DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

1 Mayıs 1977’de siyasi ortam



Kurdinfo:20:52 - 9/5/2012

Bu kadar büyük bir komplonun içindeki 1 Mayıs 1977 olaylarını “solcular yaptı” demek hadiselerden 32 sene sonra eski bir siyasetçi, bugün tarihçi birisiyle muhiplerine ve muhibbelerine nasip oldu.


1970'li yılların ikinci yarısı Türkiye tarihinde toplumsal muhalefetin doruk noktasını oluşturduğu yıllardı.

Siyasal alanda sol çok parçalıydı, ama kitlesel mücadele daha önceki evrelerde görülmedik derecede yaygındı ve etkiliydi.

YÜKSELEN TOPLUMSAL MUHALEFET

DİSK 400.000' kadar üyesiyle işçi sınıfının ekonomik mücadelesinin güçlü örgütüydü. Burjuvazinin ve devletin hiç hoşlanmadığı sendikal konfederasyondu. Nitekim 3 yıl sonra, 12 Eylül darbesi öncesinde Dünya Bankasından gelerek ekonominin dümenine geçirilen Turgut Özal 24 Ocak 1980 "İstikrar Tedbirleri" denilen kararları aldıktan sonra, dosyaları alıp Genel Kurmay'a gitmiş ve generallere kendi açıklamalarını yaptıktan sonra "bu şartlarda bu kararlar uygulanamaz, işçi ücretleri ve mevcut iş yasaları yürürlükte olduğu müddetçe enflasyon düşürülemez, öncelikle ücret zamlarına sebep olan grevlerin önlenmesi lazım” demişti.

Yani kendisini Başbakanlık Müsteşarlığına getiren hükümeti devirecek darbenin baş teşvikçisi Turgut Özal'dı. Ekonominin kötüleşmesinin suçlusu ise işçiler ve onları ekonomik mücadele örgütü DİSK'ti.

Diğer bir güçlü demokratik kitle örgütü TÖB-DER'di. Grev ve toplu iş sözleşmesi yapma hakkı olmadığı için bir meslek kuruluşu olarak TÖB-DER'in eli kolu bağlıydı. Buna rağmen eğitim emekçilerinin özlük hakları için mücadele etmekte, örneğin öğretmenin haftalık zorunlu ders saatleri ve ek ders ücretleri konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’na baskı yapmakta, yerel alanda mitingler yapmaktaydı.

180.000 üyesiyle 632 şubesiyle tüm Anadolu'ya yayılmış ve politikleşmiş etkili bir kuruluştu. O kadar ki, pek çok il ve ilçede TÖB-DER lokalleri solcuları soluk aldığı tek yerel odak gibiydi. Birbiriyle kavga ettiği bugün abartılan solun bütün renklerinin mensupları o yerel örgütlerde bir araya gelebiliyorlardı. TÖB-DER örgütleri Anadolu'nun pek çok ilçesinde çöldeki bir vaha gibiydi.

Ayrıca öğretmenler halkla en fazla temasta olan meslek gruplarının başında gelir. Sadece eğittikleri öğrencilerle iletişimleri yoktur, onları velileriyle daimi tanışıklık ve diyalog içindedirler.

KÖY-KOOP Anadolu'da –Adako Birlik başta olmak üzere-- önemli üretici kooperatiflerini bünyesinde barındıran aktif bir küçük üretici örgütüydü. Tarımda küçük üreticiler ilk kez merkezi bir örgütlenmeye kavuşuyorlar, ülke çapında güçlerini bu örgütlenme aracılığıyla birleştiriyorlardı. Genel Başkanı CHP’nin bir sol kanat milletvekiliydi, diğer yöneticiler mahalli kooperatifleri temsil eden sosyalist kişilerdi

TMMOB ve bağlı örgütleri de tamamen sosyalistler yönetimdeydi. Kendi meslek alanlarındaki konularda mevzuatı ve hükümetlerin uygulamalarını eleştirmekte, kamuoyu oluşturmakta rol oynuyordu.

Türk Tabipler Birliği’nin de önde gelen yöneticileri, İstanbul, İzmir, Diyarbakır ve başka bazı illerin yönetimleri sosyalist hekimlerin ittifakıyla bir araya gelmişti.

TÖB-DER'in memurlar düzlemindeki muadili TÜM-DER, kamuda çalışan sağlık emekçilerinin örgütü TÜS-DER, teknik elemanların derneği TÜTED, demokrat emniyet mensuplarının örgütü POL-DER …bu kuruluşların hepsinde sosyalistler yönetimdeydi. Kısacası toplumun çalışan kesimlerinde örgütlenme ve örgütlü mücadele etme çabası yaygındı ve örgütlenmeler gittikçe güçleniyorlardı.

Yüksek öğrenim gençliğinin dinamizmini ise ayrıca vurgulamak gerekli. Belli başlı politik nitelikli gençlik örgütlenmeleri vardı, gençliğin öğretim birimlerinde ve öğrenci yurtlarında toplu halde bulunmaları onların dinamizmini güçlendiren etkenlerdi.

Halkevleri ülkenin çeşitli yerlerindeki yerel birimleriyle yadsınamayacak bir kültürel örgütlenmeydi.

Bu saydıklarımız dışında büyük kentlerden Anadolu’nun çeşitli il ve ilçelerine, mahallelere, hatta bazı köylerde de “Güzelleştirme Dernekleri” ve benzeri örgütlenmeler çok yaygındı.

Türkiye tarihinde bu denli yoğun ve yaygın örgütlenme uğraşı ilk kez görülüyordu.

Bu toplumsal manzarada eksik olan solun siyasi zayıflığıydı. Hem onca geniş çalışanların örgütlerinde yönetimde olacaksın, ham de siyasi mücadelede güçsüz ve etkisiz duracaksın. O dinamik örgütlerin kitlesini oluşturan insanlar seçimden seçime gidip CHP'ye oy veriyorlardı. Sosyalistlerin siyasi alandaki etkisizlikleri Milliyetçi Cephe ve faşist tırmanış karşısında CHP’yi desteklemeyi çare görmeyi getirmekteydi.

İşbaşındaki gericilerle faşistlerin oluşturduğu bir hükümetin ortaklarından birinin mensupları demokratik güçlere karşı saldırılar, cinayetler düzenliyorlardı. Asıl odağa Kontrgerilla diyorduk, tetikçileri çoktu. Faşist sokak hareketleri yaratarak Mussolini ve Hitler yöntemleriyle faşist bir diktatörlük kurmak istiyorlardı. Onlar sonraki yıllarda kullanıldıklarını söyleyecekler, sıkıyönetim mahkemelerinde “Fikriyatımız iktidarda, biz hapisteyiz, bu nasıl iştir?” diye soracaklardı.

Fakat her türlü siyasi baskı ve kontrgerilla tertibine sosyal mücadele daha da güçleniyordu. Gericiliğin o güne değin “Komünist Bayramı” dediği 1 Mayıs gününün 1976’da Taksim’deki kitlesel niteliği onlar için endişe vesilesiydi.

5 HAZİRAN 1977 SEÇİMLERİ

1 Mayıs 1977'deye böyle bir toplumsal ortamda gelindi. 5 hafta sonraki pazar günü Genel Seçimler yapılacaktı. CHP'nin tek başına hükümete geleceğini tahmin edenler az değildi. CHP'nin seçimleri kazanması ve hükümete gelmesi halinde toplumsal mücadelenin daha da yaygınlaşıp güçleneceğinden çekinen ve Bülent Ecevit'i (Rusya'da 1917 Şubat Devriminden sonra iktidara gelen ve iki bakanlıktan sonra Temmuz’da başbakan olan) Alexander Kerensky'ye benzetenler vardı. (Örneğin Tercüman Gazetesinden Nazlı Ilıcak ile Rauf Tamer gibileri bunlardandı.)

Sonradan öğreniyoruz ki KKKomutanı ve 12 Mart faşizminin Ankara Sıkıyönetim Komutanı Namık Kemal Ersun'un cuntası Özel Harp Dairesindeki elemanlarıyla ve ABD'li müttefikleriyle darbe hazırlığı yapmış. 1 Mayıs 1977 işte bu hazırlıklar içinde yer almış.

Söylediklerimiz yakıştırma değil.

29 Mayıs 1977 günü seçim çalışmaları için İzmir'de yapılacak miting hazırlığı sırasında Bülent Ecevit seçim otobüsüne binmek üzere olan Ecevit'e günü yaklaşan biri ateş açtı, ancak kurşun arkada bulunan (İstanbul Belediye Bşk. Ahmet İsvan'ın ağabeyi) Mehmet İsvan'a isabet etti. Ecevit'e ateş eden silahı kullanan Çiğli Karakolu'nda görevli bir polis memuruydu. Ancak silahı saklayan kişi polis şeflerinden biriydi. Açılan soruşturma sonrasında silahın Türkiye'de sadece üç tane bulunduğu ve Özel Harp Dairesi'ne kayıtlı olduğu anlaşıldı. Kovuşturma derinleştirilmedi, Adli olarak tetikçiye 3,5 yıl hapis cezası verilmesiyle yetinildi.

NAMIK KEMAL ERSUN VAKASI

Kara Kuvvetleri Komutanı (ve 12 Mart döneminin Ankara Sıkıyönetim Komutanı) Namık Kemal Ersun, kanlı 1 Mayıs olaylarını kontrgerillaya yaptırdığı ve böylelikle askeri darbe hazırlıkları içerisinde olduğu iddiaları MİT tarafından rapor edilince, bizzat Başbakan Süleyman Demirel tarafından, 29 Mayıs 1977'de İzmir'de Bülent Ecevit'e yapılan suikast girişiminden 3 gün sonra 1 Haziran 1977 tarihinde, olaylara adı karışan diğer askeri personelle birlikte re'sen emekliye sevk edildi.

Seçime üç gün kala 2 Haziran'da Başbakan Süleyman Demirel, ana muhalefet partisi lideri CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e "Gizli ve zat'a mahsus" kaydıyla gönderdiği mektupta, 3 Haziran'daki İstanbul Taksim Meydanı'ndaki mitingde Ecevit'e suikasta uğrayacağına dair haber alındığını, kendisine Sheraton Oteli'nin üst katlarındaki odalardan birinden uzun namlulu ve dürbünlü bir silahla ateş edileceğini bildirerek mitinge gitmemesi konusunda uyarıda bulundu. Başbakan Demirel, gereği için Genelkurmay Başkanlığı'na, İçişleri Bakanlığı'na, MİT Müsteşarlığı'na, bilgi için de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne de bu konuda bir mektup göndermişti. Demirel gibi kurnaz bir politikacı çaresiz kalmasa siyasi rakibinin eline seçimden bir kaç gün önce böyle bir koz vermezdi. Çünkü her şeye rağmen suikastin yapılabilir endişesiyle ihtimali zayıflatmak istedi.

Ecevit ise olayın rejim için ne kadar vahim olduğunu anlayıp Kontrgerilla teşebbüsünün üstüne gideceğine, hadiseyi rakibine karşı kullandı.

Namık Kemal Ersun ve cuntası tasfiye edildi ama kontrgerilla devam etti. Ertesi yıl emekliye ayrılacak Gen. Kur. Bşk. Semih Sancar'ın yerine yeni KKK gelecekti. Ersun'dan boşalan makama kimin atanacağı önem taşıyordu. Ecevit 1. Or. K. Adnan Ersöz'ü, Demirel ise 3. Or. K. Ali Fethi Esener'i önerdi. [Esener Demirel’ciydi, 1983’te Demirel adına siyasi parti kuracak, fakat Cunta yasaklayacaktı.]

Ersöz ve Esener konusunda siyasette anlaşma sağlanmayınca 4.Orduda emekliliğini bekleyen Kenan Evren'e gün doğdu. Kara Kuv. Komutanlığına o getirildi, 1978'de de Gen. Kur. Bşk. oldu.

Ersun erken davranmıştı. Onun darbe girişiminde ABD ile olan bağı neydi, bilemiyoruz. Fakat ABD’nin Kenan Evren’le yola devam ettiği açık. Darbe planlarının başına ve kumanda mevkiine geçen Kenan Evren şartların “olgunlaşmasını” bekledi.

31 Aralık 1977’de Ecevit hükümeti kuruldu. 1 Şubat 1978’de arkadaşı Abdi İpekçi öldürüldü, sonraki suikastler arasında Ankara C. Savcısı Doğan Öz, Adana Em. Md. Cevat Yurdakul, Adako Birlik Bşk. Akın Özdemir, Sanat Tarihi doçenti Bedrettin Cömert, İTÜ eski rektörü Bedri Karafakioğlu, KTÜ Elektronik Hesap Bilimleri Ens. Bşk. Doç. Necdet Bulut, İktisat Fak. Sosyoloji Ens. Bşk Prof. Cavit Orhan Tütengil, 1980’de Türkçe ve halk kültürü uzamanı Ümit Kaftancıoğlu, Maden İş Gen. Bşk. Kemal Türkler de vardı.

17 Nisan 1978’de Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’na Ankara Emek postanesinden gönderilen bubi tuzağı paket Fendoğlu’nu öldürünce, çevre ilçelerden gelmiş 20.000 kadar kişi şehirde bin kadar işyeri ve meskeni tahrip etti, 8 kişiyi öldürdü, 100 kadar kişiyi yaraladı. Aynı tip bombalı paketlerden 3 kişiye daha gönderildiği, fakat alıcıların kuşkulanıp paketleri açmadığı anlaşıldı.

Aralık 1978’de 120’yi aşkın insanın öldürüldüğünün açıklandığı K. Maraş katliamı geldi, Sivas, Çorum katliamları onu izlediler ve1 Mayıs 1977 katliamının devamı oldular. Hepsi bir tertipler zincirinin halkalarıydı.

Bu kadar büyük bir komplonun içindeki 1 Mayıs 1977 olaylarını “solcular yaptı” demek hadiselerden 32 sene sonra eski bir siyasetçi, bugün tarihçi birisiyle muhiplerine ve muhibbelerine nasip oldu.




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur