DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Osman AYDIN: Turkiye’nin devlet politikası, Suriye’deki Kürtlerin kendi kendilerini yönetecek bir statüye sahip olmalarına karşıdır



Kurdinfo:16:05 - 25/11/2012

Kürtler ilk defa yoğun biçimde uluslaşma sürecini bu ölçekte yaşamaktadır.


 

Osman AYDIN: 1944 Karakoçan doğumludur. İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu, Elazığ Barosuna bağlı olarak 17 yıl serbest avukatlık yapmıştır. Kürt siyasetinde uzun yıllar aktif siyaset yapan Osman AYDIN son 20 yıldır Almanya’da yaşıyor. Turkiye Cumhuriyeti’nde İhtilafın Başı ve Muhtemel Çözüm Önerileri, 1925 Kürt Ulus Hareketi, Kurdistan’ın Demografisi ve Doğan CEREN’le yapılmış Kürt Tarihinde Bir Yaprak isimli nehir söyleşisi kitapları yayınlandı. Muhtelif Kürt gazete, dergi ve internet sitelerinde makaleleri yayınlandı ve buralara hala yazmaktadır.

 

* * *

Seîd VEROJ: Ortadoğu’nun bugünkü durumunu göz önünde bulundurduğumuzda başta Rusya, Çin, İran ve Suriye olmak üzere bu eksende hareket eden envai örgüt, amacı ve ideolojisi ne olursa olsun dikta rejimleri ve statükonun koruyucusu durumundadır. Bazıları bizatihi Soğuk Savaş döneminin aktörleri ve bir kısmı da o dönemin ürünü olan bu statükocu çizgi, Ortadoğu’daki değişim sürecini ne oranda etkileyebilir?


Osman AYDIN
: Saydığınız ülkeler ve benzerleri resmi ideolojilere sahip devletlerdir. İdeoloji statik bir karaktere sahiptir, bu temel karakter bu yapıların köklü değişimleri gerçekleştirmesini engeller. Bu ideolojik rejimler düzenledikleri formatların dışına çıkmaya niyetli ve hevesli değildirler. Köklü değişimleri gerçekleştirebilecek dinamizmleri yoktur. Bu bakımdan Ortadoğu’da ideolojik rejimlerin değişimleri gerçekleştirmedeki roller ve katkıları sınırlıdır.


-
Ortadoğu’daki genel durum, bölgedeki değişimle birlikte İran, Suriye ve Suriye Kurdistanı’ndaki gelişmeleri dikkate aldığımızda, özellikle Suriye’deki Kürdler ve genel anlamda da bir bütün olarak diğer Kürdlerin geleceğiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

 

- : Ortadoğu’da ve Kurdistan parçalarının bulunduğu ülkelerdeki gelişme ve değişimlerin Kürt halkının düşünce dünyasında ve yaşamında değişiklikler yaratması doğal sonuçtur ve Kürtler bu anlamda değişmektedir. Hemen herkes bugün yaşananların sonunda, Kürtler nasıl bir statü kazanacaklar sorusunun cevabını aramaktadır. Statu bir sonuçtur, şu veya bu şekilde mutlaka ortaya çıkaçaktır. Asıl önemlisi Ortadoğu’da bölünmüş Kürt halkının, her parçada yükselen ulusal bilincin ve mücadelenin, Kurdistan’ı bölen sınırları aşarak buluşması olgusudur. Yani Kürtler ilk defa yoğun biçimde uluslaşma sürecini bu ölçekte yaşamaktadır. Önemli olan budur ve bu sürecin takibi gerekir.


- Türkiye’nin Suriye ve Suriye Kürdleriyle ya da Suriye Kurdistanı’yla ilgili politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?


-
: Turkiye’nin Kürt politikası son 10 yılda onemli ölçüde esnemiş olsa da anabakış açısında temel değişiklik olmamıştır. Devletin bakış açısı, Kürtlerin kendilerini yönetme biçimlerinden birine sahip olmalarını engellemektir. Bu anlamda Turkiye’nin devlet politikası, Suriye’deki Kürtlerin kendi kendilerini yönetecek bir statüye sahip olmalarına karşıdır. Ancak unutulmamalıdır ki Suriye’deki durumu Suriye’deki gerçekler belirler.

- Bugün itibarıyla bir dış müdahale olmaksızın gösterilerle ve Özgür Suriye Ordusu’nun silahlı mücadelesiyle Baas rejimi yıkılabilir mi?

-: Duvardan taş çekilmiştir. Artık bu duvarın yıkılması kaçınılmazdır. Eğer dış müdahaleden kasıt, yabancı orduların Suriye’ye girmesi ise bunun olmayacağını düsünüyorum. Özgur Suriye Ordusu’nun ve genel muhalefetin desteklenmesi anlamında ilk günden itibaren belli bir dış mudahale vardır. Ayrıca Baas resmi rejimi politik, sosyolojik ve tarihsel olarak ömrünü doldurmuştur. Bu nedenle bu rejimin sona ermesi kaçınılmazdır. Ancak buna haftalarla ömür biçmek de gerçekçi değildir.

- Türkiye’nin de dile getirdiği “Tampon Bölge” gerçekleşebilir mi? Ve gerçekleşmesi durumunda hangi bölgede oluşturulabilir ve ne gibi sonuçlar doğurabilir?


- : Tampon bölge oluşturmak; uluslararası hukuka göre, savaş ilanının yapılması ile başlayan fiili bir sürecin başlaması demektir. Ne ABD ne de AB fiili bir müdahaleye niyetli değildirler. Gerek bu odaklara gerekse NATO’ya rağmen Türkiye’nin askeri müdahalesi akli bir durum değildir. Herşeye rağmen Türkiye’nin böyle bir girişimde bulunma arzusu, Suriye’deki Kürtlerin bir statu kazanmamasına yönelik bir amaç taşır. Turkiye’nin bölgedeki dengeleri ve tüm Kürtlerle olan ilişki ve çelişkileri dikkate alınırsa, böyle bir müdahalenin yakın bir gelecekte olabileceğini mümkün görmüyorum.

-Beşar rejiminin El Cezire televizyonu sitesinde yayımlanan bazı gizli belgelerine göre, Baas Partisi Merkez komitesine bağlı olarak çalışan bir Kriz Yürütme Komitesi vardır ve komite tarafından “Mücadele Planı” adıyla hazırlanan bir belgenin 12. maddesinde şöyle denilmektedir: “Kürt bölgeleri gözetim altında tutulmalıdır, ancak güvenlik kuvvetleri Kürt bölgesine müdahale etmemelidir, gösterilerin ve göstericilerin denetim altına alınması için Kurdistan İşçi Partisi’yle koordineli bir şekilde çalışılmalıdır.” Ayrıca konuyla ilgili olarak ANF’de yayınlanan bazı analiz yazılarında hararetli bir şekilde “Kürd-Şii İttifakı” savunulmaktadır. Bu vb. belgeler ile 1980’lerden bu yana PKK-Baas Rejimi ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda, PKK/PYD’nin bu yaklaşımını ve Batı Kurdistan(Suriye Kurdistanı)’la ilgili siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz?


- : Hemen herkesin üzerinde görüşbirliği içinde olduğu bazı tespitler var ve bu tespitler büyük ölçüde doğruları içeriyor.


Birincisi, Suriye muhalefetini oluşturan güçler arasında sağlam ittifakların olmadıgıdır. Birlikte hareket eden güçlerin, Esed Yönetimi sonrası birbirleriyle çatışmaları öngörülen bir durumdur. Bu kaosa Kürtlerin katılma arzuları çok düşüktür.

İkincisi, Esed Yönetimi, muhalefeti birbirine düşürme hesaplarını ve uygulamalarını herzaman gündeminde tutmuştur. Kürtlerin muhalefetle birlikte hareket etmemesi için genelde Suriye Kürtlerine ve Turkiye’ye karşı da PKK’ya göz kırptığı doğrudur. Esed bunu yalnızca Suriye’deki Kürtlerin gücü nedeniyle değil, bölgedeki Kürtlerin gücünü düşünerek politika geliştirmektedir.

 

Turkiye’nin Esed Yönetimi’ne karşı tutumu, Esed Yonetimi’nin PKK-PYD kartını elinde tutması, nedenlerden biridir.


Kürtlerin Turkiye’yle Arap Suriye’si arasında kesintili olsa da bir ara blok cografyaya sahip olması, Esed Yönetimi açısından askeri ve siyasi anlamda Turkiye’ye karşı bir sigortadır. Bütün bunlar düşünüldüğünde Suriye’de Kürt-Şii ittifakından sözetmek mümkün görünmüyor. Genel olarak Kürtler hem İran’da hem Irak’ta Şii yönetimleriyle kavgalidırlar. Ancak Suriye’de Kürtlerle Şiiler arasında pragmatik anlayışın, Kürtlerle Şii yönetimini çatışmazlık ortamında tuttuğunu söylemek mümkündür. Suriye’deki Kürtlerin tavır belirlemelerinde Irak Kurdistan Bölge Yönetimi’nin tercih ve yetkilerini de gözardı etmemek gerekir.


- Parçalı bir yapıda da olsa Suriye Arap Muhalefeti şimdiye kadar Beşar sonrası Suriye’siyle ve özellikle de Suriye’deki Kürd millet meselesiyle ilgili siyasal bir program ortaya koyamamış ya da böyle bir programları yoktur. Bu çerçevede bakıldığında, size göre Kürd tarafıyla Arap muhalefetinin ilişkileri nasıl olmalı ve hangi temel esaslara dayanmalıdır?

 

- : Siyasal ilişkiler ancak ilkesel temeller üzerinde şekillenir. Suriye’deki Kürt tarafıyla muhalefet cephesi arasında ilkesel bir mutabakatın bugüne dek oluşmadığı bilinmektedir. Bu nedenledir ki iki taraf arasında eylem birlikteliğinden sözedilmemektedir. Suriye muhalefeti yamalı bohça gibidir, asıl sorunların Esed yonetiminden sonra ortaya çıkacağı ve kıyasıya bir siyasi mücadelenin ve çatışmanın yaşanacağı herkesin ortak tahminidir. O dönemde Kürtlerin bütün güç odaklarıyla bir uzlaşmaya varmaları daha zor olacaktır. Kürt tarafının muhalefetle şimdi ilkesel bir uzlaşmaya varması daha kolay ve sonuç alıcı olacaktır.

 

- En çok tartışılan ve çeşitli platformlarda pazarlığı yapılan konulardan biri de Beşar sonrası Suriye’nin nasıl olacağıyla ilgilidir. Örneğin; bir etnik savaş çıkabilir mi, mezhebi savaş derinleşerek gelişebilir mi ya da bugünkü Suriye bakiyesi üzerinde farklı devletler ortaya çıkabilir mi?

 

- : Suriye’nin bugünkü durumu iki bilinmeyenli denklem ise, Esed sonrası durumu çok bilinmeyenli bir denklem olacaktır. Esed sonrasında herşey olabilir ama huzurlu, güvenli, demokratik, her kesimin iyi-kötü tatmin olduğu, uyumlu ve ortak bir iktidarın kurulma ihtimali zayıftır. Dünyadaki etkili güçler Ortadoğu’da sınırların değişmesini kabul eden bir noktada değildir. Daha çok mevcut sınırlar içinde, yeni düzenleme ve yapılanmaları kabul eder görünüyorlar.

 

- Bu konuda söylemek istediğiniz son sözünüz nedir?

- : Kürtlerin umut ve istemlerine ulaşmaları dileğimdir ve Kürtler birkaç adım daha arzularına yakın oldukları görünüyor. Bütün bölgeye ve Suriye’ye barışın gelmesi dileğimdir, çünkü insanlar en çok barışa muhtaçtırlar.

 

http://www.kovarabir.com/?p=9857

 

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur