DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Sömürge bir ulusun aydını farkli olabilme hakkını kaybederse özgür olabilme imtiyazinida kaybeder



Kurdinfo:11:53 - 22/9/2012

Ha gayret Sayın Miroğlu, ha gayret eline sağlık, sağlığına bereket, ha biraz daha gayret sayın Mehmet Metinere yetişmene az kaldı.


Yazımın ana konusu olan Kürt yazarı sayın Orhan Miroğlu'nun son dönemlerde yazılarına hakim analizlerinin eleştirisine geçmeden önce önem arz ettiğim bir kaç hususu belirtmekte yarar görüyorum.

 

1920'lerden günümüze kadar Kürt ulusal direnişlerinin ve son 30 yıllık süreçte büyük eksiklikleri ilede olsa, Kürt siyasi mücadelesinde çok önemli bir kapasite ve etki gücü olan PKK hareketi eleştirilirken son derece duyarlı bir dil ve sorumlu bir tarih bilincine gerek vardır. 19. yy başlarından 21.yy'a kadar süren süreçler boyunca, her türlü insani hak ve özgürlüklerden, her türlü ulusal değerlerden mahrum bırakılan ve bir dizi travmalara, katliamlara maruz kalan ve büyük bedeller verilerek, evrimleşerek süren bir halkın direnişi söz konusudur.

            

Kürtlere, Kürt aydın ve sivil toplum kuruluşlarına, Kürt diasporasına yapılacak eleştirilerin; varlığını Kürt halkının inkarına vakfetmiş egemen medyanın, ceberut devletin mirasına özenen iktidarların kanlı kalemlerinin silahı haline gelmemeye dikkat etmek gerekir. Kürt ulusal mücadelesini, ırkçı Türk milliyetçi benzetmelerle aynı kefeye koymak gibi, aydın bağnazlığından kaçınmak gerekir. Kürt halkının ve Kürt aydınlarının özgürce örgütlenmesi önünde büyük tuzaklar düşenen bu süreçte; Kürt aydınlarını kendine benzetme "istek adeptasyonuna" girerek kendi tercihini genel olarak tüm Kürt aydınlarından beklemek, yalnız politik olarak değil ahlaki olarakta doğru değildir.

           

Bu yazıma vesile olan sayın Miroğlu'nun bugüne kadar bir Kürt aydını olarak, belli bedeller ödemiş biri olmanın yanı sıra yaygın, egemen medyada'da tanınmış biri olduğunu biliriz ve ben yazılarını zevkle okumakta idim.......

 

Özellikle Kürt sorununun çözümü konusunda son dönemlerde yaptığı analizlerin büyük bölümüne katılmamak ile birlikte, kişisel tespitlerinden ziyade daha çok AKP iktidarının politikalarına angarya olup, bu politikalar üzerinden Kürt aydın ve sivil toplum kuruluşlarına karşı gösterdiği hayal kırıklığı ve hırçın eleştirileri sebep olmuştur.

          

Aslında sayın Miroğlu'nun son dönemlerdeki amacının, Kürt aydınlarının ve sivil toplum kuruluşlarının, sömürge-sömürgeci ilişkilerin egemen olduğu statüye karşı olması gereken "AYDIN" tipini öne çıkartmaktan ziyade, kendisi gibi varsa yoksa anti PKK'li olmayı esas alan, değiştiğini söylediği yeni devletin politikalarına (dümen suyundan) herkesi angaje etme sevdasıdır.

          

Aşağıda sunacağım alıntılar, argümanlar ve tespitler sayın Miroğlu'na aittir;

          

1- " Kürtlerde devletten uzak durma terbiyesi hakim ".

          

2- " Ama şimdi bundan uzak durmanın bir anlamı yok, devlet değişmiş, yeni bir aşamadayız ".

         

 3- " Devlet eğer barış istiyorsa, Kürt halkının ona yeniden güven duymasını arzu ediyorsa, bu tarihsel travmalara iyi gelecek adımlar atmak istiyorsa Kürt aydınlarına ve sivil topluma ihtiyaç var ".

         

4- " Düz ovada siyaset yapmak onları bunaltıyor artık".  (yani Kürtleri ve BDP'yi )

        

 5- " İlki (yani devlet) yavaş yavaş  hakikate yaklaşırken,diğeri yani PKK geleceğini psikolojik harbe bağlamış görünüyor ".

         

6- " Devlet bir yandan PKK ile mücadele ederken, bir yandanda demokratik reformlara devam ediyor"......

        

7- " Hükümet Kürt sorununda hakikatleri gizleyen bir konumdan bu hakikatleri, milliyetçi hezeanlara kapılmadan benimseyen bir konuma geçti ".

        

8- " Felaketi haber verir gibi atılan ve Suriye'de " ikinci Kürt devletinin kuruluşunu ispatlayan "manşetlerden sonra,Şemdinli için atılan manşetler barışa ve yumuşamaya değil, PKK'nin psikolojik harbine hizmet ediyor ". (burada Taraf gazetesinin manşetinden bahsediyor )

      

 9- " Siyasi analizlerim her geçen gün doğrulandığımı görmekten, hafızamın işe yarandığına tanık olmaktan mutluluk duyuyorum ".

      

10- "Etyen merak etmesin, ruh sağlığımın en iyi zamanlarını yaşıyorum " .

       

11- " Artık zararın neresinden dönülürse kardır, felsefesi ile hareket etmenin zamanı geldi "......DİYOR SAYIN MİROĞLU...........VELHASILI KELAM....

      

Sayın Miroğlu'nun analizleri okunduğunda ona egemen olan, onun bakış açısını ipotek altına alan tüm argümanların perspektiflerin hepsi varsa yoksa anti PKK olduğu görülüyor. Türkiye'yi tanımayan birisi sayın Miroğlu'nun yazılarını okuyarak, vay be AKP iktidarı Türkiye'de ileri demokrasi'yi inşaa etmeye çabalarken, tüm kötü gidişatın müsebibi PKK ve Kürtlerdir diyebilir. Tabi sayın Miroğlu kendi kıblesini belirlediğinden dolayı tüm yazılarında (imkan bulursa) evirip, çevirip, geveleyip neyi nereye oturtacağını çok iyi bellemiş olacak ki önce bunun sebeplerine münhasır sorumlularını bulmakta sığındığı tek argümanı olan anti PKK saplantısı olduğu gerçeğidir. Zaten bunu çok rahat rahat egemen medya'da dillendiriyorda. Zaten diyeceğini ayen beyan taktiri sükuta kapılmadan şöyle beyan ediyor; Kürtler, Kürt aydınları ve tüm sivil toplum kuruluşları devlete sığınmalı, onun kanatları altında yaşamalıdır. Eski devlet gitti bitti, yeni devlet artık değişmiştir, yeni bir aşamaya gelmiş, ondan uzak durmanın "terbiyesinin " hiç bir gereği yok diyor.

         

Evet sayın Miroğlu; varsa yoksa sarıldığın yeğane argümanın olan PKK'nin eksiklikleri ve yaptığı yalnışlıklar ise "hafızayı beşerini " yitirmemiş ise zaten Kürt aydınları ve sivil toplum kuruluşları senden çok önceden gerekli olan eleştirilerini yapmış ve PKK'ye teslim olmamışlardır. Ama sen tüm Kürt aydınları benim gibi düşünsün diyorsan; yağma yok sayın Miroğlu köprünün altından çok kanlar aktı. Bu kanın akıtılmasına vesile olan " sömürgeci zihniyet " görülmeden, senin bir sömürgeci valinin olmasını istediğini, senin sipariş etmen doğrusu Diyaribekir hapishanesinde görmüş olduğun zulmün karşılığı olan vicdani merhamete sığmıyor .

        

Sayın Miroğlu; varılan bu aşamada AKP'nin siyasi vizyonunu kendine uygun görebilir, hatta bizatti gidebilir AKP içinde bir fiil çalışarak Kürt halkının eşit yurttaşlık hakları için çalışabilirsin. Yapabildiklerinle Kürt halkına örnek bir AKP'li Kürt potreside yaratabilirsin. Hiçte kötü olmaz. Bu senin tercihindir. Sana munhasır tercihlerinde istediğin duruşu ve tercihi yapabilirsin. Fakat kendi ölçülerini genel olarak tüm Kürt aydınlarından ve sivil toplum kuruluşlarından beklemen, senin ruh sağlığın ile orantılı olamaz. Hele hele siyasi analizlerin ile övünerek ve bu analizlerin senin ruh sağlığına iyi geldiğini ve ruh sağlığının en iyi zamanlarını yaşadığını, bununlada mutluluk duyduğunu beyan eden "SEN " bilerek kendi tercihin olan "akil bağnazlığına" saplandığını böylelikle'de kendin deklere etmiş oluyorsun. Bilmem farkındamısın okumuş bir insan veya bir aydın ruh sağlığım-eşittir-analizlerim doğrudur beyanında bulunabiliyorsa, bu tam anlamı ile yarı aydın bağnazlığının ruh halidir. Bir nevi fetişizm ve fanatizme dönüşerek her türlü inanca, görüşe ruh hali ölçüleri ile kafadan kapalı, sağır,ben merkezci, zavallı yarı aydın izdüşümüdür. Ruh sağlığım iyidir öyle ise siyasi analizlerim doğrudur iddiası tipik zavallı yarı aydın karekteridir.

          

Herşeye rağmen şunu belirtmekte yarar görüyorum ki; " Kürt Aydınlarının Trajedisi 2 " makalendeki AKP dönemi öncesi süreçte devletin Kürt aydınlarına dönük ve Kürt siyasi oluşumları üzerindeki tüm ceberut dayatmalarına ilişkin tespitlerine katıldığımıda belirtiyorum.

          

Yeni devlet dediğin; AKP iktidarı döneminde Kürt halkının inkarı sorununda ezberin bozulduğu, kısmi iyileştirmelerin olduğunada katılıyorum. Zaten bu iyileştirmelere münhasır, Kürt halkı ve aydınları değişim beklentilerine olan teveccühünden dolayıda üç seçim üst üste PKK'ye rağmen oyları ile AKP'yi desteklemiştir. Ama maalesef AKP yalnız Kürt halkını değil, bir bütün olarak ondan beklentisi olan çok geniş bir demokrasi kervanını teşkil eden güçleri hayal kırıklığına uğratmıştır. Üç dönem üst üste parlementonun çoğunluğunu sağlamasına rağmen Türkiye'nin kanayan yarasına melhem olmamış, çözememiştir. Her dönem ve süreçte zamana yayarak, oynayarak sadece ve sadece AKP'nin güç elde edebilme güvencesine münhasır değişikliklerle yetinmiştir. Ergenekon yapılanmasının ordu, yargı ve brokrasi içindeki yapılanmasını bertaraf eden, öteleyen AKP iktidarı, her nedense Kürtlerin yurttaşlıktan kaynaklanan ana dilde eğitim-öğretim hakkı olan sorunuda şövenist söylemlerle, değişime odaklanan kamuoyu atmosferini kirletmezdi.

 

Sayın Miroğlu sorun eğer AKP'nin iktidar olması ise ki öyledir, zaten Kürdü ile, lazı ile, alevisi ile, Türk'ü ile herkes üç dönem üst üste AKP'yi iktidara taşıdı. Yok eğer senin derdin silme, süpürme tüm oylar AKP'ye diyorsan bu senin beklentin olan halisi muhlis "MİROĞLU TRAJEDİSİDİR ".

           

Bastırılmış, zindanlara atılmış, yerinden yurdundan edilmiş, süreçlerin yaşanan travmalarını üzerinden bütün Kürt aydınları teste tabii tutarak, konuşabilen sadece TRT 6 kapısında  duran 3-5 Kürt aydını vardır tespitin ise insafsızlıktır, doğruda değildir.Ş unu bilmeni isterim ki  eger sömürge bir ulusun aydını, farklı olabilmesi gerekir hakkını kaybederse, özgür olma imtiyazınıda kaybeder........

            

Evet sayın Miroğlu, seninde bildiğin gibi yüzbinlerce Kürt aydını özgürce düşüncelerini söylemek şöyle dursun, sadece Kürt oldukları için (seninde yaşadığın envayi türlü travmaları) Diyaribekir hapishanesinde yaşadılar. Eger söz konusu olan senin beklentin olan Kürt aydınlarının ve sivil toplum kuruluşlarının, senin tarzında PKK'ye karşı olma tavrı ise kusura bakma ama, bu konuda Kürt aydınları "eski ve yeni " devletin paralelinde ve izdüşümünde olmamak kaydı ile bağımsız eleştirilerini ve hasasiyetlerini ortaya koymuşlardır.

         

30 yıldır sürmekte olan düşük yoğunluklu savaşa dair yazılanlar, çizilenler çözüme dair yaratılan umutlar iktidar olmanın, devlete egemen olmanın her türlü imkanları elinde olan AKP iktidarı eşit yurttaşlar anayasası için dahi kendisinden beklenenlere yabancılaşarak gelenekçi, güvenlikçi ve manevracı, tasviyeci çözümlere tekrardan dönerek beklentileri hüsrana dönüştürmüştür. Dolayısı ile senin ve 3-5 aydının dediği gibi " ne devlet değişmiştir, nede AKP "10 yıllık iktidarları boyunca Türkiye'nin en temel sorunları olan Alevilerin inanç, Kürtlerin ayrı bir ulus olmakta kaynaklanan en insani haklarını dahi kabullenememiştir .

         

21.yy Türkiye'sinde ileri demokrasinin ölçütü, (inkarı red edip) TRT 6 ise ki bunun dahi hiçbir anayasal güvencesi yok iken,umut argümanlarını sadece ve sadece Ergenekon karşıtı duruş ile sürekli dengelemeye çalışmak zarar-ziyan felsefesi üzerinden (tüccar mantığı ile) devlete güven empatisi yaratmaya çalışmak tam anlamı ile politik akıl tutulmasıdır.

        

Evet sayın Miroğlu; egemen ve yaygın medyada her Allah'ın günü Kürtleri rencide edici, aşağılıyıcı manşetlerin eksik olmadığı bir Türkiye gerçekliğinden hareket ile, tüm bunları görmeyipte Taraf gazetesinin Şemdinli ve Suriye'de Kürtlerin sevincine vesile olabilen gelişmeleri manşete taşımasına veya haber olarak verilmesini bile sen içine sindiremiyorsan söyleyecek söz, kelime bulamıyorum ben sana ne diyeyim...

        

Ha gayret Sayın Miroğlu, ha gayret eline sağlık, sağlığına bereket, ha biraz daha gayret sayın Mehmet Metinere yetişmene az kaldı. Zaten sen kararını vermiş, kılıfınıda uydurmuşsun. Sana korunaklı gelen nehrin öbür tarafına geçmek hayırlı uğurlu olsun. Temenni ederim ki nehrin öbür tarafındaki Kürtler içinde emsal teşkil eden bir duruş sergiler, bizleri şaşırtır mahçup edersin.

          

Evet sayın Miroğlu son olarak senin şahsında "yeni devlet" olan AKP iktidarına bir önerim var (aslında bu milyonların beklentisidir) nasıl ki AKP iktidarı Türkiye halkının başına musallat olan Ali kıran baş kesen " Ergenekoncu " yapılanmayı tek tek Silivri'ye göndermeyi başardı ise,aynı kararlı tutumu ile yine Türkiye halklarının başına musallat olan " şiddet ve terörün müsebibi" Kürt Ergenekoncu yapılanmasının tüm girdisini, çıktısını devletin, Mit'in arşivinde olan belgelerini kamuoyuna açıklasınlar. Eğer AKP iktidarı bunu yapmak isterse savaş baronlarının planları yerle bir olur. Ve böylelikle Kürt-Türk halkının başına musallat olan savaş psikolojisi üstüne entirikalar yapanların planları boşa çıkartılmış olunur.

       

80 - 90 yıldır Türkiye halklarının kanayan yarası olan Kürt sorununu temelden çözememenin sebebi,tercih edilen politikalardır. Ayrıca 20 - 25 milyonu bulan Kürt halkının hakları sorununu bilinçli olarak PKK'nin silahları bırakması ikilimine oturtulması bu eksenden bilerek, kopmaması çözümsüzlüğe saplanma handikabıdır.

        

Son olarak diyeceğim şu ki; sebeplerin yarattığı sonuçlar üzerinden, günah keçisi aramaya çıkmak hiçbir zaman iktidarları ve aydınları gerçeğe götüremez.

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur