DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

‘Suriye Kürdistan’ı realitedir!’



Kurdinfo:12:34 - 15/11/2012

Kürdistan Yönetimi Başkanı Mesud Barzani Hasan Cemal’in sorularını yanıtladı.


 

 

Kürdistan Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin Milliyet’e açıklamaları (1)

Selahaddin kentinde Sere Reş’teki Başkanlık Sarayı’nda Barzani Hasan Cemal’in sorularını yanıtladı.

Irak Kürdistan Yönetimi Başkanı Barzani’den Milliyet’e açıklamalar

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani, ‘PKK’nın silahtan vazgeçmesi gerekir’ diyor, sorunun çözümü için barışçıl yolları öneriyor

‘Bölge konusunda vallahi benim de kafam karışık’ diyen Barzani’ye göre açlık grevlerinde artık devletin adım atması gerekiyor

 

Mesut Barzani Milliyet’e bir buçuk saat süren açıklamalarını Sere Reş’teki Başkanlık Sarayı’nda yaptı. Yanında, yıllardır en yakınında çalışan Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin vardı.

* Önce bir ateşkes olması lazım. Silahlar susmalı!
* Bir barış sürecinde Öcalan’ın rol alabileceğini görmekteyiz.
* Kanaatimce PKK hâlâ Öcalan’a bağlı.
* Anadilde eğitim artık en temel haklardan birisi... Türkiye’nin bundan kaçınmaması lazım.
* Açlık grevleri artık sona ersin. Mesajlar verildi, alındı. Buna karşılık devlet de olumlu bir cevap versin.

 

ERBİL
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti olan Erbil’e Kürtler Hewler der. Sonsuzluğa doğru dümdüz uzayıp giden ovadaki Erbil’e tepeden bakan Selahaddin şehrine gelince, arabayla yarım saat çeker. Türkiye sınırına kuş uçuşu en çok 180 kilometredir. Ama o da halkın dilinde Selahaddin değil Masif’tir.
Kürdistan dağlarının dimdik başladığı yer sayılan Masif’in en tepesinde ise kartal yuvasını andıran Sere Reş vardır, Türkçesi Siyah Tepe olan. Irak Kürdistan’ı buradan yönetilir.
Başkan Mesut Barzani dün öğle vakti, Namık Durukan ile gittiğimiz Erbil’de, bir buçuk saat süren açıklamalarını Sere Reş’teki Başkanlık Sarayı’nda yaptı. Yanında, yıllardır en yakınında çalışan Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin vardı.
Mesut Barzani’yle ilk mülakatımı 1993’te Dohuk’ta yapmıştım. Kendisiyle geçen yirmi yıl içinde birçok kez görüştüm.
Bunca yıldır değişmeyen bir şey var. Bölge bir türlü durulmuyor, sürekli olarak fokur fokur kaynama halinde. Bunu belirtince, Mesut Barzani’nin tepkisi şu oluyor:
“Bölge yanmakta!”
Hemen ekliyor gülümseyerek:
“Ama bu hengameden, bu mutfaktan nasıl bir yemek çıkar bilemem.”

‘BENİM DE KAFAM KARIŞIK!’
Bölgede dengelerin nasıl hızla değiştiğine, çok şeyin bıçak sırtında olduğuna işaret ettikten sonra, bu bölgede neyin nereye gittiğini görmenin güçlüğünü belirtiyorum. Erbil’de sohbet ederken birinin şöyle dediğini aktarıyorum:
“Hani derler ya, kimin eli kimin cebinde belli değil. Yer yuvarlağının bu bölgesinde, kimin ayağı kimin cebinde hiç belli değil.”
Gülmeye başlıyor.
Soruyorum:
“Siz önünüzü görebiliyor musunuz bu bölgede? Benim kafam fena halde karışık.”
Genellikle kontrollü olan Barzani bu kez kendisini tutamayıp bir kahkaha atıyor:
“Vallahi benim de kafam karışık!”
Türkiye’yle Irak Kürdistan yönetimi arasındaki ilişkilerin ‘çok iyi bir dönemi’ni yaşadığını ve bu noktaya gelinmesinde Ak Parti hükümetinin oynadığı olumlu role değiniyor. Bölgesel istikrar ve barış açısından bu ilişkilerin hem siyasal, hem ekonomik bakımdan daha da gelişmesi gerektiğini söylüyor.

PKK BOZUCU UNSUR MU?
Soruyorum:
“İki taraf arasındaki ilişkilerde PKK bozucu bir unsur mu?”
Yanıtlamadan bir süre düşünüp öyle konuşuyor:
“PKK sorunun bir tarafı... Burada bir irade lazım, siyasi bir irade... Silaha başvurmadan, barışçıl yollardan sorunu çözmeye yönelik bir irade... Kürt sorununun çözümüne yönelik bu irade hâlâ çıkmış değil. Ama biz sorunun barışçıl yollardan çözüleceğine inanıyoruz.”
Ankara’ya, PKK’ya, Türklere ve Kürtlere mesajlarınız nedir diye sorunca, özetle şu yanıtı veriyor:
“Ankara’da olsun, PKK’da olsun, her iki tarafta da iki farklı çizgi var. Bir taraf hâlâ silah diyor, savaş istiyor, diğer taraf da barış diye bastırıyor.”
PKK’da da barış için bastıranlar var mı diye bir daha sorunca, “Evet” diye vurguluyor. Kendi konumunun altını şöyle çiziyor:
“Biz hem Ankara’da, hem PKK içinde sorunun barış yoluyla çözülmesini isteyen güçlerin yanındayız.”
Ekliyor:
“Son Ankara ziyaretim sırasında, 2009’daki gibi bir açılım sürecine ilişkin bir iyi niyet olduğunu gördüm. Ayrıca bu süreç tam olarak da durmadı.”

‘SORUN DERİNE GİDİYOR’
Aramızdaki soru cevap şöyle devam etti Başkan Barzani’yle:
“PKK silahla bir yere varabilir mi?”
Barzani:
“Silahla bir yere varılamaz. Silahlı mücadelenin zamanı dolmuştur. PKK’nın silahtan vazgeçmesi gerekir.”
“Bir yol haritası var mı? Ne yapmak lazım yeni bir süreç için?”
“Sorun derin, derine gidiyor. Başbakan Erdoğan’ın 2005’teki Diyarbakır konuşmasını anımsıyorum, ‘Kürt sorunu bizim de sorunumuzdur’ diyen o konuşmasını... Sonra Erbil’e geldiğinde söyledikleri... Türkiye bir devlettir. Kendi vatandaşlarına karşı sorumlulukları vardır.”
“Nasıl bir yol haritası olabilir?”
Mesut Barzani:
“Önce bir ateşkes olması lazım, önce silahlar susmalı, (silahların tümden bırakılması, toprağa gömülmesi anlamında söylemiyor; bunun daha sonraki adım olduğunu belli ediyor, HC) Sonra küçük küçük adımlar atılmalı, kolayından başlayarak...”

ANADİLDE EĞİTİM...
Soru:
“Bu yol haritasının bir yerinde anadilde eğitim, Kürtçe eğitim de yer almalı mı?”
Mesut Barzani:
“Anadilde eğitim, Kürt dilinde eğitim artık en temel, en basit haklardan birisi... Türkiye’nin bundan kaçınmaması lazım.”
Ve tekrarlıyor Barzani:
“Bir ateşkesle birlikte, en kolayından küçük adımlarla başlayacak bir yol haritası, bir süreç... Kolayından zoruna doğru zaman alacak bir süreç...”

ÖCALAN FAKTÖRÜ...
Soruyorum:
“Bu süreçte Öcalan’ın rolü ne olabilir? Bu konu Türkiye’de tartışmalı. Kimi, Öcalan’ı PKK artık dinlemiyor derken, kimi de farklı düşünüyor. Ne diyorsunuz?”
Mesut Barzani bu sorumu gayet dikkatli, sözcüklerini seçerek yanıtlıyor. Ama verdiği izlenim, Öcalan’ın dışlanamayacağına işaret ediyor.
Söyledikleri şöyle:
“Özellikle Türkiye’de yazılanlara, yine kamuoyundaki havaya, Kürtlere bakınca... Böyle bir barış sürecinde Öcalan’ın rol alabileceğini görmekteyiz. Kanaatimce PKK hâlâ Öcalan’a bağlı... Hava öyle ki, Öcalan’ın hâlâ etkisi var örgüt üzerinde... Ama iş pratiğe dökülünce, uygulamaya gelince ne olabilir, bilemiyorum tabii...”
Namık Durukan araya giriyor:
Oslo benzeri bir sürecin yeniden başlatılması konusunda arabuluculuk yapar mısınız?”
Mesut Barzani:
“Sorunun barışçıl bir şekilde çözülmesi için ben her zaman hazırım. Her iki taraftan en küçük bir barışçıl adım atılsın, ben üzerime düşeni yapmaya hazırım.”
“Böyle bir süreç var mı?”
Mesut Barzani:
“Henüz böyle bir şey yok. Ben böyle bir şey görürsem, bana da gerek duyulursa, ben hazırım.”
Mesut Barzani’nin “Henüz böyle bir şey yok!” sözü gerçeği yansıtıyor.
Geçen cuma gününden beri Erbil’deyim. Sürekli görüşme halindeyiz. En çok üstünde durduğum konuların başında, Türkiye’de PKK ve Kürt sorunu geliyor.
Ankara’nın MİT ve Dışişleri olmak üzere değişik kanallardan Erbil’le temas halinde olduğu söylenebilir.
Ama Kürdistan yönetiminde, Türkiye’deki PKK ve Kürt sorunuyla ilgili ‘Kürt dosyası’nın şimdilik boş olduğunu söylemek galiba gerçeği ifade etmek olacak.

AÇLIK GREVLERİ...
Mesut Barzani’ye Türkiye’deki ‘açlık grevleri’ni soruyorum.
Yanıtı şu oluyor:
“Aslında açlık grevleriyle mesajlarını vermişlerdir. Artık devletin de adım atması gerekir diye düşünüyorum. Kısacası mesajlar verildi, alındı bence... Açlık grevleri sona ersin. Buna karşılık devlet de olumlu bir cevap versin.”

 

Kürdistan Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin Milliyet’e açıklamaları (2)

Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt realitesi olduğunu söyleyen Barzani, “Bölgedeki devletlerin bunu tanımamasını anlamıyoruz. Kürdistan’ın her parçasının belli özellikleri var, değişiyor. Şimdi artık Kürt realitesini görmek lazım” dedi

Selahaddin kentinde Sere Reş’teki Başkanlık Sarayı’nda Barzani Hasan Cemal’in sorularını yanıtladı.

ERBİL
Irak Kürdistan Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’yle salı günü öğle vakti Selahaddin’de, Sere Reş’deki Başkanlık Sarayı’nda sohbet ediyoruz.
Konu, Kuzey Suriye.
Daha doğru deyişle:
Suriye Kürdistan’ı.
Kimilerine göre de:
Batı Kürdistan...
Nasıl bir zamanlar Türk kamuoyu için sadece Irak’ın Kuzeyi var idiyse...
Nasıl bir zamanlar Türk kamuoyu Kuzey Irak’ta ne olup bittiğini doğru dürüst bilmiyor idiyse...
Şimdi de, 400 kilometrelik Irak sınırından sonra bu kez 900 kilometrelik Türkiye sınırına bitişik, fokur fokur kaynayan Kuzey Suriye’yi bilmiyor diye söze başlıyorum.
Gülümsüyor Barzani.
Başbakan Erdoğan’ın bazı açıklamalarında Suriye’de yeni bir Kuzey Irak’a hayır dediğini ve Suriye’de yeni bir Kandil’e izin verilmeyeceğini dolaylı bir dille söylediğini belirtiyorum.
Yüzünde kıpırtı yok.
Uzun yıllardır en yakınında sağ kolu olarak çalışan Divan Başkanı Fuad Hüseyin’in de yüz çizgileri oynamıyor.
Bakışlar bana dikili.
Suriye Kürdistan’ına daha çok PYD hakimmiş, yani PKK’nın uzantısı olan örgüt diyorum.
Şöyle bir kıpırdanıyorlar.
PYD’nin Suriye Kürdistan’ında böyle bir güç gösterisi yapabileceğini öngörüp görmediklerini sorup devam ediyorum:
“Suriye Kürdistan’ında da PYD önemli. PYD’nin varlığı hem sizin için, hem Erdoğan için olumsuz bir faktör mü? Ayrıca diyorlar ki, geçen haftaki son Doha toplantısında, perde gerisinde karar alınmış, Türkiye ve Irak Kürdistan’ı, Suriye muhalefeti ile bir olup PYD’ye karşı harekat yapmak için... Suriye Kürdistan’ı ve PYD konusunda ne düşünüyorsunuz?”

KÜRTLER ARAPLAŞMADI!
Mesut Barzani’nin yanıtı şöyle:
“Suriye Kürdistan’ında bir Kürt sorunu var, bir Kürt realitesi var. Bölgedeki devletlerin Suriye’deki Kürt realitesini tanımamasını anlamıyoruz. Kürdistan’ın her parçasının belli özellikleri var, değişiyor. Suriye Kürdistan’ındaki sorun nasıl çözülecek? Bunun üzerinde duruyoruz. Arap tarafı, 1962’den itibaren Suriye Kürdistan’ında Araplaştırma politikası güttü. Fakat bunu başaramadılar. Şimdi artık Kürt realitesini görmek lazım.”
Sözü yine PYD’ye getiriyorum.
Barzani’nin yanıtı şu oluyor:
“PYD inkar edilemez. PYD Suriye Kürdistan’ında mevcut. Ama Suriye’nin dışında bu iş çok büyütülüyor. Suriye’de Kürtler var! Oradaki Kürtler Suriye’nin Kürtleri. Oranın Kürtleri PYD’ye de, PKK’ya da sempati duyabilirler. Ama başka gruplara da sempati duyabilirler.”
Irak Kürdistan Yönetimi Başkanı Barzani, PYD’nin tek başına olmadığını, fazla abartıldığını, ondan başka Suriye Kürtlerinin KDP’ye, yani kendi partilerine de sempati duyduklarını üstü örtülü bir dille belirttikten sonra ekliyor:
“Bizim için önemli olan Suriye Kürdistan’ında Kürtlerin kendi aralarında çatışmamasıdır. Bu bizim için çok önemlidir. Diğer yandan hiç kuşkusuz Kürtlerle Araplar arasında çatışma yaşanmaması da önem taşır.”

DEMOKRASİ DIŞINA ÇIKARSA
Suriye Kürdistan’ında hangi tarafın başarıya ulaşacağını demokrasi geldiği vakit göreceğiz diyen Barzani, sanki üstü kapalı bir dille PYD’ye ayağını denk al diyor ve şöyle devam ediyor:
“Kürtlerin kendi aralarında, Kürtlerin Araplarla olan ilişkisinde, Arapların kendi aralarında, yani Suriye’deki halkların kendi sorunlarını demokrasi içinde çözeceklerine inanıyorum. PYD’nin bu süreç içinde bozucu ve baskıcı bir taraf olduğunda bu kabul edilemez. Henüz erken. Demokrasi sürecine bağlı kaldığı sürece PYD’ye hiç kimse karışamaz. Ama demokrasi dışına çıkar, farklı programlara yönelirse, ne Suriye’deki Kürtler, ne diğer taraflar, ne de biz bunu kabul ederiz.”
Şöyle soruyorum:
“Irak’tan sonra şimdi de Suriye’de Baas diktası çöküyor. Anlaşılan o ki, Irak’tan sonra Suriye’de de Kürtler kendi yönetimlerine kavuşacaklar. Eskiye dönüş olmayacak. Bu çerçevede nasıl bir Suriye hayaliniz var?”

SURİYE’DEKİLERİN HAKLARI...
Barzani’nin yanıtı:
“Suriye’de bugüne kadar Kürtlerin kimliği tanınmış değil. Nüfus kağıtları bile yok. Her şeyden önce Suriye’deki Kürt realitesini göz önünde bulundurmamız lazım. İki buçuk üç milyon Kürt var. Suriye’deki bu Kürt mevcudiyeti bizim için önemlidir. Onların haklarına kavuşmaları, biz Irak Kürtleri için çok önemlidir. Onların haklarının inkar edilmesini biz kabul edemeyiz. Yalnız Suriye’ye nasıl bir sistem geleceği de, onların karar verecekleri bir konudur.”
Sorumu yineliyorum:
“PYD’nin Suriye Kürdistan’ında bu kadar güçlü olabileceğini öngörmüş müydünüz?”

ESAD BAĞI...
Barzani bu sorumu gayet ihtiyatlı yanıtlıyor. Diplomatik bir dilin incelikleriyle, PYD ile Esad rejimi arasındaki muhtemel bir bağa şöyle işaret ediyor:
“Burda önemli olan, Suriye Kürdistan’ında PYD’ye açılmış bir şans kapısı mıdır söz konusu olan? Yoksa bugün geldiği nokta, PYD’nin kendi etkisinin ürünü müdür? Henüz bilemiyoruz. Değerlendiriyoruz. Daha cevabını almış değilim ben de... Kafamdaki soru işareti henüz dağılmadı.”
Soruyorum:
“Bu kapıyı açan Esad mı?”
Barzani:
“Bizde soru olarak durmaktadır. Henüz cevabını almış değiliz. Esad mı, başkası mı? Soru olarak kalıyor. Karar veremiyorum. Ama şu bir gerçek: PYD’nin kendisi Suriye Kürdistan’ını kontrol edecek güçte değil. Başka taraflar da var, güçler de var. Özellikle Suriye Kürdistan’ında istihbarat ve asayişle ilgili yerlerin nasıl PYD’ye teslim edildiğini, bunun Suriye makamlarıyla yan yana nasıl durduğunu hâlâ anlamıyoruz. Açıklığa kavuşmuş değil bu. İki taraf arasında bir ittifak mıdır? Bunun cevabını hâlâ almış değiliz. Bir ittifak mı, yoksa Beşar Esad rejiminin bir zayıflığı mıdır? Biz bunun üzerinde duruyoruz. Tekrar ediyorum. Biz şimdi Suriye Kürdistan’ında Kürtlerin kendi aralarında bir çatışmaya yönelmemesi üzerinde duruyoruz.”

‘GERİ ADIM YOK!’
Sözü bölgede yaşanmakta olan karışıklığa getiriyorum. 1993’te Dohuk’ta kendisiyle yaptığım ilk mülakatta sorduğum soruyu anımsatıyorum, bağımsız Kürt devletiyle ilgili olarak.
O da bana soruyor:
“Yanıtımı herhalde hatırlıyorsun. Bağımsız devlet idealimizi belirtmiştim.”
Şöyle devam ediyor:
“Her şeyden önce bu bizim doğal hakkımız. Buradaki en büyük sorun, Kürtlerin dört devlet (İran, Türkiye, Irak, Suriye, HC) arasında paylaşılmasıdır. Asıl sorun burada, işi zorlaştırıyor. Eğer böyle olmasaydı, Kürtler iki devlet arasında paylaşılsaydı veya hepsi bir devlete bağlı olsalardı Kürt devleti daha kolay olabilirdi. Bütün Kürtlerin haklarına kavuşmasından yanayız. Onların en doğal haklarıdır.”
“Taşlar yerinden oynadı!”
Mesut Barzani:
“Artık dünyada hiçbir şey imkansız değil. Büyük dava uğrunda kan da dökülebilir, büyük bedeller de ödenebilir. Ama çözüm sonunda mutlaka gelir. Yanlış ortadan kalkar, biz buna kesin gözüyle bakmaktayız. Doğu, Batı Almanya örneği var. Çeklerle Slovakya örneği var. Ne zorla birleştirme oluyor, ne de zorla ayrılma... Milletin kendisi karar vermelidir. Başka taraflar, o milletin hakkında karar verme hakkına sahip değildir.”
Ve ekliyor:
“Bakın, bu açılardan dünya son on, on beş yılda epey değişti.”
Sözü bölgenin karışıklığına getirince, Barzani şöyle devam ediyor:
“Bölgede çok karışıklık olabilir. Ama burada benim için önemli olan Kürt davasıdır, ben buna inanıyorum. Biz Kürt sorunu ya da Kürt davası başkalarının hesapları üstünden çözülsün istemiyoruz. Türkler, Farslar, Araplar olsun, biz bölgedeki tüm halklarla iyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Kürt sorununun da bu iyi ilişkiler çerçevesinde çözümünden yanayız. Başka milletlerin üzerinden bu sorunu çözmek istemiyoruz. Biz hiç kimse, hiçbir taraf için tehdit unsuru olmak da istemiyoruz. Kesinlikle başka taraflar için, başka devletlerin çıkarları için biz Kürt davasından geri adım atmayacağız, kesinlikle bunu yapmayacağız. Ve biz Kürt olarak hiçbir yerde ve hiçbir cephede yer almıyoruz. Biz sadece Kürt davasına inanıyoruz.”
Cephe konusunu sorunca, şöyle bir açıklık getiriyor:
“Bizim herhangi bir cephemiz yok. Amerika olsun, Türkiye olsun bugüne kadar bize, ‘Şu cephede, bu cephede yer alın’ teklifi yapmadı. Bizim amacımız Kürt davasıdır. Bunun için çalışıyoruz.”

TÜRKİYE ÇÖZEBİLİRSE...
Soruyorum:
“Türkiye kendi Kürt sorununu barışçı yoldan çözebilse, herhalde bölgesel istikrar ve barış açısından çok önemli olur, ne dersiniz?”
Barzani’nin yanıtı, “Kesinlikle öyle” oluyor.

Nuri Maliki, Celal Talabani!
Irak Kürdistan’ının Irak’ın Şii Başbakanı Nuri Maliki Bağdat’ıyla sıcak, gergin bir yaz geçirdiğini, özellikle Ezidi Kürtlerin yaşadığı Şengal’la Kerkük’ün Hanekin bölgesinde iki tarafın silahlı çatışmanın eşiğinden döndüklerini belirtiyorum.
Yanıtı şöyle oluyor:
“Sorunlar var, bu inkar edilemez. Fakat sorunların anayasal çerçevede çözümünden yanayız. Biz anayasa dışında hiçbir şeyi kabul etmeyeceğiz.”
Soruyorum:
“Sizinle Cumhurbaşkanı Celal Talabani arasında, İran ve Türkiye ilişkileri konusunda farklı düşünceler var galiba...”
Bu soruyu yanıtlarken biraz zorlandığını, meselenin boyutunu küçültmek istediğini hissediyorum.
Şöyle diyor Barzani:
“Aslında biz aynı görüşteyiz. Her ikimiz de, İran ve Türkiye’yle iyi ilişkilerin devamından yanayız. Mam Celal Cumhurbaşkanı, ben de Kürdistan bölgesi başkanıyım. Bunları göz önünde bulundurduğunuzda bazen farklılıklar olabilir, ama basit konulardır. Gerekli ve esaslı konularda aynı görüşteyiz. Önemli olan bu...”

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur