DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Somürgeci zincirin halkaları; Talat, Türkeş ve Fetullah



Kurdinfo:12:57 - 16/11/2011

Talat Paşa ile başlayan; Kürtlerin ya imha edilerek ortadan kaldırılması ya da asimile edilerek eritilmesi konsepti Türkeş’le devam ettirildi ve şimdi Fetullahçılarla sonuçlandırılmak isteniyor


Türkiye’nin türkleştirilmesi projesi ittihatçılar tarafından başlatıldı. Osmanlının Balkanlar’dan çekilmesinden sonra Anadolu’ya gelen ittihatçılar ve onların devamı olan Kemalist kadrolar hayallerindeki türk yurdunu göremediler. Çünkü o zamanlar; bugün adına Anadolu denilen topraklarda yaşıyan Türklerin sayısı çok fazla değildi. Kürdistan’da Kürtler, Ege, Karadeniz ve Kilikya bölgesinde hatırı sayılır derecede Rum ve Ermeni nufus yaşamaktaydı.

 

İttihatçı kadrolar Ermenileri katlederek; Rumlarıda mübadele ve asimile etmek suretiyle Anadolu’dan temizlediler. İttihatçıların başlatığı davanın takipçileri olan Kemalistler 1925 , 1928  ve 1938  de Kürtleri seri katliamlardan geçirerek Anadolunun türkleştirilmesi projesinde önemli mevziler kazandılar.

 

Tamamen türkleşen Cumhuriyet; 1950- 1960 lı yıllara geldiğinde; Kürtlerin kolay yutulacak bir bir lokma olmadıklarını gördü. Çünkü Kürtler şiddetle sürdürülen katliam ve asimilasyon politikasına teslim olmamış ve milli varlıklarını sürdürmek konusunda kararlıydılar..

 

Kürtlerin milli uyanışı, Türkiye Cumhuriyetini yeniden harekete geçirerek, Anadolu’nun türkleştirilmesi projesini yeniden güncelleştirmek zorunda bıraktı. Yani 1800 li yılların son çeyreğinde uygulamaya konulan asimilasyon politikası;1960 lı yıllarda yeniden güncelleştirilerek, yeni metod ve yeni kadrolarla uygulamaya konuldu.

 

1960 ta iktidara el koyan askeri cunta, Türk ve Kürt halklarını kontrol altında tutabilmek için görev bölümü yaparak kitleleri bazan sol Kemalist kadrolar, onların yıprandığı zamanlarda sağ tutucu elitler vasıtasıyla denetim altında tutmaya çalıştı. Örneğin  Milli Birlik Komitesinde yer alan Ahmet Yıldız, Suphi Karaman gibi subaylar sol yelpazede yerlerini alırken sadece kağıt üzerine yapılan bir operasyonla Alpaslan Türkeş ve Muzaffer Özdağ gibi cuntacılar da sağ yelpazede görevlendirilmişlerdi.

 

Bu yüzden 1963’te yeniden yapılandırılan Komünizmle Mücadele Derneklerinin bileşimi ve 1969 yılında CKMP (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin) MHP ‘sine dönüştürülmesi ve Alpaslan Türkeş’in siyaset sahnesine girdiği dönemin, toplum bilimcileri tarafından dikkatle incelenmesi gerekir.

 

Alparslan Türkeş’le uygulamaya sokulan ‘’yeni’’ türkçülüğün en önemli sebeplerinden biri Kürdistan’da yeniden şekillenmeye başlayan kürtlük bilincinin sindirilmesi ve Kürdistan’da bir türlü taban bulamayan türkçülüğün yaygınlaştırılmasıydı.

 

1970 ‘li yılların ortalarında devlet ve güvenlik güçlerinin yedeğinde büyüyen Türkeşçilere Elazığ, Malatya, Maraş bölgesininin türkleştirilmesi, pilot bir proje olarak sunuldu.

 

Türkeşçiler; Elazığ’ı sıçrama tahtası olarak kullanarak Maraş ve Malatya gibi Kürt şehirlerinin türkleştirilmesine başladılar. 1978 yılında yapılan Maraş katliamıyla; Maraş şehri Kürtlerden arındırıldı. On binlerce Alevi Kürt aile Maraş’ı terketmek zorunda bırakıldı. Malatya‘daki Kürtler, dizi provakasyonlarla sindirildi. Dikkat ediniz 80 yıl önce Kürt ve Ermenilerin ortak yaşadığı bu şehirlerde; bugün Kürtçe konuşanların oranları oldukça düşüktür. Adını verdiğimiz bu şehirlerde Kürtlerin serbestçe, Kürt gibi dolaşmaları bile risklidir.

 

Tabiiki Elazığ’ın bir sıçrama tahtası olarak seçilmesinin sebebi; 1930 ‘lı yıllarının sonunda Bulgaristan ve Romanya’dan  getirilen Türk nüfusun bu bölgeye yerleştirilmesidir  Bu yöreye yerleştirilen Romanya ve Bulgaristan türkleri; bölgenin türkleştirilmesinde ve Kürtlerin asimile edilmesinde önemli roller üstlendiler.

 

Takvimler 1980 leri gösterdiği zaman; Türkiye Cumhuriyeti; MHP  vasıtasıyla Kürdistan ‘da sürdürülen türkçülük ve asimilasyon politikasının tıkandığı tespit etmişti. Çünkü Kürtler MHP’nin ve Türkeş’in gerçek amacını ortaya çıkararak devletin maskesini düşürmüşlerdi.

 

Kürtlerin diğer şehirlerdeki direnişleri; Türk sömürgecilerini yeni metotları ve elinin altında tuttuğu yeni kadroları oyuna sokmaya yöneltecekti. Kısacası;1980’li yıllara kadar MHP atına binerek ırmağı geçmeğe çalışan Türk sömürgeciliği;1980 den sonra milli görüş olarak organize ettiği MSP atına binmeye hazırlanıyordu.

 

İşte tam bu sıralarda ortaya milli görüşün destekçilerinden biri olan Fetullah Gülen devreye girdi. Şimdi buraya bir nokta koyarak, yeniden 1960 lı yıllara dönelim.

 

Bilirsiniz tarihin babası sayılan Heredot; Mısır; Nil’in hediyesidir diye bir deyim kullanmıştı.Gerçekten de Nil nehri olmasaydı belkide Mısır’dan bahsetmemiz mümkün olmayacaktı. Eğer bizde; Fettulah Gülen, Türkiye’ye 1960 darbecilerinin bir hediyesidir dersek hiç yanılmış olmayız kanısındayım. Çünkü 1960 cuntacıları olmasaydı belki Fetullah Gülen’de bugünkü gibi siyasetin tepesinde olmayacaktı.

 

F. Gülen 1963 yılında; askeri cuntanın sol yelpazesinde yer alan Ahmet Yıldız ve Suphi Karaman’ın (Kemalistlerin) denetiminde olan Halkevlerinin Erzurum şubesinde yöneticilik yapmış daha sonrada MHP’nin ilk kurcularından olan İlhan Darendelioğlu’nun genel başkanlığını yaptığı, Türkiye Komünizmle Mücadele Derneklerinin; Erzurum şubesinin kuruculuğunda bulunmuştur. Bu durum biraz paradoksal görünsede özünde F.Gülen’in işverenlerinin aynı kişiler, yani cuntacı subaylar olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

 

1960 cuntacıları; Saidê Nursî’nin oluşturduğu Nurculuk hareketini yeniden şekillendirmek için Saidê Nursî’nin mezarını belirsiz bir yere taşıdıktan sonra hareketin içinde F.Gülen’in yetkili konuma gelmesini sağladılar. İşte Saidê Nursî’nin eserlerindeki tahriflere de o zaman hızlandırıldı; içinde Kürt ve Kürdistan geçen cümleler; eserlerden ayıklandı. Ya da o eserlerin basılması engellendi.

 

Türkiyede ki siyaste baktığımızda F.Gülen hareketi devlet içinde bir devlet haline geldi. Şimdi  AKP hükümeti ile F.Gülen hareketi arasındaki belirgin çizgilerin ortadan kaldıırıldığını görüyoruz. 

 

Artık Zaman gazetesinde köşe yazarlarının mı birer bakan yoksa  bakanların mı Zaman gazetesinde köşe yazarı olduklarını ayırt edebilmek oldukça zorlaştı. Hele Kürtler konusunda da AKP hükümetiyle F.Gülen hareketinin fikir ve eylemlerinin örtüşmesi, hak ve adalet ihlaleri konusunda ürkütücü sinyaller veriyor.

 

Günümüzde;Türk devleti, Kürt milletine karşı topyekün bir savaş açmıştır. Ancak dikkat ederseniz bu savaşta muharebelerin en yoğun geçtiği alan; Batman; Siirt ve Mardin illeridir. Bu da  1970 lı yıllarda Elazığ, Malatya, Maraş illerinin türkleştirilmesi sürecinin bir benzerinin Batman, Siirt ve Mardin’de uygulamaya konulduğunu gösteriyor.

 

Görünen odurki, Türk sömürgeciliği Batman, Siirt ve Mardin illerinin türkleştirilmesi projesini F.Gülen hareketine ihale etmiştir. F. Gülen hareketi bu illerdeki bir takım anti-kürt gurupları sıçrama tahtası gibi kullanarak bölgeyi; Kürtlerden temizlemeyi amaçlıyor.

 

Geçmişte Türkeş’in yanında yer alan Taha Akyol, Avni Özgürel, Mümtaz Türköne; Şamil Tayyar, Melih Gökçek gibi ağır topların ve binlerce MHP li kadronun hızlı bir biçimde F.Gülen safına geçmeleride, geçmiş oyunlarda baş rolü oynayan aktörlerin yeniden tezgahlanan anti-kürt faaliyetlerde rol aldıklarını gösteriyor. Türkeşçilikten; Fetullahçılığa doğru yapılan bu yatay geçişler, bu iki hareket arasındaki yolun da bir kaç adımdan daha uzun olmadığını gözler önüne seriyor.

 

Bütün bunlar Türk devletinin ittihatçılardan miras aldığı Türkiye’nin türkleştirilmesi ve Kürtlerinde imha edilerek yada eritilerek ortadan kaldırılması projesinin değişmediğini gösteriyor.

 

Kısacası;Talat Paşa ile başlayan; Kürtlerin ya imha edilerek ortadan kaldırılması ya da asimile edilerek eritilmesi konsepti Türkeş’le devam ettirildi ve şimdi Fetullahçılarla sonuçlandırılmak isteniyor.

 

Onun için de AKP ve F. Gülen hareketinden çözüm bekleyen Kürtler bilmelidirki; AKP ve F.Gülen hareketinin kadroları; senaryosu önceden yazılmış bir oyunun baş aktörlerdir. Onlar rolleri icabı sahneye çıkarak bazen Kürtleri ağlatacak, bazende güldüreceklerdir ama Kürt milletinin ihtiyaç duyduğu hak, adalet ve özgürlük gibi taleplerini hiç bir zaman gündeme alıp meşru görmeyeceklerdir..

 

Bu oyundan; kurtulup gerçek kurtuluşa ulaşmanın tek yolu safları sıklaştırarak direnmektir. Türkeş’in foyasın ortaya çıkararak onun ırkçı yüzünü deşifre eden Kürtler; AKP’si ve Fetullahıçıların sömürgeci amaçlarını boşa çıkartmak için de el ele vermelidir.

 

Çünkü Kürtlerin kurtuluşları kendi ellerindedir.

 

16 Kasım 2011

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur