DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Ortadoğu´da yeni bölgesel aktör



Kurdinfo:17:37 - 2/10/2012

Barzani´nin PKK´yı barındırdığını düşünüp hükümete baskı yapanlara rağmen, AKP Barzani´yi kongresine çağırdı


Daha önce de Türkiye ye gelen Mesud Barzani, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile birlikte.

Barzani'nin PKK'yı barındırdığını düşünüp hükümete baskı yapanlara rağmen, AKP Barzani'yi kongresine çağırdı

Ortadoğu’daki sıcak gelişmelerin vardığı nokta açısından dikkat çekici bir fotoğraf: Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi, Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başkanı Mesud Barzani…

Bu fotoğraf, Ortadoğu’da değişen dengeleri ve buna bağlı temsil yeteneğine ulaşan yeni bölgesel aktörleri resmediyor. Aslında, Türkiye’nin ve Mısır’ın bu fotoğraftaki yeri eski. Ancak, aktörleri bir “yeniliğe” işaret ediyor: Ortadoğu’nun “modernleşme” yolculuğunda artık kaptan “seküler seçkinler” değil, “Müslüman seçkinler” olacak. Fotoğrafın asıl yeniliği ise, 20. yüzyıl trenini kaçıran Kürtlerin Ortadoğu’nun 21. yüzyıl yolculuğunda lokomotifte yer alacağını göstermesi… 

Babadan gelen 

Ama, Ortadoğu’da Kürtler yalnızca Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırları içinde yaşamıyor. Dolayısıyla, Barzani’nin temsil yeteneğinin siyasal bir sınırı var. Peki Kürtler için bu sınırın anlamı ne? Ya da Barzani bu sınırın ötesine geçen bir temsiliyet iddiası taşıyor mu?

Mesud Barzani, Kürt siyasal hareketinin günümüze taşınan en eski ve köklü geleneğinin mirasçısı. Molla Mustafa Barzani, bu siyasal geleneğin kurucusu ve Mesud Barzani’nin de babası. Kürtler, Mesud Barzani’ye kişisel olarak bir bağlılık duymasa da, Molla Mustafa Barzani’ye ve bu geleneğin örgütlendiği Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) Kürt siyasal hareketinin tarihsel bir değeri olarak sahip çıkarlar. Bunun en somut göstergesi İran, Suriye ve Türkiye’de çeşitli dönemlerde Kürtler tarafından kurulan aynı isimdeki siyasal partilerdir. Bu geleneğe en ciddi muhalefet, yine KDP’den gelen, Celal Talabani ve kurduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) partisi tarafından yapıldı. Nitekim, iki parti arasında süren uzun iç savaş, ancak 1998’de ABD Başkanı Clinton’ın girişimiyle imzalanan Washington Anlaşması’yla bitti. Anlaşma’nın konusu, her ne kadar KDP ve KYB arasındaki uzlaşma gibi görünse de, aslında Ortadoğu’da Kürtlerin siyasal temsilinin nasıl şekilleneceği idi. Bu yeni şekillenme içinde, o güne kadar sözkonusu Kürt siyasal geleneğinin tamamen dışında ve bu gelenekle çatışma içinde Kürdistan’ın dört parçasını birleştirme iddiası taşıyan PKK’ye yer yoktu. Nitekim Mesud Barzani, Washington dönüşü yaptığı basın toplantısında, bu durumu şu sözleriyle teyit etti: “Bütün dünya PKK’nin bitirilmesi konusunda hemfikir. Biz de tek bir PKK’linin bile bölgemizde barınmasına izin vermeyeceğiz. KYB’den de aynısını yapmasını bekliyoruz. Eğer KYB buna uymazsa biz de tutumumuzu yeniden değerlendiririz.” KYB, Barzani’nin endişelendiği gibi PKK ile bir ittifaka girişmedi. Aslında bunu PKK ve KDP birbirleriyle çatışırken birçok kez yapmıştı ama Washington Anlaşması’na sadık kalıp KDP ile birlikte Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin inşasına koyuldu. Aynı yıl, Abdullah Öcalan Suriye’den çıkmak zorunda kaldı. 1999 Şubat’ında da ABD tarafından Türkiye’ye teslim edildi. PKK hem Türkiye’ye hem de Irak Kürdistanı’nda “ateşkes” ilan ettiğini duyurdu. Dolayısıyla, Kürtlerin temsili konusunda varılan “uluslararası uzlaşma” planlandığı gibi yürütüldü. Ta ki 2004’e kadar. 

Birlik olsaydık... 

PKK umulduğu gibi dağılmadı. Dağılanlar olduysa da, bu PKK’nin bitmesine yetmedi. Üstelik 2003 Irak işgali sonrası oluşan yeni konjonktürde yeniden güçlenme fırsatı buldu. Bu arada, Irak Anayasası’nın kabul edilmesiyle birlikte KBY, de facto konumunu de jure onaylatarak bölgesel ve uluslararası alanda resmi temsil yeteneğine kavuştu. KBY’nin ulaştığı bu nokta, hangi partiden olursa olsun, Kürtler için tarihsel bir kazanım olarak görüldü ve sahiplenildi. Diğer yandan, her dört parçada da en alt gelir grubuna dahil olan Kürtler için KBY’nin yarattığı ekonomik imkanlar, bu sahiplenme duygusunu geliştirdi, pekiştirdi. Bugün hangi Kürde sorsanız, size “Kürtler artık o eski Kürtler değil” der. Bu sözle kastedilen kendi tarihlerinden edindikleri tecrübelerdir: “Biz birbirimizle savaştığımız için hep kaybettik. Birlik olsaydık bu kadar acı çekmezdik.” Kürtler hâl⠓birlik” olmasalar da, en azından birbirleriyle savaşmayarak yaralarını sarmak istiyorlar. Kürtlerin bu güçlü eğilimi, Kürt partilerini de bağlıyor. Kürt siyasal hareketi bundan 10 yıl önce olduğu gibi harekete yön veren üç partinin (KDP, KYB, PKK) toplamından ibaret değil; çok daha fazlası. Bugün, hiçbir Kürt partisi bu eğilime rağmen bir karar alamaz. Alırsa marjinalleşir. Bu KDP bile olsa böyledir. Onun içindir ki, Mesud Barzani her fırsatta “Bra quji xılas bu/Kardeşi kardeşe kırdırmak bitti” diyor.
Bu gerçeğin Türkiye de farkında ya da Türkiye politikalarına yön verenler diyelim. Türkiye’de Mesud Barzani’nin PKK’yi barındırdığını düşünüp hükümete baskı yapanlara rağmen, AKP Mesud Barzani’yi kongresinde ağırlıyor. Tabii ki bunda “0 sorun” politikasının iflası ertesi, Türkiye’nin elinde bir tek Habur Kapısı’nın kalmış olmasının da etkisi var. Türkiye-Irak sınırında harıl harıl iki kapı daha açılması için çalışmalar yürüyor.

Ama, asıl önemli olan Ortadoğu’nun yeni siyasal aktörü Kürtlerle ilişkileri yönetebilmek. Suriye’deki son gelişmeler de gösterdi ki, Türkiye KBY’yi gözetmezse, PKK’yi “görmek” zorunda kalacak. Onun için Türkiye, bizzat Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun KBY ziyaretiyle de Hewler Deklerasyonu (Suriye Kürt Ulusal Konseyi ve PYD arasında 11 Haziran 2012’de Suriye Kürdistanı’nın birlikte yönetilmesine ilişkin uzlaşma metni) sürecini destekledi.

Başta sorduğumuz sorulara dönecek olursak: Kürtler için günümüzde varolan siyasal sınırların bir anlamı yok. Mesud Barzani’nin ise bu sınırların ötesine geçen siyasal bir iddiası olmasa da, yapabilecekleri en nihayetinde Kürtlerle sınırlı.

ARZU YILMAZ
* Ankara Üni., SBF, doktora

 

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=HaberYazdir&ArticleID=1102158

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur