DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Dokunulmazlık kurumu kaldırılsın, hiç kimseye ve BDP milletvekillerine dokunulmasın…



Kurdinfo:13:16 - 9/12/2012

BDP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına gösterilen gerekçe de, düşünce ve ifade özgürlüğünün kapsamı anlamında sorunlu bir durum yaratıyor


 

 

Başbakan, BDP milletvekillerinin durumuna bağlı olarak, son günlerde “dokunulmazlık kurumunu”, “BDP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması” konularını tartışmaya açtı. Başbakanın açıklamalarından sonra da, kamuoyunda yazılı ve görsel basın yoluyla bu konular yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Arkasından BDP’nin 9 milletvekili hakkında meclise sunulmak üzere fezlekelerin hazırlanması tartışmayı daha güncel, daha dokunulur bir sorun haline getirdi. Dün ( 5 Aralık 2012) de, AK Parti Meclis Grubunda Başbakanın yaptığı konuşma ve grup toplantısının dokunulmazlık konusuna bağlı olarak basına kapalı yapılması; sorunu daha anlamlı ve daha acil hale getirdi.

 

Dokunulmazlık konusunda AK Parti içinde muhalefet seslerinin yükselmesi, sorunu kamuoyu düzeyinde ve AK Parti içinde daha da anlamlı bir noktaya taşımıştı. Bu nedenle, dokunulmazlık sorununun genel olarak ve özel olarak BDP milletvekillerinin dokunulmazlık sorununun tartışılması, daha bir derinlikli konum kazandı. Halen de bu tartışmanın yoğunlaşarak ve derinleşerek önümüzdeki günlerde tartışılmaya devam edileceği ortada.

 

Ben de, A HABER ve Kanal A Televizyonlarında bu konularla ilgili görüşlerimi anlatma ve aktarma olanağı buldum. Ayrıca bu görüşlerimi, yazılı bir biçimde, bir makale kapsamında kamuoyu ve okuyucularımla da paylaşmayı doğru ve uygun buldum.

 

Soruna, daha geniş, BDP Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasından öteye daha kapsamlı bir yaklaşım göstererek, sorunu çok yönleriyle ele alarak, daha yararlı bir çerçeve tayin edilebilineceğini düşünüyorum.

 

                                              *****

 

Yasama dokunulmazlığının kısa bir tarihçesi: İngiltere’de ilk dokunulmazlık kurumu benimseniyor…

Bilindiği gibi İngiltere, tarihsel ve içerik olarak demokrasinin en gelişkin olan ülkelerden biridir. İngiltere’de demokrasisi ve hak-özgürlükler çerçevesi, Manga Carta denilen toplumsal sözleşmeye dayanır.

 

Magna Carta veya Magna Carta Libertatum ("Büyük Özgürlük Fermanı"), 1215 yılında imzalanmış bir İngiliz belgesidir. Günümüzdeki anayasal düzene ulaşana kadar yaşanılan tarihi sürecin en önemli basamaklarından birisidir. Kralın bazı yetkilerinden feragat etmesini, kanunlara uygun davranmasını, hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesini zorunlu kılıyordu.

 

Vatandaşların özgürlüklerini belirlemekten çok, toplum güçleri arasında bir denge kuran Magna Carta, kralın sonsuz olan yetkilerini din adamları ve halk adına sınırlamıştır. Magna Carta’nın 39. maddesi, fermandaki en önemli ifadelerden biridir. Bu madde sayesinde günümüz hukuk sisteminin temelleri atılmıştır:

 

“Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.”

 

Bu sözleşme, İngiltere’de öyle bir gelenek yaratır ki, İngiltere yazılı Anayasa olmadan, devlet yapısını: Demokratik temellerde kuran, geliştiren, sürdüren bir ülke konumuna gelir.

 

Demokrasisi gelişkin İngiltere, Yasama Dokunulmazlığını 13. Yüzyılda benimser. Ama zaman içinde demokrasinin bir yaşam tarzı haline gelmesi ve kurumlaşmasıyla birlikte, düşünce ve ifade özgürlüğü öyle bir kapsam ve çerçeve kazanır, içselleşir ki; yasama dokunulmazlığı müessesesine ihtiyaç duyulmaz, ortadan kaldırılır.

 

Yasama Dokunulmazlığı, 1789 Fransız İhtilalinden sonra Kara Avrupasının Anayasalarında yer alır. Yasama dokunulmazlığı,  Kara Avrupa Devletlerinde “Kuvvetler Ayrılığı” prensibine göre yapılandırılır. Milletvekillerinin Yürütme ve Yargı kurumlarına karşı bağımsız ve özgür olmasını sağlayarak, bağımsız ve özgür faaliyetlerini yürütmek için benimsenir.

 

Demokrasinsin kurumlaşması, düşünce ve ifade özgürlüğünün içselleşmesi, fikir suçu denilen kavramın son bulmasından sonra, Kara Avrupa Devletlerinin birçoğunun anayasalarında yasama dokunulmazlığı kurumuna son verilmiştir. Anayasasında bu kurumu halen yaşatan devletlerde de, bu kurum işletilen bir kurum ve çok anlamlı bir kurum değildir.

 

Özcesi, demokrasilerde yasama dokunulmazlığını tartışmak, “abesle iştigaldir.”

 

                                    *****

 

Esas olan: Düşünce ve İfade özgürlüğüdür…

Yasama Donulmazlığı demek,  bana göre düşünce ve ifade özgürlüğü demektir. Demokrasisi gelişmiş bütün ülkelerde, düşünce ve ifade özgürlüğü sorunsuzdur. Bütün vatandaşlar, elbette milletvekilleri de bu alanda dokunulmazdırlar. Milletvekilleri, yasama görevlerini yerine getirirken, milletvekilliğini icra ederken, düşünce ve ifade özgürlüklerini sınırsız kullanmak durumundadırlar.

 

Herhangi bir vatandaş ve elbette milletvekilleri de, düşünce ve ifade özgürlüklerinin sonuçlarından yargılanmaya tabi tutulamazlar. Demokrasilerde, düşünce ve ifade özgürlüğünün sonucundan fikir suçu üretilemez, yaratılamaz. Vatandaşlar da, milletvekilleri de düşüncelerinden dolayı yargılanamazlar. Milletvekilleri düşünce ve ifade özgürlüğünün ürünlerinden dolayı, parlamento dışına çıkarılamazlar.

 

Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olmayan tüm eylemler, başka suç kavramları içinde ele alınır. O durumda vatandaşlara dokunulduğu gibi, milletvekillerine de dokunulur. Vatandaşlar da, milletvekilleri de yargılanırlar.

 

Çünkü esas olan hukukun üstünlüğüdür.

 

Düşünce ve ifade özgürlüğünün de demokrasiye, evrensel hukuka göre tanımlanması gerekir.

 

Amerika Yüksek Mahkemesi, deprem yaratmayan, tahrik edici olmayan, sarsıcı olmayan düşünceleri fikir kabul etmiyor. Hatta böyle olmayan muhalefeti de muhalefet kabul etmiyor.

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine dayalı olarak, düşünce ve ifade özgürlüğünü tanımlıyor.

 

Türkiye’de Avrupa Konseyi üyesi olduğu ve Avrupa Birliği aday üyesi olduğu için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili tanımını kabul etmiş durumda. Ayrıca Anayasanın 90. maddesinde uluslar arası sözleşmeler yerel kanunlardan daha öncelikli benimsenmiştir.

 

 

                                                 *****

 

Yasama Dokunulmazlığı, milletvekillerinin yetki ve sorumluluklarının sınırlarını bilme sorunudur. Eğer bir milletin ve memleketin milletvekilleri yetki ve sorumluluklarını bilemeyecek durumda ise; nelerin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında, nelerin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamı dışında olduğunu bilmeyecek durumda ise, asıl sorun budur.

Türkiye’deki sorun da budur. Asıl tehlikeli olan ve demokrasinin var olmadığının verisini sunan konudur.

 

                                            *****

 

Türkiye’de asıl başka sorun, mevcut seçim ve siyasal parti sistemi, en önemlisi de devletin üniter yapısından dolayı; Türkiye’deki etnik, dinsel, mezhepsel, düşünsel, sınıfsal çoğulculuğa göre bir çoğulcu demokratiklik, temsil etme, iktidarı paylaşma olmadığı için, yasama dokunulmazlığı oldukça sorunlu bir durumdur.

Türkiye’de milletvekilleri, Türkleri, Kürtleri, değişik etnik gruplardan olanları, değişik dinlerden ve mezheplerden olanları, değişik sınıfsal yapılardan ve düşüncede olanları temsil etmiyorlar.

Daha çok parti genel başkanlarını temsil ediyorlar. Bu nedenle, zaten her gün dokunulan insanlar konumundalar. Başbakan, Bahçeli, Kılıçdaroğlu, Öcalan düdük çaldığı zaman, eğer bütün partilerin milletvekilleri hizaya giriyorlarsa, o zaman zaten milletvekillerinin dokunulmazlığından bahsedilemeyeceği gibi; yasama dokunulmazlığına da gerek olmaz.

 

                                         *****

 

Yasama Dokunulmazlığı, demokrasisi gelişkin olmayan, düşünce ve ifade özgürlüğü içselleşmemiş olan, fikir suçunu benimsemiş olan devletlerde/ülkelerde milletvekillerine tanınan bir imtiyazdır.

Oysa demokrasilerde imtiyazlı gruplar olamaz.

 

Eğer bir siyasi sistemde imtiyazlı gruplar varsa, o sistemde demokrasi yoktur. Ya da bir demokrasi de imtiyazlı gruplar oluşmuşsa, o zaman, o demokrasi çürümeye ve yok olmaya mahkûmdur.

 

Ayrıca imtiyazlı grupların olması demek, vatandaşlara dokunulacağını peşinen kabul etmektir. Bundan daha tehlikeli bir şey olamaz. Ayrıca demokrasinin de var olmadığını itiraf etmekten başka bir şey olamaz.

 

                                          *****

 

Bütün bu anlattıklarımdan çıkarılacak sonuçlar: 1- Gelişmiş, hayat tarzı haline gelmiş, kurumlaşmış demokrasilerde; özellikle de çoğulcu, katılımcı, modern, ademi merkeziyetçi ve federal demokrasilerde; düşünce ve ifade özgürlüğünün içselleştiği, fikir suçunun olmadığı ülkelerde/devletlerde yasama dokunulmazlığına gerek yoktur. 2- Türkiye’de yasama dokunulmazlığının olması; gerçek ve hayat tazı haline gelmiş bir demokrasinin olmadığının en önemli işaretidir. 3- Milletvekillerine tanınan yasa dokunulmazlığı, yerleşik ve gelişkin olmayan demokrasilerde milletvekillerine bir imtiyaz tanımadır. Bu da diğer vatandaşlara dokunulacağını ve dokunulmakta olduğunu anlatır.

 

                                           *****

 

BDP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması isteğinde gerekçe:  BDP milletvekillerinin, Şemdinli’de PKK militanlarını kucaklamış olmalarıdır.

 

Başbakan Şemdinli’de PKK militanlarını kucaklayan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını isterken, PKK ile görüşme ve müzakere yapılacağını ileri sürüyor.

 

Bu yaklaşım, başlı başına garip, çelişkili, anlaşılmaz bir yaklaşım. PKK ile müzakereye oturulacağına göre, o zaman PKK’yı kucaklayanlarla müzakere yapılmaması ve onların dokunulmazlığını kaldırma talebi, olsa-olsa çok özgün ve genel prensiplere de uygun olmayan bir yaklaşım olur.

 

BDP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına gösterilen gerekçe de, düşünce ve ifade özgürlüğünün kapsamı anlamında sorunlu bir durum yaratıyor.

 

BDP milletvekillerinin davranışı, Türk kamuoyunun tümünün Kürt kamuoyunun bir kesiminin hassasiyetlerini zorlayan, tahrik edici, hatta sarsıcı nitelikte bir davranış. Ama bu davranışın, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olup-olmadığı sorunu tartışmalı da olsa, o kapsam içinde kabul edilmesi, evrensel hukuk kuralları açısından olanak dahilindedir.

 

En önemli konu, Türkiye’nin en büyük ve merkezi sorununun Kürt milletinin haklarının iade edilmesi, devletin Kürtlerin ve Türklerin devleti olacak şekilde yeniden yapılandırılmasıdır. Merkezi görev ve sorun bu olduğuna göre, sorunun çözülmesinde engel oluşturacak ikincil sorunlar yaratmamak gerekir.

 

BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması yeni bir siyasi krize yol açarak, asıl merkezi sorunu gözden uzak tutma, çözümsüzlük için koşullar yaratma olanağını ortaya çıkaracaktır.

 

                                                  *****

 

Bu nedenle asıl sorun, çoğulcu, katılımcı, kimlikleri benimseyen, çağdaş, ademi merkeziyetçi, otonom, federal demokrasiyi yapılandırma, kurulaştırma, içselleştirme, düşünce ve ifade özgürlüğünü evrensel hukuka göre tanımlama sorunudur.

 

Bu durumda, yasama dokunulmazlığına ihtiyaç olmayacaktır. Türkiye’de tartışmalı olan bu yasama dokunulmazlığına da gerek olmayacaktır.

 

Bu bağlamlarda, BDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları da kaldırılmamalıdır.

 

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur