DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Roboskê Katliamının sorumlusu hükümettir…



Kurdinfo:10:31 - 1/6/2012

Hükümet, evrensel hukuka uygun sorumluluğunu yerine getirmediği sürece de, hükümetin sorumluluğu daha da katmerleşerek artacak


 

(ibrahimguclu21@gmail.com)

 

Dünyada, geçmişte Kürt milletinin konumunda olan hiçbir topluluk olmadı ve günümüzde de kesinlikle yok.

 

1789 Fransız Devriminden sonra, ulusal devletlerin oluşması süreci başladı. Bu süreçten sonra, değişik tarihsel dönemlerde Avrupa ve dünyanın başka kıtalarında feodal imparatorluklar yıkıldı, onun yerine ulus devletler kuruldu.

 

Bu gelişme, aynı zaman da bir çağın değişimi anlamına geldi. Yeni bir üretim tarzı olan kapitalizmin, yeni bir egemen sınıf olan burjuvazinin gelişmesi ve egemenliği eline geçirmesi oldu.

 

Bu tarihsel dönem, kendi içinde de büyük tarihsel dönemlere de bölündü.

 

20. Yüzyılın başlarında, 1917 yılının Ekim ayında Rusya’da Çar İmparatorluğunun yıkılması ve iktidarın Bolşeviklerin/Sosyalistlerin eline geçmesiyle, dünya tam anlamıyla ikiye bölündü. Dünyadaki çatışmalar, çelişkiler, savaşlar yeni bir karakter kazandı.

 

Dünyadaki bu çatışma ve savaşlar, kapitalizm ile sosyalizm arasındaki bir savaştı.

 

Bu yeni tarihsel dönem, bu büyük savaşta taraf olan milletlerin, devletlerin, iktidarların, birçok ahlakî değerini kaybetmesini de kaçınılmaz kıldı. İktidar ve devlet çıkarları; adalet, vicdan, eşitlik, özgürlük, bağımsızlık değerlerinin yerine geçti.

 

Bu yeni tarihsel dönemde, 1950’den sonra da soğuk savaş dönemi diye nitelendirilen bu dönemde: 1946 yılında Kürdistan’ın Doğusunda Kürdistan Cumhuriyeti ve 1970 yılında Kürdistan’ın Güneyinde Otonomi Statüsünün oluşmasına ve yapılanmasına rağmen, bunların ömürleri uzun olmadı.

 

Kürdistan’daki sömürgeci/sömürge sistemler bütün şiddeti ve hiddeti ile devam etti.

 

Kürdistan’daki bu sömürgeci/sömürge sistemi, Birinci Körfez savaşından sonra Kürdistan’ın Güneyinde küçük bir özgür alanını oluşmasıyla delindi. 2003 yılında ABD ve Müttefiklerinin başlattığı İkinci Körfez Savaşı sonrası Baas/Saddam Diktatörlüğünün yıkılmasıyla birlikte, bu özgür alan, niceliksel ve niteliksel olarak yeniden Kürdistan Federe Devleti olarak yapılandı. Günümüzde de yaşamını sürdürüyor.

 

Buna karşılık, Kürdistan’ın diğer parçalarında sömürgeci/sömürge sistemi olduğu gibi devam ediyor; Kürt milleti kendi kendini yönetme hakkı başta olmak üzere, bütün ulusal, sosyal, siyasal haklarından mahrum durumdadır.

 

                                                *****

 

Kürt milleti, içinde yaşadığı sistemin doğal sonucu olarak, büyük acılar yaşamaya devam etti. Tarih boyunca, diğer milletlerin yaşadığı güzel şeylerden mahrum kaldı. İşkence, eziyet, toplu katliamlar, toplu tutuklamalar, toplu sürgünler, idamlar, liderlerinin öldürülmesi, açlığı ve yoksulluğu yaşama onun yaşamının ayrılmaz bir parçası haline geldi.

 

 

                                         *****

 

Bulunduğumuz aşamada da bu acılar ve insanlık dışı statü devam ediyor. Kürt milleti tam anlamıyla sürekli bir hala dönüşen “yas statüsünü” yaşıyor.

 

Bundan 5 ay öncede Kürt milletinin bu çekilmez ve insanlık dışı yaşam biçimi, ne yazık ki yeni bir katliamla zenginleşti.

 

Kürdistan’ın semalarını kara bir bulut sardı. Bu kara bulut, doğanın karabulutu değil, teknolojinin, insanların iktidar ve egemenlik hırsları uğruna oluşturduğu bir kara buluttu.

 

Uludere’nin Roboskê Köyünde Türk Devletinin savaş uçaklarının bombalaması sonucu bir katliam gerçekleşti.

 

Bu katliam sonucunda sınır ticareti yapan 34 Kürt köylüsü katledildi.

 

Bu katliam, ilk plânda Uludere’nin Roboskê Köylüsünün evlerine, kısa bir süre sonra olayın kamuoyuna açıklanmasıyla birlikte bütün dünya Kürtlerinin ve insanlığın evlerine ateşi düşürdü.

 

Bir insanlık, adalet, vicdan, adalet sorunu olan Roboskê Köyündeki katliamın ateşinin: Vesayet rejimine son vermek isteyen, demokrasiyi geliştirmek isteyen, Kürtlerin hakları konusunda adım atacağını ifade eden, “Kürt sorunu ile PKK sorununu birbirinde ayırt ediyorum” diyen, “terörle savaşta sivillerin zarar görmemesine özel itina gösteriyorum/göstereceğim” diyen hükümete de düşmesi gerekirken, hükümet, hükümet olma sorumluluğundan uzak bir davranış içinde oldu.

 

Hükümetin bu tutumunun son bulacağı beklentileri varken, hükümetin sorumsuzluğu, olay karşısındaki vurdumduymazlığı ve aymazlığı, daha da  gelişti ve derinleşti.

 

Son günlerde Başbakan’ın Kazakistan’da ve İç İşleri Bakanı’nın insanlığı dehşete düşüren: Roboskê Katliamını, ölenlerle birlikte tüm Kürtleri ve insanlığı küçümseyen açıklamaları işi şirazından çıkardı.

 

Bu açıklamalar, başlarda olayın bir kasıt değil,  büyük istihbarat hatası sonucu oluştuğuna inanların, inançlarının değişmesine; olayın kasıtla yapıldığına dair inancı geliştirmeye başladı.

 

                                                 

                                                      *****

 

Uludere Roboskê Köyünde yapılan katliam Taraf Gazetesi tarafından “Devlet Katliam Yaptı” başlığıyla verildi. Taraf Gazetesi’nin bu tanımı, olayda kastın olması ve olmaması halinde değişmeyecek bir tanımdı.

 

Gerekçeleri ne olursa olsun, devlet bir katliam işlemişti.

 

Bu katliamın, tarihsel süreçte Kürt halkına karşı gerçekleştirilen katliamlardan farklı ve kasıtlı bir katliam olduğunu ortaya koymak için, hükümetin refleksinin ve davranış kalıbının; eski devlet refleksi ve davranış kalıbından farklı olması gerekirdi.

 

Hükümet olayın sorumluğunu hemen üstlenmeliydi. Olayın hata sonucu olduğunu kabul etmeli. Bunun için öncelikle bu katliamdan sorumlu olan hükümet, idari ve askeri sorumluların görevlerine son vermeli. Hukuki soruşturmayı hızla başlatmalı, sorumlularını cezalandırmalı. Katledilen köylülerin ailelerine maddi ve manevi tazminat ödemeliydi.

 

Hükümet bunu yapmadı, ipe un serdi. İpe un serdikçe de güveni kaybetti. Güveni kaybettikçe, kendisi daha da batağa battı.

 

Hükümet, evrensel hukuka uygun sorumluluğunu yerine getirmediği sürece de, hükümetin sorumluluğu daha da katmerleşerek artacak. AK Parti hükümeti de katliam yapan bir hükümet olarak tarihe geçecektir.

 

Hükümetin bu tutumu, vesayet rejimini ortadan kaldırma konusundaki tutarsızlığının, yeni anayasa yapmayacağının, eski devletin devam etmesinin, devletin üniter ve Türk ulusu devleti olarak tanımlanmasından ve kalmasından bir beis görmediğinin; demokrasiyi gerçekleştirmeyeceğinin, adalet ve vicdandan uzak kalacağının da göstergesi olmaya devam edecektir.

 

Bu durum, Türkiye için daha büyük bir kaos, bir açmaz ve çözümsüzlük anlamına gelir.

 

Bu durum, devlet ve PKK şiddetinin/terörünün devam etmesi, insanların ölmesi anlamına gelir.

 

Bu durum, basiretsizlik, çağın dışında davranmak anlamına gelir.

 

Bu durum, yeni bir devleti, Kürtlerin-Türklerin ve diğer toplulukların ortak devletini kurma niyetinde olunmadığı anlamına gelir.

 

Bu durum, halkları ölüme sürmek anlamına gelir.

 

Bu durum, açlığın devam etmesi, refah seviyesinin artmaması anlamına gelir.

 

                                              *****

 

Olaydan sonra Roboskê Köylülerinin gösterdikleri ağırbaşlılık, insanlığa ders niteliğindeydi.

 

Devletin/Hükümetin olay karşısındaki sorumsuz tutumundan dolayı da kendilerine düşeni yaptılar, sivil direnme metoduyla tepkilerini ortaya koydular, koymaya devam ediyorlar.

 

Meclise giderek, bütün siyasi parti temsilcileriyle görüşerek taleplerini iletmeleriyle, medeni ve çağdaş bir topluluk olduğunu ortaya koydular.

 

Kendilerine ödenen maddi tazminatı almamakla onurlu bir davranış gösterdiler.

 

Kendi ölülerine ağır başlı bir şekilde sahip çıkmakla, örnek oldular.

 

 

                                             *****

 

Roboskê Köylülerinin davranış biçimi ve benimsedikleri mücadele biçimi, Kürtlerin değişimi, bilinçlenmesi, haklarını talep etme düzeyleri bağlamında da önemli bir değişim ve dönüşümü gösteriyor.

 

Roboskê Köylülerinin davranış biçimi ve benimsedikleri mücadele tarzı sadece devlet ve hükümet için değil; Kürt siyaset sınıfı ve aydınları için de ders olmalıdır.

 

                                                *****

 

 

İstenen şey basit: Hükümetin sorumluluğunu kabul etmesi ve evrensel hukuka uygun olanı yerine getirmesidir.




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur