DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Vatandaş Türkçe Konuş !



Kurdinfo:16:43 - 20/9/2012

Kendi dilini konuşanlar taciz edildi, dövüldü ve de türklüğe hakeret suçlarından hem yargılandılar, hemde şiddete maruz kaldılar.


„TDK'ya göre; Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğuna, ulus, millet deniyor.“

Türk milliyetçileri, Türkleştirme politikasının en önemli boyutunun bilinciyle, dil birliğini sağlamlaştırmak istiyorlardı. Bunun için yasa-masa dinlemeden, saldırı ve şiddet kampanyaları geliştirdiler. Talebe cemiyetleri Azınlıkları Türkçe konuşmaya mecbur eden „Vatandaş Türkçe Konuş“ kampanyaları başlattı. Kendi dilini konuşanlar taciz edildi, dövüldü ve de türklüğe hakeret suçlarından hem yargılandılar, hemde şiddete maruz kaldılar.

Yıl  Ekim 1927. Atatürk, „milletin çok bariz vasıflarından biri dildir. Türk milletindenim diyen insana, her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz” demişti.

17 Şubat 1931. Adana Türk Ocağı’nı ziyareti sırasında da Türk Ocakları’na özellikle “Türkleştirme” yönünde bir görev düştüğünü ve Türkçe konuşmayanlara  gösterilmemesini vurgular. Türkçe konuşmayan bir insan  Türk harsına, camiasına mensubiyetini iddia  ederse buna inanmak doğru olmaz. Efendiler, herhangi bir felaket gününde bu insanlar başka dillerle konuşan başka insanlarla elele vererek aleyhimize  hareket edebilirler. Türk Ocaklarımızın başlıca vazifesi (…) bu gibi unsurlar bizim dilimizi konuşan hakiki Türk yapmaya çalışmaktır. Füsun Üstel 1997. S.366) (…) 

Kendisini ziyarete gelen delegelere de “Biz doğrudan doğruya  milliyetperveriz, Türk milliyetçisiyiz” demekle ve Türk harsının güçlendirilmesi konusunda Türk Ocaklarının önderiğini teşvik etmektedir. F.Üstel. 1997.s.191.

Türk Ocakları kendilerine milli simge olarak da “Bozkurt’u seçmiştir.

Türk Ocağı Marşı

“Türk’üz, ederiz daim iftihar

Hilkatta başlar tarihimiz var

Kalplerde Türklük aşk ile çarpar,

Yok bize başka yar

Önde Bayrak, elde süngü, kalpte tanrı biz

Dünyaya hakim olmak isteriz,

Mabedimiz Türk Ocağı, Kabemiz de yüce parlak

Turan’dır hep ancak.”

1935 istattistiklerine göre Türkiye’de 108.725 Rum, 57.599 Ermeni, 56.846 Yahudi bulunmaktadır. Bunların %90’ı İstanbul’da yaşamaktadır.

Asimilasyon ve Resmi İdeolojinin Yayılması. Kürdistan’a Türk Muhacirlerinin yerleştirilmesi; Türk Muhacirleri ile iskan edilecek beş senede Türk ekseriyetinin sülüsan nisbetine çıkarılması elzem oldu. Muhacirler  boş Ermeni köylerine  istimlak edilerek çiftliklerde yer gösterildi ve oturumları sağlandı..

Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte sunni dincilik, Türkcüğün hizmetine sokuldu. Devletin dini islam olarak kabul edildi. Osmanlı'nın bütün dini kurumları kapatıldı. Bunların yerine  devlete bağlı ve devletin hizmetinde "Diyanet Kurumu "kuruldu.  İslam dini tek mezhebe, Hanifilik mezhebine dayatıldı. Kürdün, Türkün ve Arabın vb inancları olan Alevilik inancı ve Şafiilik mezhebi yasaklandı.Gayrimüslimler ister Türk ister Rum olsun mübadele yoluyla Anadolu'dan sürüldü. İttihak Terakki'cilerin yolu izlenerek baskı ve zor politikaları uygulandı. (Varlık Vergisi, 6/7 Eylül, Trakya Olayları vb) Anadolu Müslümanlaştırıldı. İslam dini  Cumhuriyetin hizmetine sokuldu. Artık Türk devletinin tüm olanaklarından yararlanacak tek güç Türklerdi. Önce Türk, sonra Müslüman olmak zorunluluktu. Bakın Atatürk ne diyor "Allah'a şükür Hepimiz Türk, dolayısıyla Müslüman olduğumuza göre, hepimiz laik olabiliriz ve olmalıyız". Atatürk'ün bu teziyle Türk kimliğiyle Müslüman kimliği birleştirildi. yani Türk ve Müslüman.Batılı ve Laik.

CHP'nin Altı Ok'u, 1937 Anayasa'sına dahil edilerek, tek parti devleti Anayasa'sında siyasal gücün temsilcisi oldu.

Gerek kampanyalar gerekse de Atatürk’ün konuşmaları basına da yansıdı. Ve basın aracılığıyla yürütülen Türk milliyetçiliği propagandası tuttu. Ve kitleler arasında büyük destek gördü. Devlet tarafından beslenen, desteklenen ve yönlendirilen gazeteler Türkçe konuşmayanlara karşı tehditler yağdırıyordu. Gazetelerden sadece biri ,Edirne Postası bakın neler yazıyor.” Eğer Türkçe konuşmayacaksanız ve eğer Türklüğüe ve onun lisanına hürmet etmeyecekseniz bu memlekette ne işiniz vardır, arzu ettiğiniz yere gitmekte serbestsiniz. Son söz olarak deriz ki Türkçe konuşmaya mecbursunuz ve Türkçe konuşmayanlar bizden değildir ve bu memlekette de yaşamayazlar” Rıfat.N.Bali. Cumhuriyet yıllarında Türkiye Yahudileri Bir Türkleştirme Serüveni.1923-1945. s.144.145. iletişim yayınları.2003.

Azınlıklardan Sorumlu 1X. Büro’nun Hırıstiyanlarla ilgili Raporunda ise bakın ne yazıyor “Bu hususta söylenecek tek söz, İstanbul fethinin (beşyüz) yıl dönümüne kadar İstanbul’u tek Rumsuz bir hale getirmektir.“ Ayhan Aktar. Varlık vergisi ve Türkleştirme’ Politikaları, İletişim yayınları. 2002.s.58.

1924 Anayasası, anadolu halklarını "Türk olarak tanımlayarak" turancı ittihakçıların yolundan gittiğini gösterdi. 9 Mart 1924 tarihinde açıklanan Anayasa gerekçesinde ifade edilenler utançtı. Bakın neler yazıyor " Devletimiz milli(ulusal) bir devlettir. Çok milletli bir devlet değildir. Devlet Türk'ten başka bir millet tanımaz. Memleket dahilinde eşit hak ve hukuka sahip olması gereken ve başka ırktan gelen kimseler de vardır. Fakat bunlara da ırki durumlarına uygun olarak haklar tanımak veya bu anlamla gelecek sözler etmek caiz değildir. Her yeni millet gibi Türk milleti de aynı ırktan gelmeyen kimseleri içerebilir. Ancak Türklük camiasıdır ki bütün uruku (ırkları) bir arada toplamak kabiliyetine sahiptir. Kaynak. Bilim-Resmi İdeoloji-Devlet-Demokrasi ve Kürt Sorunu.İsmail Beşikçi. 

Türkçülük, Turancılık; Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Hamdullah Suphi 1920'li yıllarda bu akımın başını çekmiş olup Turancılığın, Türkçülüğün ideologlarıdırlar. Bunu Atatürk Türklük ile bütünleştirmiş, Ne Mutlu Türk'üm diyene sloganı ile Türkçülüğün T.C içinde tek dil olarak yerleşmesine önderlik yapmıştır. Bu girişimlere Güneş Dil Teorisi, Türk Dil Kurumu örnektir.

Saraçoğlu,1942 yılında TBMM’de yaptığı bir konuşmada; "Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar, bir vicdan ve kültür meselesidir” demiş ve muhtekirlere, harp zenginleriyle, fevkalade kazançlarla ve ihtikkarla mücadele edeceklerini açıklamıştır. Ve ardından Varlık Vergisi Yasası' nın çıkarılması.  Bir sefere mahsus olmak üzere bu yasa hazırlığı döneminde defterdarlıklara gönderilen yazılarda bölgedeki “azınlıktan zengin kişilerin mal varlıklarının listesinin çıkarılarak yollanmasını” isteyen hükümetin ta kendisidir. Yani ırkçı Şükrü Saraçoğlu bu yöntemle Türkçülüğün azınlıklara duyduğu kan ve kin dolu "kardeşliğini" bu yasayla dile getiriyordu. Çıkarılan bu yasada tam bir ırkçılık, tahammülsüzlük, hoşgörüsüzlük vardı, azınlıklara karşı.

Bu genelgede vergi yükümlülerini kışkırtıcı bir biçimde “harp ve ihtikar zengini azınlıklar” denilmektedir. Üstelik vergi yükümlülerinin mal varlıklarının saptanmasında defterdarlıklardan gelen bilgilerle de yetinilmemiş, özellikle azınlıklar hakkında CHP il ve ilçe örgütlerinden, Milli Emniyet Teşkilatı’ndan hatta hükümete yakın Türk tüccarlarından raporlar istenmiştir. Öyle ki, azınlıktan kişilerle ilgili imzasız ihbar mektupları bile geçerli belge sayılmıştır.

Dönemin Defterdarı Faik Ökte’nin açıklamalarına göre, salt soyadı, azınlıkların soyadını andırdığı için bazı müslümanlara, Türklere de çok yüksek vergiler konulmuştur. Bu vergilendirmeye azınlık halklardan olan herkes mahkum edildi. Bahçıvanlık yapan da, marongozluk yapan da. 15-30 lira kazanç sahibi olanda 5 bin lira vergi ödediler. Ödeyemeyenlerin neleri var neleri yok, bütün mallarına devletçe el konuluyor, kendileri de kara vagonlara dolduralarak, Erzurum, Aşkale’deki çalışma kamplarına gönderiliyorlardı. Kayıtlara göre, tam 2057 Yahudi, Rum ve Ermeni tüccar ve iş adamı, istenilen yüksek vergileri ödeyemedikleri için Aşkale’ye sürülmüşlerdir. Ve devlet bu zorbaca uygulamalar sonrası, haczettiği azınlıkların mallarını yok pahasına Türkler'e satıyordu. Bir kesim de mallarını geri alabilme umuduyla neleri var neleri yok, hepsini yakın çevrelerinde tanıdıkları Türkler'e yok pahasına devrediyorlardı. Ve böylelikle Türkler zorla gasp edilen azınlık halkların malları sayesinde zengin ediliyordu. Bu şehirlerdeki tablo, bir de taşrada olanlar var. Oralarda da aşiretler, aşiret ağaları zorla azınlıkların mallarına el koyuyorlardı. Işte T.C' nin uyguladığı Varlık Vergisi’nin gerçek tablosu böyleydi.   Ve işte okuyucuya Hitler Faşizmi dönemindeki Yahudilere karşı izlediği yönteme örnek bir davranış. Hitler Yahudilerin Ticari gelişimine karşı estirdiği terör ve katliam ile insanlık dışı yöntemleri uygularken, çalışma kamplarında  çalıştırılması da Alman burjuvasinin çıkarlarına yönelikti., ve işte Türkiye’de Aşkale’ye çalışma kamplarına  gönderilen azınlıklar ve mallarına el konularak zengin edilmek istenen Türkler, Türk burjuvazisi. (alıntı rakamları, Ekonomik panaroma Dergisi sayı 2. 24 Nisan 1988)

"Karaca Tiyotrosu'nda Demokrasi ve çogulculuk konulu bir toplantida Aydin Ugur analatiyor;Varlik Vergisi döneminde kendisine gelen 4 bin lira vergiyle neye ugradigini sasiran esnaflardan Salomon, komsusu Artin Efendiye sormus: Sana ne kadar geldi )" 5 bin, Sonra diger komsusuna, yani Efendiye sormus,: Ya seninki kaç para? " 3 bin. Sira Mustafa Efendi'ninkine gelmis. Onunkinin sadece 300 lira oldugunu duyunca Salomon Efendi söyle demekten kendini alamamis: Vay be , ne mutlu Türk'üm diyene!---" Kaynak. çogunluk Aydinlarinda irkçilik. Yelda


6/7 Eylül olayları,tam bir ırkçı terördü. Farklı dillere sahip azınlıklar, Rum, Ermeni, Süryani ve Yahudiler'e karşı geliştirilen azgınca bir özel harp hareketiydi...
 

1955 Istanbul'da “vatandaş Türkçe konuş” kampanyaları. Bilindiği gibi 1955 Istanbul’da 6-7  Eylül olayı Rumlar'a karşı tam bir soykırım ve talan olarak yaşanmıştır. Saldırıya uğrayan esnaflar, dükkanların yağmalanması, yakılıp yıkılması devletin terörüdür.... Bu terör dalgası azınlıkları İstanbul ve İzmir'den temizleme kampanyası olmuş olamaz mı?. İngiltere'de 'Kıbrıs Türktür pazarlıkları yapıyordu. Aynı  sıralarda dönemin DP hükümeti .  “Kıbrıs Türk'tür, Türk kalacaktır” kampanyası başlatmıştı. Buna bağlı olarak kentlerimizin Türkleşmesi düşünülmüş olmalı ki, her tarafa "Vatandaş Türkçe Konuş" afişleri yapıştırılıyordu. Dükkanlar, tramvaylar, otobüslerin camlarına yapıştırılan bu afişler ve üniversitelere dalga dalga yayılan ırkçılık geçmişin bir tekrarı gibi saldırgan kimliğini göstermişti. Türk milliyetçiliği şövenizm‘den başka neyin göstergesi olabilirdi?

6/7 Eylül olayları, farklı dillere sahip, (Ermeni, Rum, Süryani veYahudiler'e) karşı geliştirilen ırkçı bir katliam girişimiydi, bir devlet terörüydü.Türk ırkçılığının sokağa taşmasıydı.

6-7 Eylül olaylarında Mithat Pelin'e önemli bir rol verilmişti.

Mithat Pelin kimdir?

13 Mart 1917 Bulgaristan'ın Mevrekop köyünde doğdu. LozanAntlaşması’ndan sonra ailesiyle Türkiye'ye göç etti. Istanbul'a yerleşen Pelin 1938‘de Son Posta gazetesinde gazeteciliğe başladı. 1951'de Istanbul Ekspres Gazetesi imtiyaz Sahibi vebaşyazarı oldu.

1952'de Istanbul Cemiyet 2. Başkanı- 1946-60 yılları arasında Demokrat Parti'ye üye oldu. Irkçı ve milliyetçi bir çizgide politik faliyet sürdürdü. Pelin‘in sahibi olduğu İstanbul Ekspres Gazetesi 6 Eylül 1955 günü manşetten "Atatürk'ün Selanik'teki evi bombalandı” haberini yayınladı.

Bu haber sonucu körüklenen milliyetçi duyguların infilakıylave bir anda olaylar patlak verdi. Rumlara,Süryanilere, Yahudilere ve Ermenilere ait ev ve işyerleri yağmalandı, evler yakılıp yıkıldı, 3 kişi öldü, 73 kilise, 1 fabrika, 8 ayazma, 5 bin 538 konutve işyeri tahrip edildi. İstanbul Ekspres bu haber sonucu bir anda tiraj patlaması yaptı. Günlük satışı 296 bine ulaştı. Bu başlık sonucu Pelin İstanbul'un altını üstüne getiren adam olarak tanındı.
Atatürk'ün evine dinamit koyan iki üniversite öğrencisi (provakatör) bugün valilik görevinde bulunuyorlar.( Emin Çölaşan bile köşesinde bu iki valinin isimlerini yazdı).  İki  ajanın kimliği üzerine daha geniş bilgi için,“ Bir Gizli Servisin Tarihi, Tuncay Özkan“.

Adapazarı ve İzmit’den gelenler yağmaladıkları mallarla istanbul çıkışında yakalanıyor.

6/7 Eylül olaylarında sadece İstanbul’dan yağmacılar yoktu, çeşitli illerden getirilen yağmacılar vardı. Sivas 145, Trabzon 117, Kastamonu 116, ve Erzincan’dan 110 kişi getirilerek yapmaya katılmışlardır.

„Cumhurbaşkanı Celal Bayar  6/7 Eylül için bakın ne söylüyor“ Galiba dozu biraz kaçırdık“

Orgeneral olan sabri Yirbibeşoğlu emekliye ayrıldıktan sonra tuğgeneral olarak göreve başlıyor. Sabri Yirmibeşoğlu bakın ne diyor.“ Olay bir özel harp işiydi ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Sorarım size bu muhteşem bir örgütlenme değilmiydi“

6/7 Eylül olayları sonrası Hürriyet, Tercuman ve Hergün gazeteleri kapatıldı.

1960 darbesinde sonra tutuklanan Menderes’e 6 yıl, Zorlu’ya ise 4,5 yıl ceza verildi.

6/7 Eylül olaylarından dolayı. Muhteşem özel harp olayında kimler karlı çıktı“. (Dünden Yarına, Kanal A. 6/7 Eylül olayları üzerine yaptığı program.

Vatandaş Türkçe Konuş!

"Karaca Tiyotrosu'nda Demokrasi ve çogulculuk konulu bir toplantida Aydin Ugur analatiyor; Varlik Vergisi döneminde kendisine gelen 4 bin lira vergiyle neye ugradigini sasiran esnaflardan Salomon, komsusu Artin Efendiye sormus: Sana ne kadar geldi )" 5 bin, Sonra diger komsusuna, yani Efendiye sormus,: Ya seninki kaç para? " 3 bin. Sira Mustafa Efendi'ninkine gelmis. Onunkinin sadece 300 lira oldugunu duyunca Salomon Efendi söyle demekten kendini alamamis: Vay be , ne mutlu Türk'üm diyene!---" Kaynak. çogunluk Aydinlarinda irkçilik. Yelda

Türk yasaları, Türk yargı kurumları, Türk okulları, Türk siyasal parti yöneticileri, Türk basını, milliyetçileri ve dincileri kürt kimliğini rededen, kürtlerin dil, kültür gibi haklarını olmayacağını söyleyerek açık bir şekilde vurgulamışlardır. Diyarbekir cezaevinde siyasal tutuklu olan Kürt sisayetçilerine "Türkçe Konuş Çok Konuş" diyerek işkence ediliyordu. Cezaevinin her tarafına "Türkçe konuş çok konuş sloganları yazıyordu.

İstiklal marşı okutuluyor, antlar içirtilerek varlıklarını Türk varlığına armağan etmek için zorla ant'lar ve marşlar okutuluyordu.

1991 cezaevlerinde uygulanan şartlı tahliyelerde, tutuklu Kürt siyasetçileri yararlandırılmayarak 125 maddeden yargılanmaları devam ediyordu.  

Türkiye’de Kürtlere karşı uygulanan politika hem gericidir hemde ırkçıdır.

Bu anlayışa bir örnek de Dinayet Işleri Başkanı M.Nuri Yılmaz’dan; kürtlere karşı kinini bakın nasıl açıklıyor.

“Dün o bölgede soykırım yapan Ermeni çeteleri, bugün kılık ve metot değiştirerek kendi halkımıza karşı sizi kullanmaktadırlar“ ZAMAN 31 Ekim 1993.

Alevilere karşı sunniliği geliştiren Atatürk, alevilerin kutsal yeri olan Cem Evi için bir girişimde bulundu mu? Aleviler için ne yapmıştır?

Türkçü anlayışa göre birlikte değil, benimle oturacaksın,  benim gibi olacaksın, benim gibi düşüneceksin ve buna  bağlı olarak Kürtleri ve Alevileri kendi öz değerlerini unutturmak için her türlü baskı uygulaması  çok açıkca görülen gerici ve ırkçı dayatmalardı. Kürt ve Alevi bölgelerinde her türlü şöven, ırkçı ve terör dayatmaları hayatın günlük bir parçasıydı.

Alevilere karşı uygulanan asimilasyon politikası da buna benzemektedir. „Herkes din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet bakımından eşittir“ deniliyor

Kimliğini inkar edenler, Türkleşen  Kürtler bu mantık anlayışında eşittir. Keza Alevi kimliğini inkar edenler, Sünnileşenler, kendi geleneğini, Alevi’liğin var olan değerlerini, haklarını sorun yapmayanlar da müslümanlarla eşit bir muamele görürler.

Buna bir örnek, herkesin köyüne cami yapabiliyor, kuran kursu açabiliyor, herkes Dinayet İşleri Başkanlığın da görev alabiliyor, Herkes imam olabiliyor, İmam-Hatip Okulları herkes için açıktır, kimse arasında bir ayırım yapılmıyor, Bu anlayışları insanların eşitliği olarak gösterenler;

Peki Aleviler kendi köylerine bir Cem evi isteyebiliyor mu? Alevi Toplumu olmaktan doğan haklarını alabiliyor mu?  Devlet bugüne kadar hangi hoşgörüyü gösterdi. Sunni kesime verilen haklar Alevilere verilmişdir. Aleviler Atatürkü öve öve bitiremiyorlar, Atatürk hangi kolaylığı getirmiştir. Alevilere hangi hakkı vermiştir. Atatürk ne verdi Alevilere, Aleviliği Meçliste mi anlattı. Aleviliğin kendisini ifade etmesi hangi olanaklar tanındı?  Cem evleri mi kurdu. . Alevilerin kendini ifade etmesi için cem evleri mi açıldı? Alevilik nasıl anlatıldı?, Kısacası Alevilerin önünü açacak  hangi  girişimin içinde bulundu 24 Anayasası ve Atatürk. Hacı Bektaş Veli’nin Türbesinde bulunmak hiç bir yarar getirmedi. Getirmediği gibi belli bir dönem kapatıldı. (Hacı Bektaş Veli Dergahına parayla giriş yapılıyor. Aleviler burada bile ayırıma tabi tutuluyor. Kendi kutsal yerlerine bile parayla giriş yapıyorlar.) 12 Eylül öncesi "bana sağcılar cinayet işletiyor dedirtemesiniz" diyen Demirel’de Hacı Bektaş Veli Dergahı'nda açılışlara katılıyor. Demirel ne kadar Alevilere yakınsa Atatürk’te o kadar Alevilere yakındır.

Işte bu şöven, dinci ve ırkçı yöntemler hala "Vatandaş türkçe konuş" kampanyalarıyla devam etmektedir.

Erdal Boyoğlu

Diyarbekir@yahoogroups.com




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur