DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Devlet vesayeti ve birey



Kurdinfo:20:21 - 19/9/2012

Mevcut iktidar, Türkiye´nin beşeri sorunlarına dini ve milli perspektiften baktığı müddetçe o sorunları çözemez


Yeni eğitim yılında Kuran dersleri de olacak.

 

Mevcut iktidar, Türkiye'nin beşeri sorunlarına dini ve milli perspektiften baktığı müddetçe o sorunları çözemez

Yaşamak sorunlarla karşılaşmayı zorunlu kılar. Her sorunun da bir çözümü vardır. Ancak bu ülkede bazı sorunların çözümü yok gibi. Kürt, Alevi, Kıbrıs sorunları, çözümü olmayanlardan. Yıllardır tartışılır, ama çözüme doğru bir mesafe alınmaz. Hatta birikmiş tecrübenin fayda vermediği de vakidir. Kürt sorununun bugünkü seyri, bunun bariz kanıtı. Hâlbuki ülkenin maddi sorunlarının çözümünde büyük bir ilerleme var. Ancak aynı hükümet sosyal sorunları çözemiyor. Öyle ki, bazı beşeri meselelerde eskiye nazaran daha kötüye gidildi. Şu soru açık bir şekilde sorulabilir: Maddi sorunları çözebilen siyasi bir kadro, beşeri sorunları neden çözemiyor?

Bu soruya verilecek en kısa cevap, maddi sorunların çözümünün daha kolay olduğudur. Sorunlar belli. Onların çözüm yolları da az çok bilinir. İmkânlar ve kaynaklar bellidir. Siyasi iktidar, en etkin ve maliyeti en ucuz olan çözümü, proje haline getirir, uygulamaya koyar. Gerek sorunun tespitinde, gerekse giderilmesinde yöneticilerin bağlı oldukları ideoloji veya inanç sistemi aktif değildir. Başka bir deyişle, bu alandaki başarılar, herhangi bir ideolojinin veya inancın ürünü değildir. Çünkü maddi sorunların çözümü aşikârdır, inanca ve ideolojiye göre pek değişmez. Bu savıma itiraz edilebileceğini şimdiden kabul etmekle beraber, bunu, beşeri sorunlarla mukayese etmek için yaptığım görülünce, bir toleransı hak ettiğimi sanıyorum.

Sosyal meselelerin çözümüne gelince, burada, gerek sorunun algılanmasında ve gerekse çözümünde, çoğu zaman siyasi kadronun inançları ve ideolojik bağlantıları devreye girer. Birey olarak yöneticiyi mutlu eden doğmalar ve bundan doğan yaşam biçimi, onun için en geçerli mutlak doğrulardır. Yönettiği halkı sevdiği ve onlara şefkatle baktığından, onların da bu hakikatlerden nasiplenmelerini ve mutlu olmalarını ister. İşte en büyük hatayı burada yapar. Bireysel inanç ve pratiklerini bir norm haline getirip sonsuz iyi niyet eşliğinde, bütün topluma uygulamaya kalkar. Başbakanın önderliğindeki hükümetin sosyal alandaki icraatı bundan ibaret. Bu sebeple beşeri sorunlarda maalesef başarılı olamayacaklar. Çünkü Alevi sorununda Sünni Müslümanlar, Kürt meselesinde Türk milliyetçisiler, AB’ye katılmada İslam medeniyetçisiler. Hâlbuki yönetici yönetirken, şahsi inançlarını ve yaşam biçimini kendisine saklaması gerekir. Bu bireysel tercihlerini, mümkün olduğu kadar gizli tutması gerekir. Çünkü hiçbir inanç ve ideolojik ilke, evrensel bir hakikat haline gelemez. Yönetici, inançlar ve yaşam biçimleri konusunda tarafsız bir hakem gibi davranmadıkça, sorun çözmek yerine sorun çıkarır, mevcut sorunları büyütür. 

Norma dönüşme 

Eğitim alanında Kuran ve Siyer derslerinin konması, İmam-Hatip okullarının çoğaltılması, ilkokula 5 yaşında başlanması gibi yenilikler, iktidarın, norm haline gelmiş inançlarının sonucudur. Ne kadar da iyi eğitildiklerinden eminler! Ne kadar ideal birey olduklarından da! Herkes de onlar gibi olsun istiyorlar! Kant gibi büyük bir filozof bile, iyi bir eğitim alamadığından yakınırken, bu zevatın bilgi ve inançlarının doğruluğundan bu kadar emin olmaları, takdire şayan!

Yöneticinin fazilet derecesi, topluma sağladığı mutlulukla ölçülür. İşi fevkalade zordur. Bireysel erdemler, onu kurtarmaz. Bireysel yaşamının aslında, toplumu ilgilendirmemesi gerekir. Bu sebeple tarihte, bazı toplumları, onların dininde olmayan yöneticiler yönetmiş, takdir ve sevgilerini kazanmıştır. Yöneticinin zihninde, yönettiği halkın mutluluğundan daha yüce bir amaç olamaz. Bundan daha ulvi bir hedef zaten olamaz. Vardır diyenler, insanları o hayali hedeflere kurban etmişlerdir. Kendince, kendisinden daha kıymetli, onun mutluluğunu aşan ve onu araçsallaştıran bir hedef tahayyül eden kimse, kendine yazık eder. Böyle, insanı köle kılan bir hedefe insanları çağıran önder rolündeki kimseler de, tüm insanlığa yazık eder. 

Vasi 

Diğer önemli bir husus ise, bu tür mütedeyyin yöneticilerin halk üzerinde, yaşam modeli hususunda, vasi rolünü üstlenmeleri. Çocuk yetiştirir gibi, zararlı diye, şunu bunu yasaklamaları, doğru yolu gösterme zahmetinde bulunmaları. Hâlbuki erdemli yaşama konusunda, vatandaşların devlet ricalinden alacakları bir ders yok. Onlardan talebimiz, erdemlilik yolunda çıkabilen engelleri kaldırmaları.

Bir dinin doğmalarına veya bir ideolojinin ilkelerine dayanan bir rejimin veya yönetim tarzının 21. asırda başarılı olması mümkün değil. İnançların seçiminde ve yaşam şeklinin tercihinde, bireysel özgürlüklerin genişlediği çağımızda, bir inancın esaslarını eğitimin bir parçası haline getirmek, belli bir yaşam modelini dayatmak, fevkalade yanlış. Aslında, son çeyrek asırda, eğitim alanında, dünyadaki gelişmeler gözlemlendiğinde, küresel bir standarda doğru gidildiği görülecektir. Tüm dünyada, eğitim siyaset konusu olmaktan çıkıyor. Rejimlerden bağımsız evrensel bir kurum haline dönüşüyor. Bunun farkında olan iktidarlar, eğitimle fazla oynamazlar.

Halkın mutluluğu, yöneticinin yegâne hedefi olunca, bütün insanlar şu veya bu şekilde inansalar veya şu mezhebin akidesine geçseler mutlu olurlar diye bir hüküm, bu hedefe uygun düşmez. Biri Kuran dersi alarak mutlu olur, biri almayarak mutlu olur. Biri namaz kılarak, oruç tutarak mutlu olur, diğerine bunları dayatırsan mutsuz olur. O zaman, insanları inançlarda serbest bırakmak esastır. Hiçbir inanç sisteminin, teorik bazda, diğerine üstünlüğü olamaz. Rasyonel tutarlılık bile bir avantaj değildir. İnançların değeri, inançlının amelinde ortaya çıkar. Kıstas, fiili yaşantıdır. Dürüst, hakikatli, her insana saygılı, çalışkan bir insan, erdemlidir. Neye inanmışsa inanmıştır. Hurafe midir inandıkları, gerçek vahiy midir, bilmek gerekmez. Amel iyiyse, onu bu amele götüren inanç da iyidir. Yok, eğer ameller kötüyse, bağlı olduğu inancın şu veya bu kaynaklı olması önemli değildir. O insan erdemsizdir.

Yazının temel sorusuna dönecek olursak, mevcut iktidar, Türkiye’nin beşeri sorunlarına dini ve milli perspektiften baktığı müddetçe o sorunları çözemez. Kürtlere veya Alevilere nasıl mutlu olacaklarını sormalıdır. Bir Kürt kendi kimliğiyle, kendi diliyle eğitim görerek mutlu olacaksa, hayır sen Türk kimliğiyle ve Türk diliyle yaşayacaksın demek yanlıştır. Bu yanlışla Kürt mutlu olmayacak. Bir Alevi, cami yerine cemevine gitmek istiyorsa, bu, onun hakkıdır. Hayır, sen bir Sünni gibi yaşayacaksın demek yanlıştır. Bu dayatma karşısında Alevi, mutsuz olacaktır. İktidar, yönetmekte olduğu insanlara, hangi menşe, mezhep ve meşrepten gelirse gelsin, aynı ihtimam ve saygıyı göstermeli, onlar arasında ayrımcılık yapmamalıdır.

Netice olarak şunu diyebiliriz: Bir inancın veya ideolojinin doğma ve ilkeleriyle tutsak kılınmış bir zihin, beşeri meseleleri çözemez. Büyük sorunları, ancak özgür zihinler çözer. Özgürlüğe kavuşmamış, onun hazzını tatmamış bir zihin, başka insanları özgürleştirebilir mi?
YASİN CEYLAN Prof. Dr., ODTÜ, Felsefe

Radikal 2 / 16/09/2012

 

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur