DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

‘Diyarbakir’da binaların yüzde 95’i ruhsatsız, umarız deprem olmaz’’



Kurdinfo:15:22 - 26/10/2011

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Diyarbakır Şube Başkanı Tansel Önal, Van’da meydana gelen deprem felaketini değerlendirdi.


İnşaat Mühendisleri Odası’ndan, Diyarbakır için ürküten açıklama:

 

Bağlar, şehitlik ve huzurevleri

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Diyarbakır Şube Başkanı Tansel Önal, Van’da meydana gelen deprem felaketini Özgür Haber’e değerlendirdi. Çarpıcı açıklamalarda bulunan Önal, Diyarbakır’daki binaların yüzde 95’inin ruhsatsız olduğunu belirterek, deprem felaketinde, Bağlar, Şehitlik ve Huzurevleri’nin büyük bir kısmında çok ciddi hasarların meydana gelebileceğini söyledi

Yapı stoku iyi değil

Diyarbakır’ın yapı stokunun ortaya çıkarılması gerektiğine sürekli vurgu yaptıklarını, ancak bugüne kadar ne yerel yönetimler ne de Hükümet düzeyinde bu uygulamanın yapılmadığını ifade eden İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Tansel Önal, Türkiye’deki yapı stokunun iyi bir durumda olmadığını, Depremlerin sonucunda bunu gösterdiğini belirtti.

 

Vatandaşlara uyarı

Önal, Vatandaşlara da uyarıda bulunarak, “Vatandaşlar, ev alırken, sadece evin içerisindeki müştemilata, evin büyüklüğüne ve kullanılan boya, kapı özeliklerine bakmasınlar. Bunun yanı sıra, inşaat ve iskân ruhsatına baksınlar. Aksi takdirde, işte bir mülk alayım, başımı sokayım anlayışı ile giderlerse, kendilerine binlerce liralık mezarlar almış olurlar” diye konuştu.

 

Arkadaşımız Sait Bayram, Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği İnşaat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Başkanı Tansel Önal ile Van’da meydana gelen deprem felaketini ve Diyarbakır’ın böyle bir felaketle karşı karşıya kalması halinde neler olabileceğini masaya yatırdı. Önal’ın çarpıcı ve önlem alınması gereken tespitleri, yerel yöneticiler ve devlet tarafından mutlaka dikkate alınmalı.

 

Deprem kuşağında bir ülkeyiz

Tansel Önal, Her dönem yine depremlerle birlikte yapıların güvenirliğini tartıştıklarını ifade ederek, “Bu dönemde maalesef ki öyle, Şimdi biz aslında diyoruz ki, yüzde 99 deprem kuşağında olan bir ülkeyiz. Fakat hiç de öyle davranmıyoruz. Bu halk olarak da, hükümet de devlette böyle. Hep böyle can kayıplarından sonra acaba ne yapabiliriz, ne durumdayız gibi tartışıyoruz, sonra tekrar unutuyoruz, eski alışkanlıklarımızı yeniden getiriyoruz. Şimdi Diyarbakır ve bölge ile ilgili geçmişte söylediğimiz şey şu; ‘özellikle 90’lı yıllarda yapılan yapılar, bu depremle test edilmiyor, kendi kendine zaten yıkılıyor. 2003’te, 2007’de yaşadık, bu yıl içinde de yine bir bina yıkıldı, yanındaki bina da hasar gördü. Dışardan baktığımızda albenisi olan binalar” diye konuştu.

 

Apartman kondu yapılar

Diyarbakır’da çok iç açıcı bir durumun söz konusu olmadığına işaret eden Önal, şöyle dedi: “Özellikle 90’lı yıllarda yapılan yapılar, özellikle bu göç dalgası ile kendini bir şekilde bu kente atan insanlara hiçbir mühendislik, mimarlık hizmeti almadan yapılar yapıldı. Şehitlik, Bağlar, huzurevleri yine kısmen bu nitelikteki yapıları içinde barındırıyor. Şimdi Diyarbakır’ın şöyle olumsuz bir özelliği de var. Diğer kentlerde kaçak yapıların çoğu tek veya iki katlı gecekondu yapılar. Diyarbakır’a ise, apartman kondu yapılar var. Öyle bir sıkıntı var. Öyle değerlendirdiğimizde olası bir deprem de çok ciddi sıkıntılar doğuracaktır. Hasarlı binalarda insanları kurtarmayla ilgili ciddi sıkıntılar yaşanır. Çünkü bizim bu bahsettiğimiz şehitlik, bağların bir kısmı, huzurevlerinde, araçlar ambulanslar ulaşamayacaklardır. Ofiste de bu sıkıntı var. Yine birkaç yıl önce bir yangın oldu, yangına bile müdahale edemedik. Olası bir depremde hem yapı güvenliği açısından çok ciddi sıkıntılarımız var hem de müdahale edilmez bir durumdayız. Bu gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor”

 

Yapılar bir bir yıkılarak uyarıyor

Önal, “Hani diyorlar ya, yapılar uyarmıyor. Aslında, yapılar uyarıyor” diyerek, “Her yıl biri yıkılarak bizi uyarıyor. Maalesef vatandaş da bu noktada duyarlı değil, geçmişte hasarlı binalarla ilgili olarak gidip oda olarak rapor tuttuğumuzda dönem dönem bize fiili müdahalelerde oluyordu, ‘evimize karışmayın’ diye. Bu aynı zamanda çaresizliğinde göstergesidir. 2007 yılında Huzurevlerinde bir bina çökmüş, 5 vatandaşımız yaşamını yitirmişti. Orada kurtarma çalışmaları sırasında bir vatandaş yanımıza geldi ve dedi ki; ‘siz niye bizi oradan çıkarttınız’, yaşadığım kısa bir şaşkınlığın ardından, kim olduğunu sorduğumda, ‘ben burada kiracı idim, siz bizi niye çıkarttınız, içinde öleydik’ Aslında bu yaklaşım bilinç olarak da nerede olduğumuz gösteriyor. İyi ki bizi çıkardınız, bu binadan diyeceğine böyle anlamsız bir tepkiyle karşılaşıyoruz. Bir taraftan çaresizlik var” dedi.

 

Bilinç eksikliği var

Toplumda bir bilinç eksikliğinin olduğunu hatırlatan Tansel Önal, “Bir bilinç eksikliğimiz var. En son hasar gören binalarla ilgili biz dönem dönem gittiğimizde, şu veryansınları duyuyorduk; ‘Bina yapılırken, kamu otoritesi nerdeydi!’ Haklılar, ama bu haklılık bir yere kadar geçerli, çünkü can gibi geri dönülmez bir kayıp ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu sadece maddi boyutla olsa bir şekilde insanlar anlaşılacak ama bunun canla ilgili bir karşılığı var. Sakatlanma ile ilgili bir karşılığı var. Dolayısıyla bizim ülke olarak bu bilinci artırmak adına bir şeyler yapmak lazım. Uygulamalarımız, kanunlarda yönetmeliklerde çok büyük açmazlar yok. Bu mevcut kanunlarla da belli şeyler yapılabilir. Düzgün yapılaşma sağlanabilir ama bunlara uymak konusunda ciddi bir sıkıntı var.  Özellikle yapı sektörünün çok ciddi bir şekilde ranta açık olmasından kaynaklı, bu rant baskısını, kentlerde bir türlü aşamıyoruz. Diyarbakır içinde bu böyledir. Tabi 90’lı yıllarda artık rant baskısının başka bir dışa vurumu vardır” şeklinde konuştu.

 

Yapı stokunun açığa çıkarılması gerekiyor

İnşaat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Başkanı Önal, Diyarbakır’daki yapı stokunun açığa çıkarılması gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:

“Hangi binalarımız ruhsatlıdır, değildir. Hangi binalarımız depreme dayanıklıdır, dayanıklı değildir? Bunları tespit etmemiz lazım. Hangi binaları güçlendirmemiz gerektiğini tespit etmemiz lazım. Ve hangi binalarında yıkılması gerektiğini bulmamız gerekiyor. Biz oda olarak, sürekli yerel yönetimlere söylediğimiz; ‘siz bunu yapın, bizde işin içinde olalım’ Fakat ne yerel yönetimler, ne de Valilik bu konuda mir çaba içerisinde değiller. Kısmen İstanbul’da yapı envanteri çalışması var. Bu uygulamaya yanaşılmamasının sebebi de, özellikle yerel yönetimlerin buna yanaşmaları çok mümkün değil, çünkü bu çalışmanın ekonomik karşılığı var. Yani bu yapılacak çalışmaların bir ekonomik karşılığı var. Yerel yönetim ve merkezi hükümetler, bu yüzden yanaşmıyor. Şuan izafi konuşuyoruz, ama öyle bir çalışma yapıldığında işte şu kadar binanın yıkılması gerekiyor, şu kadar binanın onarılması gerekiyor ve şu kadar binanın da güvenliği vardır diye rakamlar çıkacak. Ve bunlarda ister istemez, hükümetler ve yerel yönetimler üzerinde bir baskı oluşturacak. Başbakan’da biliyor, Türkiye’deki yapı stoku iyi bir durumda değil, Depremlerde sonuçta bunu gösteriyor. Bu son depremde biraz daha acaba hükümet işte bunu ne kadar, depremi Amerika’dan 7,3 olarak tespit edebilirken, biz burada 6,6’mı, 7.2 midir? diye tartışıyoruz. Buda ciddi bir veri sıkıntımızın olduğunu, devlet olarak bakış açımızda ciddi bir sıkıntı olduğunu gösteriyor. Biran önce biz bu yapı stoku arşivimizi açığa çıkarmamız gerekiyor”

 

Yapıların yüzde 95’i iskân ruhsatsız’

Oda olarak 2-3 yıl önce bir çalışma yaptıklarını ifade eden Önal, “Belirli bir veri açığımız olmamakla birlikte, Diyarbakır açısından şöyle sıkıntı var. 2-3 yıl önce bir çalışma yaptık. Diyarbakır’daki yapıların yüzde 95’e yakını iskân ruhsatsız. Bu bile bize çok ciddi bir şekilde bize sonucu gösteriyor. İnşaat ruhsatı olanlar var. Özellikle 90’lı yıllarda yapılanların sadece bir evrak olduğunu biliyoruz. Büyük kısmının evrak olduğunu biliyoruz” dedi.

 

Mezarlık almayın, ev alın

Önal, Vatandaşa çağrıda bulunarak, “Ev alırken, sadece evin içerisindeki müştemilata, evin büyüklüğüne ve kullanılan boya, kapı özeliklerine bakmasınlar. Bunun yanı sıra, inşaat ruhsatı, iskan ruhsatı var mı, buna uygun yapılmış mıdır?, Bunu gerekirse belediyelerden teyit etsinler, aksi taktirde, işte bir mülk alayım, başımı sokayım anlayışı ile giderlerse, kendilerine binlerce liralık mezarlar alıyorlar” diye konuştu.

 

Yeni yerleşim alanlarındaki yapılar

Yeni yerleşim alanlarında, verilerle konuşmamakla birlikte büyük oranda projeye uygun yapılar ürettiklerine işaret eden Önal, “Ama orada işçilik sıkıntıları ve beton kalitesi ile ilgili kaygılarımız var. Ama genel olarak iyi bir durumda. Mevcut durumda. Bağlar ve Şehitlik semtinde kıyaslanmazlar. Daha öncesinde proje yoktu. Bir dönem belediyede bulundum, eskiden alınan ruhsatların, ruhsat eklerinde ya bir pafta mimari proje var, ya da hiç yok. Bu kadar kötü bir durumda, maalesef gidip onları zamanında uyardığınızda tepkilerle karşılaşıyorsunuz, anlamlandırabiliyorsunuz ama haklılık payı da yok. Çünkü vatandaşta çaresiz”

 

Deprem, sel öldürmüyor, yapılar öldürüyor

Önal, Sur İlçesi’nde hasarlı bir bina ile ilgili inceleme yaptıklarına değinerek, “Bu binanın artık güçlendirilmemesi gerektiğini, yıkılması gerektiğini bildirdiğimizde hakaretlere maruz kaldık. Fiilli saldırıya uğradık. Dolayısıyla toplum olarak aynayı biraz da kendimize tutmalıyız, biz mühendislerinde eksiklikleri var. Ama sistem bir bütün olarak doğru olmadığı sürece, bir parçayı düzgün tutmanız olayı çözmüyor. En azından bundan sonraki yapılar için bizlerin daha çok çalışması gerekiyor. Daha önceki yapılarla da ilgili durumumuz tespit etmemiz lazım. Şunu herkesin bilmesi lazım, Deprem, sel, öldürmüyor. Yapılar öldürüyor. Yanlış şekilde yapılmış yapılar öldürüyor” diye konuştu.

 

Olası bir felaketi düşünemiyorum

Diyarbakır’ın 2. derecede deprem kuşağında olduğunu vurgulayarak, “Olası bir depremde, Huzurevleri, Bağlar’ın bir kesimi, şehitliğin bir kesimi, bunlarda çok ciddi oranda ve tekil yapıda değil, birçok yapıda çok ciddi hasarlar meydana gelecek. Çünkü yapıların projeleri yok. Mühendislik, mimarlık hizmeti almamışlar ve malzeme ile ilgili çok ciddi sıkıntılar var. Diyarbakır’da Hicret apartmanı gerçeği var. Bu dediğim alanlarda, bir rakam verip, bir şey söylemek istemiyorum ama, bu alanlarda binalar yıkılacak. Bunun içinde mühendis olmaya gerek yok. Ki her yıl bir iki bina kendi kendine yıkılıyor. Umarız böylesi bir felaket yaşanmaz” şeklinde konuştu.

 

Yapı denetim kanunu

Türkiye’de 1999 depreminden sonra bir yapı denetimi kanunu devreye girdiğini anımsatan Önal, şöyle dedi:

“İlk başta pilot il olarak 19 il olarak devreye girdi. Bu yıldan itibaren Türkiye genelinde uygulanıyor. Tabi yapı denetimi kanununun TMMOB olarak olmasını düşündük, fakat gelinen aşamada çok istediğimiz noktada değiliz. Çünkü bu kanun olduğu gibi Avrupa Birliği’nden devşirilen bir kanun, sonrasında tabi sistemin aynısı alınmadı. Sistemde odaları denetim yapar konumunda çıkardılar. Biz mühendislerin mimarların defterini, sicilini tutan odalarız, gerektiğinde yaptırımda bulunan ödüllendiren, belgelendiren. Bu noktada bizi işin içinden attılar, bir bu açmaz var. İkincisi Avrupa’daki örneğinde, yani şimdi siz denetimi devletin elinden alıyorsunuz, özele veriyorsunuz. Bu yapı denetim kanunu ile bu, Yapı denetim kuruluşları marifetiyle bu denetimleri yaptırıyorsunuz. Avrupa’da, devlet yapı denetimlerini mali sorumluluk altına alıyor. Bunu da nasıl yapıyor, sigorta firmaları aracılığıyla yapıyor. Yani her yapı firması, yapıyı sigortalamak durumundadır. Ve bunun sonucunda herhangi bir hasar meydana geldiğinde, ister depreme bağlı olsun, isterse kendiliğinden olsun, hatta kullandığı boyadan, kullanılan malzemelerin belirli garantileri var. Bu garanti süresi içerisinde o sigorta firmaları, eğer iş düzgün yapılmamışsa, onlara yeniden yaptırmak zorunda, dolayısıyla yapı denetim firmaları bir şekilde eğer işlerini doğru yapmazlarsa, bu anlamda da denetlenmiş oluyorlar. Kendi içinde bir oto kontrolü var”

 

Firmalar, para vereni denetliyor

İnşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Önal, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ayrıca, yapı sahibi ve yapı müteahhidi diye iki ayrı tabir var. Bizde yapı sahibi aslında, arsanın sahibi, gider yapı denetim firmasını bulur, ona derki, benim adıma müteahhidin yaptığı imalatları denetle, İşin esprisinde bu vardır. Fakat maalesef bizde yapı sahibi ile yapı müteahhidi karışmış durumda. Dolayısıyla yapı denetim firmaları bir müddet sonra kendine para veren adamı denetler duruma geliyor. Müteahhidi denetler duruma geliyor. Müteahhitte aynı zamanda yapı sahibi oluyor. Kat karşılığı anlaşmalarla ya da farklı nedenlerden dolayı. Müteahhitlik karnesi almasına gerek yok. Yani parası olan herkes bu işi yapar duruma gelmiş. Bu anlamda yapı denetim kanunu Türkiye’de şuan çok iyi işlemiyor.  Mühendislerde, kendilerine para veren adamları denetledikleri için onların istedikleri kadar denetimlemeye başlıyorlar. Bu yanlış, bunun karşısında duruyoruz. Üyelerimize disiplin cezaları ve meslekten men cezaları da veriyoruz. Diyarbakır özeli için demiyorum, Diyarbakır’da daha Ocak ayından itibaren başladı, Türkiye genel için konuşuyoruz. Türkiye’deki pratik, Diyarbakır’daki pratiğe muhtemelen uyacak. Bu noktada ciddi yapı denetim konusunda bir sıkıntımız var”

 

Acıları paylaşıyoruz

Vanlı vatandaşların acılarını paylaştıklarının altını çizen Önal, “Tespitlerde bulunmak, vatandaşlarımızla bir arada bulunmak, acılarını paylaşmak ve dayanışma duygularımızı onlara sunmak için Van’a gideceğiz. Felakette yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz” dedi.

26.10.2011

http://www.diyarbakirozgurhaber.com/haber/2258/8216;Binalarin-yuzde-95i-ruhsatsiz-Umariz-Deprem-olmaz.htm

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur