DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Roboski´nin birinci yılında



Kurdinfo:00:17 - 28/12/2012

Katliam birinci yılını doldurmasına rağmen, hâlâ tek bir kişinin bile ifadesi alınmadı.


 

Kardeşimin de öldüğü olay, 12 saat boyunca Türk medyası tarafından saklandı. Kardeşlerimiz can çekişirken televizyonlarda gördüğümüz şey efendilerin yılbaşı hazırlıklarıydı

R oboski katliamı, yaklaşık bir yıl önce, çoğu çocuk 34 canın savaş uçaklarınca paramparça edilmesiyle gerçekleşti. Çocuklarımızı, kardeşlerimizi sırtımızda, katırlara, traktör römorklarına üst üste yığarak taşıdık. Hiçbir yardım gelmedi. Ambulansların geçişlerine izin verilmedi. Ölen 34 kişiden 13’ü kan kaybından ya da donarak öldü. Yavrularımızın uzuvları birbirine karıştı, ancak otopsi sonucunda ayırt edilebildi. Katliamdan günler sonra aileler, olay yerinde eller, kollar, parmaklar bulmaya devam ettiler. Devlet ise, “kaçakçılık hafif bir suç değildir” söyleminin arkasına saklandı. Evet, kaçakçılık bir suçtur ama hiçbir zaman cezası yargısız infaz olmamıştır! En büyük kaçakçılık yolu olan İstanbul Boğazı’nda böyle bir şey oldu mu?

Herkes biliyordu

Yaklaşık yüz yıldır yaptığımız bu sınır ticaretinde, resmi olmasa da, askerlerle yapılan bir anlaşma söz konusuydu. Getirilen mallardan (sigara gibi) askerler de yararlanırdı. Sınır ticareti yapılan güzergâh karakola yakın bir mesafede olduğu için askerler gidiş geliş saatlerimize kadar biliyorlardı.

Her gece yaklaşık 200 kişi sınırı geçerdi. O gece ise, pek çok grup kaçağa çıkmadı. Giden iki grup söz konusuydu ve ikinci gruptan da pek çok kimse, yolun yarısında geri döndü. Dolayısıyla bu planlı katliamdan köylülerin bir kısmının da haberi vardı. O gece geri dönen grup “Heronları gördüğümüz için geri döndük” gibi cevaplar verdiler. Burada ilginç olan şey şu: Heronlar her zaman köyün üstünde olurlardı zaten. Olay gecesinde askerler köylülerin önünü kestiler. Nitekim katliam gecesi birinci grupta olan kardeşim Adem Ant, halamı arayıp “Askerler yolumuzu tutmuş, ne yapalım şimdi?” derken bombalama başlıyor.

28 Aralık 2011’in saat 21.45’inde başlayan ilk bombardımanda oğlunu kaybedenlerden biri olan Ubeyt Encü, köyün tepesindeki karakolun komutanını arayarak “Bombalamayın, bizim çocuklarımız orda” deyince, komutandan aldığı cevap şu oldu: “Biliyoruz, haberimiz var, biz korkutmak amaçlı yapıyoruz!” Başka köylüler de karakolu arayıp oradakilerin köylü olduklarını bildirdikleri halde aradan 45 dakika geçtikten sonra bu kez ikinci grup bombalandı.

Katliamdan yaklaşık iki ay önce köylülere ateş edilmişti. Hatta o gece kardeşim de yaralanmıştı. Ona “Sakın bir daha gitme” demiştim, o da “Bir şey olmaz, korkutmak amaçlı yapıyorlar” cevabını vermişti. Bu açık katliam inkâr edilerek “hata” sözcüğünün arkasına saklandılar. O gece sınırdakilerin köylü oldukları komutanlarca bilindiği halde yetkililer “Aradakileri Ahmet mi Mehmet mi olduğunu bilemeyiz” gibi cevaplar vererek olayın üstünü örtmeye çalıştılar.

Hata ve teşekkür

Olay 12 saat boyunca Türk medyası tarafından saklandı. Kardeşlerimiz can çekişirken televizyonlarda gördüğümüz şey efendilerin yılbaşı hazırlıklarıydı. Olayı yurt dışındaki kanallardan öğreniyorduk. Hiçbir yetkili olaya ilişkin en ufak bir açıklama yapmadı. Katliamdan sonra yetkililerin yaptığı ilk açıklama olayın bir hata olduğuydu. Hüseyin Çelik olayın bir operasyon kazasından ibaret olduğuna dikkatleri çekerken, Başbakan yapılan operasyondan dolayı Genelkurmay’a teşekkür edip hemen akabinde yavrularımıza fiyat biçti: “Hataysa hata, tazminatsa tazminat!” İdris Naim Şahin ise, “Özür dilenecek bir durum yok, O çocukların orda ne işi vardı? Ölmeselerdi yargılanacaklardı’’ diyerek dehşet tablosunu tamamladı. Bu nasıl bir hata? Madem hataydı, bu teşekkür nereden çıktı?
Katliam sonrası yetkililerce yapılan açıklamada “MİT Müsteşarlığından gelen yanlış istihbaratla operasyonun gerçekleştirildiği” bilgisi verildi. Ancak MİT Müsteşarlığı Basın ve Halkla İlişkiler tarafından medyaya yapılan açıklamada şu sözler sarfedildi: “Öncelikle şu gerçeği bir kez daha ifade etmek isteriz ki; 28 Aralık 2011 tarihinde hayatını kaybeden 35 vatandaşımız ile ilgili olabilecek grup, yer, tarih, sayı ve geçiş güzergâhlarına ilişkin Teşkilatımızca herhangi bir istihbarat paylaşımı gerçekleştirilmemiştir.” Bu çelişkili açıklamalar, katliamın planlı yapıldığının bariz kanıtlarından başka bir tanesidir.
Katliamın gerçekleştiği günden bu yana Roboski’ye yönelik suçlamaların ardı arkası kesilmedi. Terör örgütü figüranı, dolap beygiri gibi yakıştırmaların yanı sıra oradakilerin insan olduğu unutuldu, insanlık unutuldu. Yetkililer her fırsatta katliamda hayatını kaybedenleri “şeytanlaştırarak” katliamı meşrulaştırdılar.

Bir yıl oldu ama...

Katliam birinci yılını doldurmasına rağmen, hâlâ tek bir kişinin bile ifadesi alınmadı. Olaydan bu yana sadece bir komutanın görev yeri değiştirildi. Gerekenleri yapıyoruz diyerek bizi oyalamaya çalıştılar. Katliamı gündeme getirenlere karşı bir cephe oluşturuldu, “çok konuşuyorsunuz, paranızı verdik daha ne istiyorsunuz” gibi söylemlerde bulanarak çocuklarımıza fiyat biçtiler ve bizi susturmaya çalıştılar. Yetkililer olayla ilgili konuşmuyor, yöneltilen sorulara cevap vermiyorlar. Nitekim kısa süre önce Başbakan, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in “Uludere’ye ne oldu?” sorusuna şu cevabı verdi: “Sen işine bak!” Olay sıradanlaştırıldı. Faillerin sorgulanması gerekirken katliamda yakınlarını kaybedenlere yönelik suçlamalar ise sürüyor. Katliamla ilgili tek kelime söyleyen kişiler bile susturulurken biz hâlâ aradan geçen bu sürede rağmen adalet talebiyle “Roboski” demeye devam ediyoruz.

NARİN ANT
 Katliamda ölen 18 yaşındaki Adem Ant’ın ablası

Radikal 2 / 23/12/2012

 

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1113367&CategoryID=42

 

 

 

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur