DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Kürtler ´kilittaşı´dır!



Kurdinfo:11:42 - 4/9/2012

Kürtleri kendi sorunlarının tarafı ve hatta bütün Ortadoğu’nun çözücü güçlerinden birisi olarak görmeye başlamaktır


PKK ve BDP'siz "Kürt sorunu" çözümü, AK Parti olmadan mütedeyyinlerin sorunlarını çözmek veya CHP olmadan Alevi sorununu çözmek yaklaşımları ile aynı anlama gelir

Türkiye’de Kürt meselesinin örgütlü bir yalana emanet edildiği gerçeği, artık aşikar. Hep olduğu üzere medya, akademi ve aydınlar da bu örgütlü yalanın sıradan oyuncuları olmaktan bir türlü vazgeçemediklerinden Türkler ve Kürtlerin adil bir ülke kurma umudunu yükseltebilecek dinamikler aralıksız zayıf kılınmaya çalışılıyor. Her nasılsa Türkiye’ye ve Türklere hala duyguları ve zihni yeterince gelişmemiş bir çocuk muamelesi yapılmaya devam ediliyor. Kürt meselesine dönük siyasi ve askeri önderliğin acil ve vazgeçilemez demokratik denetimi, “terör”ü kınama çağrıları arasında unutturulmaya çalışılıyor. Türklüğün farklı varlık halleriyle siyaseten ve ahlaken kendini daha adil biçimlerde kurabileceği o toplumsal derinliği, sığ ve her seferinde daha fazla nefret biriktiren bir şiddet ayinine hapsedilmeye uğraşılıyor. Hep “doğru” yerimizi belirlemek zorunluluğu ile tehdit ediliyoruz. Daha kötüsü ise “demokrat” ve “liberal” aydınların bile bu örgütlü yalanın çeşitli tezahürleri karşısındaki dayanıksızlıkları ve her rüzgarda yalanın bir parçasına dönüşme hevesleridir. En çok da buna hayıflanmamız gerekiyor. Onların bu meselede bağımsız bir duruş geliştirmelerini sağlayacak ne bir entelektüel dirençleri ne de kültürel bir dokunulmazlık alanlarının olması, hakikaten büyük bir sorun. Kürt meselesi, zaten biraz da böyle bir sorundur: Özgün ve bağımsız söz üretme kapasitesi bulunmayanların Kürt meselesine söz yetiştirmeye çalışmaları, sorunun görmezden gelinemez bir yanıdır. 

Meselesinin dönüşümü 


Bu örgütlü yalana karşı birkaç önemli sorunu öncelikli olarak işaretle işe başlamak gerek. Şu durum artık bedahat arz ediyor: Kürt meselesinin geleneksel bağlamı tamamen değişti. Kürt meselesi, öncelikle artık bir “askeri taraf” olma meselesi değil, bir “savaş meselesi”dir. Bu durum ise haklı ve adil bir dünya kurabilmek için bir taraf olmayı değil, taraflar arası olmayı gerektirir. Çünkü yaratacağımız “barış”, yeni bir “savaş sebebi” değil, savaşın sonu anlamına gelmeli. Diğer yandan Kürt meselesi bir “ulus meselesi” değil, bir “Ortadoğu meselesi”dir. Bu da meseleye milli sınırları aşarak bakmayı dayatır. Bu iki büyük tarihi dönüşümü fark etmeyenlerin, hem entelektüel hem de siyaseten trajikomik durumlara düşmeye başladığını artık kabul etmeliyiz.

Bugün Kürt meselesinde siyasetin zaman ve mekân boyutları değişti ve bu değişimi kavrayamayan yaklaşımların “örgütlü yalan”larla telafi edilmesinin mümkünatı da kalmadı. Ne 1920’lerin ‘Takrir-i Sükun Kanunu’ ile ne 1930’ların ‘Öz Soy Operası’ modeliyle ne de 2000’lerin “milli birlik projeleri” ile bu meseleye yaklaşmanın ciddiyetinden bahsedilemez. Ahlakçı aydın korolarının ciddiye alınır tarafları ise zaten kalmadı. 

Tarafları bir araya getirmek 


İlk olarak şu gerçeği kabul etmek, Türk ve Kürtlerin hayat alanlarını birleştirmenin birincil şartıdır: Savaşan iki taraf arasında yeni bir siyasal ilişki tasarlanmadığı sürece bu sorun çözülemeyecektir. Savaşan herhangi bir “taraf”ı bertaraf etmeye çalışmak ve hatta bir tarafı gözardı etmek bile, savaşı derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. Zaten günümüze kadar uzanan çatışmanın “bitirilemeyen bir savaş” halini almasının sebebi bu değil miydi? Her geçici “barış” ahvalimizin aynı zamanda yeni bir savaş sebebi haline gelmesinin sebebi de bu değil miydi? Bu nedenle bir “taraf”ı değil, “savaş”ı bertaraf eden bir bakış açısı zorunlu. Bu gerçeğin siyasal başka bir sonucu daha var: PKK’nın politik kanadı dışlanarak ve BDP’siz çözüm eğilimlerinin otoriter bir zihin yapısının ürünü olduğunu acilen fark edebilecek bir ferasete ihtiyaç var. PKK ve BDP’siz “Kürt sorunu” çözümünün, AK Parti olmadan türban sorununu veya mütedeyyinlerin sorunlarını çözmek veya CHP olmadan Alevi sorununu çözmek yaklaşımları ile aynı anlama geldiğini kavramak çok zor değil. Bunun “Kürt politik hareketi gerekirse onu da biz yaparız” iddiasına yaslanan bir tür “Tandoğanizm” olduğunu, bu tür bir yaklaşımın sorunların hem şiddet yoluyla çözümünü hem de tek adam otoritesini besleyen bir iktidar özgüveninden kaynaklandığını vurgulamak bile gereksiz. Herhangi bir alanın politik aktörü olmaksızın veya o alanda yeni ve yapay aktörler üretmeye çalışarak çözme metodu demokratik değil, otoriter bir siyasi zihniyeti ortaya çıkarır. İlginç olan ise bazı demokrat iddialı kişilerin de bunu savunması. Ki bu yaklaşım çok cılız bir zihin yapısının ürünü olduğu gibi şiddeti dışlayan değil, daha da artıran bir sonuç doğurur. Bu yaklaşımın Kürt meselesinin çözümünde otoriteyi tahkim eden bir eğilim (Leyla Zana örneği tam da bu eğilimin zuhurudur) olarak da tezahür ettiğini görmek çok zor değil. 

Kürtler çözümdür! 


Kürt meselesindeki ikinci önemli nokta ise Ortadoğu’nun politik çoğrafyasının, yeni bir politik bakış açısını gerektirecek ölçüde değişmeye başlaması. Üstad Sezai Karakoç, bir söyleşisinde Kürtler için “Onlar Ortadoğu’nun kilittaşı”dır tespitinde bulunmuştu. Herhalde yeni Ortadoğu’yu ve Kürtlerin buradaki çözücü rollerini en iyi anlatacak tespitlerden birisi bu ve çok önemli değişim noktalarına işaret ediyor. Bir kere, Ortadoğu, artık 1920-30’ların coğrafyası değil. Bugün Ortadoğu’da yeni bir Şehname veya yeni bir Özsoy Operası yazmak isteyenlerin Kürt kardeşlerini de hikayeye dahil etmek zorunda oldukları açık. Fakat Kürt politik hareketlerinin hem geleneksel hem de modern özelliklerinin Türkler, İranlılar ve Araplar arasındaki geleneksel çatışmaları da barışa dönüştürme potansiyellerini barındırdığını da kabul etmek gerekir. Kürtler bu anlamda Ortadoğu’nun birbirinden farklı parçalarının dengeli bir bütün haline gelmesini sağlayabilecek temel bir unsur ve bu yolla da sınırların çatışma değil kültürel bir yakınlığa dönüştürülmesi de mümkün olabilecektir. Kürtlerin kilittaşı olma potansiyeli buradan geliyor. Yeni Kürt coğrafyasının ve aktörlerinin siyasi çekim gücünün bu anlamda çok yüksek olduğu kesin ve bu çekim gücünün milliyetçi bir Türkiye içine aktarılmaya çalışılması abesle iştigal. Hükümet, çok anlamsız bir biçimde, bu yeni coğrafyaya 1930’ların bu ulusalcı hafızası ile bakmakta ısrar ediyor.

Oysa bu yeni durum temel bakış açımızı da değiştirmeyi gerektiriyor. Ortadoğu’nun hakim güçleri Kürtleri bugüne kadar hep bir sorun olarak gördü ve buna göre tedbirler geliştirdiler. Bugün bu sorun karşısında ayakta durmanın yolu, Kürtleri kendi sorunlarının tarafı ve hatta bütün Ortadoğu’nun çözücü güçlerinden birisi olarak görmeye başlamaktır. Türk milliyetçiliği ile yola koyulan bir ülkenin bu süreçte hiçbir şansı yoktur. İran milliyetçiliği ise nispeten avantajlara sahip olmasına rağmen Kürtlere karşı bu şansını işlevselleştirme imkanını yitirdi. Bu itibarla çok önemli bir başka ders de şu: Kürtleri Ortadoğu’da bir “sorun” olarak değil, bir “çözüm” olarak görmediğimiz sürece geleneksel ve çıkışsız “çözüm” yollarının içinde debelenmeye devam edeceğiz.

Yaşadığımız bu korkunç çatışma ortamı hepimizi insanlıktan çıkarmadan Kürt meselesinin geldiği yeni ortamı bir kez daha sorumlulukla düşünmenin zamanı geldi. Türkün Kürde, Kürtün Türke bakan yüzünü siyaseten örgütleyecek bir iradeye ihtiyaç acil. Şüphesiz ki, Kürt hareketinin yeni dönem potansiyellerinin kabulü ile birlikte olacaktır bu. Kürdün yüzünü Türke çevirecek bir vicdan, Türk’ün bütün farklı varlık halleriyle birlikte daha güçlü bir değer ve ahlak üretmesini de sağlayacak, “yeni dünya”da adaletle ayakta durmamızı temin edecektir. Geçmişin bize yol gösterecek bir tarafı kalmadı.

Radikal 2 / 02/09/2012

ORHAN GAZİ ERTEKİN
* Yargıç, Demokrat Yargı Eşbaşkanı




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur