DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Uludere (Qıleban) Katliamı´nda asli fail kim?..



Kurdinfo:20:44 - 27/5/2012

Halkın parasıyla alınmış uçaklarla halka bomba yağdır, sonra da öldürdüğün insanların ailelerine halkın parasından tazminat öde, böylece işin işinden çık.


28 Aralık 2012 günü Türk F-16 uçaklarıyla bombalanan 34 yurttaşın öldürülmelerinin suçluları hakkında hiçbir işlem yapılmadığı gibi, son günlerde gerek Başbakan, gerekse onun İçişleri Bakanı olayın normal olduğunu beyan ettiler. İçişleri Bakanı daha da öteye giderek “aralarında PKK’lılar olabilirdi türünden laflar etti. Daha da önemlisi, Bakan öldürülen insanlara “PKK’nın figüranları” diyerek katliamı tasvip etti, “özür dileyecek bir şey yok” dedi.

İçişleri Bakanı’nın sözlerini AKP sözcüsü Hüseyin Çelik’in tasvip etmediğini söylemesinin önemi yok, zira arkasından konuşan Başbakan bakana paralel konuştu, ama “AKP Gen. Bşk. benim” kendi sözlerinin partiyi bağladığını ifade etmek istedi. Hükümet yerine AKP’yi ikame etti. Çünkü mesele parti meselesi değil, konuşan da bir parti milletvekili değil, İçişleri Bakanı’dır.

Erdoğan öyle bir zihniyet içindedir ki AKP=Hükümet diye bakmaktadır, gerçekte de durum böyledir. İçişleri Bakanı olarak söz söyleyen şahsın sözlerinin partiyi bağlamadığını söylemek, tek parti dönemindeki Hükümet=CHP zihniyetinin anlayışıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin hakiki hüviyeti budur. 1943’te III. Or. K. Mustafa Muğlalı Ankara’dan (İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak’tan) aldığı talimatla Van’ın Qerqelî (Özalp) kazasında 33 kişiyi öldürtmüştü.

Katliamdan bir yıl sona Van’a gelen Reisicumhur İsmet İnönü halkın gözünün içine baka baka “Muğlalı Şark’ta vazife yaptığı için ben Ankara’da rahat uyuyorum” demişti, 2012’de Başbakan Tayyip Erdoğan “Orası terör bölgesidir, alınan istihbarat üzerine yetki kullanılmıştır” dedi, hatırlanırsa hadiseden hemen sonra de Genelkurmay’a teşekkür etmişti. Pakistan gezisinde ise basın mensuplarına şöyle dedi:

"Bizim Silahlı Kuvvetlerimiz bu görevi samimi bir şekilde yapmıştır. Hata da olabilir. Hatayı da açıkladık, özrü de açıkladık. Tazminatı da açıkladık. Allah aşkına tazminatsa tazminat... İlle de terör örgütünün istediğini mi söyleyeceğiz. Kusura bakmasınlar..."

Yani, “öldürdükse öldürdük, paralarını da fazlasıyla ödedik. Bizden bu kadar.”

Demek ki, aradan geçen 70 yıl içinde devletin suçları konusunda değişen fazla bir şey yok. Değişim değişim deyip duranlar ve değişimin motorunun AKP olduğunu söyleyenler ne derlerse desinler, devletin karakteri değişmemiştir. Eğer değişmişse o da Tayyip Erdoğan’ın dediği kadardır: “Fazlasıyla tazminat biçtik, daha ne istiyorsunuz” tarzındaki yaklaşımdır.

Vatandaşını öldür, sonra tazminat öde. Eskiden devlet öldürdüklerine kan parası vermiyordu, şimdi veriyor, daha ne olsun? Halkın parasıyla alınmış uçaklarla halka bomba yağdır, sonra da öldürdüğün insanların ailelerine halkın parasından tazminat öde, böylece işin işinden çık. Hükümet yetkililerinin devlet bütçesini kendi paraları gibi görmeleri bu ülkedeki çarpık bir zihniyettir.

Başbakanın ve İçişleri Bakanının açıklamaları olaya kapanmış gözüyle baktıklarını gösteriyor. Oysa AKP yöneticilerinin “bu vartayı da kazasız belasız atlattık” diye düşünmeleri yanılsamadır. Bu tür olaylar tarihsel niteliklidirler. “Özalp hadisesi” nasıl kapanmadıysa ve sonraki yıllarda muhalefet partisinin baskısıyla Muğlalı yargılanmış ve 20 yıl hapse mahkûm edilmiş idiyse, Roboski Katliamı’nın da peşi bırakılmayacaktır.

Olay henüz aydınlığa kavuşmamıştır. İmha edilen kafile hakkında bilgilerin önce TSK insansız hava araçları tarafından mı, yoksa ABD’lilerinki tarafından mı verildiğinin önemi yoktur. Önemli olan öldürme emrinin verilmesidir.

Başbakan, “verilen yetki kullanılmıştır” derken belirsiz özne kullanmıştır. Sözünü ettiği yetki TBMM’nin hükümete, hükümetin de Başbakana verdiği “sınır ötesi müdahale” yetkisidir. Başbakanın belirsiz öznesini yorumlayanlar “Başbakanın yetkiyi Genelkurmay Başkanına devrettiği” şeklindedir İçişleri Bakanı ise; olaydan ne Başbakanın, ne Genelkurmay Başkanının, ne de kendisinin haberi olduğunu iddia etmiş, emrin Türk Hava Kuvvetlerindeki komutanlar tarafından verildiğini söylemiştir.

Ben bu açıklamalara inanmıyorum. Birincisi, sınır ötesi müdahale yetkisi madem ki Başbakana verilmiştir, onun yetkiyi askere devretme yetkisi yoktur. Eğer öyle olsaydı TBMM kararında o husus ifade edilirdi. Ayrıca bu tür yetki devirleri sözle olmaz, devredildiği ileri sürülen yetkinin belgesi, tarih no.sı, ve metnin kendisi nerededir? Zira o metinde o yetkinin hangi koşullarda kullanılabileceği de mutlaka belirtilir. Sınır ötesi harekât ciddi bir iştir, gösteri yaparcasına Güney’e gidip dağı taşı bombalamak ve medyada “uçaklarımızın terörist hedeflere bomba yağdırdı” diye övünmekle bir insan kafilesini yok etmek ayrı şeylerdir.

Ve hemen belirtelim ki, bir makamın kendi yetkisini kendi altındaki bir makama devretmesi onu sorumluluktan kurtarmaz. Şayet yetki devredilen makam o yetkiyi yanlış kullanmışsa asıl sorumluluk yetkiyi devretmiş olandadır.

Merkeze gelen iki istihbarat birleştirildiğinde, Fehman Hüseyin’in telsizinden alınan sinyallerin o yöreden gelmesi göz önüne alınarak siyasi otorite Fehman Hüseyin’i öldürmüş olmak gibi bir siyasi parsa toplamak ya da “40 teröristi öldürdük” diyerek şovenist histeri içindeki Türk kesiminin gazını almak, teröre karşı muzaffer olmak istemiştir.

Özet olarak Başbakanın olayı sonradan öğrendiği iddiasına ben inanmıyorum. Günün birinde gerçek ortaya çıkacaktır. Birileri konuşacaktır. Emir alarak bu cürmü işlemiş kişiler, “emri kendilerinin vermiş olduğunu kabullenerek” suç yaftasını boyunlarında sürgit taşımazlar...

En son olarak Başbakan partililerine bu olayı kağatın emrini verdi. Konuşmayın diyerek konunun kapatılamayacağını o da görecektir.




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur