DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Öcalan´ın Avukatından Ergenekon İddiaları



Kurdinfo:11:34 - 19/4/2012

ikinci KCK iddianamesi, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi


Öcalan'ın Avukatından Ergenekon İddiaları

Şüphelilerinin çoğu avukat olan, ikinci KCK iddianamesi, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

KCK’ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve şüphelilerinin çoğu avukat olan ikinci iddianame İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Oy birliği ile kabul edilen iddianamede 35’i tutuklu 50 şüpheli yer alıyor.

KCK operasyonu kapsamında gözaltına alınan fakat daha sonra mahkemece serbest bırakılan Abdullah Öcalan’ın avukatlarından İrfan Dündar'ın ifadesinde, KCK ve Ergenekon konusunda bilgiler yer alıyor.

AVUKATLAR ÖCALAN’LA SİYASİ GÜNDEMİ KONUŞUYOR

Öcalan ile görüşen avukatların, yasaların hükümlü-avukat ilişkisine sağladığı kolaylıktan yararlanarak, hükümlünün savunması ile ilgili hususlar haricinde, siyasi gündem, KCK/PKK örgütünün son durumu, örgütün işleyişi, devlet güçleri ile çatışmaları ve benzeri örgütsel konuların aktardığını söylediği iddianamede yer aldı.

ÖCALAN’IN AVUKATI İMRALI - KANDİL BAĞLANTISINI DEŞİFRE ETTİ

Avukat görüşmeleri sırasında not tutulduğu ve daha sonra bu notların internet aracılığı ile ilgili kişilere ve Murat Karayılan’a ulaştırıldığını anlatan Dündar, Öcalan’la görüşecek avukatlara KCK’nın karar verdiğini söyledi. E-mail şifrelerinin de yaklaşık 2 ayda bir değiştirildiğini ve yeni e-mail ve şifrelerin Asrın hukuk bürosuna kuryeler aracılığı ile bildirildiğini, görüşme notlarının taslak olarak gönderildiğini ve ilk olarak PKK’nın Avrupa sorumlusu Sabri Ok tarafından alındığını açıkladı.

KCK – DERİN DEVLET BAĞLANTISI VAR MI? SORUSU

Sorguda, “Ergenekon yapılanması ile PKK/KCK arasında şahit olduğunuz bağlantılar hakkında bildiklerin nelerdir?” diye sorulan soruya Dündar, PKK’nın Avrupa sorumlusu Sabri Ok ile Ergenekon arasında bağlantı olduğunu düşündüğünü söyledi.

2005 yılında Sabri Ok’un cezaevinden çıktıktan sonra Ağrı ili Eleşkirt ilçesinde askerlik yaptığını belirten Dündar, “Askerdeyken ben bir kere ziyaretine gitmiştim. Burada yaptığım ziyarette Sabri Ok’un yakın arkadaşlarından ve sürekli kendisini ziyaret eden ismini şu an hatırlamadığım bir şahıs bana ‘Sabri Ok’un askerlik görevini yaparken Jandarma İstihbaratından Zeki ya da Zekeriye isimli bir binbaşı ile sürekli temas halinde bulunduklarını, Sabri Ok’un askerlik yaptığı dönemde iki askerin kendisini koruduğunu’ anlattı. Daha sonra askerliği bittikten sonra Sabri Ok’un örgüt içerisinde hızla yükselerek Avrupa sorumluluğuna geldiğini ve Abdullah Öcalan tarafından da Sabri Ok’ un örgüt içersinde korunduğunu ve bir keresinde Abdullah Öcalan’ın, ‘benim Türkiye temsilcim’ dediğini hatırlıyorum. Dolayısı ile Sabri Ok’un Ergenekon yapılanması ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Yukarıda da ifademde anlattığım gibi Sabri Ok ile Hatice Korkut isimli şahıslar 2006 yılı sonlarında hava yolu ile çok rahat bir şekilde PKK’nın kamplarına gittiğine şahit oldum.”

MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından İrfan Dündar’ın cep telefonuyla Yalçın Küçük’ü araması ve Yalçın Küçük’ün Dündar’ı daha dikkatli olması konusunda uyarararak azarlaması daha önce basına yansımıştı.

Aynı zamanda Odatv davasından yargılanan Yalçın Küçük, "KCK'dan alınan pek çok avukat, MİT'çi oldukları için serbest kaldı. MİT onların bir kısmını kurtardı." demişti

Kaynak: http://www.haberdiyarbakir.com/ocalanin-avukatindan-ergenekon-iddialari-50780h/#ixzz1sTX5JM9P

 

 

Kandil’in rötuşu masayı devirdi

AYSUN YAZICI-DİCLE BAŞTÜRK-FIRAT ALKAÇ

Avukat İrfan Dündar’ın ifadesi KCK İddianamesi’nde “delil” olarak geniş yer tuttu: “Öcalan’la devletin anlaşmasını, öz savunma gücü talebi bozdu”

KCK soruşturması kapsamında çoğunluğu avukatlardan oluşan şüphelilere ilişkin hazırlanan iddianame İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 35’i tutuklu 50 sanığın yer aldığı iddianame 892 sayfadan oluşuyor. Dosyası ayrılan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın avukatı İrfan Dündar, MİTPKK ve İmralı arasında yapılan görüşmelerin ayrıntılarını anlattı. Dündar, kamuoyunda olumlu karşılanan müzakere sürecini Kandil’in Öcalan’ın protokolüne rağmen “Özsavunma gücü” ısrarının bozduğunu söyledi. Dündar, Silvan saldırısından sonra MİT ile PKK ilişkisinin koptuğunu söyledi.

İddianamede bir numaralı sanık avukat Mehmet Nuri Deniz olurken, sanıklar arasında eski Milletvekili Mahmut Alınak, avukatlar Doğan Erbaş, Cemo Tüysüz, Mustafa Eraslan, Asya Ülker, Nevzat Anuk, Mehmet Ayata, Hüseyin Çalışcı ile “Öcalan’ın İmralı Günleri” kitabının yazarı gazeteci Cengiz Kapmaz da yer alıyor. Sanıklar için beş yıldan 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Birinci KCK iddianamesinde itirafları yer alan Dündar’ın, ikinci KCK iddianamesinde ifadelerinin tamamı yer aldı. Öcalan ile yapılan görüşme notlarının aynı anda Kandil ve Avrupa sorumlularına gönderildiğini belirten Dündar, etkin pişmanlık yasasından yararlanmak istediğini belirtti. Dündar’ın verdiği bilgiler arasında MİT ile görüşmeleri Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk ve BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın başlattığı iddiası dikkat çekti. Dündar’ın ifadeleri şöyle:

Kıvrıkoğlu komisyon kurdu

“1999 yılında Abdullah Öcalan’ın yakalanması sonrasında yargılama süreci ve devamında soruşturma komisyonu adı altında resmî bir komisyon kuruldu. Bu, Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun görevlendirdiği ve kurduğu komisyondur. Bu komisyon Öcalan ile 2001 yılının Eylül ayına kadar görüştü. Bu komisyon içerisinde bildiğim kadarı ile ağırlıklı olarak asker kökenli görevliler bulunuyordu. Bu komisyon ile Öcalan arasında yapılan görüşmelerde PKK örgütünün silahlı militanlarının büyük bölümünün Kuzey Irak’a çekilmesi ancak 500 kadar militanın Türkiye sınırları içinde kalması konusunda anlaşmaya varıldı. 500 militanın Türkiye’de kalmasının da Öcalan bana yapmış olduğumuz görüşme esnasında kendisine askerî yetkililer tarafından teklif edildiğini, kendisinin de tamamının Türkiye sınırları dışında kalması gerektiğini ancak bunun askerî yetkilerce kabul edilmediğini gerekçe olarak kendisine askerî yetkililerce Türkiye sınırlarının tamamı silahlı PKK militanlarından arındırırsak bu bölgelere diğer terör örgütleri tarafından ele geçirilebilineceği ve bölgenin kontrol edilemeyeceğinin kendisine söylediğini ifade etti. Bu dönemde dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in talimatı ile bir sivil görevli kendisinin Başbakan adına geldiğini ve görüşmek istediğini söylüyor, bu şahıs ile bir kez görüşme yapılıyor. Bu görüşmede, bu sivil şahıs Öcalan’a Kürt sorununun çözümü noktasında talepleriniz nedir diye bir liste veriyor. Bu liste daha sonra Öcalan tarafından yaptığımız görüşmede bize verildi ve biz de kuryeler aracılığı ile kırsal alana örgüte gönderdik. Daha sonra kırsal alandan gelen cevabı biz tekrar Öcalan’a ilettik. Biz daha sonra öğrendiğimiz kadarı ile Öcalan ile Başbakan adına görüşen sivil şahsın dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Emre Taner olduğunu öğrendik. 2005’ten sonra Ahmet Türk ve Sırrı Sakık aracılığı ile MİT’te görevli ismini “Afet” olarak bildiğim ve Müsteşar yardımcısı konumundaki bayan şahıs ile görüşmeler başladı.

Öcalan’ın talimatı ile BDP’nin Türkiye temsilcisi olan Sabri Ok üzerinden görüşmeler devam etti ve bu süreçte Öcalan muhatap alınmadığı için belli zamanlarda ateşkes ilan edildi ama net bu sonuç alınamadı. Görüşmelerin tamamını bahsettiğim şahıslar MİT görevlileri ile yaptı. 2008’de Öcalan ile kendisi tarafından heyet olarak tabir edilen devlet görevlileri ile görüşmeler başladı. Bu süreçte yeniden ateşkesler başladı ve bu görüşmeler 2011 yılında terör örgütü tarafından gerçekleştirilen Silvan saldırısına kadar devam etti ve bu olaydan sonra görüşmeler kesildi.

Avukatların yapacağı bu görüşmeleri (İmralı görüşmeleri) 2009 yılına kadar KCK’daki TM (Türkiye Meclisi) içerisinde faaliyet yürüten Şinasi Tur tarafından düzenleniyordu. 2009’dan sonra Ömer Güneş, İbrahim Bilmez, Faik Özgür Erol isimli avukatların İmralı’ya geliş gidişini, yapılan görüşmelerin metin haline getirilmesi ile ilgili toplantıyı ve taslak haline getirilen görüşme notlarının e-mail yolu ile Kuzey Irak’ta örgütün yürütmesinin başında bulunan Murat Karayılan’a gönderilmesini düzenleniyordu. 2005 ile 2011 yılının ağustos ayına kadar bu şahıslar ile birlikte toplantılara katıldım. Görüşme notlarının metin haline getirilmesinde ve e-mail yolu ile Kuzey Irak’ta bulunan kamplara Ömer Güneş, Cengiz Çiçek, İbrahim Bilmez ve Faik Özgür Erol isimli şahısların Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde Aznavur Pasajı içerisinde 3. katta faaliyet yürüten Omeyra isimli internet kafeden gönderilmesine şahit oldum. E-mail adresleri ve şifreleri genelde kırsal alan ile bağlantılı olan Nihat Oğraş , Murat Nil Kod, Ali Durç gibi KCK’lılar tarafından Asrın Hukuk Bürosu’na kurye aracılığı ile gönderiliyordu.

Notlar Aydar ve Ok’a gönderiliyor

Gönderilen e-mail adreslerinin şifresi kırsal alan ve Ömer Güneş, Cengiz Çiçek, İbrahim Bilmez ve Faik Özgür Erol isimli şahıslar tarafından biliniyordu. Metin haline getirilen görüşme notları taslak kısmına kaydedildikten sonra kırsal alanda bu işle görevli örgüt mensupları tarafından ve Avrupa’daki PKK sorumlusu daha önce Sabri Ok ama halen Zübeyir Aydar tarafından alınıyordu. Birkaç keresinde mail’in taslak kısımlarına görüşme notu geç bırakıldığı için Avrupa tarafından şu an ismini tam hatırlamıyorum ama İbrahim Bilmez ya da Ömer Güneş’e niye geç kaldınız şeklinde bir ikaz geldiğini hatırlıyorum.

Öcalan ile İmralı görüşmeleri

Öcalan ile yapılan görüşmeler avukatlar tarafından hafıza tekniği kullanarak metin haline getiriliyordu. Görüşme avukatlar tarafından ezberlenerek bir gün sonra Asrın Hukuk Bürosu’nda yapılan toplantıda metin haline getiriliyordu. Bu hafıza tekniği işi ilk dönemler avukatlar belli zaman dilimlerini kendi aralarında paylaşarak hafızalarına almaya çalışıyordu ama bu çok verimli olmayınca son dönemde görüşmeye katılan her avukat görüşmenin tamamını hafızasına almaya başladı. E-mail adresleri ve şifreleri PKK kamplarında ya da Avrupa’dan kuryeler aracılığı ile Asrın Hukuk Bürosu’ndaki 1. halka olarak tabir edilen görev sahasında faaliyet yürüten avukatlara veriliyordu.

MİT PKK ile 12 kez görüştü

Bu süreçte MİT Başkanı Emre Taner ve MİT’te görevli PKK uzmanı olarak bilinen Afet Güneş ile Oslo görüşmeleri olarak bilinen paralel görüşmeler olarak adlandırılan, PKK’nın kırsal alanında faaliyet yürüten üst düzey örgüt mensupları olan Sabri Ok, Adem Uzun, Mustafa Karasu, Zübeyir Aydar, Nuriye Kespir ile toplam 12 adet değişik yer ve tarihlerde görüşmeler yapıldı. Hatta bu görüşmelerin bazılarına ait ses kayıtları basına sızdı. Ses kayıtlarının Mustafa Karasu tarafından yapılmış olabileceğini tahmin ediyorum. Bu süreçte Öcalan kendi yazdığı protokolleri kendisiyle görüşen heyete verdi ve bu protokollere heyetin pozitif baktığını söyledi. Ancak bu protokolleri heyet örgütün kırsal alanına gönderdikten sonra örgütün kırsal alanı bu gönderilen protokollere Öcalan’ın dışında öz savunma birliklerinin kurulması yani silahlı militanların Demokratik Özerklik’in kabul edilmesi ile birlikte Doğu ve Güneydoğu illerinde askerî güç olarak görevlendirilmesi ve anadilde eğitim konuları eklendikten sonra devletin kabul edemeyeceği, bu şartlar karşısında görüşmeler tıkandı. Bu olaylardan sonra asker ve kamu görevlilerinin PKK tarafından kaçırılması ve Silvan saldırısı ile bu süreç sona erdi. Bu süreç devam ederken Öcalan’a görüşme heyetinin başkanı olan Sabri Ok tarafından PKK’nın kırsal alanının istek, görüş ve önerilerinin yazılı olduğu bir metin gönderiliyordu. Öcalan kendisine gönderilen aynı sayfanın arkasına kendi istek ve görüşlerini yazarak MİT görevlilerine veriyor ve bu şekilde görüşmeler devam ediyordu.

Murat Karayılan’ın şifresi Sait

Biz yaptığımız görüşmeleri not kağıdına yazıyor, daha sonra bu notlardan görüşmenin tam metni Asrın Hukuk Bürosu’nda yazılı hale dönüştürüldükten sonra e-mail yolu ile Avrupa’ya ‘Şahin’ kod adlı Abdil Rıza Altun ve Murat Karayılan’a değişik tarihlerde gönderiyorduk. Gönderme şeklimiz ise ortak kullandığımız bir email adresinin taslaklar kısmına notu kaydetme şeklindeydi. Bizim kaydettiğimiz görüşme notu Avrupa’dan bahsettiğim şahıslar tarafından alınıyordu. Kullandığımız e-mail şifreleri rutin olarak yaklaşık iki ayda bir değişiyordu. Bu değişen şifreler kuryeler aracılığıyla bize iletiliyordu. Bu şifreler Avrupa, Kandil ve Türkiye’deki üst düzey örgüt mensupları tarafından biliniyordu, başka kimse tarafından bilinmezdi.

Kuryeler genelde KCK/TM içerisinde alt düzeylerde faaliyet yürüten örgüt üyelerinden seçiliyordu. Kurye getirdiği e-mail ve şifrelerini küçük flash bellek ile getiriyordu, emaillerin taslak bölümüne konulan görüşme notlarında Karayılan’a bırakılan notlarda “Sait” şifresi kullanılıyordu. Asrın Hukuk Bürosu’nun şifresi ise “Hasan” idi. Bırakılan notlarda “Hasan”dan “Sait”e dendiği zaman Büro’dan Karayılan’a bir not bırakıldığı ve bu notun Karayılan tarafından alınacağı anlaşılıyordu.

19 Nisan 12, Taraf

 

 

'Askerler 500 PKK'lı kalsın istedi'


FATİH YAĞMUR

Radikal/ 19/04/2012

Öcalan'ın eski avukatı, KCK savcısına verdiği ifadede, 2001'de tüm PKK'lıların sınır dışına çıkmasını askerlerin istemediğini söyledi.

İSTANBUL- KCK’ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve şüphelilerinin çoğu avukat olan ikinci iddianame İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Oy birliği ile kabul edilen iddianamede 35’i tutuklu 50 şüpheli yer alıyor. 890 sayfalık iddianamenin bir numaralı sanığı avukat Mehmet Nuri Deniz. İddianamedeki en çarpıcı bölüm ise “30 yıldır en fazla zararı Kürt halkı gördü” diyerek itiraflarda bulunan ve etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen Abdullah Öcalan’ın avukatı İrfan Dündar’ın ifadeleri oluşturdu. Dündar, ifadelerinde PKK ve Ergenekon arasındaki bağlantının Sabri Ok olduğunu öne sürerek, Ok’un Öcalan tarafından korunduğunu ve örgütte güçlü konuma geldiğini söyledi. 

‘Bağlantı Sabri Ok olabilir’
Dündar’ın en dikkat çekici sözleri ise PKK-Ergenekon arasındaki ilişkiye dair soru üzerine verdiği yanıttı: “2005’te Sabri Ok cezaevinden çıktıktan sonra Ağrı Eleşkirt’te askerlik yaparken, bir kere ziyaretine gitmiştim. Burada, Sabri Ok’un yakın arkadaşlarından bir şahıs bana, Ok’un askerlik görevini yaparken Jandarma istihbaratından Zeki ya da Zekeriya isimli bir binbaşı ile sürekli temas halinde bulunduklarını, fikir alışverişinde bulunduklarını, iki askerin Ok’u koruduğunu anlattı. Askerliği bittikten sonra örgüt içerisinde hızla yükselerek Avrupa sorumluluğuna geldiğini ve Öcalan tarafından da örgüt içerisinde korunduğunu ve bir keresinde bana ‘Öcalan benim Türkiye temsilcim’ dediğini hatırlıyorum. Dolayısıyla Ok’un Ergenekon yapılanması ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum.” 

‘Asker Öcalan ile görüştü’
1999’da Öcalan’ın yakalanması sonrasında ‘Soruşturma Komisyonu’ adı altında resmi bir komisyon kurulduğunu anlatan Dündar, Öcalan’ın bütün PKK militanlarını sınırdışına çıkarmak istediğini ancak askerin karşı çıkarak 500 militanın Türkiye’de konuşlanmasına zorladığını belirtti ve şöyle devam etti: “Bu, Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun görevlendirdiği bir komisyondur. Bu komisyon Öcalan ile 2001 Eylül ayına kadar görüştü. Bildiğim kadarı ile ağırlıklı olarak asker kökenli görevliler bulunuyordu. Komisyon ile Öcalan arasında yapılan görüşmelerde PKK’nın silahlı militanlarının büyük bölümünün Kuzey Irak’a çekilmesi, ancak 500 kadar militanın Türkiye sınırları içinde kalması konusunda anlaşmaya varıldı. Öcalan, görüşmemiz esnasında kendisine askeri yetkililer tarafından 500 PKK militanının Türkiye’de kalmasının teklif edildiğini, kendisinin de tamamının Türkiye sınırları dışında kalması gerektiğini söylediğini ancak bunun askeri yetkilerce kabul edilmediğini, gerekçe olarak da kendisine askeri yetkililerce ‘Türkiye sınırlarının tamamını PKK’dan arındırırsak bu bölgelerin diğer terör örgütleri tarafından ele geçirilebileceği’nin söylendiğini ifade etti.”
Dündar, o sıralarda dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in talimatıyla bir sivil görevlinin Başbakan adına Öcalan’la görüştüğünü ve ‘Kürt sorununun çözümü noktasında talepleriniz nedir’ diye bir liste verdiğini, bu listenin Öcalan tarafından kendilerine verildiğini ve kuryeler aracılığıyla kırsal alana gönderdiklerini de aktardı. Dündar, Öcalan’la görüşen kişinin dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Emre Taner olduğunu daha sonra öğrendiklerini; 2005’ten sonra ise Ahmet Türk ve Sırrı Sakık aracılığıyla, ‘MİT’te görevli ‘Afet’ isimli müsteşar yardımcısı konumundaki bayan şahısla’ görüşmeler başladığını söyledi. 

Şüpheli listesinde yok
Öcalan’ın avukatı İrfan Dündar, Kürtlerin en çok zarar gören taraf olduğunu belirterek, etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini söyledi ve şöyle devam etti: “Ben Dicle Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, gençlik heyecanıyla Öcalan’ın avukatlığını yaptım, fakat hiçbir eyleme katılmadım. Bana bir fırsat daha verilmesi halinde hayatımdan örgütü çıkartarak yeni bir başlangıç yapmak istiyorum. Yakalanmadan 3 ay önce zaten Asrın Hukuk Bürosu’ndaki görevimi ve örgütteki konumumu terk ederek normal hayata dönmeye çalışıyordum. Yakalanmam benim için bir şans oldu.” Dündar’ın iddianamedeki şüpheliler arasında yer almaması da dikkat çekti.

Kandil’le, şifreli e-mail trafiği
İrfan Dündar, Öcalan’la yaptıkları görüşme notlarının Kandil ve Avrupa’ya nasıl ulaştırıldığını ise şöyle anlattı: Ortak kullandığımız bir e-mail adresinin ‘taslaklar’ kısmına notları kaydediyorduk. Kullandığımız e-mail şifreleri rutin olarak 2 ayda bir değişiyordu. Bu şifreler kuryeler aracılığı ile bize iletiliyordu ve Avrupa, Kandil ve Türkiye’deki üst düzey örgüt mensuplarından başka kimse tarafından bilinmezdi. Notların, Kuzey Irak’taki kamplara Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki Omeyra isimli internet kafeden gönderilmesine şahit oldum. Murat Karayılan’a bırakılan notlarda ‘Sait’ şifresi kullanılıyordu, Asrın Hukuk Bürosu’nun şifresi ise ‘Hasan’dı. Hasan’dan Sait’e dendiği zaman Asrın Hukuk Bürosu’ndan Murat Karayılan’a bir not bırakıldığı anlaşılıyordu.
Diğer mahkûmlar unutulunca...
Davadaki bazı sanıklarının kurucusu olduğu Asrın Hukuk Bürosu ile ilgili bir bölümün de yer aldığı iddianamede, “Şüpheli avukatların örgütsel faaliyetlerini gizlemeye çalıştığı Asrın Hukuk Bürosu’nun, KCK Önderlik Komitesi bünyesinde örgütsel yapı içerisinde yer aldığı belirlenmiştir” denildi. Ayrıca, İmralı’daki diğer hükümlülerin avukat görüşmelerinin kayıt altına alınmadığı, bu sayede, Öcalan’ın talimatlarının kayda alınmadan avukatlara ve onlar aracılığıyla PKK yöneticilerine aktarıldığı, bunun fark edilmesi üzerine diğer mahkumların da avukat görüşmelerinin kayda alındığı belirtildi.

Oslo’da ses kaydını Karasu yaptı
Dündar’ın Öcalan-MİT görüşmeleri ile ilgili ifadesi şöyle devam etti: “2008’de Öcalan’la, ‘Heyet’ olarak tabir ettiği devlet görevlileri görüşmeye başladı. Bu süreçte yeniden ateşkesler başladı ve bu görüşmeler 2011’deki Silvan saldırısına kadar devam etti. Bu süreçte MİT başkanı Emre Taner ve MİT’de görevli PKK uzmanı olarak bilinen Afet Güneş ile üst düzey PKK’lar olan Sabri Ok, Adem Uzun, Mustafa Karasu, Zübeyir Aydar, Nuriye Kespir arasında toplam 12 değişik yer ve tarihte görüşmeler yapıldı. Sızdırılan kayıtların Mustafa Karasu tarafından yapılmış olabileceğini tahmin ediyorum.”




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur