DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Sason’un son isyancısı hayatını kaybetti



Kurdinfo:09:34 - 27/3/2012

Evdilcelîlê Eliyê Ûnis, yaşamını yitirmeden 15 gün önce kendinden küçük kardeşi Medeni’yi uğurlamıştı öbür dünyaya.


1937 yılındaki Sason isyanında yer alan son isyan öncülerinden 90 yaşındaki Abdulcelil Altan (Evdilcelîlê Elîyê Ûnis) Kozluk'un Karşıyaka köyünde yaşamını yitirdi.

Geride, kanla yoğrulmuş bir isyanı, hiç alışamadığı sürgün yıllarını, acılarla dolu bir yaşamı ve o çok sevdiği köyünü bıraktı. Bir de, direnişle yazılmış destansı bir tarihi.

Devlet güçleri uçaklarla, toplarla, tüfeklerle durdurmaya çalışmıştı. Yetmedi, kadın, çocuk, yaşlı onlarca ferdi, kırımdan geçirildi. Köyleri talan edildi, ağaçların kovuklarına, dağların kuytuluklarına mahkum edildiler.

Bir döneme damgasını vuran büyük Sason İsyanı, aile fertlerinin Suriye’ye sürgünüyle bastırılmıştı. Tarihe bazı ilklerle girmeyi başaran ve Kemalist rejimle 10 yıla yakın mücadele eden uzun soluklu bir isyanın son neferlerinden Abdulcelil Altan, yaşama veda etti. Batman’ın Kozluk İlçesi’ne bağlı Dêrşewan (Karşıyaka) Köyü’nde dün sabah kalp yetmezliğinden yaşamını yitiren 90 yaşındaki Altan, ailesi, sevenleri ve çok sayıda kişi tarafından köyünde toprağa verildi.

YAŞAYAN BİR TARİHTİ

Evdilcelîlê Elîyê Ûnis, resmi adıyla Abdulcelil Altan, 1922 yılında o dönem Siirt vilayetine bağlı Hezzo (Kozluk) nahiyesinin Mêrgan köyünde dünyaya geldi. Cumhuriyetin yeni kurulduğu yıllara denk gelen bu hayata geliş, aynı zamanda Kürtlerin varlığını inkar eden Kemalist rejime karşı direnişlerin sergileneceği isyan günlerinin de başlangıcıydı. Nitekim 1925 yılında Şêx Sait ayaklanması baş göstermiş, Mala Elîyê Ûnis ailesi yani Evdilcelîl’in baba ve amcaları da bu ayaklanmaya kendi bulundukları bölgede iştirak etmişlerdi.

Evdilcelîl’in dedesi Elî, henüz Osmanlı döneminde isyankar ve itaat etmeyen kişiliğiyle bölgede nam salmayı başarmıştı. Cengaverliği ve gözünü budaktan sakınmayan tavrıyla bilinen Ûnis’in oğlu Elî, Garzan bölgesinde yaydığı nam sayesinde çocuklarının kendi adıyla anılmasını ve büyük bir aileye isim babalığı yapmasına neden olmuştu. Kendisi Osmanlı hanedanlığı döneminde isyanlara öncülük ederken, çocukları Cumhuriyet döneminin “uslanmaz asileri” arasında yer almıştı.

Evdilcelîl’in babası Ûnis de işte bu çocuklardan biriydi. Savaşçılığı ve gözü pekliğiyle bilinen Ûnis, Sason İsyanı’nda devlet güçlerine karşı savaşan birimin en önde gidenlerindendi. Böyle bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Evdilcelîl, bebekliğini ve çocukluğunu bu isyan günlerinde geçirdi. Son büyük ayaklanmalarının tarihi olan 1936 yılına gelindiğinde kendisi henüz çocuk yaştaydı. Ancak, köylerinin talan edilmesi, yersiz-yurtsuz bırakılmaları onu çocukluktan gençliğe terfi ettirmişti. Henüz o yaşlarda, ‘asi gruplarla’, yani baba ve amcalarıyla bir dağdan diğerine, bir köyden onlarca kilometre uzaklıktaki başka bir köye gider olmuştu. Amcası Evdirrehmanê Elîyê Ûnis’in öncülüğündeki başkaldırı, Kemalist rejime kök söktürmüştü. Ancak “yüce devletimiz” birkaç “çapulcuya” pabuç bırakacak değildi. Nitekim asilere karşı sert bir tenkit harekatı başlatılmıştı bile.

VE SÜRGÜN YILLARI …

İşte bu yıllarda sürgünle de tanıştı Evdilcelîl. “Yüce devlet” asilere kadın ve çocuklarını savaş ortamından uzaklaştırma şansı vermişti. Ailesi bundan önce altı kez sürgünleri yaşayan Evdilcelîl’in de artık sürgünü tatma zamanı gelmişti. Nihayetinde bir grup kadın ve çocuk 1936 yılının ikinci yarısında Suriye’ye gitmek üzere yola koyulmuştu. Zorlu bir yürüyüş ve yolculuğun ardından kadın ve çocuklar devletin zulmünden bir şekilde kurtulmuşlardı. Elbet gitmeyenler de vardı. Onlar zaten daha sonra gerçekleştirilen operasyonların kurbanı olmuştu.

1937 yılına gelindiğinde isyan bastırılmış, Mala Elîyê Ûnis’in hayatta kalabilen diğer fertleri de sürgüne gönderilmişti.

SÜRGÜN İÇERİSİNDE SÜRGÜN!

1938 yılında Suriye’de babasını kaybeden Evdilcelîl, babasız kalmanın verdiği etkiyle de sürgünün en çekilmez yönleriyle tanışmış, hayatın tüm acımasızlığını henüz o küçük yaşlarında görmeye başlamıştı. Sürgün o kadar dayanılmaz bir hal almıştı ki, henüz sürgüne gidenlere af çıkmadan ve ailenin bir dönüş kararı olmadan 1949 yılında Garzan’a geri dönme kararı aldı. Kaçak yollarla girdiği Türkiye sınırlarından içeri girmeyi başarmıştı ancak, af edilmek için gittiği Milefan (bugünkü adıyla Tuzlagözü) nahiyesinde hemen derdest edilmiş ve 33 gün süren ama kendisi için yıllara bedel bir zorlukla geçen bir yolculuğa çıkarılır. 33 gün süren yolculuğa başlamadan önce, tutuklanarak Diyarbakır Kolordu Komutanlığı’na götürülerek burada 28 gün boyunca tutulur. Korkunç işkencelere tabi tutulur ve ardından Suriye’ye geri gönderilmek üzere tekrar Hezzo (Kozluk) İlçesi’ne bağlı Milefan Nahiyesi’ne götürülür. Ve uzun yolculuk başlar…

İlk önce Siirt vilayeti. Ardından Eruh İlçesi, oradan Şırnak ilçesi, Şırnak’tan Dêrgûlê nahiyesi, ardından Cizîra Botan ve nihayetinde Nusaybin üzeri Qamişlo kentine sınır dışı edilir. Kendi deyimiyle 33 gün süren “bitmez bir çile” sonrası tekrar topraklarından uzaklaştırılmıştı.

O hiç alışmadı bu sürgüne. Her an baba yadigarı topraklara geri dönüşünü hayal etti. Ve bu hayalini gerçekleştirmek için çok çaba sarf etti. Kendi çabasıyla gerçekleşmedi belki ama 1950 yılında çıkarılan af yasasıyla Mala Eliyê Ûnis ailesinin bir kısmı dedelerinin diyarına yani Garzan’a geri dönmeyi başardı. Evdilcelîl’de geri dönme kararı alan ilk kafilenin içerisindeydi.

Talan edilmiş topraklarına, köylerine geri döndüklerinde hiçbir şeyleri yoktu artık. Ama pes etmediler ve çevre aşiret veya köyler tarafından ele geçirilen topraklarını bir bir geri almayı başardılar. Yılları alan bu çaba, onları bölgelerinde yine başı dik, onurlu, her zaman haksızlığın karşısında durabilen ve kimseye boyun eğmeyen Mala Elîyê Ûnis olarak var etmişti.

KÜRT DİRENİŞ HAREKETİNİN AYRILMAZLARI

Aile, bu toparlanma sürecinde Kürt hareketlerine olan sempatilerini de sürdürdü. Güney Kürdistan’da Mela Mustafa Barzanî öncülüğünde yürütülen mücadeleye en aktif desteği vermeye çalıştılar. Ailenin bazı fertleri bu hareket içerisinde bizzat yer alarak, daha aktif bir rol üstlenmişti. Bunlardan biri de Evdilcelîl’in küçük kardeşi Medenî idi. Medenîyê Elîyê Ûnis, Mela Mustafa Barzanî’nin hareketine sadece destek vermekle kalmamış, benzer bir yapılanmayı Kuzey Kürdistan’da oluşturmak için harekete geçmişti. Ve nihayet Partîya Demokrat a Kurdîstan örgütüne paralel bir yapılanma kuzeyde de oluşturulmuştu. Bu hareketin öncülerinden olan Medenî Altan da bundan 15 gün önce yani 9 Mart günü yaşama gözlerini yumdu. Arkasından kardeş acısı da tattırdığı Evdilcelîl’i bırakarak…

Kürt Özgürlük Hareketi’nin gelişmeye başladığı 80’li yılların ikinci yarısında Evdilcelîl’in ailesi, yine onurlu bir duruş sergilemeyi başarmıştı. 1986 ve 87 yıllarında gerillanın artık terk edilmez bir mevzi haline getirdiği Garzan dağlarına yerleşmesinin ve PKK hareketinin gelişmesiyle birlikte Mala Elîyê Ûnis ailesinin isyancı damarları yeniden depreşmeye başlamıştı. Ancak bununla birlikte devletin yoğun baskısı da beraberinde gelmişti. Neredeyse her gün köyleri basılır, gözaltına alınır, işkencelerden geçirilirlerdi. Bu baskı ve yıldırma öyle bir hal almıştı ki, 1988 yılında Kurtalan’da gerçekleşen bir banka soygunu bile onların günlerce, aylarca işkencelere maruz kalmasına neden olabiliyordu. PKK militanları tarafından gerçekleştiği ileri sürülen soygunla hiçbir alakaları olmamasına rağmen, ailenin birçok ferdi gözaltına alınmış, banka soygunuyla suçlanmışlardı.

90’lı yıllar ise tam bir kabus gibi çökmüştü Evdilcelîl’in ailesinin üzerine. Civar köylerin birçoğu koruculaştırılırken, kendilerine yönelik yapılan koruculuk baskısı her seferinde ret cevabıyla karşılanmıştı.

‘ÖLECEKSEM KENDİ TOPRAĞIMDA ÖLEYİM’

Bir oğlu özgürlük saflarına katılan Evdilcelîl, sene 1993’e geldiğinde evlat acısı da yaşadı. 26 Ağustos 1993 tarihinde oğlu Abdulmelik, yeğeni İzzettin ve kaynı Hüseyin köylerinden çıkıp Kozluk’a gitmek isterlerken karanlık güçlerin silahlı saldırısı sonucu vahşice katledildiler. “Faili meçhul” bir saldırı olarak kalan bu katliam, aileye bir gözdağı vermek amacıyla yapılmıştı. Ancak, devlet doğru bildiklerinden vazgeçmediklerini görünce, vahşice saldırılarını sürdürdü. 1993 ve 96 yılları arasında köyleri üç defa yakıldı. Biri havan topu saldırısı olmak üzere iki kez ağır silahlarla saldırıya uğradı. Köyün içerisinde ve götürüldükleri işkence merkezlerinde defalarca işkenceye maruz kaldılar. Ailenin bazı fertleri yıllar boyu cezaevi yattı. Ama Evdilcelîl, köyü Dêrşewan’ı terk etmedi.

Destansı bir direniş sergileyen Evdilcelîl’in, bir gün köylerine baskın düzenleyen askerlerin komutanıyla aralarında geçen diyalog, tarihe not düşülecek niteliktedir. Komutanın “Ya korucu olacaksınız, ya da köyünüzü boşaltacaksınız” şeklindeki tehditlerine naif bir üslupla ret cevabı verince komutan bu sefer, “eğer dediğimi yapmazsanız, köyü yakarım” diye tehditlerini sürdürmüş, buna karşılık “köyümü yakarsanız, ben de çadır açarım, orada yaşarım” diye yanıtlamıştı. Komutan’ın “gelir çadırlarınızı da yakarız” söylemi üzerine, “evlerimizi de, çadırlarımızı da yaksanız dahi köyü terk etmeyeceğim” yanıtı almıştı. Sinirlenen komutanın, “o zaman hepinizi öldürürüm” demesinin ardından yine o naif duruşuyla “öldürsen de hiç değilse topraklarımda ölürüm” diyerek bu tehditleri savuşturmayı bilmişti.

Nihayetinde anlattığımız tüm bu baskı ve yıldırmalara rağmen köyünden ayrılmadı Evdilcîl. Baskı ve zulüm ailesini dağıtmıştı belki ama, kendisi, baba yadigarı, dedelerinin emaneti bu toprakları bırakmamıştı. Tıpkı dediği gibi de yaptı ve orada öldü, yani Dêrşewan’da. Ve oraya gömüldü, yani Dêrşewan’da. O pes etmedi, ama kendisini pes ettirmeye çalışan güçler pes artık pes etmek zorunda kaldı.

İSYANINDAN HİÇ VAZGEÇMEDİ

Evdilcelîlê Eliyê Ûnis, yaşamını yitirmeden 15 gün önce kendinden küçük kardeşi Medeni’yi uğurlamıştı öbür dünyaya. “Beni bırakıp nereye gittin Medenî” derkenki hüznü, onu daha fazla yaşatmadı. Kardeşinden hemen 15 gün sonra o da veda etti bu dünyaya.

Her türlü acıyı tatmıştı. Baba acısı, sürgün acısı, kanla bastırılan bir isyanın acısını, oğul acısını… Son günlerinde kardeş acısını da yaşadı. Bu dünyada arkasından bu acılara teşne bir aile bıraktı. Ama bir asi olarak gitti. O, isyanından hiç vazgeçmedi. Bu acıları yaşarken de hep içten içe hep isyan etti.

Batman

26 Mart 2012

ANF NEWS AGENCY

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur