DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Sirac Kırıcı’nın anımsattıkları! Roboskê û Sabri Enc



Kurdinfo:12:45 - 12/1/2012

Eğer devlet bu katliamın nedenini açıklamıyorsa, bunun 31 yıldan kalma bir intikam olduğunu yazmaya devam edeceğim. Bir’e karşı 34...


12 Eylül’den altı ay önce yakalanmıştım. Bir 12 mart sabahı “12 Mart muhtırasını protesto ederken” Silvan’da gözaltına alınmış, ertesi gün de, sanırım güvenlik kaygısıyla “müftülüğe” ait araçlarla Diyarbekir Sıkıyönetim Komutanlığı’na teslim edilmiştim. İşkence rezaletini es geçiyorum, fiilî ve resmî muamele diyip küçük bir kayıt düşeyim bu süreç için. Nihayetinde tutuklanıp Diyarbekir Sıkıyönetim Komutanlığı’na bağlı Levazım Taburu’nun tutukevine dönüştürülmüş kodesine tıkıldım.

Altı ay sonra bir cuma günü sabahında tutuklu arkadaşlarımın uyarısıyla uyandırıldım. Radyoda Kenan Evren’in meşhur ilk bildirisi kendi ağzından okunuyordu. 14 eylül günü yani iki gün sonra “toparlanın gidiyorsunuz” dendi ve apar topar henüz hazır olmadığı halde Diyarbekir 5 No’lu Cezaevi’ne nakledildik. Bütün o ranzaların montajını bize yaptırdılar. Ama o kadar çok sayıda insan tutuklanıp cezaevine gönderiliyordu ki, ranza yetiştirmek imkânsızdı.

Normal koğuşlar yetmemeye başladı. Atölye olarak tasarlanmış birimlerde koğuş haline getirildi. Demir ranzalar yerine ahşaptan iki katlı bitimsiz ranza benzeri yataklıklar inşa edildi. Yatak yorgan yoktu, askerî battaniyeler yana yana dizilerek orada yatmamız emir edildi. Tuvalet yoktu. Bir gün içinde iki kaba tuğla duvara iki perde “naylon perde” çekilerek, sözüm ona tuvalet sorunumuzu çözdüler.

Koğuş, karşılıklı iki katlı ahşap ranzalardan oluşan, mutfağın, tuvaletin ve lavabonun olmadığı, toplam 180 kişinin tıkıştırıldığı acayip bir mekân olup çıktı. İlk üç ay biz 12 Eylül öncesi haklarımızı korumak idare ise bu hakların gaspı için mücadele etti. Üçüncü ayın sonunda merkezî iç yayında Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran’ın sesi duyuldu: “Kurallara uymayanlar taşaklarından tavana asılacak”...

Yüzbaşı dediğini yaptı ve her birimizi taşaklarımızdan tavana astı.

Bütün bunları sevgili dostum Sirac Kırıcı Kurdinfo’daki köşesinde “Devlet heyfa 31 sal berê hilda” (Devlet 31 yıl öncesinin intikamını aldı) adlı makalesinde anımsatmasaydı, belleğim kendi küllerinde uzun uykusunu sürdürüyor olacaktı. Sirac o günleri anımsatınca yüreğim yeniden burkuldu. O anları sahne sahne yeniden yaşadım.

26. koğuşta Uludere’nin (Qilaba) Roboskê köyünden üç tutuklu vardı. Emin Encü, Ömer Encü ve Sabri Enc. Özellikle Sabri, Sirac’ın da dediği gibi tam bir roman kahramanıydı. Emin Encü çatışmadan aldığı yara nedeniyle ayağa kalkamıyordu, sürekli yatalak vaziyetteydi. Eğer söyleyeceklerim bir parça hakikat ise, (ki hakikatin en az ifade edilenidir) Sabri her üçünün de “kefaretini” her sabah kapı arkasında yediği dayaklarla öderdi.

Cezaevi yönetimi bütün tutuklulara rutin olarak her gün işkence yapardı ama özellikle Sabri Enc’e daha fazla. Bunu anlamakta zorlanırdık. Basit bir köylünün bu kadar eziyete muhatap olması çok dikkat çekiciydi. Her seferinde Sabri yediği dayaktan yürüyemez hale gelirdi. Bir seferinde ayaklarının altına demir çubukla vurulduğu için ayak tabanı soyulmuş, normal deri renginin içinden beyaz kemik rengi görünür hale gelmişti. Bir başka işkence seansında kapı mazgalından ellerinin parmak uçlarına 5x10 kalasla vurulmuş ve hepimiz uçuşan o parmak tırnaklarına şahit olmuştuk.

Tek kelime Türkçe bilmeyen bu Uludere köylüsünden ne istiyordu koca devlet? Önceleri Türkçe bilmediği için “marş” filan ezberleyemediğini düşünmüş, bu eziyeti ona yormuştuk. Ama içeride tek kelime Türkçe bilmeyen söz gelimi Siverek ve Viranşehirli çoban köylüler de vardı. Onlara da işkence ediliyordu ama bu zalimlik de değil. Bu gaddarlık da değil.

Nihayet iddianameleri geldi ve biz gerçeği öğrendik. Emin, Ömer ve Sabri bütün hayatları boyunca sınırda kaçakçılık yapmış ve hayatlarını bununla idame etmişlerdi. Ama 1979 yılında yine sınırı geçip dönüşlerinde Jandarma’nın pususuna düştüklerini öğrendik o belgeden. Çıkan çatışmada bir binbaşının öldüğü yazılıydı aynı satırların arasında.

Bir kaçakçı gurubuyla bir Jandarma birliği arasında çıkan çatışma ve bir binbaşının ölümü.

Devlet bunu içine sindiremiyor ve sürekli tutuklu oldukları halde bu üç Roboskê köylüsüne işkence ediyordu.

Sirac’ın yazdığına göre son 34 kişinin katliamında ölenler arasında Emin, Ömer ve Sabri’in de çocukları var.

Eğer devlet bu katliamın nedenini açıklamıyorsa, bunun 31 yıldan kalma bir intikam olduğunu yazmaya devam edeceğim. Bir’e karşı 34...

Taraf 12.01.2012

polesar@hotmail.com




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur