DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Qazi Mıhemed savunma ve vasiyet



Kurdinfo:01:04 - 27/12/2012

Kürt ulusu–toplumu var olmaya giden yolda çok ciddi handikaplar yaşıyor.


    

Kürt ulusu–toplumu var olmaya giden yolda çok ciddi handikaplar yaşıyor. Söz konusu sıkıntıların çok önemli sosyal, siyasal ve toplumsal nedenleri var. Bunun neden ve niçinlerine yanıt bulmak bu yazının konusu değil. Daha çok Kürt tarih yazımına veya tarih bilincine dair olguları Qazı Mıhamed ve arkadaşlarının mahkeme karşısındaki tavır ve tutumlarını, savunma ve vasiyetlerini konuşarak, onların o vakarlı ve mağrur duruşlarını, boyun eğmezliklerini, ülkeye ve halka olan derin bağlılıklarını, sadakatlarını, kararlılıklarını ve kahramanlıklarını irdeliyerek bu eşsiz mirası yeniden gündemleştirerek; siyaset için, yurtseverlik için,liderlik için Kürt tarihindeki bir eşiğe bir dönüm noktasını işaret etmek istiyorum.

Bu yazıda Qazi Mıhemed ve arkadaşlarının yargılanması ve idam edilmelerine kadar süreç İranşehinşah ordusunda yüz başı olan Kıyamers Salih tarafından kaleme alınmıştır. Yüzbaşının tanıklıkları (Tac Kıyan bröşürü-İran genel kurmay yayını, Mehname dergisi 44-75 sayılar arası İran genel kurmay yayını) Kıyames Salih gözlemlerini, buralarda yayınlamış, bu yayınlar Şahın güvendiği yüksek rütbeli subaylar ve devlet adamları tarafından okunmuştur. Sonrada bu raporlar İran gizli servis arşivinde saklanmıştır.

Yerel ve uluslar arası saldırılar sonuçu genç Mahabad Kürt Cumhuriyeti yıkılır. Cumhur başkanı Qazi Mıhamed ve arkadaşları 29 Kasımda tutuklanırlar.Yargılanmalarıiçin Tahran hükümeti tarafından özel bir mahkeme heyeti atanır. Gulam Husen Ezimi başkanlığında ve savcı Hesen Kufanyan ile hakim Sergurd Cafer Sani’ den oluşan mahkeme komitesine albay Emir Haşeng Xılitbari gözetiminde 06 Aralıkta yargılamayı başlatırlar. Kararın Tahran hükümeti tarafından önceden verilmişolmasından ötürüde, mahkeme veya yargılama usülün yerine getirilmesinden öte bir amaç taşımıyordu. Mahkeme bütün oturumlarını bir kaç saat içinde tamamlayarak idam kararı verip onaylıyordu.

QAZİ MIHEMED’E YÖNELİK İRAN MAHKEMESİNİN SUÇLAMALARI

-Merkezi devletin onayı ve kararıolmadan %51 Rus devletine ve %49 Kürdistan cumhuriyetine olmak şartıyla, Rus devletiyle petrol ticaraet anlaşması yapmak.

-İran ülkesinin haritasını degiştirip, yeniden belirlemek Mahabat, Ormiye, Kirmanşah, Sini, Tewris ve İlam olmak üzere altı vilayeti İran’dan ayırmak.

-Kürdistan cumhuriyeti için, Rus bayrağına benzeyen ve üzerinde çekiç-orak bulunan bayrağın kabul edilmesi, Kürdistan hükümeti için Qazi Mıhamed in resminin üzerinde bulunduğu ve Rus rublesine benzeyen Kürdistan adıyla para bastırmak.

-Kürdistanın dört parçasını (İran, Irak, Türkiye ve Suriye) kapsayan büyük Kürdistan haritası yapmak.

-İrana yabancıların getirilmesi,İran topraklarının bir kısmının idaresini onların idaresine bırakılması. Örneğin Mela Mustafa Barzani.

-İran devletine şehinşahına saldırı ve tehditte bulunmak.Şehin şahına karşı Kürt halkını başkaldırıya teşvik etmek ve savaşmak.

-İran hükümetine karşı Rus hükümetiyle anlaşma yapmak ve İran toprakları içindeki Rus işgalci kuvvetlerine yardımcı olmak.

-Yurt dışına heyet gönderip, yurt dışından heyet kabul etmek, Rusya’yı ziyaret ederek, Rusya, Azerbeycan Cumhurbaşkanı Bakırof ile resmi toplantı yapmak.

-Özellikle kürt olmayan bölge yöneticilerinin tutuklanması, öldürülesi, evlerinin yıkılması ve mallarının yakılması

Qazi Muhammed üç maddenin haricinde bütün suçlamaları şiddetle redederek şunları kabul eder.


1-
Azerbeycan Bakü’sünü ziyaret etmek ve Bakirof’la görüşmek.


2-
Bayrağı varlığını kabul eder, fakat Rus bayrağında var olduğu gibi çekiç ve orak amblemini rededer.

3- Mela Mustafa Barzani’nin Mahabata gelişini kabul eder, fakat Barzani’nin iradesiyle geldiğini ve kimsenin onu getirmediğini söyler “Çünkü o kürt’tür ve Kürdistan her kürdün evidir. İsteyen her kürt Kürdistan toprağının her karışında yaşama hakkına sahiptir. Çünkü bu ev sahibi olma hakkıdır”

Qazı Muhamed ve arkadaşlarının yargılanmasından üç ay sonra yeniden yargılanmaları için İran Genel Kurmayıtarafından yeni bir mahkeme oluşturulur. Yeni mahkeme heyetinden Albay Beza Nikuzade, (hakim), Albay Recep Eta (mahkeme heyeti başkanı) Şerwan Nebewi (davaya hükümet tarafından avukat olarak atanmıştır).

Qazı Muhammed ve arkadaşları 114 sayfalık bir savunmayı mahkemeye sunsalar bile bu dosya mahkeme heyeti tarafından okunmadıbile, Mahkeme heyeti şehinşahla bizzat tanıştırılarak telkinler almanın yanısıra Genel kurmayla temaslarınıda sıkı bir şekilde sürdürdü.

08.01.1947 de yargılamalar yeniden başlatıldı. Önceki suçlamalarına devam eden mahkemede Qazı 3 maddenin dışındaki suçlamaları şiddetle red ederek savunmasını sürdürdü Savunma esnasında oldukça diri soğuk kanlı, sakin cevaplar verdi.

Bu tutumu mahkeme başkanını oldukça sinirlendirdiği için Qazı’ ye bağırarak çok sert bir uslup takınması üzerine Qazi Muhammed “siz iftira ediyorsunuz, siz dinsizsiniz Allahı’da tanımıyorsunuz kitaba ve ahret hesabına da iman etmiyorsunuz. Akılsızsınız, mertliğinde zerresi yok sizde. Neden bütün ve iftiraları bize isnat ediyorsunuz, eğer doğru konuşuyorsanız bir belge ile ispatlayınız”.

Mahkeme başkanı Qazi’nin sözlerine çok kızıyor Qazi’ye dönerek “Kürtler köpek sıfatındadır”  Bu hakimin öfkeli ve hakaret içeren sözlerine karşın çok sakin bir şekilde ona şu cevabı veriyor “Köpek namussuz, şerefsiz sizsiniz ki kendiniz halka karşı, yasalara karşı, hiç bir sınır tanımıyorsunuz. Namussuz, sonuç olarak sen ancak senden önceki namussuzun verdiği kararı infaz edebilirsin ondan fazla elinden bir şey gelmez. Ben suçsuz olduğuma inanıyorum ve çoktan beri bu yolda ölmeye hazırım ulusumun özgürlüğü için ölüyorum. Bu şerefli ölümden onur duyuyorum. Bunu kendim için Allah’ın bir rahmeti olarak görüyorum.

Sözlerini bu şekilde sonuçlandırdıktan sonra artık konuşmayacağını, mahkemenin hiç bir sorusuna cevap vermeyeceğine dair kararını bildirdi. Bu tepki üzerine mahkeme oturuma ara vermek zorunda kalıyor. Sorulara cevap vermemesiısrarı üzerine “Benim idam edileceğim kararı verilmiştir. Ulusuma verdiğim söz ve peyman odur ki; Ulusumla birlikte yaşayacağım. Ve onun için öleceğim. Simdi nasıl olur ki ulusuma verdiğim söz ve ettiğim yeminden vazgeçeceğim; Bu nedenle bütün namussuzluk mahkeme başkanıolan Albaydan kaynaklanıyor. Ben o adamın sorularını yanıtlamamam, eğer başka biri varsa soru sorsun;

Qazi Muhammed’in konuşmayacağı anlaşılınca mahkeme heyeti çaresiz bir şekilde Albay Nıkuzad yerine, mahkeme başkanı olan Albay Recep Eta’yı mahkemenin yargıcı yapmak zorunda kalıyor.

Birinci soruda başlayarak sorular yeniden soruldu. Neden merkez devletin onayı ve kararı olmadan Rus devleti ile petrol ticareti antlaşması yaptınız?

Qazi gülerek “Hangi petrol ticaret yapmak için elimizde hangi petrol kuyuları ve şirketleri vardı. Eğer bizi cambazca birşekilde suçlamak istiyorsanız, öyle suçlama ve iftiralarda bulunun ki biraz doğruluk payı olsun. Anlaşılan o ki siz Mahabad şehrinin içinde geçen nehrin suyunda petrol olarak görüyorsunuz doğrusu çok bilinçsiz bir şekilde bizi suçluyorsunuz. Bize yaptığınız suçlamaların temeli yotur.

İranla yabancıları getirdiğine dair soruya verdiği yanıt; “ Mela Mustafa Barzani Kürdistan’a gelen bir yabancı değildi ve değildir, hiç kimse onu getirmemiştir Kürdistan her kürdün evidir. Şartlar öyle gerektirmiş, o da evinin bir bölümünden öteki bölümüne geçmiştir.

Bu arada Albay Nikuzad sarı kırmızı yeşil renkte ve üzerinde çekiç ve orak resminde olan bir kumaş parçasını çantasından çıkarttı ve Qazi Muhammed’e göstererek şöyle dedi “İşte bütün hükümetin bayrağın ve teşkilatın bu değil mi “ (Albay bayrağa tükürerek ayaklarının altına alıp çiğnedi).

Qazi cevabında “Birincisi göstermişolduğun bayrak kesinlikle Kürdistan bayrağı değildir. Çünkü bizim bayrağımızın üzerinde orak çekiç resmi yoktur ikincisi bu davranışın senin ahmaklığının, şuursuzluğunun göstergesidir çok iyi biliniz ki hakaret etmek için eliniz hiçbir zaman Kürdistan bayrağına yetişmeyecektir. Bir gün gelecek ki o bayrak şu anda yargılanmakta olduğum mahkeme binasının üzerine dikilecek ve dalgalanacaktır. Ben Kürdistan bayrağını Mela Mustafa Barzani’ye emanet etmişim ve onun omuzlarında bu dağdan öteki dağa, bu şehirden öteki şehre bu ülkeden öteki ülkeye taşımakta, ta ki bir gün Kürdistan dağlarına ve diyarlarına dikilip dalgalanana kadar, çok iyi biliriz ki o gün gelecektir.

Mahkeme Mela Mustafa Barzani’den bahsetmesine karşılık ; “ Mela Mustafa Barzani’den vazgeç yabancı biridir.  Mahkemenin işi ve görevi dışında size bütün özelliklerini anlatmam. Siz de bir bütün olarak Barzani’yi tanıyamazsınız, çünkü size ona düşman tarafı olarak bakıyorsunuz. Genede birkaç cümle ile anlatayım Tarihte ne kadar kahraman, yigit, direnşci, şerefli, hümanist özgür korkusuz ve öngörülü büyük şahsiyetler var olmuşsa Barzani onlardan biridir. Allah’a ve dine İslam dinine önderine inanmış biridir. Müslüman milletinde nasıl ki doğruluk, dürüstlük ve sadakat varsa bütün bu özellikler Barzani’de de vardır

Mahkeme başkanı Eta neden Albay Nikuzad’a çok kızdınız diye sorar “Şu anda uğruna ölümle yargılandığım bu ulusun onurunu rencide etme fırsatını hiç kimseye vermem şu anda ulusumu rencide edecek ve küçümseyecek namertçe bir davranışı nasıl kabullenebilirim. Sadeceşunu söyleyebilirim; Kürt ulusunu rencide edecek alçak ve namert bir kişiliğe fırsat vermem. Saygısızlığınızı hoş göremem. Ulusum için ölmek ve şehit olmak ! Allah tan istediğim kabul edildi. Bağışlayan yüce Allah’ın huzuruna yüzümün akıyla gideceğimi umut ederim.”

Yargıç tekrar sordu;”Mela Mustafa Barzani buradan ayrıldıktan sonra ,seninle ne tür ilişkileri oldu. Eğer ilişkiniz olduysa hangi gün ve nasıl oldu.”

Qazi;”Şino ve Nıxede bölgesine ulaşana kadar ilişkimiz vardı.Oradan uzaklaştıktan sonra ilişkimiz kesildi. Ondan haber alamadım.”

Yargıç;”Mela Mustafa Barzani ile ilişkileriniz olduğu zaman,seni kurtarmak için ne planlar yapmıştı.”

Qazi;”Mela Mustafa Barzani onunla beraber gitmemi çok istiyordu.Henüz ben tutuklamadan bana şunu dedi;Ben İran devletine karşı suçsuz olduğunu dillendiremem.Mela Mustafa Barzani bana siz acemlerin doğru resmini çizdi,sizin kim olduğunuzu kavrattı.”

Albay Eta sordu;”o resmin nasıl olduğunu,bize göstere bilirmisin/ anlata bilirmisin.”

Qazi Mıhemed ; “Doğrusu Barzani sizi herkesten çok iyi tanımış. Barzani bana şunu dedi;hiçbir halk ve millet acemler gibi değildir.Acemler güç kuvvet sahibi olduğu zaman onlardan daha zalim, daha acımasız ve vicdansız olamaz. Boyunduruk altında bulundukları zaman da, hiç kimse onlar gibi iktidar sahibine ricacı ve mazlum görünmeyi bilmez ve edemez. Güç/iktidar sahibi oldukları zaman ellerinden ne geliyorsa yaparlar. Boyunduruk altında olduğu zaman da geçinmek için ne gerekiyorsa yaparlar. Bundan dolayı suç işlemediğim için acemlerin seni hoş karşılamayacaklarında dair bir beklentin olmamalı.

Albay Eta tekrar sordu; “Barzani ile gitmediğin için pişman değimlisin?”

Qzai Mıhemed; “Eğer yüce Allah’ım bu şekilde önüme engel çıkarmazsa, pişman değilim. Çünkü ben, onlarla yaşayacağıma onlarla öleceğime dair, kürt ulusuna söz vermişim. Biliyorum ki, eğer ben giteydim ve elinize düşmeseydim, benden intikam almak için mahabat halkından ve kürt milletinden çok sayıda insanı öldürecektiniz. Bunun için rahatım. Birincisi, suçsuz olarak öldürüleceğim. İkincisi, vermiş olduğum sözü yerine getirmiş olduğum için umut ederim ki Allahın ve kürt milletinin yanında, dünyanın ve kıyametin en sevimli insanı olurum.”

Albay Eta sordu; “ Tutuklandığın zaman, Mahabat civarında bulunan Barzani’nin bir planı varmıydı?”

Qazi Mıhemed “Evet Barzani bana haber gönderdi, neşekilde olursa olsun herhangi bir gece çok sayıda peşmergeyi gönderip beni zındandan kurtarabileceğini söyledi. Mela Mıstafa’nın amacı, öldürülmeden önce beni zındandan kurtarmaktı.”

Albay Eta; “Neden plan işlemedi?”

Qazi Mıhemed; “ Ben kendim istemedim

Albay Eta; “Neden kurtulmak istemiyodun?”

Qazi Mıhemed; “Birkaç nedenden dolayı

Albay Eta; “ O nedenler neydi?”

Qazi Mıhamed; “ Birincisi ulusuma vermiş olduğum söz ve anlaşmaydı. İkincisi ise daha çok kan akmaması içindi. Bilhassa ben yaşamımda ölüm ve öldürmeden dolayı üzülüyorum. “

Albay Eta; “Doğrusu sen kendine mi üzülüyordun yoksa Barzanilere mi? Yoksa bizim subaylara mı üzülüyordun?”

Qazi Mıhemed; “Allah’a inanın ki, ne kendime üzülüyorum ne de sizin subaylarınıza… ben Kürtlere ve Barzanilerin gençlerine üzülüyorum. Eğer bu olmasaydı ben karar vermiştim ve her halükar da öldürüleceğimi biliyordum.

Albay Eta; “Barzanilere ne kadar üzüldüğünü anlatamilirmisin?”

Qazi Mıhemed; “çünkü mela Mustafa ve Barzaniler kürt ulusunun gelecek umududur. Bende Kürdistan bayrağını onlara emanet ettim. Onlar o bayrağı koruyacaklar. Kürdistan bayrağı günü gelene kadar onların yanında kalacaktır. O bayrak Albay Nikuzad’ın tükürüp ayakları altında çiğnediği bayrak değildir. Allahtan umudum odur ki, o bayrak Barzani’nin kuvvetlerinin eli ileşu an içinde yargılandığım bu evin üstüne ve bütün Kürdistan dağlarına dikilip dalgalansın

…...

Yargılanması bu minvalde sürüp giden Qazi Mıhemed mahkeme karşısında bir kere bile eğilip bükülmeden, aman dilemeden, tereddüte düşmeden kürt ve Kürdistan davasına bağlılığını her halükarda göstermiştir. Uzlaşma ve teslim olmayı aklının ucundan bile geçirmemiştir. Onuruna ve kişiliğine söz söyletmemiştir. Karşısındaki mahkeme heyetinin saygısını kazanmayı bildiği gibi, onları ve İran rejimini sanık sandalyesine taşıyıp yargılamıştır. Metaneti, merhameti, yaklaşımları, soğukkanlılığı ve cesareti ile kürt tarihinde haklı olarak kendine çok özel bir yer edinmiştir. Artık bundan böyle Kürtler için vatan Qazi Mıhemed’in aziz hatırasıdır. Onun aziz anısı yiğitliği,cesareti, kahramanlığı mutlaka ama mutlaka kürt toplumunda karşılığını bulmalıdır.

…….

Qazi Mıhemed ve arkadaşlarının yargılanması için ikinci defa atanan mahkeme gecenin onikisinde idam kararını açıkladı ve yarım saat sonra onayladı. Mahkeme heyeti ölüm kararını tahrandan gelen talimatlarla veriyor. İdamların gerçekleştirilmesi görevi bu mahkeme tarafından yürütülüyor. Mahabad Kürt Cumhuriyetini ilan ettikleri Çarçıra Meydanında 31/03/1947’de idam edilerek öldürülüyorlar.

…….

Qazi Mıhemed arkasında kürt ulusuna bir vasiyet bırakarak hakkın rahmetine kavuşuyor.

 

Bağışlayan ve Yüce Allah'ın adıyla,

Ey Kürt halkı!


Değerli kardeşlerim!

Zulüm ve baskı gören halkım!

 

Ben ömrümün son saatlerini yaşıyorum. Allah aşkına artık birbirinize düşmanlık etmeyin, sırt sırta verin, zorba düşmana ve zalimlere karşı durun. Kendinizi düşmana bedava satmayın.

 

Kürt halkının düşmanları çoktur, zorba ve acımasızdırlar. Her halkın, ulusun başarısembolü, birliktir, işbirliği ve dayanışmadır. Birliğini sağlamayan, uyumu olmayan her halk, her zaman düşmanın baskısına maruz kalır, ezilir. Kürtlerin, yeryüzünde yaşayan öteki halklardan eksik bir yanı yoktur. Hatta siz yiğitliğinizle, fedakârlığınızla, baskıdan kurtulan halklardan daha ileridesiniz. Düşman, işinin gerektiği kadarıyla sizi ister ve işi bittikten sonra size hiç acımaz, sizi hiç affetmez. Düşmanlarının baskısından kurtulan halklar da sizin gibiydiler, ama onlar kurtuluş için birliklerini sağlamışlardı. Yeryüzündeki tüm halklar gibi artık siz de ezilmeyin. Birlik olursanız, birbirinizi kıskanmazsanız, kendinizi düşmana satmazsanız, siz de kurtulursunuz.

Kardeşlerim,

 

Artık düşmanlarınıza aldanmayın, Kürtlerin düşmanları hangi ulustan ve guruptan olurlarsa olsunlar, düşmanlarımızdırlar, merhametsizdirler, vicdansızdırlar, size acımazlar. Sizi birbirinize kırdırırlar, yalan dolanlarla, para-pulla sizi karşı karşıya getirirler. Kürt halkının düşmanları içinde en zalimi, en mel'unu, en Tanrı tanımazı, en acımasızı Acem (İran)'dır. (İran) Kürtlere yönelik her türlü suçu işlemekten geri kalmaz, tüm tarihi boyunca Kürtlere düşman olmuş, kin gütmüştür, gütmektedir. İsmail Ağa'yı (Simko), kardeşi Cevher Ağa'yı, Mengur'lu Hamza Ağa'yı ve daha nicelerini, Kuran'a yemin ederek kandırdılar, kalleşçe öldürdüler. Onlar, Acemlerin kendilerine iyi davranılacağına dair Kuran üzerine ettiği yemine safça inandılar. Bugüne kadar olan tarih boyunca hiç kimse, Acemlerin sözlerine sadık kaldıklarını, Kürtlere verdikleri sözü tutup vaatlerini yerine getirdiklerini görmemiştir. Küçük bir kardeşiniz olarak size diyorum ki, Allah aşkına, birbirinizi tutun, birbirinize destek olun. Emin olun ki, eğer Acem size bal veriyorsa mutlaka içine zehir katmıştır. Acemlerin yalan vaatlerine, sözlerine kanmayın, eğer Kurana bin kez el basıp söz verse de amacı sizi kandırmaktır, hile yapmaktır.

 

Ben ömrümün son saatlerini yaşıyorum. Diyorum ki size doğru yolu göstermek için elimden gelen her şeyi yaptım, canla başla mücadele ettim, bu uğurda gevşek davranmadım. Şimdi de size diyorum ki artık Acemlere inanmayın, onların Kuran'a el basarak verdikleri söze inanmayın. Size nasihat ediyorum ki yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız, malınız onlara helaldir.

 

Benim verdiğim söz "Sizi kötü kalpli düşmanın eline bırakıp gitme" değildi. Ben geçmişimizi ve Acemlerin söz vererek, hileyle kandırıp yakaladığı,öldürdüğü büyüklerimizi çok düşündüm. Onlar her zaman aklımdaydılar ve ben hiç bir zaman Acemlere güvenmedim. Ama onlar buraya (Mahabad) dönmeden önce, yolladıkları mektuplarla, elçi olarak gönderdiği ünlü Kürt ve Farslarla, Acem devletinin, Şah'ın kendisinin kötü amaçları olmadığına, Kürdistan'da bir tek damla kan akıtmayacaklarına dair söz verdiler. Onların verdikleri sözün neticesini şimdi siz kendi gözlerinizle görüyorsunuz. Eğer aşiret reislerinin ihaneti olmasaydı, onlar kendilerini Acem hükümetine satmasaydılar, bunlar da bizim ve Cumhuriyetimizin başına gelmezdi.

 

Sizlere nasihatim, vasiyetim odur ki; çocuklarınızı okutun. Eğitim dışında, bizim diğer halklardan hiç bir eksiğimiz yoktur. Halklar kervanından kopmamak için okuyun, okumak düşmana karşı en etkili silahtır.

 

Emin olun, bilin ki, eğer uyumunuz, birliğiniz, eğitiminiz iyiyse, düşmana karşızafer kazanırsınız. Benim, kardeşimin ve amcaoğullarımın öldürülmesi, gözünüzü korkutmasın. Amaçlarımıza ulaşana kadar daha bizim gibi birçok kişi, bu yolda öleceklerdir.

Eminim ki bizden sonra da başka kişiler riyakârca aldatılarak ortadan kaldırılacaktır.

Eminim ki bizden sonra birçok kişi, bizden yetenekli ve bilinçli de olsalar, Acemlerin kurduğu tuzağa düşecekler. Ama umut ederim ki bizim ölmemiz, bağrı yanık Kürtlere, ibret olur, ders alırlar.

 

Size bir diğer vasiyetim de şudur: Halkın mutluluğunu, iyiliğini isteyin. Halk sizin yardımcınız olursa, eminim ki siz de Allah'ın yardımıyla başarıya ulaşırsınız. "Sen niye başarıya ulaşamadın" diyebilirsiniz. Cevap olarak diyorum ki, "Vallahi ben başarılı oldum. Ben halkın ve vatanın uğruna malımı, canımıveriyorum. Bundan daha büyük bir başarı, nimet olur mu?" İnanın ki ben her zaman Allah'ın, onun resulü, halkım ve vatanın huzuruna yüz akıyla çıkacak bir ölümü istedim. Bu, benim için bir zaferdir.

 

Sevdiklerim, Kürdistan tüm Kürtlerin evidir. Her evde, ev sakinlerine bildikleri iş verilir. Artık ötekilerin kıskanma hakkı yoktur. Kürdistan da böylesi bir evdir. Eğer siz birisinin bu evde çalışabileceğini biliyorsanız, bırakın çalışsın.

 

Onun işine taş koymak olmaz artık. Sizden birisinin omuzlarında büyük sorumluluklar olmasından, yerine getireceği, sorumluluk duyacağı bilinenlerin payına büyük işler düşmesinden ve onun da bu işleri yapmasından üzüntü duymak olmaz. Emin ol ki Kürt kardeşin kindar düşmandan daha iyidir. Eğer omuzlarımda büyük sorumluluk olmasaydı, ben bugün darağacı altında olmayacaktım. Birbirinize karşı tamahkar olmayın. Bizim emirlerimizi yerine getirmeyenler, sadece emirleri yerine getirmemekle kalmıyorlardı, bize tam bir düşman gibi davranıyorlardı. Şimdi onlar çocukları arasında ve derin uykudalar. Biz kendimizi halkın hizmetçisi olarak gördüğümüz için, halka hizmet ettiğimiz için darağacının altındayız ve ben son saatlerimi vasiyetimi yazarak geçiriyorum. Eğer omuzlarımda büyük bir sorumluluk olmasaydı, ben de çocuklarımın arasında, derin uykuda olurdum. Oysa ben şu anda ölümünden sonra yapmanız gerekenler konusunda nasihatlerimi yazıyorum. Ve eminim ki eğer sizden biri benim sorumluluğumu almış olsaydı, şimdi o darağacı altında olacaktı. Allah'ın rızasını almak için, halkının hizmetkârı olan bir Kürt olarak, omuzlarımdaki sorumluluk gereği aşağıdaki nasihatları ediyorum. Umud ederim ki, şu andan itibaren dersler çıkarır, nasihatlarıma uyarsınız, Allah'ın yardımıyla düşmana karşı zafer kazanırsınız.

 

1- Allah'a, peygambere (Allah'ın selamıüstüne olsun) ve Allah'ın yanında olan her şeye inanın, iman edin, dini vecibeleri yerine getirmede güçlü olun.

 

2- Aranızdaki birlik ve uyumu koruyun, birbirinize kötülük yapmayın, özellikle sorumluluk ve hizmet alanında tamahkâr olmayın.

 

3- Düşmanın sizi aldatmaması için, eğitim seviyenizi yükseltin.

4- Düşmana özellikle Aceme inanmayın. Çünkü Acem birkaç açıdan sizin düşmanınızdır. Dininizin, ülkenizin, halkınızın düşmanıdır. Tarih ispat etmiştir ki Kürtler aleyhine sürekli bahane aramıştır. En küçük suçlarda dahi Kürtleri öldürüyorlar, Kürtlere karşı her türlü suçu işlemekten geri kalmıyorlar.

 

5- Bu dünyada, birkaç günlük ve önemsiz bir bir yaşam uğruna kendinizi düşmana satmayın, çünkü düşman düşmandır, düşmana güvenilmez.

 

6- Birbirinize, siyasi, maddi, manevi ve namus alanlarında ihanet etmeyin. Çünkü hain, Allah'ın, insanların huzurunda suçludur, ihanet döner haini vurur.

 

7- Eğer sizden birisi, ihanet etmeden işini yapıyorsa, kendisine yardımcı olun, kıskançlık ve tamah için kendisine karşıdurmayın, ya da Allah göstermesin onun hakkında yabancıların ajanı olmayın.

 

8- Bu vasiyetimde cami, hastane ve okullar hakkında yazdıklarımın yerine getirilmesini talep edin, bunlardan yararlanın.

 

9- Diğer halklar gibi baskı ve zulümden kurtulmak için mücadele etmekten geri durmayın. Dünya malı önemli değildir. Eğer vatanınız varsa, özgür ve serbestseniz, o zaman her şeyiniz var demektir, malınız, mülkünüz, devletiniz, ülkeniz, saygınlığınız da olacaktır.

 

10- Allah'a olan can borcu dışında, kimseye borcum olduğunu zannetmiyorum. Ama eğer az ya da çok, borçlu olduğum birisi çıkarsa, ben geriye çok mal-mülk bıraktım, gidip varislerimden borcunu istesin.

 

Birbirinizi tutmadığınız müddetçe başarılıolamazsınız. Birbirinize zulüm etmeyin. Çünkü Allah zalimleri çok erken yok eder. Zulüm ortadan kalkacak, bu Allah'ın sözüdür, Allah zalimden intikam alır.

 

Bu sözleri kulağınıza küpe edeceğinizi umud ediyorum. Allah sizi düşmanlarınız karşısında zafere ulaştırsın. Sadi'nin buyurduğu gibi:

Amacımız nasihatti, yaptık.

Sizi Allah'a havale ettik, gidiyoruz.

Halkının ve vatanının hizmetçisi Qazî MIHEMED

…….

Qazi Mıhemed’in hayatı, yaşamı, mücadelesi istedim ki dert olsun, ders olsun, ibret olsun…

                                                                                                       

“Baze Kurdistan isimli internet sitesindeki Qazi Mıhemed, Sadri, Seyfi Gazi’nin savunması isimli yazıdan yararlanılarak yazıldı.”

Ayhan GÜNGÖR

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur