DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Aleviler sünniler dikkat!



Kurdinfo:16:42 - 11/5/2012

İnsan olan herkes zorla, asimilasyonla yapılmak istenen bu değişeme karşı çıkmalı; çünkü bu değişim insana acı, katliam, sürgün den başka bir şey vermemekte.


Türk tarih kumunun yayınladığı Türkçe sözlükte kültür kelimesi şöyle açıklanır; “tarihsel, toplumsal gelişme süreci içerisinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesilleri iletmede kullanılan insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü.”

 

Kültür yaradılışta insana verilmiş bir edim değildir, yani biyolojik bir şey değil insanın toplumsal yaşam içerisinde edindiği alışkanlıklar, araçlar, üretim tarzı maddi ve manevi düşüncelerin inançların bütünüdür. Biraz açıklarsam örneğin yemek yemek yaradılışta insana verilmiş bir biyolojik edinimdir ama yemek yeme tarzı yemek pişirme tarzı bir kültürdür. Dolayısıyla kültür değişmez yenilenmez kutsal bir dogma ya da biyolojik (yaradılışta insana verilmiş) bir olgu değil insanın sosyal yaşamda edindiği maddi ve manevi araçların inançların, yasaların, sembollerin, gelenek göreneklerin, üretimde kullandığı araçların bütünüdür ve üretim tarzının değişmesiyle değişen ve yenilenen bir olgudur.

 

Biz doğu toplumları kültürü insanın üretim ve sosyal yaşam içerisinde edindiği bir edim değil de yaradılışta insana verilmiş biyolojik bir edinim olarak gördüğü için kültürde değişime, yenilenmeye, entegrasyona şiddetle karşı çıkar. Bana göre doğu toplumlarda değişim, yenilenmenin önünde en önemli engellerden biri bu toplumların kültürü biyolojik bir edinim olarak görmesi. Biz kültürü böyle gördüğümüz için üretim tarzımız, yaşamda kullandığımız araçlar değişip yenilendiği halde bir önce ki feodal üretim tarzının toplumsal yaşamından bize kalmış kültür arasında sıkışıp kalmışız. Bu gün ülkemizde Aleviler ve Sünniler arasında yaşananların nedenini burada aramak lazım. Bu her iki kesim İslam dininin iki ayrı mezhebi olan Sünni mezhebiyle Alevi mezhebinin kültür olduğunu kabul etmiyorlar kendi mezheplerini biyolojik bir edinim olduğunu düşünerek her türlü değişme yenilenmeye entegrasyona şiddetle karşı çıkıyorlar. Oysa bütün kültürel edinimler gibi dinlerde, mezheplerde insanın üretim faaliyeti ve toplumsal yaşam içerisinde kazandığı edinimlerdir.

 

Kısaca açıklarsam hiçbir kültürel edinim buna dinler mezheplerde dâhil insan yaşamından değerli değildir. Eğer varlıklarıyla insanların bir arda yaşamalarını kolaylaştırmıyor zorlaştırıyorlarsa bunların değişimi yenilenmesi gerekli. Ne yazı ki ülkemizde ne sol nede sağ ne Sünniler nede Aleviler bu gerçeği kabul ediyor. Herkes kendi kültürüne softaca bağlılığını ifade ederek en ufak bir değişime, yenilenme, entegrasyona kapalı olduğunu haykırıyor. Bu mantığı anlamak mümkün değil. Çünkü insanlık tarihi incelendiğinde kültürlerin değişmez olmadığını sürekli yenilendiğini, değiştiğini birbirlerinden etkilenerek dönüştüğünü görüyoruz.

 

Bu süreçte bizim karşı çıkmamız gereken nokta zorla, baskıyla, asimilasyonla yapılan değişime, yenilenmeye karşı çıkmak ama insanların ortak yaşam içerisinde yaşamın kendi seyri içerisinde kültürde oluşan entegrasyonu desteklemektir. Bu iki şeyi biri birine karıştırmamamız lazım. Ülkemizde devlet, insanlar asimilasyona destekledikleri gibi entegrasyonada karşı çıkılmakta. İşte tehlikeli olan bu düşünce. Bu gün ülkemizde devlet zorla baskıyla asımlasyonla Sünni mezhebi dışındaki mezhepleri, dinleri değiştirmeye, dönüştürmeye çalışmaktadır. İnsan olan herkes zorla, asimilasyonla yapılmak istenen bu değişeme karşı çıkmalı; çünkü bu değişim insana acı, katliam, sürgün den başka bir şey vermemekte. Burada tekrar altını çizerek söylüyorum devletin bu baskıcı, asimilasyoncu politikalarına bakıp Sünni vatandaşlarımızla Alevi vatandaşlarımız arasında ortak hayattan kaynaklanan entegrasyona karşı çıkmak doğru değildir.

 

Bu politikanın ne Alevilere ne Sünnilere bir faydası vardır. Aynı hayatı paylaşan farklı mezheplerden insanların zaman içerisinde ortak edinimler kazanması her iki kesiminde barış içerisinde bir arada yaşamaları için gereklidir. Bu gün ülkemizde hem alevi hem Sünni camia adına hareket ettiklerini söyleyen bazı kurullar siyasal partiler bu iki mezhebin ortak noktalarını saklamakta sürekli farklılıklarını ön planda tutarak bu iki mezhepten yurttaşlarımızın demokrasi ve sosyal adalet mücadelesinde ortak kurumlarda örgütlenip mücadele etmelerini engellemektedirler.

 

Görünüşte Alevilerin ve Sünnilerin çıkarlarına bağlılık gibi görünen bu politika kapitalist sitemi ayakta tutmak için icat edilmiş bir politikadır. Oysa ne Sünni vatandaşlarımızın çıkarlarını düşündüklerin söyleyen kurumlar siyasal partiler nede Alevi vatandaşlarımızın çıkarlarını koruduklarını söyleyen kurumlar, partiler Alevilerin çıkarlarını düşünmektedirler.

 

Kapitalist devlet emekçi halkın dikkatini sistemden uzaklaştırmak demokrasi ve sosyal adalet taleplerini gündemden düşürmek için bilinçli olarak Alevi halkını bir partiye Sünni halkını bir partiye yönlendirmeye çalışmaktadır. Bu kapitalist sistemin şeytani bir kurnazlığıdır. Bu gün ülkemizde hem Sünni mezhebinden hem Alevi mezhebinde milyonlarca insan açlık sınırının altında bir hayat sürmektedir. Söylendiği gibi bu devlet asla Sünni vatandaşlarımızın devleti değildir. Kapitalist sistem hem ülkemizde hem içerisinde bulunduğumuz bölgede Sünni inançtan insanlarla Alevi inançta insanları demokrasi ve sosyal adalet mücadelesinde,güçlerini birleştirmelerini engellemek için onları ayrı örgütlerde örgütlenmeye zorlayarak biri birleriyle vuruşturma planlarını yapmakta. Şüphesiz Alevi vatandaşlarımızla Sünni vatandaşlarımız arasında inanç ritüelleri konusunda farklılıkları var ama farklılıkları kadar ortak noktaları da var. En azında aynı Allaha, aynı peygambere aynı kutsal kitaba inanmakta, aynı ülkede yaşamakta aynı iktidarların baskı altında ezilmekte aynı sosyal problemlerle karşılaşmaktadır. Artık hem Aleviler hem Sünniler şunu anlamalıdır Hilafetin kimin hakkı olduğu konusundan çok önemlidir kızıl ırmağın, Fırat’ın kuruması kirletilmesi, ormanların yok edilmesi, canlı türlerinin yok edilmesi dünyadaki yaşamı tehdit eden nükleer savaş, insanlar arasındaki korkunç ekonomik ataletsizlik, sürüp giden haksız savaşlarda ölen öldürülen binlerce, milyonlarca insan en az Kerbela olayı kadar önemlidir.  

 

Bu iki mezhepten yurttaşlarımız arasındaki inanç ritüellerinden farklılıklarını sürekli tekrarlayıp aynı ortak kurumlarda örgütlenerek demokrasi ve sosyal adalet mücadelesini engellemeye çalışmak ne Alevi ne Sünni halka bir yararı olacaktır. Burada Süne mezhebinden yurttaşlarımıza çok büyük görevler düşmekte. Yüz yıllardır devletin Alevi yurttaşlarımızın inançları üzerinde uyguladığı acımasızı asimilasyona, baskılara karşı çıkarak Alevi yurttaşlarımızın korkularını kaygılarını gidermeleri onların sorunlarının çözümünü istemeleri insani bir görevleridir. Devletin diyanet işleri başkanlığı vasıtasıyla uygulamaya soktuğu asimilasyoncu inkârcı politika terk edilmeli bu topraklarda yaşayan bütün inançlardan mezheplerden insanların özgürce inançların yaşadıkları demokratik bir sistem kurulmalıdır. Hem Sünni mezhebinden insanlar hem devlet İslam dinini sadece Sünni mezhebinin ritülleri olarak görmekten vazgeçilmelidir. İslam dinin İslam dini içerisinde doğmuş bütün mezheplerin, tarikatların, düşüncelerin, felsefi akımların bütünü olarak görülmelidir. İslam dinini böyle görmedikçe İslam dini içerisindeki farklı mezheplerin, tarikatların farklılıklarıyla barış içerisinde bir arada yaşama ortamını yaratamayız. Bu ülkelerde yasalardan çok gelenek göreneklerin, inançların insanların toplumsal yaşamları üzerinde etkili olduğu için Sünni mezhebindeki insanlarımız Alevilerin varlığını inkar eden teolojilerini sorgulamaları her iki mezhepten insanlardan bir arada özgürce yaşayacakları yeni bir teoloji yaratmaları gereklidir. Sünni yurttaşlarımız bunu gerçekleşmedikçe yalnız başına yasaların değişmesi bile her iki mezhepten insanlarımızın farklılıklarıyla barış içerisinde bir arda yaşama ortamı yaratılamaz.

 

Bir Alevi insan olarak Alevi halkını uyarıyorum. Dikkat! Sorunlarınız üzerinizdeki baskıların failleri Sünni inancından insanlar değil kapitalist devlettir. Radikal sağın ve devletin Alevi mezhebinden insanlarımızın üzerindeki baskılardan korkup yüz yıla yakın bir zamandır bu ülkeyi yöneten itaatçilere sığınmak alevi sorunun çözümünü burada aramak çok yanlış bir politikadır. Biliyorum Aleviler Sünni mezhebinin dinsel teolojisinden kaygı duyuyorlar korkuyorlar. Yüz yıllardır yaşadıklarına baktığımızda bu korkularından haksızda sayılmazlar.

 

Tekrar altını çizerek ifade ediyorum Alevilerin bu korkularını, kaygılarını gidermek Sünni mezhebinden yurttaşlarımız asli görevidir, Umarım Sünni mezhebinden insanlar da bu tehlikeyi görüp inançlarında Alevi mezhebiyle bir arda yaşama teolojisini yaratır Alevilerin inançlarını özgürce yaşamalarını istemeleri ve bunun mücadelesini yapmalılar Sünni mezhebinden insanlarımızın asli görevlerinden biri bu olmalı. Karşılıklı sarsılan güven ancak böyle düzeltilebilinir. Unutmayın ki bu topraklarda Alevi insanların yaşamıyla Sünni insanların yaşamı iç içe geçmiştir. Biri mutsuz olduğunda diğeri mutlu olamaz. Bunu aklımızda çıkarmamamız lazım. Bu ülke hepimiz. Biri birimizin farklılıklarımızdan kaynaklanan haklarımıza saygılı olursak hepimiz çok mutlu yaşarız. Yoksa hepimiz in hayatı berbat olur. Unutmayalım ki hiçbir kültür insan yaşamından daha değerli değildir.

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur