DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

TDŞK temsilcisi Imam Taşçier: "Konferans kongreye dönüştürülürse çok anlamlı olur"



Kurdinfo:15:52 - 1/4/2012

Kürlerin öncelikle bir siyasi statüye sahip olması lazım


Konferans kongreye dönüştürülürse çok anlamlı olur

Vedat ÇETİN

 

Kürtler arası birlik çalışmaları hızlanmış durumda.

“Kolektif Akılla Birlik Toplantısı” sonrası Newroz’un yarattığı atmosferde Kürt yapılarına Kürtler arası birliği sorduk. Kürt siyasi oluşumları arasında Dicle Fırat Diyalog Grubu, ÖSP, TDŞK, KADEP, HAKPAR, NUBİHAR ve DTK temsilcileriyle görüştük. Görüşmelerimizde Kürt siyasi aktörlerinin birliğe dönük arzu ve isteklerini çok açık gördük. Dosyamızın bugünkü bölümünde TDŞK Sözcüsü İmam Taşçıer ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.

Yazı dizimizin Kürtler arası yakınlaşmaya katkı sunması dileğiyle...

TDŞK’nin nasıl bir oluşum olduğunu, hangi gelenekten geldiğini ve örgütlenme durumunu anlatabilir misiniz?

TDŞK Doktor Şivan’ın TDKP hareketine dayanır. Dr. Şivan’ın ölümünden sonra, yeni bri parti kurdular. Bu partinin adı Kürdistan İşçi Partisi (KİP)’ydi. 12 Eylül öncesinde de DDKD ile çalışmalarını sürdürdüler. DDKD’nin Kürdistan’ın genelinde bir gençlik örgütü olarak faaliyet göstermesine rağmen, KİP çalışmasını 1982 yılına kadar sürdürdü. Bu yıllarda bir ayrışma oldu. Partiya Peşeng Karkeran Kürdistan (PPKK) ile devam edildi. Daha sonra da “Yekbun” oluşturuldu. Bunun içerisinde KUK-SE, KAWA, PYSK gibi diğer Kürt örgütleri yer alıyordu. Bir süre sonra bu illegal yapı da dağılmasıyla beraber, bu oluşum içerisindeki kadrolar tekrar bir araya gelip meşru, legal bir siyaset yapmak istediler. O dönemde OHAL olduğundan legal toplantıları yapılamadığından, Mersin, Ankara vb. yerlerde toplantılarını yaptılar. Bu toplantılar sonucunda HAKPAR kuruldu. Bu arkadaşların bir kısmı  HAKPAR’da yer aldı. Ancak HAKPAR, DDKD geleneğinden gelenlerin beklentilerine cevap veremedi. 2005 yılında Diyarbakır’da bir çağrı üzerinde bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda, şuanda DDKD geleneğinden gelen ve siyasette aktif olan ve olmayan bütün unsurlara çağrı yapıldı ve beraber çalışma yapılması ve örgütlenmeye gidilmesine karar verildi.

O toplantıya 300 kişiye yakın kişi katılmıştı. O toplantıda bu oluşuma karar verildi. Şimdiki adıyla TDŞK yani Tevgera Demokrat Şoreşgera Kurd oluşturuldu. Bu hareketin bir programı oluşturuldu.

Programında Kürt sorununun çözümünde neler var, nasıl bir yol izlenecek?

Kürt sorununun çözümünde talepler konusunda öncelikli maddelerden biri şu: Kürtlerin mutlaka bir statü sahibi olması gerekiyor. Yani referandumla “sen ayrılmak istiyor musun istemiyor musun değil, şu sorulmalı: “Federasyon mu, özerklik mi, yoksa bağımsızlık mı istiyorsunuz?” biçiminde olmalı.

Oluşacak demokratik ortamda, yani yeni bir anayasa sonrasında, Kürt sorununun çözümüne yönelik kapının aralanmasından sonra, Arap Birliği, İslam Konferansı, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumların gözetiminde bir referandum yapılmalı.

Kısa bir süre önce Sayın Leyla Zana böyle bir açıklama yapmıştı. Kürtlerin ne istediği konusunu güzel bir şekilde dile getirmişti. Bizim 2006 yılında yayımladığımız deklarasyonda yer alıyor. Bu anlamda Kürlerin öncelikle bir siyasi statüye sahip olması lazım.

TDŞK ne zaman kuruldu?

2005’te toplandı. 2006’da deklarasyon yayımlandı.

Bu Ciwan Kurd Derneği ne zaman kuruldu?

Burası gençlik kesimine hitap eden bir dernektir. Dil ve kültür çalışmaları burada yapılıyor. Siyasi bir hedefi yoktur. Ama TDŞK siyasi bir yapıdır. Bir meclisi, yürütmesi ve sözcülüğü vardır.

2011 yılı Eylül’ünde Türkiye Kürtleri arasında bir konferans yapılmıştı, siz katılmış mıydınız?

Biz toplantının düzenleyicilerindendik. Aynı zamanda Güney Kürdistan’a gittim. Barzani ile görüşmede bulundum. Toplantının açılış konuşmasını da TDŞK adına ben yapmıştım.

Baştan beri bu çalışmalar içerisindesiniz yani?

Tabii ki. Bu çalışmayı zorlayan da biziz. HAKPAR’ı, KADEP’i... BDP varsa da, bu çalışmada lokomotif olarak DTKíyi görüyoruz. Biz onlara öneri götürdük, sağ olsun onlar da bizi dinlediler ve çalışmayı başlattılar.

9 Mart 2012’de yapılan karardan biri, yeni anayasa için 4 maddelik öneriler 21 Mart’tan itibaren imzaya açılacaktı. Siz bu çalışmaya başladınız mı?

O çalışmayı çoktan başlattık. Mesela bizim İstanbul, Siverek, Urfa, Mardin, Mersin, Antalya, İzmir ve Van’da bulunan temsilciliklerimize imza metnini gönderdik. Hatta Avrupa’ya bile gönderdik.

9 Mart toplantısından önce bir çalışmamız olmuştu. BDP ve DTK dışındaki parti ve gruplarla yaptığımız toplantıda 4 maddenin tespiti yapılmıştı. Daha sonra BDP ve DTK çevresindeki arkadaşlarla yaptığımız görüşmelerde bu konuda itirazlarının olmayacağını gördük.

O nedenle Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında imza toplanacaktı.

Yani iki toplantıda da ortaya çıkan 4 maddelik anayasa önerisi kabul görmüştü. Bütün bu çalışmalar beraber götürmeye çalışılıyor ve beraber götürülecek.

Söz konusu toplantıda bir komisyonun kurulması kararı alındı. Bu komisyon hem imza kampanyasını koordine edecek, hem de ulusal konferansın hazırlık çalışmalarını yürütecektir.

Bu komisyon ne zaman oluşturulacak?

Bu komisyon Kolektif Akılla Birlik Toplantısı’ndan sonra, DTK öncülüğünde, parti ve gruplarla HAKPAR il başkanlığında bir araya gelmiştik. Bu imza kampanyasının teknik koşullarını konuştuk ve Newroz’dan sonra bahsettiğimiz komisyonun kurulmasına karar verdik.

Zaten geçen yıl Kürdistan Konferansı’nda belirlediğimiz üç kişilik bir komisyon kurulmasına karar verilmişti. Fakat bazı arkadaşların özel sorunları çıkınca, bu çalışmada ilerleme sağlayamadı. Birkaç gün içerisinde tekrar bir araya gelip yeni bir komisyon kurulacaktır.

Toplanan imzalar Meclis’e mi sunulacak, başka kurumlara da sunulacak mı?

Toplanan imzalar BDP milletvekilleri aracılığıyla Meclis’e sunulacak. Yani özellikle önemli olan Kürtlerin bu anayasadan ne istediğidir. Kürtler bu anayasada yer almazsa, bu anayasa Kürtlere ait olmayacaktır. Zaten bu yapılacak anayasa Kürtler için yapılıyor. Yoksa 2010 yılında yapılan referandumda bir değişiklik yapılmıştı. Bu Türkiye’nin ihtiyacını karşılayabilir. Bu nedenle Kürtlerin taleplerini karşılamalıdır. Bir kere Kürtçe’nin resmi dil olması ve anadille eğitim olmazsa olmaz. Bu da Kürtlerin kırmızı çizgisidir.

Kürtlerin saygın bir yeri olmalı ve kendi kendini yönetmesi gerekiyor. Bu yönetim şekli özerklik olur, federasyon olur, konfederasyon ya da ara şekilde bir statü de olabilir. Yani Kürtler kesinlikle bir statü sahibi olmalıdır.

Bu anayasada yer olmazsa kabul etmeyiz ve yapılacak referandumda olumsuz oy veririz.

Bir kere Kürdistani kurumlar olması gerekiyor. Nasıl Türk Tabipler Birliği varsa, Kürdistan Tabipler Birliği de olması gerekiyor. Kürdistan adıyla partiler kurulması gerekiyor. Kürdistan adıyla yapılar ve kurumlar olması gerekiyor. Kürtlerin bir statü sahibi olmasından kaynaklı, bu ve buna benzer işte o 4 maddenin açılımı anlamında bunlar olması gerekiyor. Bunlar olmazsa biz o anayasayı kabul etmeyiz.

Bizim taleplerimiz yerine getirilmemiş olur. Yine tartışmalar devam eder. Bu sefer bir bütün olarak ortaya koyarlar. Şimdiye kadar parçalı, bölük pörçük bir şekilde ortaya konuldu. Son 15 yılda demokratik, Demokratik Özerklik ya da bağımsızlık diye, Kürtler ayrı ayrı seslendiriliyordu. İleride bu sorun çözülmezse, sesler bütünleşir. Bu dört madde kabul edilmezse, anayasanın meşruluğu tartışılır.

Ayrıca bu 4 maddenin ortak kabul görmesinden önce Kürtler arasında ciddi bir diyalog da yoktu. Bu 4 madde Kürtler arasında birlik ve diyaloğu geliştirdi.

DDKD geleneğinin tek temsilcisi şuan TDŞK mı?

Evet. Bunun yapısını izninizle kısaca anlatmak istiyorum. Yılda bir kongrelerimiz yapılır. Bir meclis seçilir. Meclis kendi içinde yürütme seçer. Yürütme kendi içinde sekreter ve sözcü seçer. Bu da basına bir açıklamayla duyurulur.

Partileşme hedefinizi var mı?

Biz şimdi bir hareketiz. Çalışmalarımızı bu çerçevede yürüteceğiz. Partileşme uzun erimli bir hedeftir. Önümüzdeki hedef, Kürtler arası birliktir.

AKP hükümetinin geçen hafta basına sızdırdığı “yeni yol haritası” var. Bu arada hükümet BDP’nin PKK ile arasına mesafe koymaması halinde görüşmeyeceğiz diyorlar. Ne düşünüyorsunuz?

Yeni hiçbir şey yok. Çünkü son bir yıldan beri sertleşen bu politika bize Çiller dönemini hatırlatıyor. Çiller döneminde insanlar sokakta öldürülüyordu. Şimdi hapse götürülüyor. Kürtlerin hiçbir kazanımı yok. Kürtler bunu kabul ederlerse geri adım atmış olurlar. Muhataplarıyla görüşmeden sorunun çözümünü zorlamak kabul edilemez. Diyor ki, PKK ile oturmam, uzantısı da BDP ile araya mesafe koymazsa onunla da görüşmem. Başbakan bu anlamdaki açıklamayı ABD’ye giderken de yapmıştı. Onların projelerinde ne var tam olarak bilmiyoruz, ama basına yansıyan görüşler yol haritasında Kürtlere dair hiçbir şey yok.

Hükümet BDP ile görüşmez, diğer Kürt grup ve partilerle görüşmeye çağırırsa sonuç ne olur?

Yani BDP dışındaki diğer Kürt grup ve partileri Kürt hareketinin tümünü temsil edemez. Eksik kalır. Temsiliyet olmaz. Kim yaparsa altında kalır. Bizim talebimiz şu yani olması gereken. Demokratik anlamda bir ortam varsa, temsiliyet anlamında tüm Kürt grup ve partileriyle oturulmaları gerekiyor. Seçilmiş iradeyi yok saymak ne sorunu çözer, ne de ahlaki olur.

Hem silah sorununu çözmek için, silahlı güçle görüşmeleri gerekir. Muhatap olarak da seçilmiş bir irade vardır. Diğer Kürt grup ve partilere düşen de, buna katkı sunmaktır. Ha belirtmek istiyoruz ki, silahların susmasını istiyoruz, hem de ısrarlıyız.

Yani Kek Mesud’a bazen arabuluculuk verileceği söyleniyor. Bu konuda da güvenimiz tamdır. Kürdistan Konferansı’nın düzenlenmesinde, Suriye Kürtlerinin özgürlüğüne kavuşması konusunda önemli gelişmeler olacaktır.

Türk halkına düşman değiliz yani. Başbakan’ın kafasında nasıl bir çözüm planı olduğunu bilmiyoruz. Yasakçı zihniyet bizi birçok olumsuz olayla karşı karşıya getiriyor.

Artık barışçıl bir çözüm şarttır.

Kürtler arası birlik havası daha çok hissediliyor. Ne diyorsunuz bu hava Kürtleri birliğe götürebilir mi?

2011 Haziran’ında oluşan o blok havası meyvesini vermeye başladı. Eylülde yapılan Türkiye Kürdistan’ı konferansında kendini gösterdi. 9 Mart’taki toplantıda bir adım daha yaklaşıldı. Biz hareket olarak, referandumda “evet”çiydik. O konuda bayağı aktif de çalıştık ama hiçbir zaman BDP ile aramızda sorun edilmedi. Bu konuda üzerimize düşen neyse yapmaya kararlıyız.

O zaman DTK’yi konuşmak lazım. Kürtler için bir çatı örgütü olarak kurulmuş DTK. Varsa gerekli iç düzenlemeler yapıldıktan sonra içinde yer almayı düşünüyor musunuz?

DTK’nin kuruluş felsefesini BDP çevresinin şemsiyesi olarak görüyoruz. Belki içerisinde farklı şahsiyetler olabilir ama durum böyle. Böyle bir görüntüde siyasi organizasyon yaratması doğru değil. Siyasi organizasyonların şemsiyesi olması gerekiyorsa, beraber bir yapı oluştururlar. DTK bugün bu ihtiyaca cevap vermiyor. Hiçbir siyasi organizasyon DTK içerisinde yer almıyor.

Ama farklı kulvardaki dernekler ve STK’lar da yer alıyor...

Onlar da DTK’nin bir kurucu unsuru değil, yani bir ayağı değil. DTK güçlü bir yapı. Belli bir nüfuzu da var. Açıkçası bir siyasi organizasyon gibi görmüyorum.

Kürtler arasında daha yeni bir diyalog başlamış durumda. Şuanda Kürtlerin birliği biraz zor görünüyor. Bu diyalogun biraz gelişmesi gerekiyor. İleride böyle bir ihtiyaç doğarsa yapılabilir. Fakat DTK şimdi güçlü bir hareketin imajını yaratıyor. Bu nedenle onun içinde yer alınmaz diye düşünüyorum.

Ama bu beraber çalışma yapmayacağımız anlamına gelmiyor. Kürtler birlikte bir şey yapmak istiyorsa, o organizasyonu da birlikte oluşturması gerekiyor.

Mesela biz Halkların Demokratik Kongresi’ne harcanan enerjinin burada Kürtler için harcanması halinde daha çok olumlu sonuçlar çıkacağına inanıyoruz.

Şimdi en büyük Kürt şehri İstanbul olduğu söyleniyor. İzmir ve Akdeniz bölgesinde yaşayan Kürtlerin nüfusu bölgede yaşayan Kürtlerden daha fazla çıkacaktır. Yani batıdaki Kürtleri ne yapacaksınız?

Burada anlatmaya çalıştığımız, Türk soluyla ve kurumlarıyla çalışma yapılacağına Kürt kurumlarına enerji harcanmasını savunuyoruz. Kürt örgütleri Türkiye coğrafyasında yaşayan Kürtlerle ilgili, onları çalışmaya katılmaya sevk edilebilir. Bununla Türk sol örgütleriyle zaman zaman demokratik mücadele içerisinde güç ve eylem birlikleri yapılabilir. Bizim açımızdan herhangi bir beis yoktur. Bizim dediğimiz Kürdi kurumlarına enerji harcanmalı.

Ama Kürtler için oluşturulan DTK’nin kurulu tarihi 2007’dir, HDK’nin kuruluş tarihi ise, 2011. Bu anlamda Kürt kurumlaşmasına harcanan enerji zaten yerinde kullanılmıyor mu?

Bunu söylerken BDP içerisindeki bazı çevreler, gidip Batı’da günlerce toplantı yapıyor, kendi Kürtleriyle bu yapılmıyor. Bu bize pek bir şey getirmez yani. Çalışmanın aslı burada olmalı.

Sol çevrelerdeki Kemalist etkisine dikkat çekmek istiyorum.

HDK içerisinde yer alan grupların Kürt sorunu konusunda ne düşündüklerini biliyor musunuz?

Çok fazla tanımıyorum yani son durumlarını bilmiyorum.

Ulusal konferans için ne düşünüyorsunuz, yani nasıl olabilir?

Konuşulan şu: Hewler’de yapılacak konferans, tüm Kürdistani yapıların içinde yer alacağı ve temsiliyeti olması gereken bir konferanstır. Barzani’nin talebi de buydu. Tabii ulusal konferansa büyük değer veriyorum. Çünkü Kürtlerin ulusal iradesi olacaktır. Her ne kadar dört parçada suni sınırlar varsa da, ilişkiler hep sıcak tutulmuştur. Kürtler konferansta taleplerini dile getirecekler. Eğer konferans bir kongreye dönüştürülürse, çok anlamlı olur. Temennimiz kongreye dönüşmesidir. Bu konferans da Kürtlerin hakkıdır. Olması gerekendir.

http://www.ozgur-gundem.com/?haberID=34722&haberBaslik=Konferans kongreye dönüştürülürse çok anlamlı olur&action=haber_detay&module=nuce

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur