DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Uludere Trajedisi



Kurdinfo:12:16 - 29/5/2012

Başbakan sözlerini düzeltmeli, başka taraflara çekmeden net bir ifade ile özür dilemelidir. Başbakandan beklediğim, kendisine de yakıştırdığım davranış budur.


Uludere’de 34 kişinin öldürülmesiyle ilgili tartışmalar derinleşerek devam etmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla, taziye trafiği ve ödenen tazminatla hesabın kapatılması düşünülmüştü. Başbakan’ın açıklamaları da ne yazık ki bunu çağrıştırmaktadır: “Allah aşkına tazminatsa tazminat... Resmi tazminattan fazlasını ödedik” denmesini doğrusu talihsiz bir açıklama olarak değerlendiriyorum. 34 sivil-masum kişinin canına mal olan bir olay için “TSK görevini samimi şekilde yapmıştır” sözü ise tüyler ürperticidir. Bir hata sonucu dahi olsa, bu kadar ağır/vahim bir olayın sorumlularına sahip çıkmak, cuntacılara yargı yolunu açan bir başbakandan beklemediğimi söylemeliyim. 

 

28 Aralık 2011 çarşamba günü, Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu köyüne yakın sınır bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hava operasyonuyla gerçekleştirdiği katliamı unutmak/unutturmak mümkün değildir. Gerekçe ve bahanesi ne olursa olsun, Uludere vahşeti, Kürtlere yönelik işlenmiş trajik katliamlardan biri olarak tarihe geçmiştir. “Terör” gerekçesinin arkasına sığınarak bu vahşetin üzerini örtmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Uludere katliamı gibi ABD ve İsrail tarzı operasyonlara eskiden olduğu gibi kamuoyunun kayıtsız kalması da artık mümkün değildir.  34 masum insanın katledilmesi sadece ailelerini veya Kürtleri değil, vicdan sahibi herkesi derinden etkilemiştir. Aydınlatılmaması ve sorumlularının bulunup mahkûm edilmemeleri durumunda da, AK Parti iktidarının siciline kara bir leke olarak geçeceğini ifade etmeliyim. 

 

Uludere faciasının üzerine bir örtünün çekilmek istenmesi, olaydan hemen sonra Başbakan’ın verdiği sözlerle de çelişmektedir. Hatırlanacaktır, Başbakan aynen şöyle demişti: "Ankara'nın karanlık dehlizlerinde kaybolmaz, kaybolamaz. Türkiye eski Türkiye değil. Kimsenin yaptığı kimsenin yanına kalmaz..."

 

Kamuoyu bu sözün gereğinin yapılmasını beklerken, Uludere'de incelemelerde bulunan TBMM İnsan Hakları İnceleme Alt Komisyonu'nun raporuna rağmen facianın üzerinin örtülmeye çalışılması, devlete duyulan güvensizliği, en azından Kürtler açısından daha da derinleştirdiği açıktır. Her ne kadar Uludere operasyonunun siyasi otoritenin bilgisi ve gözetimi altında yapılmadığı Başbakan’ın da açıklamalarıyla ortaya çıkmış olsa da bu durum, siyasetin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

 

“Bu bölge terör bölgesidir. Halkın, sivilin oturduğu bir bölge değildir. Böyle bir bölgede silahlı kuvvetler bu Ahmet midir, Mehmet midir bilemez ki?” gibi ifadeler, yanlışları düzelmek yerine daha da karmaşık hale getirmektedir. Sadece Güneydoğu'da değil, ülkenin her tarafında benzer acılar, trajediler yaşanmıştır. Türkiye'de halk bu acılara hiç de yabancı değildir. Silahlı Kuvvetlerin, Uludere’deki grubun Ahmetler, Mehmetlerden oluştuğunu çok iyi bildiği ise kesin. Zira devletin sayısız Ahmetleri, Mehmetleri katlettiğini hepimiz biliyoruz. 

 

Vahametin bir başka boyutu ise, “Kaçakçılık” ve “Kaçakçı” diyerek hem bölge insanını suçlu göstermek hem de TSK’nin işlediği suçu hafifletmeyi amaçlayan gayretler içinde olmaktır. Esas itibariyle bu tür ilkel uygulamaların nedeni, genel olarak dışa kapalı-içe düşman ulus-devlet paradigmasıdır. Bu gerçeği göz ardı ederek olayları anlamak pek mümkün değildir. Resmi ideolojinin “kaçakçılık” olarak suç saydığı ticaret; sınır bölgelerimizde karşılıklı yapılan sivil-sınır ticaretidir. Tarihi, kültürel ve hukuki boyutuyla değerlendirilmeyerek baskıcı/dayatmacı yasalara ve jakoben ulus-devlet anlayışına dayanarak, sınır bölgelerinde yaşayan insanlarımızın, atalarının yüzlerce yıllık gelenekleri sayesinde ancak geçimlerin sağlayabildiklerini düşünmemek/düşünememek en azından bilgisizliktir. Sorgulanması gereken; bu insanların tehlikeli ve ilkel şartlarda böyle bir ticarete nasıl zorlandıklarıdır. Sağduyu ve vicdan sahibi her insan, ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlarda olduğu gibi, kaçakçılık! ayıbının da bölge insanına değil devlete ait olduğunu bilecektir.

 

Sonuç olarak, devlet adına yapılan hata ve yanlışların sorumlusu siyasi iktidarlardır. Her şeyden önce çok açıktır ki, Uludere’de meydana gelen olay bir devlet terörüdür. “Bu, özür dilenecek mahiyete dönüşmüş bir olay değildir henüz” demek bir husumet ve öfkenin tezahürüdür. Faciayı, İçişleri Bakanı’nın zihin dünyasına ve kullandığı üsluba indirgeyerek asıl zemininden uzaklaştırma gayretleri gerçeği saptırmaktır. Adalet ile intikamı birbirine karıştırmamak, ülkeyi yönetenler için vazgeçilmez bir ilke olmalıdır. Ayrıca, Tazminat tek başına asla ‘özür’ demek değildir. Tazminat; işlenen bir fiile/eyleme karşı ödenen bir bedel/cezadır. Bu bazen bir fedakârlık, bazen de bir zorunluluk şeklinde gerçekleşir. Özür ise; vicdani, insani ve ahlaki bir sorumluluktur. Siyasi sorumluluk da bu olayda özür dilemeyi gerektirir. Başbakan sözlerini düzeltmeli, başka taraflara çekmeden net bir ifade ile özür dilemelidir. Başbakandan beklediğim, kendisine de yakıştırdığım davranış budur. Bildiğim kadarıyla başbakan bu tavrı gösterecek erdem ve cesarete de sahiptir.

 

ab_erdogmus@hotmail.com

 

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur