DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Faşizm ve İttihatçilik



Kurdinfo:23:16 - 15/1/2012

Türkiye´nin en seçkin Üniversitesinde hukuk ve insan hakları dersleri de veren Anıl Çeçen isimli kişinin önerilerine baktığımızda faşist bir kişiliğin portresi ortaya çıkıyor.


Kürtleri süngü ucunda "Şaki" olarak karikatürize eden Cumhuriyet gazetesinin meşhur  manşetlerinden biri de, "Kemalist Cumhuriyetten Faşist İtalya'ya Selam" dır. Tabii işin selamdan öte daha derinlikli ilişkiye dönüştüğü de tarihsel bir gerçekliktir. Bu tarihsel süreçte,  paylaştıkları bir sürü "tecrübe" de  bu ilişkiye dahildir. Hatta dostluğu perçinleme adına Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu'nun, bizzat Hitler tarafından  mercedes  marka makam aracıyla taltif edildiği biliniyor. Hitler'in en büyük hocalarını minnetle yad etmesi boşuna değildi.

Bu etkileşimi baz aldığımızda, faşizmin ilk olarak hangi ülkede veya ülkelerde iktidara geldiğini tartışmalı hale getiriyor. Türkiye mi, İtalya mı, Almanya mı? 20 yy.da faşist ideolojinin en çok taraftar bulduğu, iktidara geldiği ve  benzer amaç ve nedenlere dayanan katliamların yaşandığı yer bu üç ülkedir. Bu özellikler tipik faşist benzerliklerdir, çünkü katledilenler ırkından, dininden ve ideolojisinden dolayı katledilmişlerdir. Bu benzerlikler faşist ideolojinin Almanya ve İtalya’da   1920'li yıllarda iktidara geldiği tespit ve kabullerinin yeniden irdelenmesi gerektiği sonucunu doğuruyor.

En azından İttihat ve Terraki'yle başlayan ve günümüze kadar devam eden süreç  bu  tarihe  dahil edilmelidir. Çünkü; İttihat ve Terraki, hakikaten faşizme önemli katkılar sunarak zenginleştirmiştir. Faşist ideolojinin tarihi ve pratiği evrensel boyutuyla analiz edildiğinde,mutlaka “İttihatçılık”ı  da bu analize (evrenselliğe) katmak gerekir. Sunduğu bu katkıları görmezlikten gelmek, faşizmin tanımını da tarihini de eksik kılacaktır.Bu anlamda Faşist ideolojinin yayılma ve iktidara gelme serüveninde İttihat ve Terraki’nin önemli yere sahip olduğunun altını çizmek gerekir.

Çünkü İttihad ve Teraki'nin günümüze kadar kesintisiz olarak devam eden ideoloji ve pratiğinin bize sunduğu sonuç dört başı mamur faşizmdir. Hem de kesintisiz devam eden bir faşizmdir.

Bu miras zenginleşerek ve elbette korkunç acılar yaratarak günümüze kadar varlığını sürdürüyor.

Tüm dünyada faşist-ırkçılar cezalandırılarak, faşizm yasaklandı.Ülkeler tarihlerinden utanç duyarak büyük bir pişmanlık içinde mağdurlardan özür dilediler.

Ancak Türkiye'de tam aksi bir süreç yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.Tetikçi katiller dahil tüm sorumlular makbul şahsiyetlermiş gibi isimleri meydanlara, kışlalara verilerek heykelleri dikildi.Örneğin Mustafa Muğla'lının ismi bir kışlaya verildi, Topal Osman'ın heykeli dikildi, Esat Oktay Yıldıran'ın ismi anıtlara büyük şehit olarak yazıldı.

Bu durum Türkiye’de normal ve  olması gereken bir süreç olarak algılanıyor.Buna ilelebet faşizm demek de mümkün.

Türk ırkçı fikir dünyası bu temel üzerinden şekilleniyor. Bu ırkçı düşüncenin varlık nedeni,  geçmişte olan veya günümüzde olabilecek tüm katliam ve baskı çeşitlerini normalleştirme işlevi ile kendini yükümlü kılıyor.İşledikleri suç  ve  katliamlara gerekçeler bulmak için tüm kavramları, kuramları altüst etmekten çekinmiyorlar.Sanki dünyanın tüm düşünürleri, tarihçileri, felsefecileri,sosyal bilimcileri onlar için fikir üretmiş ve her şeyi onlar için kavramsallaştırmışlar. Tüm dünyada yerli yerinde kullanılan kavramlar, Türkiye'de mutlaka kendi zıddına dönüştürülüyor.Örneğin faşist olan birinin kendini komünist sanması gayet normal bir durumdur Türkiye’de.

Faşist-ırkçı idealleri için büyük çaba gösterdiği anlaşılan ve aynı zamanda kavramları tersine çevirmede usta olan Anıl Çeçen bu anlamda  mükemmel bir örnektir. Türkiye'nin en seçkin Üniversitesinde hukuk ve  insan hakları dersleri de  veren Anıl Çeçen isimli kişinin önerilerine baktığımızda faşist bir kişiliğin portresi ortaya çıkıyor. Anıl Çeçen, Meclis İnsan Hakları Komisyonuna, uzman sıfatıyla davet ediliyor. Faşist düşüncelerini açıklamaktan çekinmeyen  bu adamın insan hakları kavramından anladığı öldürebildikleri kadar Kürt  öldürmek geriye kalanları ise sürgün edip kısırlaştırmaktır. Hazretin önerdiği savaş hukukuymuş. Aslında derdi savaş hukuku falan değil, asıl amacı,s avaş hukuku adı altında kuralsızca ve ahlaksızca Kürtleri soykırımdan geçirmektir. İşlediği insanlık suçuna kılıf bulmaktır derdi.Gelebilecek yaptırımlara karşı “Savaş Hukuku” nu kendine kalkan yapmaktır. Katliamlarını gizlemek ve işledikleri insanlık suçunun cezasız kalmasını istiyorlar. Her türlü kavram ve sıfatları kendi kirli katliamcı emellerine alet ediyorlar.

Bu saçmalıklara insani nedenlerden dolayı karşı çıkan olmamış komisyonda. Karşı çıkanların gerekçesi ise efendim Savaş Hukuku kabul edilirse, PKK’li tutuklulara esir muamelesi göstermek zorunda kalacaklarmış, eğer esir meselesi olmasa sorun yokmuş.

Anıl Çeçen, tıpkı fikirdaşı Mümtaz Soysal gibi sol mevkide mühim bir makama sahiptir ve mümtaz fikirlerinden istifade ediliyor. Halk Evleri tarihiyle ilgili hem kitap yazmış hem  üyesiymiş.

Tabii seçkin Üniversitelerde insan hakları dersi veren Anıl Çeçen'lerin sokaktaki muadilleri de Van'a taş ve sopa gönderiyor, 35 Kürdün katledilmesini sevinçle karşılayarak yılbaşını karnavala dönüştürüyorlar.

90 yıldır belli bir plan  dahilinde sıradan faşizmin en azgın biçimi hakim kılınmış, insanlara Türk olmayan halklara karşı düşmanlık ve farklıları yok etme duygusu aşılanmıştır. Onun için Kürtlerin katledilmesinden ve başlarına gelen felaketlerden büyük bir haz duyuyorlar. Ve buna gerekçeler sunuyorlar. Uludere katliamında Sözcü gazetesi "Silah Taşıyorlardı", Güneş "Asker Ne yapsın" , Akit "PKK Öldürttü" gibi manşetler atarak Kürtlerin katledilmesine gerekçeler buldular ve  katliamı haklı göstermeye uğraştılar. .Dersim'de Ağrı'da ve Şex Sait'te katliamlara nasıl  yaklaştılarsa, aradan geçen zamana rağmen zerre kadar bir değişiklik yok. Geçmişte "Cumhuriyete karşı gelen gerici, irticacı şakilerdi", şimdi de "Bölücü,terörist" .

Son olarak katledilen 35 Kürt ve kazılan her karış topraktan fışkıran Kürtlerin kemikleri  İnsan Haklarını, Kürtlerin katledilmesi olarak algılayan ırkçı ideolojinin bir sonucudur.




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur