DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Nizamettin Ariç’tan Açıklama



Kurdinfo:19:48 - 29/1/2012

Daxuyaniya Nizamettin Ariç


Nizamettin Ariç’tan Açıklama

 

Özgür Politika gazetesinin 13.1.2012 tarihli baskısında bana hitaben ‘Koma Berxwedan’ adına “Sanatçı ya halkın yanındadır ya da karşısında” başlığıyla ve 16.1.2012’de de gazetenin Haber Merkezi imzalı “Sanatçılar’ın birlikten haberi yok” başlıklı şahsıma yönelik hayatımda ilk defa karşı karşıya kaldığım ağır itham ve tehditler içeren yazılar yayınlandı.

 

Bu yazıların içerdiği iftira ve ithamlara cevap ve açıklık getiren yazımı 18.1.2012 tarihinde Ö. Politika gazetesine, verilen süre içinde yayınlamaları üzere yolladım. Konunun kendileri üzerinden açıklığa kavuşturulması yolundaki iyi niyetimi de vurguladım. Zira böylesi sebepsiz yere karalama ve tehditlerin toplumumuzun kafasını karıştırmak için kimler tarafından nasıl kullanıldığı bilinmektedir. Ancak bu güne kadar yazım yayınlanmadığı gibi kendilerinden herhangi bir cevap da alamadığımdan, bana da hukuki haklarımı kullanmaktan başka yol kalmamıştır. Böyle olunca da bu kısa açıklama ile kamuoyunu bilgilendirmek istedim.

 

Yazılarda da isimleri geçen Beser Şahin, Delil Dilanar, Xêro Abbas, Gani Nar, ZeleMele sanatçı arkadaşlarla bir süre önce Van halkı ile bir dayanışma konseri ve ardından devamla benzer konserler yapmak düşünçesiyle bir araya geldik. Özellikle de Van konserinin beğenilmesinin ardından bu konsepte devam etmekte karar kıldık.

 

Aralık ayı ortalarında Güney Kürdistanda düzenlenen Duhok Kürt Film Festivaline jüri üyesi olarak katılmak üzere gittiğimde, orada yapılan söyleşilerimden birinde bu projeye değindim. Söyleşideki “kom” ve “yekitî” kelimeleri anlaşılan bir kurumlaşma olarak algılandığından, ardından sanatçı Delil Dilanar adına yapılan ve kendi içinde çelişen bir açıklamada, kendisinin böyle bir birlikten haberi olmadığı belirtildi. Söyleşimin ilgili tüm paragrafı okunduğunda orada söylediğimin pek farklı olmadığının açık olmasına rağmen yine de Delil’e hitaben yolladığım ve 07.01.12 tarihinde avestakurd.com’da  yayınlanan yazımda buna tekrar açıklık getirmeme rağmen, halen aynı kelimeler evrilip cevrilip, hatta “birlik” kelimesi “altarnatif birlik”e dönüştürülerek tekrarla okuyucuya sunuluyor.

Koma Berxwedan’ın adı geçen yazısının hemen ardından yukarıda verilen tarihteki yazıda da sanki haberde ismi geçen sanatçılar beni yalanlıyormuş gibi bir hava yaratılmaya çalışılmıştır.

 

Bu yazılarda tekelleri dışında oluşumlar gelişiyor paniğine kapılıp, sanki elle tutulur bir sanatçılar birliği varmış da ben de ona karşı “alternatif bir birlik” oluşturuyormuşum kaygısı gözleniyor.


Beni ilgilendiren, sanatçı kardeşlerimin geçmişte nerde, nasıl çalıştığı değil, onların sanata dar bir pencereden bakmak istemeyip, yetenekleri ölçüsünde halkımızın müzik kültürüne yapabilecekleri katkılardır. En önemlisi de sanatçılar arasında olması gereken sanatsal alışveriş, sivil iletişimler, saygı, sevgi ve dayanışma ruhudur.

 

Koma Berxwedan imzasıyla yayınlanan yazıda; bilinen o uzun ihanetler tarihi seyrinden ani bir viraj yapılarak, benim bir söyleşimdeki bazı söylemlerim bahane edilerek bana ve sanatını kendi çizdikleri yolda devam ettirmek isteyen sanatçılara alabildiğine saldırılmış. Yazının sonunda da benimle alakası olmayan söylemler uyduruk alıntı yapılarak saldırı ve tehdidin dozu arttırılmış.


Güney Kürdistan’da yapılan ve tarafımdan gözden geçirilmeden yayınlanan sözkonusu söyleşimin nerdeyse tümünde Güney’deki müzik alanında olan gelişmelerin eleştrisi yer alıyor. Burada polemize edilen, söyleşinin bir kısmındaki 1-2 cümlenin istendiğinde yanlış yöne çekilebilcek biçimde olmasıdır, elbette yanlış anlamalara fırsat vermemek için redekte edilerek yayınlanmalıydı. Orada Kürt miziğinin Güney’de ve Kuzey’de karşı karşıya bulunduğu dejenerasyona dikkat çekilmiş ve geçmişte başka halklarda yaşanan kötü tecrübelerin bizde yaşanmaması için bir uyarı söz konusudur. Ben politikacı değilim, yaklaşımlarım sanatçı bakışıyladır. Nitekim Güneyde sanatın durumu ve özellikle de oradaki Kültür Bakanı’nın tavırlarına olan eleştirim çiddiye alınmış ve köşe yazarlarının bundan hareketle Bakanı eleştiren yazılarına konu olmuştur.

 

Koma Berxwedan yazısına dönelim ve şu başlığı bakın: Sanatçı ya halkın yanındadır ya da karşısında! Yani nasıl olsa halk kelimesi benim tekelimde, dolaysıyla ben beyazım, benim dışımdakiler siyah!

 

Koma Bexwedan ya da O’nun adına yazıyı kaleme alanlara soruyorum: Benim, Van halkıyla dayanışma konserinde olduğu gibi, ne zaman, kiminle hangi müzikal ortak projeler yapacağımı Koma Berxwedan’nın iziniyle yapmamı mı bekliyorsunuz? Yukarda adları geçen sanatçı arkadaşlarla önceden beraber çalışmaktan kaynaklanan sorunlarınızın hesabını mı benim üzerinden görüyorsunuz, yoksa bunu bahane ederek bana karşı bilmediğim bir kininizi mi kusuyorsunuz? Zira yazdıklanlardan kollanan fırsatın nihayet doğduğu ve saldırmanın tam zamanı gibi bir izlenim açıkça ortaya çıkıyor. Yazıda devlet, Fetullah, AKP, TRT6, ihanet sıralanmış da sıralanmış. Bu sevincinizi de kursağınızda bırakmak durumundayım, çünkü benimle beraber ortak müzikal projeler yapan ya da yapmak isteyenlerin kürt karşıtı cephelere gitmediği ortadadır.

 

Ben, sanat ve sanatçıların ancak özgür bir ortamda verimli olabileceğine inandığımdan, sanatçı arkadaşlara yolladığım bir çok yazımdaki siyaset ve sanat ilişkisi noktasında da fikirim açıktır:

 

“21. Yüzyıldaki Kürt sanatı ve  sanatҫısı özgürlükҫü, barışҫı,  demokrat, yurtsever, birleştirici, bağımsız ve en önemlisi de bütün insanlar iҫin sanat yapma bilinciyle yaşayıp, üretmek zorundadır. Bu konuları konuşup, elimizden geldiğince bir birimize ve siyasilerimize yardımcı olalım.(11.10.2011)”

 

Bizler sanatçıyız ve sanat, özellikle de kürt müzik sanatını dünü ve bu günüyle inceleyip tartışmak durmundayız. İşte uzun süredir hazırlamakta olduğum böylesi geniş bir çalışmada evrensel müzik kural ve normlarını temel alarak Koma Berxwedan’ın da yerini kendimce tespit edeceğim. Umarım asıl o zaman sessiz kalmazsınız.

 

Dünyanın neresinde kürt müziğini tanıtabildiniz? Ama bunu yapabilecek ve yapan kapasiteye sahip olanların da nerdeyse tümüne benzer fırsatlar kollıyarak saldırdınız, beceriksizliğinizin üstünü de siyasetin şemsiyesi altına saklanarak örtmeye çalışıyorsunuz. Eğer yazınızda isimlerinin arkasına saklandığınız insanların Kürtlük ruhunu, içinden geldikleri toplumun ruhunu kavrasaydınız müzik alanında bu günkü duruma düşmezdiniz. Yazıda “hainlik”, “alçaklıkla” itham ettiğiniz sanatçılar benim gibilerin saflarından mı ayrılıp karşınıza dikildi? TRT6’te benim mi kliplerim yayınlanıyor, ekibinizin halihazırdaki üyelerinin mi, bunları oraya kim pazarlıyor? Ben mi korucubaşlarının düğünlerine çıkmaktayım, yoksa sizin üyleleriniz mi? Bir sanatçıyı “hain” ilan etmek de, ardından kendisine ortak konserler teklifi götürmek de anlaşılan sizin yazınızdaki “ilkelere” bağlılığın ifadesi olsa gerek! Size hiç bir sanatçıda olmayan imkanlar verilmesine ve kimsenin önünüzü kesmemesine rağmen, 30 yıldır ne kazandırdınız Kürt müziğine? Kürtlerin yaşam felsefesi, dramı, Agirî, Dersim, Helepçe’sinin  klam ve müziği sizden mi kürt toplumuna ve dünyaya yayıldı?

 

Toplumunun hakları için kahramanca mücadele eden bir halkın da onun böylesi fertlerinin de övülmesinin sanatta da yeri var, lakin bu da ancak kuru gürültünün çok ötesinde, halkının özgün değerlerini tahrip edip tarihteki kötü örneklere benzeterek değil, ancak o özü koruyup geliştirerek yapılabilir. Ama bunun için de müzik-sanat eğitimi, bilgisi ve on yılları alan disiplinli bir çalışma temposu kaçınılmazdır. Bir sanatçıda ancak bu asgari şartlar oluştuğunda bir halkın mücadelesinin ruhu da müziğe, sanata yansıma şansı bulur. Aksi durumda halkın ve onun kurumlarının imkanlarından nemalanma uğruna devamla sağa sola saldırmaktan öteye gidilemiyeceği de aşikardır.

 

Kürt sanatçıları sorunlarını oturup bir biriyle konuşma aklına sahip olabilmelidir, aksi durumda, böylesi davranışlarla sadece Kürtleri boyunduruk altına alan, gelişmelerini engellemek için her fırsattan yararlanmaya çalışan devletlerin ekmeğine yağ sürülmüş olur.

 

Nizamettin Ariç

28.02.2012 / Almanya

 

 

 

 

Daxuyaniya Nizamettin Ariç

 

Di rojnama Özgür Politika a roja 13.1.2012an de bi navê ‘Koma Berxwedan’ nivîsek bi sernavê “Hunermend  an ligel gel e an jî li dijî gel e (Sanatçı ya halkın yanındadır ya da karşısında)” û di roja 16.1.2012an de jî ji aliyê ‘Navende Nûçeyan’ a heman rojnamê de nivîsêk din bi sernavê “Haya hunermendan ji yekitiyê tune (Sanatçılar’ın birlikten haberi yok) hat weşandin. Bi van nivîsan ev cara pêşîn e ku ez di jiyana xwe de rastî evqas îtham û tehdîtên tund têm.

 

Min di roja 18.1.2012an de bersivnameyek li dijî van îftira û îthaman ji rojnama Ö. Politika re şand û daxwaz kir û ew wê di nav hefteyekê de biweşînin. Min di pêşnivîsa xwe de dilxwaziya xwe a ji bo safîkirina vê pirsgirikê bi vasiteya rojnamê jî dîyar kir. Ji ber ku em hemû pêdizanin ku tawanbar û tehdîtkirinên weha kêrî kî tên û kî wan dijî gelê me bikartînin. Lê belê ji ber ku heya îroj jî ne ew bersîvnameya min hat weşandin û ne jî wan ji min re agahiyek şandin, ji bilî bikaranîna heqên xwe ên hiqûqî ji min min re ti rê namîne. Ji ber vê rewşê min xwest, ez bi daxuyaniyek kurt raya giştî jî agahdar bikim.

 

Beriya çendekê ew hevalên hunermend ku navê wan di nivîsên li jor binavkirî de derbas dibin, wek Beser Şahin, Delil Dilanar, Xêro Abbas, Gani Nar, ZeleMele û ez, ji bo amadekirina konserteke bona piştgiriya xelkê Wanê û bi fikra amadekirina çend kosertên wisa hatin ligel hevdu. Piştî ku konserta Wanê ji alî temaşevanan gelek hat ecibandin û em hunermend jî pêre kêfxweş bûn, me biryar da ku em vê projeyê bidomînin.

 

Di dema ku ez di nîvê meha kanûnê de ji bo beşdarbûna di Festîvala Fîlmên Kurdî li Duhok wek jûrî çûbûm Kurdistana Başûr, min li wir di hevpeyvînekê de qala vê projeyê jî kir. Piştre, xuya ye ji ber ku peyvên wek kom û yekitî ên di hevpeyvîna min de weke damezrandina saziyekê hatiye fêhmkirin, bi navê hunermend Delil Dilanar daxuyaniyek hat weşandin ku haya wî ji yekitiyek wisa tune ye. Li ser vê min jî bi nameyeke bo Delîl ku di 07.1.12an di avestakurd.com de çap bû, diyar kir ku di hevpeyvîna min de jî qala damezrandina saziyekê nehatiye kirin. Lê belê dîsa jî di nivîsên li jor binavkirî de peyva yekitî bi guhertina wek “yekitiyek alternatîf” bi dubare hatiye polemîze kirin. Di nivîsa duwemîn de ji bo daxwaza bikaranîna hunermendan li dijî hevdu hatiye ragihandin ku haya hunermendan ji yekitiyê tune.

 

Kesên ku wan nivîsan bixwînin ewê baş agahdar bibin ku, nivîskarên wan herdu nivîsan ketine nav endîşeya damezrandina yekitî an komek derveyî monopola wan.  Ango tu dibêyî di halê hazir de yekitiyek kêrdar a hunermendan heye, lê ez dîsa jî dixwazim yekitiyeke alternatîf damezirînim!

 

Bo min tiştê girîng ne ew e ku, gelo ew hunermendên ku ez bi wan re kar bikim, berê li kû û bi çi awayî kardikirin. Bo min a mûhîm ew e ku, ew hûnerê di çarçoveke teng da nebînin û goreyî qabiliyeta xwe ji bona pêşdeçûyîna çanda mûzîka gelê me karbikin. Pêre a herî girîng jî dan û standineke hunerî bi awayeke medenî, rêzgirtin, hezkirin û piştgiriya di navbera hunermendan de.

 

Di nivîsa Koma Berxwedan de weke herdem pêşiyê bi dûr û dirêj qala dîroka îxanetan hatiye kirin û piştre jî bi tûj û tund li ser min û li ser hunermendên ku dixwazin hunera xwe bi awayê xwe bimeşînin, êriş hatiye kirin. Di dawiya nivîsê de jî bi ragihandina hîn jêderên derew dozaja êriş û tehdîtan hatiye gurkirin.

 

Di seranserê hevpeyvîna min a li Kürdistana Başûr de, ku bêî redektekirineke ji alî min hat weşandin, rexneyên li ser pêşdehatina mûzîkê a li Başûr cîh girtine. Tiştê ku niha tê polemîze kirin jî 1-2 hevokên di wê hevpeyvînê de ne ku mirov bixwazê dikare wan bi aliyeke din ve jî bikişîne. Helbet ya baştir jî wê ew bûya ku ji bo pêşîgirtina şaşfêhmkirinan ew pêşde bihata redekte kirin. Di wê hevpeyvînê de bal li ser dejenekirina mûzîka Kurdî bi piranî li Başûr û her weha li Bakûr jî hatiye kişandin û hatiye hişyarkirin ku ew tecrûbeyên berê ên xirab ên di welatên din de ligel me jî dubare nebin. Ez ne siyasetmedar im, şiroveyên min ji nêrîna hunermendiyê nin. Jixwe ew rexneyên min ên li ser rewşa hunerê a li Başûr û li ser helwesta Wezîrê Çandê li hember hunermendan pir deng da û

hîn nivîskaran bi mebesta wê rexne li Wezîr girtin.

 

Niha em warin nivîsa Koma Berxwedan û li sernivîsê mêzekin: “Hunermend  an ligel gel e an jî li dijî gel e! Ango, ji ber ku peyva gel tenê malê min e, bi vî awayî: Ez spî me, yên derveyi min reş in!

 

Niha ez ji Koma Bexwedan an jî ew kês(ên) ku ew nivîs bi navê wê amdekirine dipirsim: Gelo divê ez ji Koma Berxwedan destûrê bistînim ji bona lidarxistina konsertan wek a ji bo Wanê û projeyên mûzîkî bi kîjan hunermendan re? Hûn hesabê xwe ên bi hunermendên li jor binavkirî ku hinek ji wan berê bi we re karkiribûn re bi bahana min digirin, an hûn kîn û rikeke xwe a ku ez pê nizanim bi vê firsendê tînin ziman? Jixwe di nivîsa we de wisa tê fêhmkirin ku hûn li benda firsendekê bûn. Di nivîsê de bi carekê ve peyvên wek devlet, Fetullah, AKP, TRT6, îxanet jî hatine bi rêz kirin. Lê belê divê ew kêfxweşiya we bila ji we re bimîne, ji ber diyar e ku hunermendên tev min karkirin an jî dikin ticar neçûne nav hêzên dijberên Kurdan.

 

Ji ber ez li ser wê baweriyê me ku huner û hunermend tenê di çavçoveke azad de dikare berhemdar bibe, fikra min a di derbarê dan û standina siyaset û hunerê de jî, wek di nameyeke min a bo hunermendan de jî dixuye, gelek eşkere ye:

 

“Di sedsala 21 an de divê huner û hunermendên kurd bi zanebûn û raste rast berheman bo azadî, aşitî, demokrasî, welatparêzî, bi hevdu re nêzîkbûn, serbixwe û berî her tiştî jî bo hemû mirovan amade bikin. Divê em li ser van mijaran bi hevre biaxifin û çiqas ji destê me were em ji hevdu re û ji siyasiyên xwe re alîkar bin.(11.10.2011)”

Em hunermend in û divê em li ser hunerê û bi piranî jî li ser hunera kurdî a dûh û îro lêkolînan, dan û standinan û nîqaşan bikin. Bi vê ramanê ev çendeke ku ez li ser bingeha norm û rêzikên gerdûnî lêkolîneke berfireh amade dikim ku ez ê tê de cihê Koma Berxwedan jî diyar bikim. Hêvîdar im ku hûn ya rastî wê demê bêdeng nemînin.

 

We mûzîka kurdî li kûdera dinyayê da nasandin? Lê we tim xwe xist pişt mertala siyasetê û di firsendên wek niha de êriş bir li ser kesên xwedî kapasîte ên ev kar meşandin û dimeşînin. Ger we rûhê kurdayetî a wan mirovên ku hûn di nivîsa xwe de ji xwe re dikin sîber û ê civaka wan fêhm bikira, hûn di warê mûzîkê de nediketin rewşa îro.

 

Ew kesên ku hûn li wan îthama “xayîntî” û “nemerdî” dikin gelo ji hêza min û a yên wek min veqetiyan û derketin hemberî we? Gelo klîpên min di TRT6 de tên weşandin an ên endamên we, kî firotana wan dike? Gelo ez beşdarî şênahî û dawetên serekcerdewanan(Korucubaşı) dibim an endamên we? Îlankirina hunermend(an) wek “xayîn” û piştre jî pêşniyarîbirina bo konsertên tevayî bi heman hunermend(an) re jî girêdahiya we a bi nirxên ku hûn dinivîsin ve diyar dike! Bi ewqas derfetên ku bo we hatin pêşkêşkirin, ku heya niha neketin destê ti hunermendî, û her çiqas heya niha kesî pêşiya we jî negirt; ka ev 30 sal in we di mûzîka kurdî de çi bi pêşve bir? Gelo jiyana felsefî a Kurdan, dramên wan, Agirî, Dêrsim, Helepçe hwd. bi kilam û mûzîkên we ve di nav civaka kurd û a dinyayê de belav bûn?

 

Di hunerê de cihê pesindayîna gel û mirovên wî ên ku ji bo bidestxistina mafên civaka xwe ditekoşin jî heye, lê belê ev yek jî divê ne bi awayê teqûreqê û bi şibandina mînakên xirab ên di dîrokê de, lê bi parastin û berfirehkirina bingeha mûzîka gelê xwe ve pêktê. Lê ji bo vê jî perwerdeya mûzîk-huner, zanyariya wê û kar û xebateke bi dîsîplîn a bi dehsalan divê. Bi kêmasî tenê bi pêkanîna van mercan hunermend dikare rûhê tekoşîna gelê xwe jî di hûnerê de bihûne. Wekî din eşkere ye ku, mirov ji bo feydegirtina ji derfetên gel û ên saziyên wê nikare ti berjewendiyan bo gelê xwe bidestxe ji bilî êrişkirina li ser hunermendên din.

 

 

Dive hemû hunermendên kurd jî bikaribin li ser pirsgirêkên xwe bi hevre biaxifin û li çareseriyan bigherin. Dema ku ev yek nebe, ewê tenê kêrî wan dewletên ku Kurd bindest kirine û di her firsendê de pêşiya pêşdeçûyîna wan digirin were.

 

Nizamettin Ariç

28.02.2012 / Almanya

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur