, kutlamalar bu denli umarsız yapılmazdı.

Roboski bir simge

Roboski, bir sembol. “Biz toplumsal olarak bir bütünüz, insanlarımız etle tırnak gibidir” söyleminin de çöküşü aynı zamanda. Kürt sorununda barışın giderek uzaklaşan bir ideale dönüşmesi, tüm toplumu da zehirliyor, ayrıştırıyor.
2012 boyunca Roboski’ye gidip gelmiş, Roboski ile ilgili yazılan çizilen, söylenen hemen her şeyi takip etmiş, Meclis’te konunun araştırılması için kurulmuş alt komisyonun çalışmalarına katılmış biri olarak, ilk günkü izlenimlerim hiç değişmedi. O zaman, olayın “planlı bir katliam” olduğunu düşündüğümü söylemiş ve eklemiştim: “Olayın kaza veya ihmal olduğunu söylemek, olayı küçümsemek anlamına gelir.” Şimdi, alt komisyonun taslak raporuna ilişkin basına ilk sızanlar, olayın tam da “hatalar zinciri”, yani “ihmal” olarak niteleneceğini düşündürtüyor. Olayın sorumluluğunun da, Genelkurmay’ın başında olduğu karanlık bir bürokratik dehlizin bir yerlerinde kaybolup gittiği algısının yaratılmaya çalışıldığı izlenimi doğuyor.
Komisyon üyeleriyle beraber, insansız hava araçları Heron’ların aldığı görüntüleri izlediğimizde, açık ve net olarak, görüntülerdekilerin sivil olduğunu seçebiliyorduk. “Genelkurmay tüm belgeleri paylaşmadı” deyip olayı kapatmak, eğer söz konusu kurum Başbakanlık emrindeyse, nasıl izah edilebilir?

Faili meçhul değil, faili devlet Roboski katliamının, “olduğu gibi” hatırlanması, hafızalarda yer etmesi lazım, acıların paylaşılması, kopmakta olan duygular üzerinden yeniden bir toplumsal ortaklık yaratabilmek için.
Oysa şimdiden Roboski’nin yaşadıkları çarpıtılıyor, karartılıyor ve başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, siyasetin en üst kademesindeki kişiler tarafından toplumsal kutuplaşma vesilesi yapılıyor. Olayın yıldönümünde, Kocaeli’de yaşananları anmak isteyen bir grup üniversite öğrencisine saldırıda bulunulması, çıkan çatışmalarda 13 kişinin yaralanması, çok düşündürücü. Ağustos’ta, Mazlum-Der İstanbul Şubesi’nin Uludere için düzenlediği meşaleli yürüyüşe de, bir grup, silah ve satırlarla saldırmıştı.

Eğer toplumsal barışı gerçekten arzuluyorsak, Roboski’nin ne anlam ifade ettiğini, neden bir ‘katliam’ olduğunu, sadece Kürtlerin değil tüm ülkenin meselesi olduğunu akıllardan çıkarmamamız gerek. Roboski katliamının karanlıkta bırakılması, olayla ilgili özür dilenmemesi bir yana, son bir yıl içinde konuyla ilgili öyle siyasi söylemler ortaya atıldı ki, açılan yara dağlandı durdu.
Başbakan Erdoğan, Roboski ile ilgili ilk açıklama yaptığında, olayın mazareti olarak, 2011’de Hantepe ve Gediktepe’de yaşanan PKK saldırıları ve verilen kayıplarla ilgili hassasiyeti göstermişti. Bu da, ölenlerden birinin dahi sivil olma ihtimalinin önemli olmadığı manasına geliyordu. Aynı umursamazlık, Başbakan 2006’da da Diyarbakır, Siirt ve Batman’da çıkan olaylar için “Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa, kadın da olsa kim olursa olsun eğer terörün maşası haline gelmişse, gerekli müdahale ne ise bunu yapacak” dediğinde de söz konusuydu.

Çok kırıcı sözler

Erdoğan’ın Roboski’de bombalanan, 17’si çocuk yaştaki 34 insan için, onların PKK’lılardan ayırt edilemeyeceğini öne süren, “Zaten giyim kuşam aynı” sözleri, sadece yakınlarını kaybedenler değil, Kürtler genelinde nasıl bir gönül kırıklığına yol açtı, farkında mıyız? Veya Erdoğan’ın “Hatayı da açıkladık, özrü de açıkladık. Tazminatı da açıkladık. Allah aşkına tazminatsa tazminat”, “Yatıyorsunuz, kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere’dir” sözlerinin? Ya her konu açıldığında, konuyu “terör örgütü ve uzantılarının istismar ettiğini”, Roboski’yi mesele edenlerin “arkalarında kimlerin olduğunu, hangi uluslararası karalama kampanyalarına alet olduklarını, hangi odaklara uşaklık ettiklerini bildiğini” söylemesinin?

Hakkâri bize müsaade...

Kürtlerin duygusal kopuşu, artık neredeyse elle tutulur bir halde. 14 Aralık’ta Hakkâri’deydim, şehirde kar yağıyordu. İçime doğan his ise, bu sefer karın değil, sanki kopan duyguların yolları ve ülkenin geri kalanıyla olan bağlantıları kopardığı yönündeydi. Hakkâri, sanki “hadi bize müsaade” demiş gibi. Van’da da, benzer bir kopukluğu hissedebiliyorum.

Başbakan Erdoğan’ın büyük övünçle açtığı TOKİ konutlarında, şu sözlerin sarf edildiğini duyuyorum: “Perişan olduk ve perişanız”. 2011’de deprem olduğunda Van’dan henüz ayrılmış, yoldaydım. Deprem olur olmaz da, dakikalar içinde Van’a dönmüştüm. O zamandan bu yana da, Van’a fırsat oldukça gitmeye çalıştım. İlk günden beri hissettiğim şu oldu: Bir doğal afet, bütünleştireceğine ancak bu kadar ayrıştırabilir. Van’da deprem hakikaten birçok şeyi yıktı, çok can yaktı, ama hükümetin yaklaşımıyla “Ankara”ya olan inanç da yıkıldı. Roboski, tam da bu ortamda, tüm bölge genelinde yaşanan kopukluk hissine vurulan bir neştere dönüşüyor.

Bu olayda fail belli; devlet. Fakat suç, cezasız kalıyor. Vuran kurşun değil, patlayan mayın değil. Hata payı olmadan yok etmek üzere talimat alan devlet memurları, kusursuz bir cinayet işlemişler. Olay üzerine indirilen sis perdesi, dilenmeyen özür ve hakaretamiz açıklamalarla beraber hesapsızca harcanan birlikte yaşama arzusu ve daha yıllar yılı, kör nefretlerle birbirini hedef alacak çocuklar, gençler… Türkiye’nin bugünkü iktidarının gelecek nesillere mirası bu olmamalıydı.
Ağıtlar yakmayacağımız bir 2013 ve daha nice yıllar için bir dilek tutsak, bu sefer dileğimiz de kabul olsa derken, bir yandan da sürekli barış için çabalamaya mecburuz. Tek çaremiz barış çünkü.
‘Doğu’nun değil barışın ‘Elçi’sini saygıyla anıyorum.

SEZGİN TANRIKULU
 CHP, Genel Başkan Yardımcısı

Radikal 2 / 30/12/2012

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur