DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Kürdistan ve demokrasi



Kurdinfo:12:35 - 14/10/2011

Uluslararası düzeyde, Kürdistan kelimesinin “demokrasi” kelimesi ile bugüne dek hiç olmadığı kadar çok yanyana geldiği, Kürtlerin adının demokratik tercih ve kazanımlarla daha fazla anılmaya başladığı günler yaşıyoruz.


Pek bilinmez, dünyanın en eski tren istasyonuna sahiptir Manchester; ayrıca tarihin ilk işçi sendikaları kongresinin toplandığı ve bilimadamlarının atomu ilk kez parçaladıkları yerdir. Bizse, çevre yerleşimleriyle birlikte nüfusu üç milyona dayansa da, ehemmiyeti büyük ölçüde Sanayi Devrimi yıllarında kalmış bu şehri, bugün daha ziyade Premier League’deki iki güçlü takımı vesilesiyle tanıyoruz. Buraların haber radarına pek takılmadı ama bu ıslak İngiliz şehrinde geçen hafta çok ilginç bir toplantı vardı. Hâlihazırda Britanya’da iktidarı elinde tutan Muhafazakâr Parti’nin yıllık kongresi yapıldı. Benim söz edeceğim toplantı ise, kongrenin bir yan etkinliği...

6 ekimdeki konferansın konusu, “Kürdistan’da demokratik ilerleme.” Toplantıyı yöneten kişi, İngiliz muhafazakârlığının ağır toplarından biri: Parlamento üyesi Nicholas Soames. Tabii onu, Major hükümetinin Savunma Bakanı ya da sadece “Winston Churchill’in torunu” olarak da tanıtabilirim. Soames, toplantının başında çerçeveyi “Kürdistan’ın demokratik deneyiminin Arap Baharı için oluşturduğu emsal” diye çizmiş. Ardından, yapılan konuşmaları internette okudum, doğrusu çok da ilginç buldum. Birkaç satırbaşı aktarmak istiyorum.

Muhafazakâr siyasetçi ve Britanya Parlamentosu Kürdistan Grubu Başkanvekili Robert Halfon, Irak Kürdistanı’nın artık sadece düzenli seçim yapan bir bölge olmanın ötesine geçtiğini anlatıp, “hukuk düzeni, mülkiyet hakları, özgür basın, eğitim hakkı, dinsel hoşgörü” alanlarında önemli ilerleme sağlandığını söylemiş. Britanya Parlamentosu’nun bir başka Muhafazakâr üyesi Kürt kökenli Nadhim Zahawi ise, “Kürdistan’da son seçimlerde muhalif partilerin yarışmasını ve önemli temsil oranlarına ulaşmalarını” övüyor. Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti’nin Britanya Temsilcisi Sami Abdul Rahman konuyu Arap Baharı’na getirip şöyle diyor: “Arap sokağının Irak Savaşı’na karşı muhalefetine rağmen, Kürdistan ve Irak’ın geri kalanı Arap Baharı sürecinde etkili oluyor. Irak, 2003’teki kurtuluşundan sonra birçok seçim ve bir referandum yaptı. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Mısır, Libya ve Tunus’un ‘geçici hükümet düzeni’ ve anayasa konusunda Irak’tan tavsiye istediklerini açıkladı.”

Financial Times Uluslararası İşler Editörü David Garner da, Kürdistan’da “azınlıklar” meselesinin nispeten iyi durumuna değindikten sonra, “Arap uyanışının başarısını test edecek şeylerden biri, ülkelerin kendi azınlıklarına nasıl davranacağıdır. Bu sınav, Türkiye için de geçerli” diye noktayı gayet doğru bir yere koymuş.

Bunları niye anlatıyorum?

Çünkü gerek Türkiye’nin, gerekse PKK’nın Irak Kürdistanı’nın aynasında kendisine şöyle bir bakması gerekiyor bence.

Ankara’nın önünde şimdi Kürtlerine “eşit vatandaş” olduklarını hissettirecek bir anayasa yapma fırsatı var; bunu “eğitim” ve “yerinden yönetim” haklarıyla destekleyerek, Kürt meselesinin demokratik çözümü yönünde çok büyük bir adım atmamız mümkün. PKK’ya, silah bırakması karşılığında siyaset hakkı tanıyarak, bu topraklarda “barışı” hayal olmaktan çıkarmak, “illâ ki savaş” diyenlerin gücünü büyük ölçüde kırmak da mümkün.

Türkiye’de gerçek bir demokrasi isteyen herkesin, AKP hükümetinin bu fırsatı tepmemesi için mücadele etmesi gerektiğine inanıyorum.

Ama PKK’nın da, kendini seyre dalmayı pek sevdiği dev aynasından gözünü ayırması, “Güney”de ve “Küçük Güney”de, yani Irak Kürdistanı ile Suriye’de yaşananların aynasında nasıl göründüğüne şöyle bir bakması gerekiyor belki.

Uluslararası düzeyde, Kürdistan kelimesinin “demokrasi” kelimesi ile bugüne dek hiç olmadığı kadar çok yanyana geldiği, Kürtlerin adının demokratik tercih ve kazanımlarla daha fazla anılmaya başladığı günler yaşıyoruz. Kürtler için “ayna” böyle bir ayna artık.

Şimdi bağımsız Kürt vekiller için de büyük bir fırsat var. Meclis’teki varlıklarını etkin demokratik mücadele için kullanarak, Türkiye’nin yeni anayasasına gerektiği gibi katkı yaparak, barışın önünü açan bir rol üstlenerek, bu aynada arz-ı endam edebilirler.

Ben, bir yandan da, PKK’nın –Suriyeli militanların anahtar konumlarda bulunmasının da etkisiyle– çizdiği Baasçı profilin, demokratikleşen bir Türkiye’de giderek daha abes görünmeye başladığını, Türkiye Kürtlerinin büyük bölümünün dağdaki gerillaya sahip çıksalar dahi, böyle dar bir siyasi zihniyete sahip çıkmakta artık epey zorlandıklarını örgütün de algılamasını diliyorum.

Arap Baharı’nı okuma biçimi, özellikle de Suriye’deki isyana yaklaşımı, bölgeye ve dünyaya PKK’nın “değişim karşıtı” bir örgüt olduğu ve “demokrasi” gibi bir derdi olmadığı mesajını taşıdı. Meşaal Temo suikastı, bu açıdan çok önemli bir kırılma noktası oldu. Suriyeli Kürt muhalif liderin öldürülmesi PKK’yı o kadar sıkıştırdı ki, ANF birbiri ardından “komplo teorileri” yayınlayıp, internette perendeler atıyor adeta. Suriye’nin Esad karşıtı Kürtlerine karşı “Baasçı” çizgiyi koruyan PKK, Suriye’deki demokratikleşme talebini ve karşısına çıkarılan devlet şiddetini görmezden gelebildiği gibi, işi Temo’yu “hain” ilan etmeye kadar vardırdı.

Peki, bu esnada, Irak Kürtleri ne yaptılar dersiniz?

Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı Barham Salih, hemen Temo’nun oğlu, genç hukukçu Faris’le buluştu. Faris, babasını Suriye devletinin öldürdüğünü bildiklerini ve Kürtlerin, Baas karşıtı mücadelenin daha da etkin bir parçası olması için bizzat çalışacağını söyledi. Salih ise genç Temo’yu şöyle cevapladı:

“Baban, Kürtlerin özgürlüklerine kavuşma ve başka halklarla barış içinde birarada yaşama mücadelesinin simgelerinden biriydi.”

Abdullah Öcalan’ın PKK’yı sivilleri hedef almaması konusunda uyardığını bugün Kurtuluş Tayiz’in köşesinde okuyacaksınız. Dilerim, kardeşinden sonra avukatları da Apo’yla görüşebilirler. Keşke içlerinden biri, Öcalan’a “Temo’nun öldürülmesi” konusunda ne düşündüğünü sorsa… Öcalan’ın, Hafız Esad’a belli bir “gönül borcu” vardır elbet, ama cezaevi yıllarında ciddi bir zihniyet dönüşümü geçirdiğini kendisinin birçok mesajından olduğu gibi, bizzat MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın tanıklığından da biliyoruz.

Acaba Apo, Baas zihniyeti hakkında bugün ne düşünüyor? Gerçekten merak ediyorum.

ycongar@mac.com



( Yasemin Çongar ) -
14.10.2011

 

http://www.taraf.com.tr

 




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur