DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Dr. Şıvan’ı 40. Yıldönümünde Tanımak ve Anmak!



Kurdinfo:14:20 - 10/12/2011

Dr. Şıvan; Kürt Ulusal Kurtuluş siyasetini esas almış, içinde bulunulan koşullar gereği ideolojik değil, politik olarak konumlanmayı ve ittifaklarını buna göre düzenlemeyi hedeflemiştir


Ahmet Onal’ın Dr. Şivan'ın 40. ölüm yılında yapılan anma toplantısında yaptığı konuşma.


Dr. Şıvan (Dr. Sait Kırmızıtoprak) Kimdir?

Dr. Şıvan; Ülkemizin Kuzeyinde ilk Marksist devrimcidir.

Dr. Şivan; Kuzey Kürdistan’da ilk profesyonel devrimcidir.

Dr. Şivan; Ülkemizde ilk kez Kürt Kültürünü, Sanatını, Dilini, Ulusal Kurtuluş siyasetini ciddi ve örgütlü düzeyde ele almıştır. Tarih bilinci ekseninde olayları değerlendiren, geçmiş ve geleceğinin değerleri olarak belirleyen ve sahip çıkılması gereğini algılamış, diyalektik bir bağ içinde değerlendirmiştir. Bir olmadan diğerinin gelişemeyeceği, cılız kalacağı anlayışına vardığı için, profesyonelce siyaset, sanat Kültür, tarih bilincini birbirinden soyutlamadan ve birlikte önemseyerek yürüten bir devrimcidir.

Dr. Şıvan; Ülkemizin Kuzeyinde, ilk kez; bir tarafta “Biz Kürtçüyüz” diyen ve yanı sıra Marksist düşünceyi de alenice savunan bir devrimcidir.

Dr. Şıvan; “Bölücüdür”, “ayrılıkçıdır” iddia ve karşı propagandalarına aldırış etmeksizin, parçalanmış halkının, milletinin ve ülkesinin birliği için mücadele etmiştir. Onun için Cıvrak ile Qumri arasında, Amed ile Mehabat arasında, Kızılkilise ile Qamişlo arasında tüm sınır ve çitlere rağmen bir fark ve ayrılık görmeyecek kadar bütünlüklü bir yurtseverdir.

Dr. Şıvan; Ülkemizin Kuzey parçasında, Dersim katliamının 1937- 1938’de yaşandıktan sonra, ilk kez Marksist donanımla ortaya çıkan ve “sömürge insan” tipini reddeden, kendi ülkesinde özgür ve kendisi olma mücadelesini en radikal şekilde, adım adım ve istikrarlı yürüten, aşan, bu gelişim ve duruşu ile dikkat ve şimşekleri üzerine çekmiş bir önderdir.

Dr. Şıvan; Ülkemizin kuzeyinde, ilk kez devrimci ulusal teori ve pratiği birleştiren, uluslararası koşulları önemseyerek adım atmak isteyen, devrimci bir şahsiyettir.

Dr. Şıvan; Kürt dilinin Zazakî lehçesinin yanı sıra Kurmancki lehçesini de siyasal literatüre uygun öğrenmeyi kısa sürede başarmış, Fransızcayı öğrenerek bir dil uzmanı olmaya çalışması liderlik ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Zira yalnız kendisini değil, bütün mücadele arkadaşlarını buna uygun eğitmekte ve mümkün olduğu kadar ulusal dilimiz Kürtçe dışında, egemen sömürgeci dilleri siyaset ve günlük yaşamda kullanılmaması gerektiğini belirterek, son yıllarda esas yazışmalarını Kürtçe yapmayı yönelmiştir. Miami’nin dediği üzere; “Ezilenin kendi dili ile değil de, egemen ulus dili ile konuşması, sömürgeciliği içselleştirmesidir. Bu egemenin egemenliğini meşrulaştıran en büyük destektir!” İşte benim /bizim şimdi yaptığımız gibi!

Dr. Şıvan; Kürdistan’dan, Kürt ulusal Kurtuluş özlemiyle yola çıkarken, tüm ulusal demokratik güçlerle görüşmeler yapmış, ilişkilerini bir ülkenin ulusal demokratik mücadelesine göre şekillendirmiş ve çalışmıştır. Bu vesile ile Dr. Qasimlo, Mele Mustafa Barzani, Kamuran Bedirxan vs. kendisinden evvel tecrübe sahibi olan bu “kurdperwer”leri dinlemek, dersler almak ve yaşanan tarihi mücadelenin üzerinden gelişmek üzere, her zorluğa girmeyi tercih etmiştir. Büyük bir alçakgünülülük içinde, bu ilişkilerini sürdürmüş ve onların yaşadıklarından dersler çıkarmaya ve aşmaya çalışmıştır. Bilimsel Kuşkucu bir anlayışla gerek T_KDP ve gerek TİP’e mesafeli durmuş, ancak onlardan etkilenmiş ve etkilemeye çalışmıştır!

Kendisi, tüm parçalardaki Kürt ulusal güçlerinin özgün bir cephede örgütlenmesini tercih etmiştir. İdeolojik ve sınıf eksenli örgütlenmeyi Kürdistan özgülü için erken görmüş, Ulusal Demokratik hedeflere uygun bir cephe partisi oluşturmaya çalışmıştır. Ancak siyasi faliyetlerinde Sozyalizme ve Kürt Halkının Kendi Geleceğini Özgürce Belirleme siyasetini gözetlemiştir. Bunu yaparken, Kürdistanî siyaseti merkez almıştır. 40 yıl sonra bu siyasetin; “doğru mu ya da yanlış mı? sorusuna cevap vermek daha basitleşmiştir.

Dr. Şıvan; Kürt Ulusal Kurtuluş siyasetini esas almış, içinde bulunulan koşullar gereği ideolojik değil, politik olarak konumlanmayı ve ittifaklarını buna göre düzenlemeyi hedeflemiştir.

Dr. Şıvan; Sovyetlerin ve o dönem sosyalist ülkelerin anti-Kürt siyasetini bizzat pratiği ile görmüş ve bunu yazmıştır.

Dr. Şıvan; Dersim katliam ağıtlarıyla büyümüş, yaşamı, tartışmaları ve yoğun araştırmaları ile 1969-1970’lerde devletin niteliği hakkında hiç kimsenin yapamadığı bir tespit yapmıştır:

O, TC. için; “Soykırımcı, sömürgeci, askeri bürokratik ve faşist bir devlettir!” sonucuna varmıştır.

Bu tespitinin doğal bir sonucu olarak, böylesi bir devlete karşı alternatif bir örgütlemeye başvurmayı zorunlu görmüştür. Ondan sonra, pek çok Türkiyeli ve Kürdistanlı çevre bu tespitten etkilenmiş ve ona uygun mücadele yollarını seçmiştir.

Dr. Şıvan; 1969’da Kürdistani duruşuyla ortaya çıktıktan sonra; Urfa’dan – Ağrı eteklerine kadar, sınır hattındaki devrimci mevziiyi tespit eder. Bu alanlardaki örgütlenmeye ağırlık verir. Buralarda özenle yerel komiteler oluşturmayı planlar ve yeryer gerçekleştir. İki yıl gibi kısa bir sürede bir ağ gibi örgütlrnmeyi belirlediği alanlarda yayar. İlk Merkezi Karargâhını Bamerni yakınlarındaki Dişeşe de oluşturmaya çalışır.

Bredit Anderson’un da belirttiği üzere; “Uluslaşmada aydınların yönlendirici rolü”nü kendi deneyimlerinden çözer. Bu nedenle kendisi bir Kürt aydını olarak, aydın olma iddiasındaki okuryazarlar arasında örgütlenmeye de ehemiyet verir. Ancak, ülkedeki egemen ve sindirilmiş okur-yazarların durumu, yeterli birikimlerinin olmaması, devletin resmi ideolojisinin her tarafta bir tabu haline getirilerek yaratılan ideolojik egemenlik, işini zorlaştırmaktadır. Ancak, bu zorluklar karşısında, yılgın bir anısını görmek mümkün değildir. Zaman zaman bu kararlı tutumu bazı Kürt aydınlarını ürkütmüştür.

Kürtlerdeki o ürkek ve parçalanmış ruh hali bu direngenliğe sorun olur.

Bir de hepimizin birliğini kemiren kahrolası ülkesel parçalanmışlığımız var.

Ulusal özgürlük mücadelesi, demokrasi ve tutarlılığı harmanlamayı beceremediği için daha da parçalandı. Özlemlerini ve ortak aklı birleştirmeyi beceremedi. Parçalanmışlık belası çok zararlar vermesine rağmen, tam olarak onu aşmayı daha da becerebilmiş değildir.
Ülkenin parçalanmışlığı, Kürt halkının ulusal duruşundaki parçalanmışlığı derinleştirmiştir. Her parça kendini korumak için – özelikle güney- diğer parçalardaki mücadeleyi “yedeğindeki malzeme” saydı ve devletlerle prensipsiz ilişkilere girdi, Kürtlerin dayanışmalarına zarar verdi. Aynı durum, farklı parçalardaki parti ve örgütlenmelerde de zaman zaman görüldü.

Bırakalım parçalar arası çekişmeleri, ülkemizdeki su havzasını teşkil eden, boydan boya geçen her nehir, her “hattı bala” (yüksek dağ silsilesindeki hat) bize sınır diye dayatıldı, iç çelişkilerimiz buna göre derinleştirildi ve “böl yönet” politikaları işlevli kılındı.


Habur’un bu tarafı- Habur’un O tarafı, Zap’ın bu tararfı diğer tarafı, Aras’ın bu tarafı diğer tarafı, Dukan’ın bu tarafı o tarafı, Süleymaniye sana, Duhok Bana, Hewler için kavgaya tutuşalım! Partiler, sanki iç kavgalara tutuşmak, zaman zaman “Xwekuji” illetiyle kardeşkanı dükmek için kurulmuş gibi bir araca dönüştü!

Devletler bu parçalanmış ruh halini kendi lehlerine kulandı.

Sait Elçi, Dr. Şıvan ve arkadaşlarının öldürülmeleri, Süleyman Muini ve arkadaşlarının öldürülmeleri, Ahmet Tevfik ve Sıdıqı Hencirilerin öldürülmeleri. Ali Askeri ve Arkadaşlarının öldürülmeleri vs. trajik tarihimizdir ve bizler bununla yüzleşmek durumundayız!

Yine; Geçmişte İran KDP ile Irak KDP’lerin yıllar süren kavgaları, YNK ile İran KDP arasındaki kavgaları, Komala ile KDP’ler arasındaki illetli kavgalar tarihimizin trajedileridir. Bugün dönüp o olaylara baktığımızda, hepimize çok büyük zayiatlar verdirmiştir.

Şayet Sait Elçi, Dr. Şıvan, Süleyman Muini ya da Ahmet Tevfiklerin, Ali Askeri ve Arkadaşlarının vs. öldürülmelerinden sağlıklı dersler çıkarılsaydı, sonraki trajediler belki yaşanmayacaktı. 1992’deki “Bereyi Kürdistan” ve PKK arasındaki xwekujî/intihar savaşında; 3.000 savaşçı telef edilmezdi. Enfallerde, Halepçelerde toplam 182.000 insanını kaybetmiş ve bunlardan derin dersler çıkarması gereken bir halkın önderleri/peşmergeleri; 1995-1998’de Irak KDP ile YNK arasındaki kahredici trajik kavgalarda silahlarını birbirlerine doğrultarak bu ölüm çetelesine sadece 4.500 kişisi peşmerge olmak üzere, sayısızca insanını kendi elleriyle eklemezdi.

Kitaba neden “1960-1975” ekledik? Çünkü 1960’tan 1975’e kadar Kürtleri birbiri ile vuruşturanlar, 1975’te Cezayir’de anlaşarak Barzani’yi de tasfiye ettiler. Mele Mustafa Barzani, İrana geçmek zorunda kaldığında, Zagros’un zirvesinde “Xwe hafîz Kürdistan” diye içerlenip, “Amerika bizi bir varil petrole sattı” diye serzenişte bulunması artık geç olmuş idi.

***
Tüm bu trajik tarihimize rağmen, bugün Kürt siyasal hareketi giderek olgunlaşıyor. Ümit ediyoruz ki bir daha o illetli “xwekuji”ye varan kavgaları, keyfi infazları Kürt halkı yaşamayacak. Bir daha yollara düşüp; “Xwe hafiz Kürdistan” diyerek el sallanmayacak!


2003 yılında Güney Kürdistan’da, Kürdistan Meclisi açılışında, iç kavgaları anımsatarak; tarihiyle yüzleşme ve özür anlamına gelen konuşmasında; Başkan Kak Mesut Barzani dedi ki; “Biz tarihimizde çok çirkin çatışmalar ve kavgalar yaşadık. Bunların hiçbir faydası olmadı. Ancak çok zararı oldu. Sevgimizi ve özgüvenimizi kaybetmemize hizmet etti. Bir daha böylesi kahredici kavgaların, iç infazların olmaması için elimizden geleni yapacağız!” dedi.

Eğer, Kürt siyaset sınıfı, kendisi ile yüzleşmek isteyip barışı için bir tarih bilinci, birlik bilinci oluşturtmak istiyorsa; Tüm karalama ve tek yanlı suçlama- savunmaları bir tarafa bırakıp, tüm yanılsamalı kamuoyunun ezberini bozacak adımlar atmak zorundadır.

Öncelikle; eğer Dr. Şıvan olayı “sıradan bir siyasi infaz değil ve adil bir yargılama” ise, hilesiz mahkeme belgeleri varsa ortaya koyarak ve arşivleri açarak, uzayıp giden, dedikodu derekesine düşürülen bu olayları aydınlatmalıdır!

Bu nedenle iki Sait’ın mezarını göstererek ve yan yana getirerek olayı sorgulayarak daha sağlıklı dersler çıkarmamıza imkân vermelidir.
Yurtsever olarak, Kürdistan Bölge Başkanı Kak Mesut Barzani’den bunu istiyoruz!

Sait Elçi ve Dr. Şıvan bir dönemin Kürt Ulusal mücadelesinin önemli aktörleri idi. 40. Ölüm yıldönümlerinde onları unutmuyoruz, saygı ile selamlıyoruz, onları minnetle anıyoruz.

Katıldığınız ve katkıda bulunduğunuz için biz Pêrî Yayınları olarak, sizleri saygı ile selamlıyoruz.

Ahmet Önal
periyayinlari@yahoo.com.tr

 

http://eu.kurdistan-post.eu/yazarlar/ehmed-onal/4994-drvan-tanmak-ve-anmak-ahmet-nal.html




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur