DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Hükümetin Yeni Kürt Stratejisi



Kurdinfo:14:04 - 3/4/2012

Kürt meselesi karmaşık, uzun vadeli ve çok kapsamlı bir sorundur, kısa sürede çözümü mümkün değildir. Silahların bırakılmasıyla da Kürt sorunu tamamıyla çözüme kavuşmayacaktır


AK Parti ve hükümetinin Kürt sorunun çözümüne ilişkin proje ve yol haritası tarafımızdan bilinmemesine rağmen, PKK sorununu çözmek amacıyla başından beri içerde, komşu ülkelerde ve uluslararası alanda yoğun çabalar içinde olduğu açıktır. PKK’nın silahlı mücadelesini sona erdirmek için Hükümetin Kandil-İmralı ile müzakere yaptığı Oslo görüşmeleriyle resmiyet kazanmıştı. Kuşkusuz bu görüşmeler gerekli olduğu kadar, Habur başarısızlığından sonra hükümetin yeniden müzakere yönteminde ısrar etmesi cesaret ve kararlılık bakımından çok önemlidir. Ancak PKK ve MİT yetkilileri arasında başlatılmış olan Oslo görüşmelerinin sonuçsuz kalması ve savcılığın bu görüşmeleri KCK soruşturması kapsamında incelemeye alması hükümeti stratejik değişikliğe zorladığı anlaşılmaktadır. MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve bazı üst düzey istihbarat görevlilerinin şüpheli sıfatıyla ifade vermeye çağrılmasıyla gelişen olaylar, hükümeti zora sokmuştur.

Kişisel kanaatim, hükümetin PKK ve Kürt sorununa ilişkin yeni yol haritası, bir ‘savaş stratejisi’ olarak değil, tersine bir ‘barış stratejisi’ ve çok kapsamlı bir müzakere sürecini hedeflediği yönündedir. Silahların bırakılması için PKK ile görüşülebileceğini söylemek, diyalog ve müzakere yapmak anlamına gelir. Yoksa teslim olmalarını söylemek için görüşmeye gerek var mıdır? 30 yıldır “teslim ol” çağrıları zaten yapılmaktadır ve alınan sonuçlar da ortadadır.

Ayrıca Başbakan’ın demokrasiden vazgeçilmeyeceği söylemi de önemlidir. Anladığım kadarıyla Başbakan, örgütle yapılan gizli müzakereleri kamuoyuna açık siyasi bir alana taşımak istemektedir. Karanlık ilişkileri önlemek, içerde ve dışarıdan müdahalelerin etkisini kırmak ve zayıflatmak için bu yöntemin doğru olduğuna da inanıyorum.

Kürt meselesi karmaşık, uzun vadeli ve çok kapsamlı bir sorundur, kısa sürede çözümü mümkün değildir. Silahların bırakılmasıyla da Kürt sorunu tamamıyla çözüme kavuşmayacaktır. Önemli olan çözümün yolunu demokratik ve barışçı bir yöne dönüştürmektir. Bu nedenle çözümün en önemli önceliği ve adımı sorunun şiddetten arındırılmasıdır. Müzakere, tarafların aynı masa etrafında oturup pazarlık yapmasından ibaret değildir. Müzakere silahların susması ve PKK’nın barış ve güven içinde silahları bırakması için gereklidir. Bugüne kadar güvenlik eksenli izlenen politikalar, şiddetin sonlandırılması için çözüm olamamıştır. Bunun için de Oslo görüşmelerinin yeni bir yöntem ve strateji ile yeniden başlatılacağını umuyorum.

Sorunun BDP’ye ilişkin boyutu ise çok açık değildir. BDP’nin siyaset tarzı, PKK ve Kürt sorununa bakışı eleştirilebilir ancak İktidar partisi ve Başbakanın BDP’ye yönelik tutumunun doğru olduğunu söylemek de mümkün değildir. Hem BDP’ye, “PKK’nın siyasi uzantısı” denilecek ve bu gerekçe ile müzakere yapılabileceği söylenecek, hem de BDP’den “PKK’ya mesafe koyması, Terör örgütü ilan edilerek bağlarının koparılması” istenecek! Bu anlayışı, bu tutumun mantığını anlamak sanırım herkes için zorluklar içermektedir.

BDP’nin örgütle bağını koparmasını istemek ne kadar gerçekçidir? Silahlı örgütün desteğinde siyaset yapan bir partiden radikal bir ayrışma talep etmek doğru mu? BDP, PKK ile sadece aynı tabanı paylaşmamakta, aynı ideolojik temele de dayanmaktadır. PKK ulusçu silahlı siyasetin, BDP ise ulusçu demokratik siyasetin temsilcisi olarak politika yapmaktadır.

BDP’nin İmralı ve Kandilden bağımsız olarak Kürt sorununu müzakere etme imkânı yoktur. Şiddetin muhatabı PKK ve Öcalan’dır. Bunun dışında muhatap aramak yanlıştır. Şiddetin muhatabı BDP değildir ve olmamalıdır. BDP; PKK ile hükümet arasında aracılık yapabilir, bu bağlamda BDP’den politika değişikliği değil, fedakârlık beklenmelidir. BDP, mevcut yapısından başka bir siyasi eksene kayması durumunda, Kürt siyasetinde aktör olma özelliğini de kaybeder. BDP, ideolojik ve seçmen tabanının sesi olmak zorundadır. Ancak böyle bir durumda demokratikleşmeye katkı sunabilir. Bu nedenle de Başbakanın PKK ve Öcalan’ın devre dışı bırakılması çağrısına BDP’nin olumlu cevap vermesini beklemek gerçekçi değildir. PKK’dan bağımsız bir Kürt siyaseti Kürtlerden de destek görmemektedir. Bu yöndeki girişim ve çabaların kısa ve orta vadede sonuç vereceğini de düşünmüyorum. Altını çizerek ifade etmeliyim ki, Şerafettin Elçi gibi bazı siyasetçi ve aydınların etkisi ve saygınlığı bir tarafa, BDP dışında temsil kabiliyeti taşıyan bir Kürt siyasetinden henüz söz etmek mümkün değildir. Devşirme ve işbirlikçi Kürtlerle sorun çözülemeyeceğine göre, silahlı mücadelenin sona erdirilmesi için yeni strateji ve yeni siyaset kaçınılmazdır. Kamuoyunun beklentisinin de bu yönde olduğu görülmektedir. Toplumsal desteğin güçlenmesi için AK Parti ve BDP’nin birbirlerine meydan okumaktan ve sert üsluptan vazgeçmeleri gerekir. Normalleşme, barış zemini ve demokratik siyaset yumuşak ve uzlaşıcı bir üslup gerektirir, sert üslup barışa hizmet etmez.

Hükümetin Kürt sorununa ilişkin yeni stratejisi ve Başbakan’ın “Terör örgütüyle mücadele, siyasi uzantılarıyla müzakere” açıklamasını yeni bir fırsata dönüştürmek tamamen PKK’nin elindedir. Bu çağrıya PKK’nin ateşkes ilan ederek taraflar arasında müzakere için BDP’yi arabulucu olarak muhatap ve yetkin kabul etmesi gerekir. Bu girişimler Habur sonrası tıkanan süreci yeniden açmaya imkân hazırlayacaktır diye düşünüyorum.  

 ab_erdogmus@hotmail.com

 

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur