DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Uludere Vahşeti



Kurdinfo:22:30 - 10/1/2012

Geçmişte hata değil nice insanlık suçu işlenmiştir, bu olayın suç olma ihtimali de göz ardı edilmemelidir. “Devlet hata yapmaz” diyenlerin geriye dönüp tarihe bakmaları yeterlidir diye düşünüyorum.


Uludere Vahşeti ve Cumhurbaşkanına Çağrı

28 Aralık gecesi, Şırnak'ın Uludere ilçesi Ortasu köylülerinden bir grup insanımız, daha önce defalarca yaptıkları ve babalarının da yıllardır yaptığı gibi kaçak sigara yüklü katırlarıyla Irak'tan Türkiye'ye giriş yaparken, Türk Hava Kuvvetlerine bağlı uçaklar tarafından bombalanmaları sonucu hayatını kaybetti. Ayrıca kullanılan güzergâhın yıllardır bu amaçla ve askeri birliklerin bilgi ve denetimi içinde olması da dikkatlerden uzak tutulmaması geren önemli bir husustur. Failleri malum, amacı bizce meçhul ve talimatın hangi güç merkezinden geldiği tartışmalı bu menfur olayla ilgili söylenecek çok şey vardır elbette.

Hükümete yönelik eleştirileri siyasi olarak doğal karşılamak gerekir, olayın gerçek yüzü ve merkez sorumluları ortaya çıkmadıkça da hükümetin sorumluluktan kurtulamayacağı bilinmelidir. Çünkü bu vahşetin siyasi muhatabı hükümettir. Ayrıca kurbanların maddi mağduriyetlerinin giderilmesi önemlidir ama yeterli değildir. Ancak meydana galen vahşetin faili olarak Hükümeti görmek/göstermek, hükümete haksızlıktan öte gerçekleri saptırmak ve merkez güçlerin işini kolaylaştırmak anlamına gelecektir. Hükümet üzerine almasa da saldırının asıl hedeflerinden biri de hükümet ve AK Parti’dir.

Görev hükümetin olsa da, iktidar ve muhalefetiyle bütün partilere düşen; bu vahşetin karanlık yüzünü aydınlatmak ve arkasındaki gücü ortaya çıkarmak için hükümete yardımcı olmaktır. Bu konuda toplumsal duyarlılığımızın da çok önemli olduğunu, herkesin ve her kesimin ahlaki, insani ve vicdani sorumluluğunun gereği olarak davranmasının olayı aydınlatmaya katkı sunacağına inanıyorum. Bu bağlamda BDP’nin olayın mağdurlarını sahiplenmesinden rahatsız olanları da anlamakta güçlük çekiyorum. Gerginlik ve kutuplaşmaya meydan vermeden sorunu canlı tutmak, en azından bölgenin ana muhalefet partisi olarak diğer partilerden önce BDP’nin görevidir. Taziye ziyaretine giden ilçe kaymakamına yönelik saldırı ise, zaten yöre halkının örf ve adetlerine göre çirkin kabul edilmektedir. Savunulması ve mazeret aranması doğru değildir. Yine, saldırgan grubun BDP Grup Başkan Vekili Hasip Kaplan tarafından provoke edildiğini iddia etmek de komik ve taziye ciddiyetiyle izahı mümkün değildir.

Uludere vahşeti ile birlikte bir kez daha, söz konusu Kürtler olunca nasıl bir ayırımın yapıldığına şahit olduk. Seçimlerde gösterdiği politik başarı ve aldığı oylarla Türkiye’nin adeta çimentosu niteliğini kazanan AK Parti’nin olaya yaklaşımının milliyetçi, dışlayıcı bir algıya neden olduğunu ifade etmeliyim. Hükümetin de bu algıyı değiştirecek bir çaba içerisinde olduğunu söylemek oldukça zordur. Bu algının değişmemesi durumunda, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın, Uludere’deki cenaze töreninde  “Biz bölündük, burası Kürdistan” ifadesinin en azından Kürtler içerisinde daha çok karşılık bulacağını bilmemiz gerekir. Yaşanan her olayda olduğu gibi, bu olayda da BDP sözcüleri ile polemiğe girerek sorumluluktan kaçmak mümkün olmadığı gibi, devletin hatasını örtbas etmek de mümkün olmayacaktır. Geçmişte hata değil nice insanlık suçu işlenmiştir, bu olayın suç olma ihtimali de göz ardı edilmemelidir. “Devlet hata yapmaz” diyenlerin geriye dönüp tarihe bakmaları yeterlidir diye düşünüyorum. Ayrıca devletin Kürtlere yönelik uygulamalarını ‘hata’ olarak nitelendirmeye cesaret edemeyen bir yönetimin, şiddet dışında bir çözüm yöntemini geliştirme kabiliyeti de olmayacaktır. Yine bu olayla birlikte, Kürtlerin yaşadığı sınır bölgelerinde, basit bir sınır ticaretini “kaçakçılık” sayan ve önlemini mayın döşeyerek ya da cezasını güvenlik güçlerine öldürme yetkisini vererek belirleyen bir devlet uygulamasını sorgulamak gerekmez mi?  Bütün bunlar, bir halka hangi insanlık vicdanı ile reva görülmektedir?

18’i çocuk 35 masum insanın katledilmesinden dolayı Hükümet veya devlet adına, ailelerine bir özür beyanı gelmemesi, ancak bir halka karşı sergilenen ‘milliyetçilik gururu’ ile izah edilebilir. Ayrıca bu yaklaşım, tarihsel ve hakikat gerçekliği olmayan “tek dil, tek millet, tek din, tek vatan, tek… “ iddialarıyla da örtüşmeyen bir anlayışı ifade eder. Kardeşlik söylemlerini ise tamamen boşa çıkaracak bir durumdur.

Sonuç olarak, AK Parti ve BDP sözcülerinin karşılıklı gerginlikten beslenme politikaları ve liderlerinin üslubu değişmedikçe daha çok kan, gözyaşı ve yeni trajedilerin yaşanması kaçınılmazdır. Cephe siyasetinin toplumsal kutuplaşmayı daha da derinleştirdiğini geçmiş tecrübelerimizden de biliyoruz. Bu nedenle benim çağrım ve sitemim öncelikle Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’edir.

Siyasi duruşu ve üslubu ile toplumsal saygınlığı zirvede olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün artık inisiyatif alma zamanının geldiğini, acele edilmemesi durumunda telafisi imkânsız gelişmelere maruz kalabileceğimizi düşünüyorum. Kuşkusuz Kürt meselesi öncelikle siyasi bir sorundur, çözüm adresi de TBMM’dir, ancak aynı zamanda bir devlet sorunudur. Tek başına hükümete bırakılmayacak kadar hayati derecede önemlidir. Parlamentoyu gerektiğinde göreve çağıracak olan Cumhurbaşkanı olduğuna göre, bizim de beklentimiz Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tarihi bir görev üslenerek inisiyatif kullanmasıdır.

Unutmayalım ki, Türkiye bütünlüğü temelinde Kürt sorununun çözümü yeni trajedilerin artık yaşanmamasına bağlıdır. Daha ne kadar kan ve gözyaşı akacak, acılar ve trajediler yaşanacak? Bu nedenle umarım 35 masum evladımızın ölüm acısı, en azından bugünden sonra barış sürecinin temel taşlarını oluşturur. Bunun için en yetkili merci olarak başta Sayın Cumhurbaşkanına, hükümete ve TBMM’ne büyük sorumluluk düşmektedir.

Abdulbaki Erdoğmuş

07 Ocak 2012

ab_erdogmus@hotmail.com

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur