DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Suriye’li Kürtler bu defa kazanmalıdır



Kurdinfo:12:33 - 24/11/2011

Okuyucular haklı olarak; Suriye’li Kürtler kaç kez kaybetiler ki? Bu defa kazanmalıdırlar diye merak edebilirler.


Bu günkü yazının başlığı biraz muğlak oldu galiba. Okuyucular haklı olarak; Suriye’li Kürtler kaç kez kaybetiler ki? Bu defa kazanmalıdırlar diye merak edebilirler.

 

Suriye’li Kürtler geride bıraktığımız yüz yıl da iki defa kaybetiler.

 

İlki 1918 Birinci Dünya Savaşındaydı. Birinci paylaşım savaşından en çok zarar gören halklardan biri de Kürt halkı oldu. Ülkeleri dört parçaya bölündü. Liderleri katledildi.  Bölgedeki sömürgeci ve işbirlikçi hükümetler tarafından toplu katliamlardan geçirildiler ve köle edilldiler.

 

Suriye’li Kürtlerde bu bölünmenin getirdiği yenilgi ve acılarından kendi paylarına düşeni aldılar. Ulusal ve demokratik hakları ellerinden alındı; kimlikleri reddedildi: Irkçı Arap yönetimleri tarafından köle statüsüne konuldular.

 

Suriye Kürtleri ikinci defa 1941-1946 yılları arasında kaybetiler.

 

Bu konuyu tüm boyutlarıyla tartışabilmemiz için Suriye’nin yakın tarihine bakmakta yarar vardır. 1916 yılına kadar Suriye Osman’lı devletinin bir sömürgesiydi. Yani o zaman Suriye, Lübnan,Ürdün ve Filistin diye ülkelerin varlığından bahsedilemezdi. Ancak Fransa ve İngiltere 1916 Sykes-Picot antlaşmasıyla bölgeyi kendi aralarında gizlice paylaşmışlardı.

 

Bu anlaşmaya göre günümüzdeki, Filistin, Ürdün, Batı Şeria ve Gaza; İngiltere’ye, şimdiki Suriye ve Lübnan’da Fransa’nın himayesine (mandasına) bırakılmıştı.  

 

Tabiiki bölge halkları arasında mandacılara karşı büyük tepkilerde başlamıştı. Daha Osmanlılar döneminde başlayan Arap milliyetçiliği; Faransa ve İngiltere’ye karşı artarak davam ediyordu. Gelişen Arap milliyetçiliğinin direncini kırmak isteyen Fransa; 1925 yılında Lübnan ve Suriye’ birbirinden ayrırarak, iki ayrı cumhuriyete dönüştürdü.

 

O zamanlar Cumhuriyetçilik fikri Fransa’nın projesiydi. Fransa; Cumhuriyetçiliğin öncülüğünü yapıyor, Avrupa’da ve Dünya’da kralıklar yerine Cumhuriyetle yöneltilen ülkelerin yaygınlaşmasını destekliyordu. Dikkat ediniz 1923 yılında Türkiye’de bir Cumhuriyete dönüştürüldü.

 

Kürtlerle ilintili olduğu için kısa bir noktaya değinerek geçmekte yarar vardır. 1925 yılında Kürdistan’da; Şeyh Sait direnişi başladığında; Türkler; Seyh Sait hareketi hilafetçi olarak damgalamışlardı. İşte Türk devletinin yaptığı bu propoganda bölgeyi laik cumhuriyetlere çevirmek isteyen Fransızlara  gönderilen  bir mesajdı. Bu mesaj yerini bulmuş ve Kürtlerin başlatığı Diyarbakır kuşatması; Fransa’nın desteğiyle kırılmştı. Fransa, Türk askeri birliklerinin Diyarbakır’a aktarılması için Suriye den geçen demiryollarının kullanımını Türklere açmıştı.

 

Yeniden konumuza dönersek: sürekli çatışmaların yaşandığı bölgede tutunamıyacağını farkeden Fransa, bölgeden çekilmenin planlarını yaparak 1941 de işbirlikçi bir hükümet oluşturarak. Suriye’nin bağımsızlığını tanııdı. Araya İkinci Dünya Savaşı girince bağımsızlık kararı ancak 1946 yılında uygulamaya sokulabildi.

 

Tabiiki Fransa’nın bölgeden çekilme kararı bir günde alınan bir karar değildi. Uzun bir hazırlık döneminden sonra Fransa Suriye’nin bağımsızlığını tanımıştı.

 

Fransa bölgeden çekilmeden önce 1939 yılında Antakya bölgesini ideoljik ve siyasal yakınlık duyduğu Türkiye Cumhuriyetine bıraktı (hediye) etti.

 

Suriye ve Lübnan’daki bazı azınlıklara önemli imtiyazlar sağladı. Diğer azınlıklara hak dağıtımında oldukça cömert davranan Fransa; Suriye halkının % 10 teşkil eden Kürtlere hiç bir demokratik ve kütürel hak tanımadan; bölgeden ayrıldı.

 

Fransa’nın, Kürtlere hiç bir kültürel ve demokratik hak vermeden bölgeden ayrılmasının en önemli sebebi Arap milliyetçiliğinin engellemeleriydi. Ancak İran ve Türk hükümetlerininde bu konuda baskıları büyüktü. Çünkü o dönem Fransız hükümetiyle, Türk ve İran hükümetleri arasında ideoljik ve siyasal dostluklar had safadaydı. İkinci dünya savaşında Türkiye ve İran’ı; Almanya’nın yanına itmekten kaçınan Fransa ve Ingiltere; Kürtlere verilmesi gereken kültürel ve demokratik haklar konusunda Türk ve İran hükümetlerinin baskılarına boyun eğmişlerdi.

 

Suriye’li Kürtlerin yenilmesinin başka bir sebebide; Kürdistan’ın genelinde Kürtlerin yorgun, yaralı ve çaresiz oluşlarındandı. Suriye Kürtleri tüm güç ve enerjilerini 1928’de Ağrı dağı direnişinde harcamışlardı. Direniş yenilgiye uğratılmış, Kürtler dağınık ve çaresizdiler. Yeniden toparlanma girişimleri cılızdı. Kısacası Kürtler siyasal dönüşümlerin hızlı yaşandığı bir sürece hazırlıksız yakalanmışlardı. Dünyadaki ve bölgedeki siyasal gelişmeleri iyi hesaplayan Türk hükümeti; İkinci Dünya Savaşı öncesi kargaşasından yaralanarak, 1938 yılında Dersim’i kan gölüne çevirimiş, Kürtlerin kolunu, kanadını kırmıştı.

 

Günümüzdeki duruma baktığımız da Arap baharıyla başlayan değişimlerin Suriye’yi de etkileyeceğini söyleyebiliriz. Baas rejmi sallanıyor. Suriye’nin mevcut haliyle yürüyemiyeceği ortadadır.  

 

İşte Suriye’nin demokratik dönüşümlerde gebe olduğu bu noktada karşımıza cevaplamamız gereken bir soru çıkıyor.

 

Suriye Kürtlerinin durumu  ne olacak?


Kürt siyaseti bu soruyu ve bu soruya verilecek cevapları acil ve detaylı bir şekilde tartışmak durumundadır. Durum Suriye’li Kürtler açısından, hiç iç açıcı gözükmüyor. Çünkü İkinci Dünya Savaşında bölgeyi ve bölge siyasetini dizayn eden güçler; Fransa, Türkiye ve İran; bugün bölgede yeniden baş rolde oynamak istiyorlar.

 

Doğrusunu sorarsanız; Suriye  Kürtlerinin ve genel olarak Kürtlerin siyasal konumları 50 yıl öncesine göre daha iyi bir düzeydedir. Suriye Kürtleri örgütlü ama çok parçananmış bir haldedirler. Oluşturdukları güç birlikleri herzaman parçalamma riskini barındırıyor.

 

Kürdistan’ın güney parçası özgürdür ancak Suriye ile ilgili kararlar konusunda etkisi oldukça sınırlıdır.

 

Kuzey Kürdistan’da BDP, HAK-PAR, KADEP ve diğer guruplardan oluşan güç birliği ağır  baskılar altındadır. Türk devleti şiddeti artırarak, Kürt muhalefeti  tamamen pasifize etme kararındadır. Aslında Türk devletinin bu günlerde Kürt muhalefeti üzerindeki baskılarını artırması birazda Suriye’deki gelişmelerle bağlantılıdır. Çünkü; Türk devleti, Suriye ile ilgili kararların  alınacağı masaya oturacağı zaman; kendisine muhalefet edebilecek muhtemel güçlerin etkisini minimum bir düzeye indirmek amacındadır. Birde Türkiye’deki sorunların Suriye’deki sorunlarla bir emsal gibi gösterilmesini önleme çabasıdır.

 

Başta da belitiğim gibi Suriye Kürtleri bu defa kaybetmemelidir. Suriye’li Kürtlerin tek başlarına bu sorunu çözebilme imkanları kısıtlı ve zordur. Onun içinde tüm ulusal ve demokratik güçlerin destek ve yardımları gereklidir.

 

Bunun çaresi, uzun süreden beri tartışılan Kürdistan Ulusal Kongresinin bir an önce toplanmasını sağlamak eğer bu mümkün olmuyorsa; doğu, kuzey ve güney Kürdistan’daki tüm parti ve siyasal oluşumlar; bir kordinasyon merkezi oluşturmalııdırlar.

 

Gün; her Kürdün, son yüzyıl da Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücalesini siyasal, kültürel ve lojistik olarak besleyen, en gözde evlatlarını kuzey, güney, doğu demeden Kürdistan dağlarında feda eden, Suriye’li Kürtler için ne yapabilirim sorusun kendi kendisine sorma günüdür.

 

2011.11-24

 

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur