DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

"Heta ku reng û dengên kurdan nebin yek û bi helwestî tevnegerin, kes mafên kurdan nade"



Kurdinfo:20:14 - 11/2/2012

Kürt halkı farklı siyasi görüş ve örgütleriyle ortak ulusal bir duruş oluşturmadan, kimsenin Kürtlere bir zırnık koklatmayacağını bilmemiz gerekir


 

 

HAK-PAR’IN 10. Kuruluş yıldönümü İÇİN GÖRKEMLİ KUTLAMA

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR’ın) 10 kuruluş yıldönümü 11.02.2012 tarihinde Diyarbakır’da görkemli bir kokteyl ile kutlandı. Gündoğan Plaza, Park Restoran’da gerçekleşen kokteyle Diyarbakır’da ki birçok siyasi parti, kurum yöneticileri, akademisyen, basın temsilcileri ile yüzlerce tanınmış şahsiyet katıldı. HAK-PAR yöneticileri ve üyelerinin yanı sıra, ÖSP, KADEP, TDŞK, TEVKURD, Dicle Fırat Grubu, GÜNSİAD, MÜSİAD, DİSİAD, DİSA, DİTAM, Nubihar, Mazlum Der, ÇIRA gibi kurum temsilcileri, yazar ve sanatçıların da içinde bulunduğu yaklaşık 500 kişinin katılımı ile gerçekleşen kokteyl yaklaşık iki saat sürdü.

Diyarbakır İl Sekreteri Murat Aba’nın yaptığı açılış konuşması ve saygı duruşundan sonra slayt halinde HAK-PAR’ın 10 yıllık sürecinden görüntüler sunuldu.

Slayt gösterimi ardından Genel Başkan Bayram Bozyel 10. kuruluş nedeniyle Kürtçe bir konuşma yaptı. Konuşmasına HAK-PAR’ın kurucu Genel Başkanı Abdul Melik Fırat ve diğer özgürlük şehitlerini anarak başlayan Bozyel, kuruluştan bugüne dek kurcu, yönetici ve üye sıfatı ile partinin yükünü paylaşan herkese teşekkür etti.

Partinin kurulduğu dönemdeki koşulları hatırlatan Genel Başkan, 21 yüzyılın dünya, bölge ve Kürdistan koşullarına yanıt olmak üzere değişik geleneklerden gelen farklı kadrolarla HAK-PAR’ı kurduklarını belirtti. Çoğulcu, özgürlükçü ve demokratik bir zihniyet ve vizyon ile günümüzün sorunlarına yanıt olunabileceğini, HAK-PAR’ın bu açıdan Kürt hareketinde derin bir iz ve güçlü bir kültür oluşturduğunu belirten Bozyel, konuşmasında Türkiye’de ve Ortadoğu’da Kürt halkının yeni fırsatlar ve risklerle karşı karşıya bulunduğunun altını çizerek bunun için Kürtlerin ulusal bir duruş, zamana uygun bir akılla yola devam edebileceklerini belirtti. 10 yılda çok şeyin değiştiğini, ancak daha gidilecek uzun bir yolun olduğunu belirten Bozyel Kürtlerin özgürlüğünün uzak olmadığını, bundan hiç kimsenin kuşku duymaması gerektiğini belirtti.

10. yıl kutlaması karşılıklı sohbetlerle son buldu.

Genel Başkanın konuşma metninin tümü aşağıdadır.

 

HAK-PAR ONURLU BİR MCADELEDE 10 YILI GERİDE BIRAKTI

Değerli basın mensupları,

 Saygıdeğer misafirler,

Sevgili arkadaşlarım,

Bugün Partimizin 10 kuruluş yıldönümünün gururunu yaşıyoruz. Bu gururu bizimle paylaştığınız için hepinize içtenlikle teşekkür etmek istiyorum.

Konuşmama başlamadan önce, Partimizin kurucu ve onursal Genel Başkanı merhum Abdulmelik Fırat başta olmak üzere, hakkın rahmetine kavuşan bütün arkadaşlarımızı saygı, minnet ve şükran duygusu ile anmak istiyorum.

Kuruluştan bugüne dek HAK-PAR’a kurucu, yönetici ve üye olarak emek veren bütün arkadaşlarımıza içten teşekkür ediyorum.

Maddi ve manevi destekleri ile oylarıyla Partimizin dünden bugüne yaşatılmasında katkısı olan bütün kadın ve erkeklere, siz dostlarımıza teşekkür etmeyi bir görev sayıyorum.

Değerli misafirler,

Kürt halkı, iki yüzyıldan bunu özgürlüğü için sürekli bir mücadele içindedir. Bu mücadeleyi bıkmadan, usanmadan, büyük fedakârlıklarla bu gün de sürdürüyor.

Bundan 10 yıl önce, özgürlük mücadelesinin farklı kulvarlarında yer alan bizler, Kürt hareketinde çoğulcu, özgürlükçü bir seçenek oluşturmak üzere yeni bir başlangıç yapmaya karar verdik. Ve bu iradenin sonucu olarak Hak ve Özgürlüler Partisi’ni kurduk.

Dünya 21. yüzyıla soğuk savaşı geride bırakarak ayak basıyordu. 21. yüzyılın dünyasında Türkiye, eski alışkanlıklarıyla yoluna devam edemezdi. AB süreci Türkiye’yi değişim yönünde zorluyordu. 20 yıla varan silahlı mücadele süreci miadını doldurmuş, Kürt toplumu yeni bir arayışa yönelmişti.

Böyle köklü bir değişim süreci ancak yeni bir anlayış ile kurulmuş bir parti ile karşılanabilirdi. Ve bu amaçla 11 Şubat 2002 tarihinde HAK-PAR kuruldu.

HAK-PAR, Kürt halkının önündeki tarihi hedefin özgürlük olduğunu tespit etti. Özgürlük hedefi ise köklü bir demokrasi perspektifinden ayrı düşünülemezdi. Böyle bir hedef için mücadele eden bir parti ise çoğulcu değerleri içselleştirmek zorundaydı. O nedenle, geçmiş ideolojik modellerden farklı olarak, HAK-PAR’ı özgürlükçü, demokrat ve çoğulcu bir parti olarak tanımladık.

Kürt toplumu canlı, dinamik, farlılıklardan oluşmuş bir toplumdur. Böyle bir toplumda siyaseti tek bir parti, lider ya da ideoloji kontrolünde sürdürmek mümkün değildir. Bu açıdan Kürt hareketi çoğulcu olmak zorundadır. Çoğulculuk, bir toplumun sağlık göstergesidir. Doğruyu yanlıştan ayırmanın, hareketin kendi içinde dönüşüp yenilenmesinin güvencesi çoğulcu kültürdür. Aksi halde bir hareketin katılaşarak, donuklaşması ve değişim ve yenilenme dinamizmini kaybetmesi kaçınılmazdır.

HAK-PAR, aynı zamanda Kürt halkının özgürlük perspektifini karartma girişimlerine karşı yapılmış bir müdahaledir. Ortadoğu’da statükonun çatladığı, Kürt sorununun çözümünün her zamankinden daha çok güncelleştiği bir dönemde, Kürt halkının ulusal taleplerinin net, özgürlük perspektifinin berrak tutulması hayati bir önem kazanmaktadır. Bu bakımdan, HAK-PAR’ın tarihi bir rol oynadığına kuşku yoktur. Büyük bir dezenformasyon bombardımanı altında kafaların karıştığı ve pusulanın şaştığı bir dönemde net bir tavır koyduk. Kürt sorunu ulusal bir sorundur ve çözümü federalizmden geçer, şiarının altını kalın harflerle çizdik. Son on yılda Kürt sorunuyla ilgili çözüm tartışmalarında partimizin ortaya koyduğu bu çıtanın tayin edici bir rol oynadığına kuşku yoktur. Federal çözüm önerisi, Kürt hareketinin talep çıtasının daha aşağı çekilmesine karşı bir bariyer işlevi gördü.

Partimiz, Kürt halkı için federal çözüm talebinin, barışçıl demokratik yöntemlerde elde edilebileceğine inan bir partidir. Federalizm gibi Türkiye koşullarında radikal gibi görünen bir hedef için, barışçıl, başka bir deyişle pasifist yöntemlerle mücadele etmek bir çelişki gibi görünse de, bu esasen HAK-PAR’ın ezber bozucu özgünlüğünü gösterir.

Partimiz, Kürt sorununda eşitlikçi radikal çözümü savunurken maksimalist davranmadı. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için harcanan hiçbir çabayı, atılan hiçbir adımı küçümsemedi, aksine önemseyip destek verdi. Maksimum hedeflerle minimum talepler arasında denge kurmayı ustalıkla başardı.

HAK-PAR, Kürt halkının özgürleşmesi ile Türkiye’nin demokratikleşme süreçleri arasında bir paralellik, yakın bir ilişkinin olduğunun farkındadır. Bunun içindir ki yeni anayasa tartışmalarına katılarak önemsiyor, Ergenekon davalarına destek veriyor, darbe odaklarının tavsiyesi için harcanan çabalara değer biçiyoruz. Türkiye’de evrensel standartlara uygun bir demokrasinin inşasını yaşamsal önemde buluyoruz. 

Değerli arkadaşlar,

Halkımızın içinde geçtiği bu süreçte Kürtler arası ilişkilerde her zamankinden daha çok barışçıl bir iklim ve diyalog kültürüne ihtiyaç var. Karşılıklı saygı ve güven ortamı, medeni ve seviyeli bir diyalog olmadan ulusal birlikten ya da daha başka birlikteliklerden söz edilemez. Bu olmadan, yani Kürt halkı farklı siyasi görüş ve örgütleriyle ortak ulusal bir duruş oluşturmadan, kimsenin Kürtlere bir zırnık koklatmayacağını bilmemiz gerekir.

Partimizin bu konudaki tavrı nettir. Kürtler arası yakınlaşma, diyalog ve işbirlikleri için sergilediğimiz pratik ortadadır. Biz birlik ve yakınlaşma sorununa hep ilkesel baktık. Bu konuyu küçük hesaplara feda etmedik.

Kürt halkının birliğine bu denli önem verirken, Türkiye’yi yöneten parti ya da partilerle diyalog ve etkileşim içinde olmak gibi çok yönlü bir politik tutum izledik. Bunun ezber bozan bir yaklaşım olduğunu biliyoruz. Eğer Kürt sorunu gibi dev ve karmaşık bir sorunu çözeceksek, bunun ancak ezber bozan, yaratıcı, çok yönlü ve cesaretli bir yaklaşımla olacağını bilmemiz gerekiyor. HAK-PAR’ın kompleksten uzak ve özgüven duygusu ile yürüttüğü bu siyaset tarzı, sorunun söz konusu karmaşıklığından kaynaklanan bir ihtiyaçtır.

Bu gün Kürdistan’ın dört bir yanındaki belli başlı bütün Kürt çevreleriyle çok yakın bir diyalog ve etkileşim içinde olduğumuzu memnuniyetle belirtmek isterim. Ortadoğu’da Kürt halkının bir bütün olarak özgürlüğüne kavuşması için sorumluluklarımızın olduğunun farkındayız.

Parti olarak, diğer ülkedeki Kürtlerle geçmişten gelen iyi dostluk ve kardeşlik bağlarımızı bir önümüzdeki süreçte Kürdistan Ulusal Konferansı ile taçlandırmak için çabalarımızı sürdüreceğiz.

Değerli arkadaşlar,

Sizlere HA-PAR’ın şu on yılda neler yaptığını uzun boylu anlatmak niyetinde değilim. Türkiye gibi mayınlı bir arazide bir Kürt partisi olarak yürümenin ne anlama geldiğini biliyorsunuz. Yine de şunu belirtmek isterim, HAK-PAR büyük fedakârlık ve zorluklarla, insanüstü diyebileceğim bir irade ve çaba ile bugünlere ulaştı. Eğer bu gün HAK-PAR hala yoluna devam edebiliyorsa, bu büyük ölçüde sizin gibi yurtsever güçlerin destek ve dayanışması sayesindedir.

Şu son 10 yıllık süreçte de Kürt halkı bir bütün olarak hedefine ulaşamasa bile gidilen yol az değildir. Ortadoğu’da Kürt halkına kölelik zincirleri vuran statüko dört bir yandan çatırdıyor. Güney Kürdistan geçen 10 yıllık süreçte özgürleşerek federal bir statüye kavuştu. Kurumlaşma yönünde hızla ilerleyen Kürdistan  Federe Bölgesi, dünyadaki bütün Kürtler ve özgürlükten yana güçler için büyük bir umut vaat ediyor. Suriye ise düştü, düşmek üzeredir. Oradaki halkımız da yakında aydınlığa kavuşacak.

Türkiye’ye gelince; şu on yılda özgürlük eşiği aşılmasa bile özgürlük ve demokrasi yolunda çok emek harcandı, önemli bir yol alındı. Geçen dönem içinde birçok taş yerinden oynadı, birçok tabu kırıldı, nice ezber bozuldu. Öyle ki, Kürt halkına dönük inkar politikaları sürdürülemez hale geldi, başka bir ifade ile devletin geleneksel politikası iflas etti. Bu gün Kürt halkının haklı talepleri güçlü bir kabul görüyor. Kürt sorunu geçmişte hiç olmadığı kadar Türkiye’nin gündemine girmiş bulunuyor.

Önümüzde daha aşılacak nice zorluk, gidilecek uzun bir yol olduğunu biliyoruz. Güçlükler ve fırsatlarla dolu bir süreç var karşımızda. Böyle bir süreci aşmak için her zamankinden daha çok ortak akla, ustalığa ve ulusal bir ruha ihtiyaç var.

Zülüm çemberi her geçen gün daralıyor. Kürt halkının kendi ülkesinde özgür, onurlu ve güvenlik içinde yaşaması onun hem insani hem de meşru hakkıdır. Kürt halkı bunu başaracak. Mutlaka başaracak. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

11.02.2012

 

Bayram BOZYEL

Hak ve Özgürlükler Partisi

Genel Başkanı

 

 

 

DEH SALİYA HAK-PAR’ê bi serbilindi hat pirozkirin

10. salvegera  damezirandina HAK-PAR’ê di 11.02.2012 de li Amed’ê bi kokteylek birengin hat pirozkirin. Kokteyl li Gündoğan Plaza, Park Restoran hat lidarxitin. Digel rêvebir û endamên HAK-PAR’ê, nunerên dezgeyên wek ÖSP; KADEP, TDŞK, DİSA, DİTAM, DİSİAD, Nubihar, Mazlum Der, Dicle Firat Grubu, ÇIRA û gelek nıvisakar, hunermend ji têde qasi 500 kes beşdari kokteylê bun.

Kokteyl bi axaftina sekreterê şaxa Amedê Murat Aba û rawestandina ji bo biranina şehidên azadiyê destpêkir.

Pêşti wi ji bi slaytek hin dimen ji diroka HAK-PAR’ê hatın nişandan.

Serokê Partiya Maf û Azadiyan Bayram Bozyel mebesta damezarindina HAK-PARê bi kurdî axaftinek kir.

Tevi axaftina Bayram Bozyel li jêr e.

 

HAK-PARê Dİ XEBATEK Bİ RUMET DE 10 SAL Lİ PAŞ XWE HİŞT

Mêvanên Hêja,

Hevalên Tekoşer,

Kedkarên Çapemeniyê!

Ev roj ji bo me rojeke girîng e ku deh sal berî îro partiya me hat damezrandin. Em spasdarê we ne ku hun ev roj bûn şirîgê kêf û bextewariya me. 

Berî ku ez dest bi axaftina xwe bikim, dixwazim ligel Serokê me yê rûmetê Ebdulmelîk Firat wan hemû hevalên me yê ku çûne ser heqiya xwe, bi rêzdarî û hurmet bibîr bînim.

Ji hemû hîmdar, rêvebir û endamên HAK-PARê ku di heyamê vî deh salî de bi ked û enerjiyeke bêhempa piştgirî dane me re spasiyên xwe pêşkêş dikim.

Herweha, em deyndarê wan hemû dost, heval û birayên xwe ne ku heta nuha bi deng, pare û desteka manewî piştgiriya me kirine.

Mêvanên bi rûmet,

Tê zanîn, ev dused sal in ku Gelê Kurd ji bo azadiya xwe têdikoşe. Ev tekoşîn, bê rawestan û bi fedekarî û cangoriyên mezin gihîştiye heta vê rojê. 

Deh sal berî nuha her yek ji me li ser xeteke cûda ya tekoşîna azadiyê bûn. Ji bo em di tevgera kurd de pirdengî û pirrengîtiyê û herweha, alternatîfeke azad biafirînin, me biryara destpêkek nû da û di encama vê îrade û biryarê de Partiya Maf û Azadiyan hat damezrandin.

Dinyayê serdema şerê sar li pişt xwe hêşt û gav avêt sedsala 21an. Tirkiye nikaribû di dinyaya 21an de bi wan xûyên xwe yên berê bimeşe. Pêvajoya Yekîtiya Ewrûpayê zexta guhertinê li Tirkiyeyê dikirin. Şerê çekdarî yê 20 salî êdî dema xwe tije kiribû, civaka kurd ketibû nav lêgerîneke nû.

Ev pêvajoya guhertinê, tenê dikaribû bi partiyeke nû ya xwedî zîhniyet û vîzyoneke nû, bê pêşwazîkirin. Ji vê sedemê bû ku di 11 Sibata 2002an de HAK-PAR hat damezrandin.

HAK-PARê, hê di roja ewil de tespît kir ku hedefa dîrokî ya pêşberê Gelê Kurd, azadî ye. Ev hedef jî, dikare bi perspektîfeke demokratîk bê bidestxistin. Ew partiya ku ji bo hedefeke bi vî rengî derketibe rê, divê nirxên pirdengî û pirrengîtiyê di nav xwe de bihewîne. Ji ber vê yekê ye ku me, HAK-PARê wek dezgeheke pirreng, azad û demokrat bi nav kir.

Wek tê zanîn, civaka kurd, civakek pirreng û dînamîk e, her tim di nav tevgerê de ye. Siyaseta di civakek weha de bi yek partî, yek serok, an jî yek îdeolojî nayê meşandin. Di vê çarçoveyê de divê tevgera kurd pirreng be. Pirrengîtî,  nîşana saxberiya civakê ye. Çanda pirrengîtiyê, herweha temînata xweguhertinê ye. Berovajî; hişkbûn e, paşdemayîn e û windakirin e.

HAK-PAR, herweha midaxele û pêşîlêgirtin e li dijî hewldanên reşkirina perspektîfên azadiyê. Gelek girîng e ku di pêvajoya usa de ku terk li hîmên statukoyên Rojhilata Navîn ketiye û ji her demî bêtir çareseriya pirsgirêka kurd ketiye rojevê, daxwazên neteweyî yên Gelê Kurd bi dengekî bilind û zelal bên bilêvkirin. Şik têde tune ku  HAK-PAR projeyek girîng bû û di vî warî de rola xwe ya dîrokî bicîh anî.

Di wexta ku sergêjiyek mezin hebû de, me helwestek roni û vekirî nîşan da. Me bi şêweyek vekirî destnîşan kir û bi eşkereyî got ku  pirsgirêka kurd, pirgirêkek neteweyî ye û çareseriya wê jî, di federalîzmê de ye. Bê guman, ev deh salên dawî ew şêwazê çareseriyê ku partiya me daniye, ji bo hemû aliyan bûye nimûne. Di şêwazê çareseriya pirsgirêka kurd de, pêşniyara federalîzmê bûye bendeke asê ku xwestekên gelê kurd, bi erzanê neyên bersivdayîn.

Partiya me, di wê baweriyê de ye ku çareseriya bi şêwazê federalî, dikare bi rê û olaxên aşitiyane pêkwere. Herçendî ev yek wek nakokî bê xuyakirin jî, lê ev taybetmendiya HAK-PARê dide nîşandan.

Partiya me, tu pêngav û hewldanên ji bo demokratîkbûna Tirkiyeyê û derbarê çareserkirina pirsgirêka kurd de piçûk nedît, piştgirî da û girîng nirixand. Hertim di navbera hedefên demdirêj û daxwazên rojane de mêzîneke bi ostatî danî.

HAK-PAR, di wê yeqîniyê de ye ku di pêvajoya navbera azadbûna Gelê Kurd û demokratîkbûna Tirkiyeyê de paraleliyek heye. Ji ber vê yekê ye ku beşdariya gengeşiyên pêvajoya amadekirina Makezagona nû girîng dibîne û loma piştgirî dide doz û operasyonên li hember Ergenekonê.

Hevalên hêja,

Di vê pêvajoya heyî de ji her demî bêtir pêwistiya kurdan bi çanda diyalogê, aşîtiya navxweyî û pêwendiyên dostaniyê heye. Heta ku di navbera kurdan de ev yek ji hevdu re rêznîşandan pêk neyê, ne  mûmkûn e ku yekîtiya neteweyî û siyasî pêk were. Ango heta ku reng û dengên kurdan nebin yek û bi helwestî tevnegerin, kes mafên kurdan nade.

Helwesta partiya me ya di vî derbarî de ron e. Ew pêngavên ku me  ji bo hevkarî û diyaloga navbera kurdan avêtiye, herkes pê dizane. Me her tim bi prensîbî li pirsgirêka yekîtî û nêzîkbûnê nihêrtiye. Me tu car vê mijarê bi qurbana hesabên rojane an jî grûbî nekiriye. 

Me, ji hêlek ve girîngî da yekîtiya kurdan û ji hêlek ve jî girîngî da pêwendiyên bi partiyên desthilatdar re. Em dizanin ku ev helwest, helwesteke ji rêzê nîn e. Divê em bizanibin ku rêya çareserkirina pirsgirêka kurd, di siyasetek bi cesaret û helwesteka ne di rêzê de derbas dibe.

Em bi serbilindî û kêfxweşî diyar dikin ku di heyamê vî deh salî de me ligel hemû aliyên kurd yên sereke yên çar parçeyên Kurdistanê pêwendiyên biratî û dostaniyê daniye. Em di wê zanînê de ne ku em li hember azadiya hemû kurdan berpirsyar in.

  Em di nav wê hewldanê de ne ku van pêwendîyên biratî û dostaniyê yên bi kurdên parçeyên di re, bi Konferansa Neteweyî ya Kurdistanê bê bi encamkirin.

Hevalên hêja,

Ez naxwazim ka HAK-PARê di van deh salan de çi kiriye, ji we re behs bikim. Hun hemû baş dizanin ku wek partiyeke kurd, li welateke wek Tirkiyeyê siyasetkirin çi zehmet e. Dîsa jî dixwazm vê yekê destnîşan bikim ku HAK-PAR, bi gelek zehmetî, fedekarî û di nav şertên dijwar de xwe gihandiye vê rojê. Ger HAK-PAR hê jî li ser lingan e û dimeşe, piranî bi saya hevkarî û piştgiriya welatparêzên wek we ye.

Di vî deh salî de kurdan azadiya xwe bi dest nexistibin jî, lê di vê rê de mesafeyek berbiçav hatiye qetkirin. Ew statukoyên Rojhilata Navîn ku ev serî sed salî ye qeyd û zincîr li azadiya kurdan xistine, roj bi roj ber bi hilweşandin û rûxandinê ve diherikin. Kurdên Başûr bidestxistina satatuya federalî gihîştin azadiya xwe. Kurdistana Federe ku roj bi roj ber bi dewletbûnê ve diçe, ji bo hemû kurdên li seranserê dinyayê bûye hêviyek mezin. Rejima dagirker ya Sûriyê gav bi gav nêzîgê hilweşandinê dibe û bi vê yekê kurdên binxetê ber bi azadiyê ve dibezin.

Li Tirkiyeyê jî, belkî hê kurdan azadiya xwe bi dest nexistibin, lê di vî deh salî de xebat û kedek bêhempa hat dayî û ber bi azadî û demokratîkbûnê ve mesafeyek berbiçav hatiye qetkirin. Di vê dema borî de ji gelek aliyan ve hîmên rejimê ji şûna xwe leqiyan û gelek tabû hatin şikestin. De usa ku ew polîtîkayên red û înkarkirina kurdan îflas kirin. Ev roj daxwazên kurdan yên mafdar; ne bi dil be jî, tên qebûlkirin. Pirsgirêka kurd, ji her demî bêtir ketiye rojeva Tirkiyeyê. Ev hemû didin nîşandan ku azadiya Gelê Kurd ne dûr e.

Lê, divê bê zanîn ku hê li pêşiya me gelek zehmetî û rojên dijwar hene. Lê, ji hêlek ve jî firsendên zêrîn hene. Ji bo em karibin bi serkeftî ji vê pêvajoyê rigar bibin, ji her demî bêtir pêwistî bi eqilek hevbeş, ostatî û  ruheke neteweyî heye.

Çembera zilmê roj bi roj tengtir dibe. Gelê Kurd jî, wek hemû gelê dinyayê mafdar e ku li ser axa welatê xwe azad, serbilind, bextewar û di nav ewlekariyê de bijî. Gelê Kurd wê vê yekê bi dest bixe. Bila qet şik û gumana tu kesî tunebe ku Gelê Kurd, wê  teqez bi serkeve. 11.02.2012

Bayram BOZYEL

Serokê Gişti yê

Partiya Maf û Azadiyan




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur