DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Siverek Kürt Kültür Merkezi Başkanı Adnan Özbingöl: “30 yıl sonra günahlarımızla sevaplarımızla yeniden biraraya geldik”



Kurdinfo:21:47 - 12/9/2012

Kürt Halkının hak ve özgürlükler gibi taleplerinin demokratik zeminde siyasal mücadelesini geliştirmek amaçlı örgütlenmeyi sağlamak


1960’larla birlikte başlangıçta öğrenci hareketleri ve fikir kulüpleri aracılığı ile büyüyen devrimci, sol, sosyalist, yurtsever gençliğin Kürt ulusunun taleplerine ilişkin gerçekleştirdiği örgütlenmeler önemli tarihsel bir dönüm noktasını ifade eder. Bugün yeniden ulusal taleplerin yakıcılığı devam ederken farklı alanlarda kurumlaşmalar devam ediyor. Bunlardan biri olan 29 Haziran 2012 tarihinde açılan Siverek Kürt Kültür Merkezi (Navenda Kultura Kurdî ya Sêwregê – Navenda Kurdî) Derneği başkanı Adnan Özbingöl ile konuştuk. 

 

Fırat Kaya: Siyasal Güncel tartışmalara geçmeden önce bize kısaca özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?

Adnan Özbingöl : Heseni Aşiretinden Hınısın Tefşo Köyünün Xelîlî Bako’ nun torunları olarak 1915 yılında Rusların Türkiye’nin doğu sınırına saldırması sonucu yaşanan göçlerle  dedelerimiz Siverek’e gelmiş. Ben 1956 yılında Siverek’te doğdum.İlk, orta ve sanat okulunu Siverek’te  daha sonra Urfa’ da eğitim enstitüsünü bitirdim. O dönemde Siverek’ te gelişen devrimci demokrat hareketleri içerisinde aktif bir şekilde  öğrenci hareketlerinde yer aldım. O dönem Siverek’te mevcut olan “Kültür Sevenler Derneği”nin yönetimini bir grup arkadaşla birlikte yürüttük. Bende bu derneğin başkanı olarak çalışmalarımı sürdürdüm (1975).”Kültür Sevenler” bünyesinde yaptığımız ideolojik çalışmalar o dönemin Siverek gençliğini oldukça etkiledi. Bu bizim için önemli bir başlangıçtı. Hemen sonrasında 1978’de merkezi Diyarbakır’da olan  DDKD’ nin ilk şubesi olan Siverek DDKD’ yi kurduk ve ben başkanlığına seçildim.

 

30 yıl aradan sonra Siverek’in siyasal yaşamında önemli bir başlangıç gibi görünen “Siverek Kürt Kültür Derneği” adında bir dernek kurdunuz.  Dernekle ilgili sorularıma geçmeden önce önemli bir siyasal geçmişe ve deneyime sahip Siverek halkının dernek ile ilgili tepkisi ilk etapta ne oldu?


Bilindiği gibi 1974-1982 yılları arasında toplumsal yapının değişmesi  Kürtlerin talepleri açsından önemlidir. Kürtlerin ulusal  hassasiyetlerinin ön plana çıktığı o dönemde halkların kendin kaderlerini tayin etme sloganı etrafında çeşitli örgütlenmeler olmuştur. Bu duruma tahammül edemeyen-ırkçı-faşist güçler 12 Eylül darbesi ile yönetime ele geçirerek askeri ülkeyi kan gölüne çevirdiler.  Tüm ilerici-yurtsever-demokrat, devrimci güçleri idam sehpalarına, zindanlara tıkarak akıllara durgunluk veren işkence yöntemleriyle psikolojik baskı ve sindirme ile bu kuşağın yönetilebileceğini sandılar ve Siverek üzerinde de çeşitli provokasyon hareketleri oluşturarak toplumun en duyarlı kesimi olan gençliğin kendi dilinden, tarihinden, kültür ve edebiyatından uzaklaştırarak kendilerine uygun insan tipi yaratmaya çalıştılar.


İşte 30 yıl sonra günahlarımızla-sevaplarımızla yurtsever- demokrat arkadaşlar olarak yeniden biraraya geldik. Siverek te ulusal bilince sahip, sorunları demokratik- barışçıl yöntemlerle çözecek  yeni bir insan tipi yaratmak için 29.06.2012 tarihinde Kürt Kültür Merkezi derneğini kurma gereğini duyduk. Halkımız ve gençliğimiz bu çalışmaya yeteri kadar ilgili alaka göstermekle birlikte daha önceden tarafımıza Siverek’te böyle bir çalışmaya gereksinim olduğu talebini her defasında yinelemekteydiler. Bu anlamda ilk etapta Kürt Dili (Kurmancî-Zazakî)  kursu  vermeye başlamış bulunmaktayız . İleriki dönemde bir kreş açarak okul öncesi eğitimde anadili öğretmeyi hedeflemekteyiz.

 

Derneğin amacını kısaca anlatabilir misiniz?

Bu amacımız gerçekleştirmek için çalışmalarımız şöyle sıralayabiliriz.

Derneğimizin adı: Siverek Kürt Kültür Merkezi,  Kürtçe adı: Navenda Kultura Kurdiya Sêwregê,  kısa adı Navenda Kurd’i’ dir.

-  29 Haziran 2012 tarihinde kuruldu. Amaç başta Kürt Kültürü dili, sanatı mimarisi ve tarihi olmak üzere, Siverek ve bölgemizin ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarına yönelik araştırma sürdürmektedir.

-  Çalışmalarımızda teme prensip sivil demokratik ve barışçıl yol ve yöntemleri temel şiar edinmek,

- İnsan hakları temeline dayalı çağdaş ve evrensel hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı olarak, her türlü ulusal, ırksal, dinsel, sınıfsal, cinsel, dinsel ve mezhepsel ayrımcılıklara karşı durmak,

- Kültürlerle aynı coğrafyayı paylaşan Ermeniler, Asuriler, Süryaniler  ve diğer  halkların kültürel, dilsel, dinsel, haklarına saygılı olmakla beraber tarihsel yapıları ile ilgili çalışmalarla bulunmak,

-  Tarihsel bilincin güçlenmesi için seminer ve konferanslar düzenlemek,

- Yöresel yemek ve içeceklerin tanıtılması ve onlarla ilgili bilgilerin derlenip toplanması sağlamak,

- Çevre ve doğa değerlerinin korunması ve bu konuda bilinçlendirme çalışmalarını sürdürmek,

- Kan davası, kadın ve çocuklara yönelik şiddet başta olmak üzere aile içi şiddet, uyuşturucu bağımlılığı ve benzeri sosyal sorunlara duyarlılığı artırılmasını sağlamak olarak sıralayabiliriz,

 

Geçmiş siyasal deneyimlerinizden yola çıkarak derneğin siyasal perspektifi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?   

1960’ların devrimci hareketliliği içerisinde Dr. Şivan sekreterliğinde T-K.D.P  (Türkiyede Kürdistan Demokrat Partisi) kuruldu. Dönemin tüm devrimci sol sosyalist yurtsever dinamizmi 12 Mart 1971 askeri darbesiyle yerle bir edilmeye çalışıldı. İnsanlık dışı işkence yöntemleri uygulanarak bu ulusal bilinç yok edilmek istendi.  Böyle bir ortamda Dr. Şivan ve arkadaşları ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar. Güney Kürdistan ’ a yerleşmek zorunda kalır ve orada çalışmalarını sürdürürler.


1974 yılında çıkan aftan yararlanarak parti üyeleri 1975 tekrar bir araya gelerek T-K.D.P yi kurarlar. 1976-1977 yıllarında önce Kürdistan Ulusal  Devrim Partisi 1977 de  Kürdistan işçi partisi K.İ.P olarak isim değiştirerek Kürdistan da faaliyet göstermeye başlar. İlk etapta Kürt gençliğini örgütsel anlamda hareket birliğini sağlamak üzere genel merkezi Diyarbakır olan D.D.K.D 28 Eylül 1977 tarihinde kurulur.


1960’larda gelişen devrimci, sol, yurtsever öğrenci hareketi, bizim ileri ki dönemlerde yaptığımız tüm çalışmaları amaç ve ilkeler açısından olumlu olarak etkilediğini bize her defasında yol gösterici olduğunu söyleyebiliriz. Bu anlamda şu anda açmış olduğumuz bu dernekte de benzer amaç  ve ilkelere sahibiz. Evet üzerinden yıllar geçmesine rağmen Kürtlerin ulusal talepleri açısından halkı tatmin eden bir gelişme olmadı. Bu nedenle bu derneğin özellikle kültürel çalışmalar açısından ön açıcı olmasını çok önemsiyoruz.

Kısa vadeli tüm çalışmalarımızda şu amaç ve ilkeleri benimsediğimizi söyleyebilirim:

 

Kürt Halkının hak ve özgürlükler gibi taleplerinin demokratik zeminde siyasal mücadelesini geliştirmek amaçlı örgütlenmeyi sağlamak,

 

Kürt dili,  tarihi, sanatı, müziği vb. ulusal değerler başta olmak üzere ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarına yönelik araştırma yapmak bu konuda kitlelere ulaşmak için basın- yayın gibi iletişimi sağlamak,

 

Kürdistan da yaşayan Ermeniler Asuriler Süryaniler Aleviler Araplar başta olmak üzere dinsel ve mezhepsel ayrım gözemeksizin kültürel yapılarını ortaya çıkarmak,

Anadile eğitim sağlamak Demokratik düzeyde kadrolaştırmayı geliştirerek siyasal mücadeleye aktarmak

 

Kısa süre önce Diyarbakır’da DDKD (Devrimci Demokrat Kürt Derneği) kuruldu. Sizin Diyarbakır’da ki dernekle bir bağınız var mı?

Bizler dernek üyeleri olarak her ne kadar D.D.K.D geleneğinden gelmiş olsak ta, yerel bir Kürt kültür merkezi olduğumuzdan Diyarbakır da kurulan D.D.K.D ile siyasal anlamada bir bağ kuramayız.

 

O zaman sizin partileşme gibi bir programınız yok diyebilir miyiz?

Kişisel olarak Kürt kimliğinin ön planla olduğu bir partinin açılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Fakat bizim dernek olarak kısa vadede partileşmek gibi bir amacımız olmadığını söyleyebilirim.

 

Dernek olarak hükümetin açılım politikasını nasıl buldunuz. Sizce çözümle ilgili süreç devam ediyor mu ?

 

AKP iktidarı Kürt sorununun çözümü için açılım programı sözüm ona hazırlanmıştır. Bir gün ismini Kürt açılım sonraları demokratik açılım sonunda milli birlik ve beraberlik kardeşlik projesi olarak nitelendirdi. İsim hep değişiyor ama çözüm her zaman ki gibi erteleniyor. Vurgusu yüksek ve tabi ki net bir tanımlama ile işe devam edilebilir. Mesela “Kürt halkının demokratik taleplerinin ertelenmemesi projesi” olabilir. Böylelikle çözüm yoluna girilmiş olunur gibi geliyor. Öbür türlü başlıklardan öteye projeler olmayacaklardır.

 

Kürtçenin seçmeli ders olarak kabul edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz.

Kürtçe seçmeli dersi Kürt dilinin resmi olması açısından ilk olarak değerlendirebiliriz. Bu amacında bana göre olumlu bir gelişmedir.

 

Sivil anayasa olarak tanımlanan anayasayla ilgili yeni bir düzenleme var bildiğiniz üzere. Sizce bu yeni anayasada Kürt halkıyla ilgili nasıl bir düzenleme yapılmalıdır?

Anayasalar toplumsal sözleşmelerdir. Bu tanım vatandaşların eşit koşullarda kendi özgür iradeleriyle yaptıkları bir sözleşmedir. Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluşundan bu yana hiçbir anayasa toplumsal sözleşmenin sonucu olarak oluşturulmamıştır. Ulus-devlet mantığına dayanarak  “zorla “ kabul ettirmiş bir anayasadır. Yeni bir anayasa girişimine başlarken öncelikle yürüklükteki anayasa metninin üzerinde bir takım değişiklikleri yaparak değil yepyeni bir anayasa metni olarak sil baştan oluşturulmalıdır. Hazırlanacak Anayasa Türkiye’de ve Kürdistan da yaşayan diğer tüm etnik grupların Süryanilerin, Lazların, Çerkezlerin, Arapların, Pomaklarının, Ermenilerin, Rumların, Ezidilerin kısaca tüm toplulukların hakları Anayasal güvence altına alınmalı ve mevcut kimlikleriyle tanınmalıdır.

 

Hazırlanacak ana yasanın özgürlükçü, sivil, katılımcı, çoğulcu ve demokratik bir anaysa olmalı ancak tüm bu sorunların çözüm bulacak bir içerikte olmasına bağladır. Bununla da yetinmemeli bu sorunları çözümsüz bırakan ulus devlet ve katı merkezci yapıyı demokratik bir tarzda yeniden yapılandırılmalıdır. Bu çerçevede Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun eşitlik temelinde çözüm bulması için yeni çağdaş demokratik ve özgürlükçü bir anayasanın yapılması gerekmektedir.

 

Kürt sorununun çözümüne ilişkin sizin önerileriniz nelerdir?

Artık şunu iyi biliyoruz ki Kürt sorunun çözümü ulus- devlet mantığıyla çözülmez. Türkiye’deki bütün etnik grupların gerek dinsel gerek mezhepsel gerekse de kültürel her türlü farklılıkları aidiyet olarak tanımlanmalıdır. Haklar eşitlik temelinde algılanıp anayasal güvenceye alındıktan sonra anlamlı olabilir.

 

Zaman ayırdığınız için teşekkür eder, başarılar dilerim.

Ben teşekkür ederim. Sağolun.

 

Fırat Kaya

firatkaya1@gmail.com

argun.org




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur