DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Kürt siyasetinde son polemikler ve temsiliyet



Kurdinfo:12:54 - 12/2/2012

Kürt cephesinde yeni ve derinlikli düşmanlıklara sebep olabilecek söylem ve eylemlerin ortalığı toz bulutlarıyla kaplaması elbette ki Kürtler açısından hayra alamet değildir


Kürt siyasal mücadelesinin emektarlarından Kemal Burkay 32 yıllık sürgün yaşamından sonra Türkiye’ye / ülkeye döndüğünde, zaman zaman birbirimizden farklı düşünmemize ve ayrı siyasi geleneklere sahip olmamıza rağmen sömürgeci T.C Devletinin ortak hasmımız olmasını ve Devrimci siyasetin nezaket kurallarını da dikkate alarak yanıma aldığım birkaç arkadaşım ve oğlum Azat’la birlikte kendisini Yeşilköy havaalanına giderek karşılamış ve bu anımızla ilgili beklenti ve temennilerimizi içeren kısa bir yazıyı da kaleme almıştım.

 

Bahsi geçen yazımda özet olarak Kemal Burkay’ın Avrupa’da bulunduğu süre içerisinde edindiği tecrübelerle, PKK çizgisi dışındaki birbirine yakın düşünen Kürt Ulusal Demokratik cenahtaki siyasal dağınıklıkla ilgili olumlu bir görev üstlenmesinin gerekliliğine işaret ederek ülkede bulunduğu süre içerisindeki çalışmalarını yakın bir dost olarak izleyeceğimi belirtmiştim.

 

Ancak Kemal Burkay’ın gerek programındaki yoğunluğu gerekse yakın dostlarının/ yoldaşlarının blokajı nedeniyle olacak ki aradan 6 aylık bir zaman geçmiş olmasına rağmen ne yazık ki bir daha görüşmemiz mümkün olmadı. Sanıyorum benim bu dostane sitemime Kemal Burkay’ın da bir mantıklı izahı olacaktır.

 

Asıl konumuza gelecek olursak dünyada, bölgede ve buna bağlı olarak ta Türkiye ve Kürdistan’da her yeni gündemin 24 saatte hızla tüketildiği ve baş döndürücü gelişmelerin yaşanmış olduğu bu ortamda Kürt cenahında yeni bir söylemin dillendirildiği ve yeni bir projenin tartışıldığı söylenemez.

 

Önemi ulusal sınırları aşmış ve bir bölgenin hatta dünyanın sorunu haline dönüşmüş Kürt ve Kürdistan sorununun yakıcılığı orta yerde dururken ve özellikle mazlum Kürt Halkını çok yakından ilgilendiren yeni anayasanın nasıl oluşturulması gerektiği konusunu tüm ilgili tarafların en üst perdeden tartışmaya müdahil olduğu bu dönemde Kürt cephesinde yeni ve derinlikli düşmanlıklara sebep olabilecek söylem ve eylemlerin ortalığı toz bulutlarıyla kaplaması elbette ki Kürtler açısından hayra alamet değildir. 

 

Oluşturulacak yeni anayasanın nihai şekillenmesinin Kürtler açısından büyük öneme sahip olduğu tüm siyaset yapanlar tarafından biliniyor olmasına ve bu anayasa yapım sürecinde Kürtlerin kayda alınır ölçülerde müdahil olabilmesinin ve dikkate alınabilmesinin en geniş Kürdistani birlik ve dayanışmayla mümkün olabileceği bilinmesine rağmen böylesi bir dönemde Kürt siyasi çevrelerinin enerjilerini birbirlerini yıpratmaya veya mahkûm etmeye yönelik sarf etmeleri normal akılla izah edilebilecek bir tutum değildir.

 

Tam da böylesi hassas bir dönemde bir yerlerden düğmeye basılmış gibi KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın TBMM alt komisyonunda görüş belirten İbrahim Güçlü ve Kemal Burkay’a yönelik tehdit içeren ve siyasi terbiyenin reddettiği sözleri sarf etmesinin bizler tarafından kabul edilebilirliği / onaylanması asla mümkün değildir.

 

Kaldı ki PKK’nin 1978’lerden itibaren özellikle kendi dışındaki Kürt siyasal eğilimlerini bir takım şiddet metotlarını kullanarak tasfiye etmeye çalıştığı tarihsel bir gerçekliktir. Bu anlamda PKK ve yakın çevresinin Kürdistani mücadele içerisinde olan siyasi rakiplerine tahammülsüzlüğünün yanında Kürdistan’da ve Türkiye’de şiddete dayalı kontrollü ve kirli bir siyaset / savaş yürüttüğü siyaset olgunluğuna erişmiş, sorumlu herkes tarafından bilinmekte ve deşifre edilmeye çalışılarak başta Kürt Halkı olmak üzere ilgili çevrelere anlatmaya çalıştığımız bilinmektedir.

 

Ancak geldiğimiz noktada özellikle PKK ve T.C. Devleti tarafından kangrenleştirilmiş Kürt sorununun her şeye rağmen anlatılacağı adres sömürgeci TC Devletinin kurumları ve Kemalist bir ideolojiyle donanmış yazılı, görsel Türk medyası olmamalıdır. Tabanının çok önemli bir kesimini fedakar Kürt evlatlarının oluşturduğu PKK’nin var olan tüm hata ve yanlışlarının şikayet edileceği yer bana göre Kürdistan’ın saygın siyaset aklı ve bir bütün olarak Kürt Halkının vicdanı olmalıdır.

 

Ayrıca yüzyılların sorunu olan sömürge Kürdistan’ın mücadelesinin yaşı ve tecrübesiyle kemale ermiş sadece kendi örgütünün liderleri olmanın ötesine gidememiş Kürt siyasetçileri tarafından değil tüm parti, grup ve şahsi kaygılarını bir kenara bırakabilmiş yine bir bütün olarak Kürt halkının saygı, sevgi ve güvenini kazanmış, onları kucaklayıp sahiplenebilecek kapasitede birlikçi bir ruhun sahipleriyle yürütülmesi mümkündür.

 

Sonuç olarak Kürdistan’ın sömürgeleştirildiği gerçeğini kabullenmeden Kürt Halkını özgürlüğe taşıyabilmenin ya da tutarlı bir Kürt Özgürlük Mücadele stratejisini ortaya koymanın şartlarının olamayacağını tarihte yaşadığımız olaylarla öğrenmemiz mümkündür.

 

Kendi topraklarında yüzyıllardır köle muamelesine tabi tutularak sömürgecilerin zulmüne muhatap edilmiş Kürt Halkının Özgürlük Mücadelesi 3 temel prensiple yürütülebilinirse ancak başarı mümkün olabilecektir.

 

1-    Hızla küreselleşen / demokratikleşen dünyaya Kürtlerin zulme uğramış bir millet olduğunu anlatmak,

 

2-    Kendi örgütünün liderliğini aşabilmiş, tüm Kürtleri temsil kapasitesinde, kolektif bir mücadele önderlik kadrosu/ekibi yaratabilmek,

 

3-    Kürt Halkının tamamına milli ve tarihsel değerlerini sahiplenme doğrultusunda yüksek bir bilinç düzeyi kavratabilmek.

 

Bu önemli saydığım tespitlerden sonra Kürdistan’da son 40 yıllık mücadele pratiğine baktığımızda siyasette iddia sahibi olan şahsiyetlerin ve liderlerin kendi kontrolündeki örgüt veya çevrelerin lideri olma ve ele geçirdikleri bu avantajlarla muhatabı oldukları T.C. Devletinin şu veya bu kanadıyla ilişkilenmenin ötesinde bir pratiğe sahip olmadıklarını maalesef rahatlıkla görebiliyoruz.

 

Çilekeş ve fedakâr Kürt Halkının sorunlarını birlikçi bir ruh ve inançla çözmeyi aynı zamanda Kürtler arasında sevgi ve hoşgörü anlayışıyla siyaset yapmayı hedefleyen kadroların bu yakıcı sürece müdahil olması temennisiyle…

 

                Saygılarımla

 

 

                M. Hüseyin Taysun

                

                12/02/2012 İSTANBUL

                 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur