DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Nasname’nin iftirasına ilişkin zorunlu bir açıklama



Kurdinfo:14:31 - 5/5/2012

HAK-PAR Heyeti olarak Qandil’deki PKK yetkilileri ile politik görüş alışverişinde bulunmak üzere yaptığımız ziyaret dışındaki tüm iddiaları, daha önce de belirtildiği gibi kendi içinde tutarsızdır, saçmadır ve dolayısıyla da iftiradır


Nasname  adlı  internet sitesi,  son zamanlarda daha bir  sıkça yaptığı gibi, HAK-PAR  ve şahsımla ilgili  mantıken tutarsız, saçmasapan  iddialarla dolu “HAK-PAR Heyeti Qandil’den İcazet Aldı Mı?” başlıklı   provakatif bir yazıyı (http://www.nasname.com/tr/10824.html) baştan aşağı ”yalancı”, ”sahtekar”, ”ahlaksız”, ”ikiyüzlü”  gibi  küfür ve hakaret edici  kavramlarla ”süsleyerek ” yayınlamış bulunuyor.  

Söz konusu haberde, geçen yılın Haziran ayında yapılan Türkiye  Genel Seçimleri öncesinde,  içinde benim de bulunduğum bir HAK-PAR heyetinin Qandil’e  yaptığı ziyaret,  basın yoluyla  “ifşa”  edilmekle kalmıyor;  bu heyetin  ”Qandil’i ziyaret” gündeminin  ... hem Belediye seçimlerinde birkaç yer kapmayı hem de HAK-PAR kurultayında Genel Başkanlığa aday olacak kişinin Qandil’den onay, destek ve icazet alması gibi konuları ...” kapsadığı iddia ediliyor.

Nasname, devamla “HAK-PAR Genel Başkanlığı için Qandil’den icazet almaya giden kişinin, Kemal Burkay’ın HAK-PAR’a üye olması ve kongrede aday olacağının anlaşılması üzerine HAK-PAR’dan istifa ettiği söyleniyor. İstifa gerekçesi ise tam bir komedi filmini andırıyor.”  diyerek şahsımı  kastettiğini açıklıkla ortaya koyuyor. Bu kasıt, yazının altına düşülen kimi  notlarla  da doğrulanıyor.

Bu kısa açıklamadan amacım; Nasname’nin, Kürt ulusal  hareketinin politik atmosferini zehirleyen kural ve etik dışı  olan mesnetsiz, seviyesiz ve yıkıcı uslubuyla kendilerine cevap vererek, kendimi ve Kürt ulusal hareketinin politik atmosferini daha bir provake edip zehirlemek değildir. Bunun yerine,  anılan yazıdaki dolu dolu küfür ve hakereti, sadece bilinen klasik halk  deyimle cevaplayacağım:

“Kötü söz sahibinindir”...

Nasname’nin belirtilen yazının  amacını  ve haberin saçmasapanlığını da  kısaca açıklamak istiyorum.

Anılan yazının, bir HAK-PAR Heyeti olarak Qandil’deki PKK yetkilileri ile politik görüş alışverişinde bulunmak üzere yaptığımız ziyaret dışındaki tüm iddiaları, daha önce de belirtildiği gibi kendi içinde tutarsızdır, saçmadır ve dolayısıyla da iftiradır. 

Nasname, bu yazısıyla  son zamanlarda özellikle   hızlandırdığı bir kampanyanın ateşini gürleştirmek istemektedir. Bu kampanya, son zamanlarda  genel olarak Kürt ulusal hareketinde de  yoğunlaştırılmaya çalışılan  kriminal ve aynı zamanda polisiye bir  söylem eşliğinde, her yol ve yöntem mübah sayılarak PKK’yi ve çevre örgütlerini tasfiye  etme kampanyasıdır.

Ne tesadüf ve acıdır ki, Türk egemenlik sistemi ve Hükümeti de,  mevcut koşullarda büyük bir ağırlıkla PKK’nin yönetip yönlerdirdiği Kürt ulusal dinamizmini tümden yok etmek için, ulusal, uluslar arası ve bölgesel kampanyalar,  kitlesel tutuklamalar, kimyasal toplu kırımlar eşliğinde benzer bir kampanyayı   alabildiğine hızlandırmış bulunuyor. 

Nasname, kampanyasında, esasen Kürt hareketinde PKK ile eleştiriyel bir süreç içinde politik diyaloğu ve dayanışmayı belli bir  ulusal ittifağa dönüştürmeyi deneyen, devletin  topyekün saldırıları karşısında, Kürt ulusal hareketinin birlik ve dayanışmasını savunan politik örgüt ve şahsiyetleri hedef almıştır; almaktadır. Halbuki, PKK’nin Kürt ulusal dinamizmi üzerindeki hegemonik etkisinin kırılmasının en doğru ve verimli yolu,  belli ısrarlı bir eleştiriyel tutmla birlikte, asıl olarak  PKK’nin yanısıra, Kürdistan’da anlamlı örgütsel güç veya güçler yaratmaktan geçmektedir.

Nasname yetkilileri,  belirtilen bu amaçları için  anılan yalan ve iftirayı atarken, bizlerin Türk egemenlik sisteminin  konuyla ilgili tutum ve yasalarının cezai  korkusuyla  suspus olacağımızı, Kandil’e gittiğimizi açık açık söylemeye asla cesaret etmeyeceğimizi hesaplamış olmalılar. Yoksa, her tarafı dökülen bu yalan, hangi cesaretle, neye güvenilerek atılabilinir?

Böylesi bir durumda bedeli ne olursa olsun susmak siyaseten yanlıştır. Zira  atılan bu çamur, bizleri kirletmekle kalmayacak,  Kürt ulusal hareketi içinde bizim gibi düşünenlerin de cesaretini olumsuz etkileyecek; Devletin, bir bütün olarak Kürt hareketini yok etme politikasının işine yarayacaktır.

Belirtilen mevcut koşullarda, meseleye bu perspektifle ve bu zaviyeden bakmayan, bakamayan, gerektiğinde bunu açık açık söyleyemeyen, buna cesaret edemeyenler, eninde sonunda Türk egemenlik sisteminin mevcut yasal legalitesinin ehlileştirmesine mahküm olacaklardır.

Bu anlayış, HAK-PAR dahil, bütün siyasal yaşamımın perspektifi ve anlayışı olmuştur; konuyla  İlgili bütün yazılarımda defalarca dile getirilmiştir. Bunun içindir ki, gerektiği yerde  bu ziyaretten bahsetmişimdir. Bundan sakınıp korkmak bir yana, asla ve asla pişman da değilim.

Böyle olmakla beraber, Kürd ve Kurdistancılık adına legal bir partiyi, anılan amaç için ve belirtilen yol ve yöntemle bu tür ilişki ve görüşmelerini  resmen açıklamaya zorlamak;  Türk devletine hizmet eden  provakatif bir davranıştır.

Söz konusu haberdeki yalanın tutarsızlığına, tumturaklılığına gelince... Birincisi, daha  ben  Parti’de  iken ve bugüne değin de  HAK-PAR’ın  yetkili organlarınca  kararlaştırılıp uygulanan politika gözönünde bulundurulduğunda, Parti’nin bir  heyetle  Kandil’e gidip görüşmelerde bulunması; neresinden bakılırsa bakılsın, garipsenecek bir olay değildir. İkincisi, anılan  yalan haberin omurgası, ve  ziyaretin temel amacı,  Heyet’ten birisi olarak benim  HAK-PAR Genel Başkanı olmak için “onay, destek ve  icazet” almam  üzerine kurulmuştur. Aslında benim HAK-PAR’da,  Kemal Burkay’a veya başkasına karşı Genel Başkan adayı olmak gibi bir hakkım olmakla beraber, Nasname’nin bahsettiği türden  bir planım veya çabam olmamıştır. Olduğu kabul edilse bile, Nasme’nin kurduğu gibi bir kurgu için;  ya HAK-PAR’ın,  PKK’nin bir yan örgütü olması veya önemli oranda onun  etkinliğinde bulunması, ya da benim  PKK’nin Parti’deki  gizli bir üyesi olmam gerekir. Tüm bunların birlikte varlığını farzetsek bile, içinde Kemal Burkay’ın yakın arkadaşlarının da bulunduğu  bir heyetle Kandil’e gidip Kemal Burkay’a karşı  PKK’den HAK-PAR’a Genel Başkan olmak istememin “onay, destek ve icazet”ini almaya yeltenmenin bir mantığı ve  tutarlığı var mıdır?

Böylesi bir mantıksızlık ve tutarsızlık ancak Nasname’nin kuyruklu yalan ve iftiralarına sığabilir.

5 Mayıs 2012

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur