DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Suriyeli Kürtler ve Türkiye´nin ´Suriye paradoksu´



Kurdinfo:11:35 - 15/10/2012

“Türkiye, Suriye ile savaşa girecek mi?” sorusu kadar öncelikli soru şudur: “Suriye’de hiç Kürt yaşamasaydı Türkiye-Suriye savaşı ihtimalinden söz edilebilir miydi?”


 

Suriye, giderek, Türkiye'nin Kürt politikasının önündeki açmazları sergileyen bir 'ayna' işlevi görmeye başlıyor.

İstanbul’da hafta sonu toplanan ‘İstanbul Küresel Forumu’na da damgayı Suriye vurdu. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ile Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü’nün (KDK) ortaklaşa düzenlediği ve Başbakan ‘Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde’ olduğu ilan edilen toplantının temel sloganı ‘Dünya adaleti tartışıyor’ idi.

Başbakan Erdoğan, iki günlük toplantıyı açış konuşmasında Suriye üzerinden BM sistemine yüklendi ve Güvenlik Konseyi’ndeki daimi üyelerin veto yetkisine bir ‘adaletsizlik ölçüsü’ olarak meydan okudu.

Söylediklerinde haklıydı ama uluslararası sistemin bugünkü yapısı itibariyle bu ‘adaletsizliği’ değiştirebilecek bir ‘güç birikimi’ yok ve dolayısıyla Türkiye Başbakanı’nın sözleri ‘rutin şikâyet’ olmanın ötesinde bir değer kazanmıyor.

İki gün boyunca İstanbul’da 30 dolayında değişik ülkeden gelen 130 konuşmacının 25 değişik konulu ve değişik başlıklar altındaki oturumlarda söz aldığı bir toplantı, yer alan isimlere bakıldığında çok başarılı sayılmak durumundadır.

Böyle bir toplantının, ana konu başlığı Suriye olmasa bile, ‘Suriye gölgesi’ altında cereyan etmesi, Suriye’nin ne kadar hayati bir konu olduğunun bir başka göstergesi.

Aslında, ‘İstanbul Küresel Forumu’nun iki günlük çalışmalarında Suriye adının doğrudan yer aldığı tek bir oturum vardı. ‘Suriye’de Geçiş Süreci’ başlığını taşıyan Mete Çubukçu moderatörlüğündeki panelde, SETA Başkanı Taha Özhan ile ABD’nin bu konu üzerinde en çok çalışan düşünce kuruluşu USIP’ten Steven Heydemann’ın yanı sıra çok ilginç iki konuşmacı yer alıyordu: Türkiye desteğindeki Suriye muhalefetinin şemsiye örgütü Suriye Ulusal Konseyi’nin (SUK) Kürt kökenli başkanı Abdülbaset Seyda ve Suriye’nin Mesud Barzani desteğinde, 16 dolayında Kürt partisini bir araya getiren çatı örgütü Kürt Ulusal Konseyi’nin başkanı Abdülhekim Başşar.

Abdülhekim Başşar, tıpkı KUK’un arkasında temel bölgesel aktör Mesut Barzani’nin Irak’ta istediğine ve gerçekleşene benzer bir şekilde Suriye’de ‘federasyon’ istiyor. Bunu, panelde açıkça dile getirdi. Abdülbaset Seyda ise bu konuya hiç girmedi. USIP’ten Steven Heydemann’ın iç savaşın üç-dört yıl daha sürmesi halinde ortada Suriye kalmayacağına ilişkin ‘kötümser’ değerlendirmesi de dikkat çekici ve doğruydu.

Bir gün önce, aynı salonda yapılmış olan benim katıldığım panelde, ben de aynı değerlendirmeyi farklı cümlelerle yapmıştım; Suriye’de süregelen ‘iç savaş’ın uzaması, bir başka deyişle Baas rejiminin yaşam süresinin –her ne kadar Abdülbaset Seyda’nın doğru tespitiyle sadece ‘klinik anlamda yaşıyor’ olsa da devam etmesinin Türkiye için çok büyük ‘risk’ oluşturacağını söylemiştim.

Bir gece önce, paylaştığımız yemek masasında, Abdülhekim Başşar’a “Suriye’de geçiş süreci dendiği zaman şu önümüzdeki dönemi mi kastediyorsunuz; yoksa Başşar Esad’ın yıkılmasından sonraki süreyi mi?” sorusunu yöneltmiştim. Başşar, “Esad’ın yıkılmasından sonrasını” karşılığını verdi.

Abdülhekim Başşar ve başını çektiği, PKK’nın uzantısı olarak bilinen PYD haricinde kalan Kürt örgütleri için, Başşar Esad yıkıldıktan sonra ‘federal Suriye’ yani Kürtlerin Irak’taki gibi bir ‘statü’ elde edecekleri bir Suriye, adeta ‘olmazsa olmaz’ niteliğinde. Zaten, KUK’un her şeye rağmen Türkiye desteğindeki SUK’a entegre olmamasının nedenlerinin başında, bu konuda, –ister İslamcı olsun, ister milliyetçilik tonları taşıyan ve hatta laik olan- Arap muhalefet ile ‘uzlaşamama’ durumunun devam etmesinden kaynaklanıyor.

Bu arada, Temmuz 2011’de Mesut Barzani’nin huzurunda imzalanmış olan KUK ile PYD arasında, Suriye’nin ‘kurtarılmış Kürt bölgelerini yönetmek üzere’ imzalanmış anlaşmanın kâğıt üzerinde kaldığını, fiiliyatta uygulanmadığını kaydedelim.

Anlaşmanın uygulanan tek hükmü, her iki taraftan 5’er kişinin katılımıyla bir ‘Yüksek Kürt Heyeti’nin kurulmuş olması.

Peki, ‘iç savaş’ sesleri gelmeyen Suriye’nin Kürt kent, kasaba ve köylerini kim kontrol ediyor, kim yönetiyor?

Rejimin kurumları bunların birçoğunda –Afrin ve Kobani hariç- varlıklarını sürdürüyorlar ama fiili kontrol, elinde silah bulunan tek Suriye Kürt kuruluşu olan PYD’de. PYD ile KUK’un sürtüşmesi bir sır değil.

Türkiye’nin bu sürtüşmede, yakın müttefiki haline gelen Mesut Barzani’nin desteğindeki KUK’tan yana olduğuna kuşku yok. Ne var ki, paradoks o ki, KUK’un başı –dolayısıyla ve muhtemelen Mesut Barzani- Abdülhekim Başşar, PYD’nin savunduğu ‘özerklik’ten daha ileri bir ‘statü’ olan ‘federasyonu’ öngörüyor.

Türkiye’nin Suriye Kürtlerine ilişkin kartları net biçimde açılmış değil ama şu tespiti yapmak yanlış olmayabilir: Türkiye, bir an önce çökmesini istediği Baas rejiminin ardından, Suriye’nin kuzeyinde Barzani’ye yakın bir federal yapıyı, PYD (PKK-BDP) ağırlığı altında bir ‘özerkliğe’ tercih edecek.

Nitekim, dün Ankara’da toplanan BDP Kongresi’nde Eşbaşkan Gültan Kışanak’ın bu konudaki sözleri çarpıcıydı; Türkiye’deki iktidarı eleştirirken “Suriye’deki Kürtler için özgürlük fırsatı çıktığında hemen ayağa kalktılar, ‘Asla izin vermeyiz’ deme cesareti gösterdiler. Kürt halkına sesleniyorum. Türkiye halkları bu savaş politikalarına karşı güçlü direniş sergilemelidir” dedi.

Önümüzdeki dönem asıl ilginç gelişme, PYD’nin BDP’ye benzer bir parti haline dönüşmesi. Böyle bir durum söz konusu olursa –ki olabilir- PYD’nin Suriye’nin yakın geleceğinde meşruiyetini kaldırmak için Türkiye’de de BDP’nin meşruiyetini kaldırmak gerekecek.

Suriye, giderek, Türkiye’nin Kürt politikasının önündeki açmazları sergileyen bir ‘ayna’ işlevi görmeye başlıyor. Türkiye, kendi ‘Kürt sorunu’nu aşamadan, Suriye’de –yanına Barzani’yi almış görünse bile- kolay manevra alanı bulamayacak.

Yani, “Türkiye, Suriye ile savaşa girecek mi?” sorusu kadar öncelikli soru şudur: “Suriye’de hiç Kürt yaşamasaydı Türkiye-Suriye savaşı ihtimalinden söz edilebilir miydi?”

Hemen cevaplamayın. Acele etmeyin. Üzerinde düşünün. Sonra cevaplarsınız...

 

Radikal / 15/10/2012




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur