DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Kürtlerle ´sıfır´ sorun mu?



Kurdinfo:11:34 - 14/8/2012

Suriyeli Kürtlerle "Sünnilik" üzerinden değil "etnik" kimlik üzerinden ortak dil tutturmak gerekiyor, diğer tüm Kürtlerle olduğu gibi


Suriyeli Kürtlerle "Sünnilik" üzerinden değil "etnik" kimlik üzerinden ortak dil tutturmak gerekiyor, diğer tüm Kürtlerle olduğu gibi


Türkiye, Kürtlerle ilgili içeride ve dışarıda aynı reflekse sahip. Bazı konularda yol alınmasına rağmen belli yaklaşımlar hiç değişmiyor. Kendi Kürt sorununu çözemeyen Türkiye, etrafındaki gelişmelere de aynı perspektiften bakıyor, aynı söylemle yaklaşıyor: Tehdit ediyor, kırmızı çizgiler çiziyor, önyargısını yenemiyor. Bu açıdan Suriyeli Kürtlere yaklaşım da benzerlik taşıyor. Suriyeli Kürtler “ayaklarını denk alması” konusunda uyarılıyor, Barzani’ye müdahale etmesi için “mesaj” veriliyor. Barzani’nin tek başına Suriyeli Kürtler üzerinde belli bir yere kadar inisiyatif kullanacağını bilmesine rağmen, kendisiyle ilgili bir durumu Barzani’nin çözmesi gerektiği fikrini yaymaya çalışıyor. Oysa Barzani’nin PKK dahil olmak üzere Kürtlere karşı silah kullanmayacağı biliniyor. Ankara’nın en başta Suriye Kürtleriyle masaya oturması gerekirken, alışkın olduğu üzere, önce “tehdit” mekanizmasını harekete geçirdi ve ardından Erbil’de Kürt temsilcilerle buluştu. 

Suriyeli Kürtler ne ister?
Suriye meselesine doğrudan müdahil olan, Suriye Ulusal Konseyi’ni örgütleyen, barındıran ve hatta yön veren Türkiye, bu oluşuma Suriyeli Kürtleri dahil etmek için hiç çaba göstermemişti. Türkiye, Suriye’de Esad sonrası yapılanmada özerk bir Kürt bölgesinin olacağının bilinmesine rağmen kamuoyunun tepkisinden kaçınmak için Suriye Kürtlerini PKK ile bağı olduğu söylenen PYD üzerinden görmeye çalıştı ve diğer grupları da görmezden geldi. Ankara’nın Kürtlerin Suriye’de kazandığı pozisyondan dolayı yaşadığı şaşkınlık, inandırıcı değildi. Ankara Suriyeli muhalifleri örgütlemeye başlamasından bu yana üzerindeki “Sünni” etiketi bir türlü atamadı; kendisi kabul etmese bile algısının böyle olduğu biliniyor. Bu durum Kürt muhaliflere göre ileride de kendini gösterecek. Çünkü, Suriye muhalefeti Sünni ya da Nusayri, Hıristiyan ya da Dürzi sonuçta hepsi Arap. Suriyeli Kürtler ise Irak’taki gibi Araplarla birlikte ama yanyana yaşama taraftarı. Yani, Suriye muhalefetinin Arap etkisinden rahatsızlar. Yeni Suriye’de otonominin hayata geçmesi de kuvvetle muhtemel. Türkiye’nin bunun önünde durması, engellemeye çalışması da mümkün değil. Nitekim Erbil’de Suriye Kürtleriyle görüşmelerden sonra Suriye halkının kendi belirlediği yönetim biçimine saygı gösterileceğinin söylenmesi önemli. Kamuoyunun önünde “bu tür durumlara izin verilmeyeceğinin söylenmesi ise” zevahiri kurtarma amaçlı.

Erbil’i merkez olarak seçen ve yoğun toplantı ve görüşme trafiğinde olan Suriyeli Kürtler, Türkiye’nin kendilerini görmezden gelmesi ve tüm Suriye Kürtlerini PKK parantezinde ele almasından rahatsız. Çünkü Ankara, çoğunluğu Türkiye kökenli olan 1920’lerde Türkiye’den kaçmak ya da göç etmek zorunda kalan Suriye Kürtleriyle Erbil buluşmasına kadar bir bağlantı kurmamıştı.

Erbil’de Davutoğlu-Barzani görüşmesinde şiddet içeren örgüt ve tavırlara karşı ortak hareket edilmesi kararı alınırken, Suriyeli Kürtlerle de görüşüldü. Bu adım önemli bir başlangıç ama tabii ki devamına bakmak gerekir. Çünkü Davutoğlu sadece Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin (SKUK) bir kanadıyla bir araya geldi. Diğer kanadını oluşturan PYD, Türkiye’ye karşı hiçbir düşmanlık beslemediğini açıklamasına rağmen, beklendiği gibi kaale alınmadı. SKUK’u oluşturan Kürt grupların tabanda, PYD’nin ise silahta gücü biliniyor. Muhaliflerin bir diğer çekincesi ise Özgür Suriye Ordusu denilen ama Nusayri ve Hıristiyanlara karşı rövanşist mesajlar veren yapının Kürtlere karşı da kullanılabileceği korkusu. Bu nedenle PYD’nin silahlı gücü bir garanti olarak görülüyor.

Ama Erbil’de hem Iraklı hem de Suriyeli Kürtlerin genel kanısı, Türkiye’nin gelecekte komşuluk yapacağı insanlarla bugünün “düşmanlığını” değil, 3-5 yıl sonrasının dostluğunu düşünmek zorunda olduğu. Üstelik bu insanlar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürtlerin akrabaları. Ama tabii ki söylenen Türkiye’nin kendi Kürt sorununu çözemediği oranda etrafı ile ilişki kurmasının zorlaştığı ve diğer Kürtlerlere de hep tehdit olarak baktığı. Yani sorun çevrede değil, Türkiye’nin içinde. Konuştuğumuz birçok Suriyeli Kürt, “büyük, kendine güvenli” bir ülke olarak Türkiye’nin kendileriyle ilişki kurmakta geciktiğini söylüyor. Hatta SUK’un içine girmeleri konusunda Türkiye’nin çaba göstermesini istiyorlar. Yani Türkiye’deki tehdit algısı onlarda yok. Baas rejiminden kurtulan Kürtlerin Esad sonrası herhangi bir “mezhebi Baascılığa” evet demeyeceği ama Türkiye ile de gerginlik yaşamak istemedikleri görülüyor. Bölgede PKK etkisini kabul ediyorlar ama “Tüm Suriye Kürtleri PKK demek değildir” diyorlar. 

Kırmızı çizgilerin azizliği
Atılan adım önemli ama devamının gelmesi gerekiyor. Bu bir yanıyla Barzani tarafından yürütülecek, diğer taraftan Türkiye. Tabii ki Suriye’ye böylesine angaje olmuş bir Türkiye’nin gücü ve enerjisi farklı ilişki düzeylerine yeterse. Çünkü Suriyeli Kürtlerle “Sünnilik” üzerinden değil “etnik” kimlik üzerinden ortak dil tutturmak gerekiyor, diğer tüm Kürtlerle olduğu gibi.

Türkiye’nin Suriyeli Kürtlerle ilgili kırmızı çizgisi, PKK’nın herhangi bir saldırısı ya da hasmane tutumu. 2003’ten farklı olarak Suriye Kürtlerinin federal bir yapıya kavuşmasına şimdilik pek ses çıkarılmıyor. 2003’te ise hem Iraklı Kürtlerin böyle bir yapısı kabul edilmiyor hem de Türkmen çıkarlarına en küçük bir zarar gelmesi istenmiyordu. Bu çizgiler soldu. Türkiye, Türkmenleri “yanılttı”. Üstelik Dışişleri Bakanı Davutoğlu, 75 yıl sonra Kerkük’e giden ilk dışişleri bakanı olma sıfatını elde ederken, Türkmenler açısından bu ziyaret düşük profilli ve biraz da “habersiz” yapılmış olarak değerlendirildi. Türkiye “evet sizin yanınızdayız ama diğer gruplar kadar” demeye getirdi. Tam da bu ziyarete denk gelen bir dönemde şimdiye kadar varlıklarından haberdar bile olunmayan, isimleri pek geçmeyen Suriye’deki Türkmenlerin hatırlanmış olması da manidar. Suriye Türkmenlerinin silahlı gücünün Türkiye tarafından örgütlendiği haberleri geliyor. Tüm bunları bir araya getirince o iddialı kırmızı çizgilerin bir süre sonra solduğu, reel politikada “kullanım” değeri düşenlerin devre dışı bırakıldığı görülüyor.

Suriyeli Kürtler artık ülkenin geleceğindeki öznelerden biri. Türkiye’nin bunu bilerek, tabii ki şiddet eylemlerine izin vermeden, bugünü değil yarını düşünerek, komşuluk ve dostluk temelli ilişkiyi kurması gerekiyor.

Türkiye’nin son dönemde, her şeye rağmen en olumlu, tutarlı politikası Irak Kürdistan’ına yönelik. Erbil; Şam, Bağdat, Tahran ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin komşularına göre en az sorun yaşadığı bölge. Bu ileriye, Suriye Kürtlerine yönelik de bir ipucu olabilir mi? 

METE ÇUBUKÇU: NTV


Radikal 2 / 12/08/2012

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur