DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Kürtlerden korkuyorlar



Kurdinfo:22:48 - 7/12/2011

Cumhuriyetin yıkılıp dağılacağı korkusunu propoganda eden Kemalistler; silahlı güçlerini harekete geçirerek, Kürtlere soykırım uyguladı.


Kürtlerden korkuyorlar

 

Fransız düşünürü Montaigne bir denemesinde, ‘korku ölümden de beterdir’ demiş.

 

Doğrudur... Ölümü metanetle bekleyen insanların, korkularıyla beraber yaşamakta zorlandıklarına çoğumuz şahit olmuşuzdur.

 

Bu toplumlar içinde böyledir. Toplumlar tarihleri boyunca bir takım şeylerden korkmuş, kendileri için korkular yaratmış ve yaşamlarının büyük bölümlerini, yarattıkları korkulara karşı aldıkları tedbirlerle geçirmişlerdir.

 

Toplumlar bir yandan, yaratıkları korkulara karşı tedbirler alarak onların üstesinden gelme savaşımı verirken; diğer yandan kendi arzuladıklar yaşam biçimlerini ve o biçimlerin gerektirdiği kuralları sağlamlaştırmaya çalışırlar. Bu durumu şöyle örnekleyebiliriz; bir yandan engizisyon mahkemeleri kurarak kitleleri korkutan Kilise; diğer taraftan hırıstiyanlığın yayınlaştırılması görevini perçinlemiş ve kendi ruhani varlığını sigortalamıştır.

 

Toplumlar her tarihsel dönemde faklı şeylerden korkmuşlardır. İlk çağlarda doğadan, hastalık ve felaketlerden korkan insanlar; ortaçağın başlangıcında birbirlerinin dinlerinden korkmaya başlamışlar ve dinler çatışması olarak adlandırdığımız haçlı seferleri milyonlarca insanın katledilmesiyle sonuçlanmıştır.

 

Tabii bunlardan bahsederken; korkunun değişken bir karekteri olduğunu; sınıf, katman ve kişilere göre biçimler aldığınıda belirtmek gerekir.

 

Mesela padişahlar; kendilerine başkaldıran halk kitlelerinden korkarlar.

 

İşadamları iflas etmekten, yoksul insanlar açlıktan korkarlar.

 

Köle sahiplerinin en çok korktukları şey; kölelerin ayaklanarak özgürlüklerine kavuşmalarıdır.

 

Devletler ise parçalanıp bölünmekten, yıkılmaktan korkarlar.

İşte bu durumlarda korku sahiplerinin önüne, önce korkuyu formüle etmek, sonra korkuya sebebiyet veren günah keçileri bulmak ve günah keçilerinin disiplin altına alınması için insiyatif dağıtmak görevi çıkar. Konuyu incelemek için Almanya örneğine kısaca bakarsak; 1930 lu yılların ortasında alman faşistleri; korkularını Yahudilerin alman ticaretini ellerine geçirdikleri ve alman ekonomisine ağır darbe indirecekleri şeklinde formüle ettiler. Ve Yahudilerin disipline edilmesi  insiyatifini de, Alman Propoganda Bakanlığına devrederek bakanlığın başına Joseps Goebbels’i oturtular.

 

J. Goebbels ve kadroları; basın yayın, eğitim ve kiliseyi, kısacası devletin kontrolündeki tüm kurumları harekete geçirerek korkuyu kitleselleştirdiler. Korkunun; panik ve nefrete dönüşmesini sağlayarak,Yahudi soykırımına başladılar.

Ortaçağda Avrupa’yı kasıp kavuran engizisyon mahkemelerinde, korkunun yaygınlaştırılıp; panik ve nefrete dönüştürülmesi insiyatifi gezici papazlara devredilmişti. Bu papazlar köyleri ve kasabaları gezerek cadı kazanları kaynatıyorlar; hırıstiyanlığın tehdit altında olduğunu anlatıyorlardı.

 

Doğrusunu sorarsanız konuyu inceleyebilmek için çok uzaklara gitmeye gerek yoktur. Türkiye Cumhuriyetinin tarihine ve kuruluş felsefesine baktığımızda; Kürt milletine yapılanlar, Almanya’da; Yahudilere yapılanlardan çok farklı değildir.

 

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden, bu güne kadar hep Kürtlerden korktu. Kürtleri potansiyel bölücüler olarak gördü. Türklerin son devleti olarak adlandırılan Türkiye Cumhuriyetinin; bir gün Kürtler tarafından bölünüp parçalanacağı korkusuna kapıldı.

 

Kürt korkusu böyle formüle edildikten sonra; korkunun disipline edilmesi de dönem ve koşullara göre farklı kesimlerin insiyatifine bırakıldı. Korkuya karşı alınan tedbirler geçmişte Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şimdi de İçişleri Bakanlığı’nın insiyatifine bırakıldı.

 

İşte son dönemlerde tartışılmaya başlanan Dersim, Gelîyê Zîlan, Şeyh Sait hareketinden sonra yapılan katliamlar bu türden korkuların sonucuydu. Cumhuriyetin yıkılıp dağılacağı korkusunu propoganda eden Kemalistler; silahlı güçlerini harekete geçirerek, Kürtlere soykırım uyguladı.

 

Günümüzde Kürt korkusu; KCK şeklinde; yada BDP, HAK-PAR- KADEK ve diğer kürt guruplarının olşturturdukları güç birliği üzerinden yaygınlaştırılıyor. İçişleri Bakanlğı insiyatifinde yönetilen bu propogandalara göre; KCK devlet içinde bir devlet kurmak ve Türkiye Cumhuriyetine alternatif yaratmak istiyor biçiminde formule ediliyor.

 

AKP’i hükümetinin ve onların arkasındaki güçlerin form verdiği bu propogandalarda; günah keçisi olarak belirlenenlerin displin edilmesi insiyatifide Türk basın ve mediya kurumlarıyla; Kürt illerinde mantar misali çoğalan imam ve vaizlere bırakılmıştır. AKP’i hükümeti tarafından Kürt illerine gönderilen gönüllü-ırkçı imam ve vaizler; engizisyon papazları gibi köy ve kasabaları gezerek KCK’lilerin Zerduşt dinine mensup olduklarını ve çok yakın bir zamanda islam dinini ortadan kaldıracaklarını vaaz ediyorlar.

 

Türk başbakanı Tayyib Erdoğan’ın  basın ve yayın kuruluşları yetkilileriyle yaptığı toplantıdan sonra Kürt korkusunun panik ve nefrete dönüştürülmesi insiyatifi; Hüriyet, Cumhuriyet gazetelerinden alınarak, Zaman  gazetesine ve Taraf gazetesinin bazı yazarlarına verilmiştir. Çünkü bu gazeteler Hüriyet ve Cumhuriyet gazetelerinden çok daha farklı okuyucu gurup ve kitlelerine hitab ediyor.

 

Yani eskiden Türk toplumuna; Kürt korkusu pompalayan Emin Çölaşan’ın yerini; Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce almıştır.

 

Hürriyet gazetesinde Kürtlere karşı  iftira kampanyaları açan Ertuğrul Özkök’ün rolunü de  Taraf gazetesi yazarlarından Emre Uslu adındaki bir polis-gazeteci üstlenmiştir.

 

Kısa bir örnek olması açısından belirteyim Emre Uslu; Taraf gazetesinde BDP’nin siyaset akademileri başlıklı yazısında; BDP siyaset akademisinde verilen siyaset derslerini; Sırbistan’da; Miloseviç’i devirmek için kullanılan OTPOR adlı direniş hareketinin eğitilmesi ne bezeterek, Taraf okuyucuları arasında korku ve panik yaygınlaştırmaya çalışmıştır. Bu polis-gazeteci protesto, yürüyüş hatta müzik yapmanın bile son Türk devletinin yıkılması için kullanılabileceğini belirtmiştir.

 

Aynı gazeteci 26 -11- 2011 tarihli yazısında da; ‘’İsmail Beşikçi gibi bir kaç istisnayı saymasınız; Kürt milliyetçiliğini anlayacak ve taşıyacak Kürt entellektüelleri yoktur’’ diyerek; Kürtleri ve Kürt milliyetçilerini küçümsüyor.

 

Taraf gazetesinin bu yazarının yazılarında sık sık vurguladıklarından, kendisinin; Amerika’da master yaptıktan sonra yıldırım hızıyla, asayiş hafiyeliğinden, kültür hafiyeliğine yükseldiğini de öğrenmiş oluyoruz. Nasılki dün asayişi bozanları anında tesbit edip devletine teslim ediyorduysa. Bugünde hangi milletlerde entellektuellerin olup olamıyacağını bir çırpıda ortaya çıkararak; yayın yönetmenini bilgilendiriyor.

 

Tüm hafızasını Kürt milletini karalamak için kulllanan bu polis- gazeteci; Kürtlerin; Ord Prof Dr.  Hıfzı Veldet Velidedeoğlu yada Kürt gençlerinin idam isteğiyle yargılandığı Diyarbakır Askeri Mahkemelerinin değişmez bilirkişisi Ord Prof Dr. Sulhi Dönmezer’in ırkçı-sömürgeci tezlerini alt üst ederek bugünlere geldiklerini unutuyor herhalde.

 

Yukarıda Kilise’nin korkularıyla mücadele ederken aynı zamanda kendi ruhani varlığını geliştirerek, pekiştirdiğini belirtmiştim. AKP’hükümetinin KCK yada BDP, HAK-PAR, KADEP ve diğer Kürt gurupları ile mücadele ederken yapmak istediği; Kürdistandaki; Türk varlığını geliştirmek ve pekiştimekten başka bir şey değildir.

 

Dilerim AKP’i hükümeti; Kürtlere karşı olan korkularının üstesinden gelerek; yeniden aklıselimi hakim kılar ve geçmiş hükümetlerin uyguladıkları metodlara yönelmez. Çünkü korkunun yaygınlaştırılarak, panik ve nefrete dönüştürülmesinin sonuçlarının nerede durabileceği önceden kestirilemez.

 

Kürtlerin; gaspedilen milli ve demokratik haklarını almaktan başka çare ve amaçları yoktur.  Onun için de hak, adalet ve özgürlükleri Kürtlerle paylaşmak isteyen adil iktidarların; Kürt milletinden korkmasına; Kürtleri ve Kürtlerle dayanışma içinde olan Türk demokratlarını tutuklamasına; panik ve nefret duygularını yaygınlaştırmasına hiç gerek yoktur.

 

7-12-2011




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur