DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

Nurullah Timur: Ortadoğu, Kürtler ve Türkiye´de yeni Anayasa



Kurdinfo:20:55 - 28/9/2011

Valilerin secimle veya bölge parlamentosunun onayını alarak atanmaları merezi hükümetle olan ilişkileri dahada güçlendirecektir


Nurullah Timur

                                      

17-18 Tarihlerinde Diyarbakır`da gerçekleşen Türkiye`de Kurdistan Konferansına sunulan tebliğdir

             

 

 

Soğuk savaşın bitimi ve tek kutuplu bir dünyanın başlaması ile birlikte balkanlar karıştı doğu bloku ülkelerinin bazıları kendi devletlerini kurarken  baziları da iradelerini birlikte yaşama üzerine kurdular. Balkanlarda bazı sınırlar değişti, yeni devletler ortaya çıktı. Bazıları kendilerini yeniden yorumlayarak Avrupa birliği Çatısı altında yer aldı. Bu değişimlerin bazıları kanlı bazıları kansız gerçekleşti. Ama sonuçta Balkanlarda ve Rusyada bazı sınırların  değişmesi ile sonuclandı.

                             

Sonra 11 eylül  olayı gerçekleşti. Olay İslami bir örgüt tarafından gerçekleştirilmişti. Bu örgütün Ortadoğu destekli olduğu kanısına varıldı. Daha sonra gözler ıraka çevrildi. Saddam kaybetti. Sonu idamla geldi.

                                

Irak, ABD savaşında Kürtler konjöktörü iyi değerlendirerek on yıllardır süren özgürlük mücadelesini kazandılar. Artık kurulumunda kendi iradelerininde olduğu yeni ırak devleti çatısı altında yer aldılar. Yıllardır Kürdistani ve birden fazla, değişik siyasi partilerin, catısı altında, siyasal mücadele yürüten güney Kürdistanlılar bu defa bölgesel parlementolarında, siyaset üretip, bölgelerini yönetmeye başladılar. Hem de güney Kürdistan da yaşayan bütün halkalarla birlikte.

                                  

On yıllar önce, kendi iradesi dışında, toprakları bölünen Kürtler, 19.yy da, parçalanmaya başlayan Osmanlıdan ayrılan 29 devlet ten biri olamayışının bedelini çok ağır ödedi. Dört ayrı ülkenin sınırlarında kimliksiz, hatta vatandaşlık statüsü bile olmadan yaşadılar. Zaman zaman buna direndiler büyük bedeller ödediler. Kimyasal silahlarla jenoside uğradılar. Olanak verildiğinde siyaseti, verilmediğinde şiddeti örgütleyerek direnmeye çalıştılar. Ancak ilk devletlerini iran da mahabatı kurarak gerçekleştirdiler. Ömrü çok kısa sürdü yaşatamadılar ve yıkılan Mahabatın askeri sorumlusu Barzani nin önderliğinde İran dan Sovyetlere uzun yürüyüşlerini gerçekleştirdiler. Daha sonra Irak a yeniden döndüler.  Irak tan, İran da ki ilk devletlerini korumaya gidenler, yıkılıştan sonra  ırak ta, yine zulüm dolu yaşamlarına başladılar.

                                    

Dünyada hiçbir ülkenin sınırları aynı dini ve aynı dili konuşanlardan oluşmamıştı, 1789 fransız ihtilalinin anlamlı iki sloganı olan ÖZGÜRLÜK ve EŞİTLİK bütün dünya halklarını etkilemişti bu değerler eşliğinde dünya yeniden dizayn ediliyordu daha eski cağların doğmatik anlayışı olan ‘’ben güzelim, bana gel, benim gibi ol’’ anlayışı terk edilerek farklılıkların bir arada yaşamasına olanak tanınıyordu. Her ülkenin sınırları içerisinde farklı diller farklı dinler vardı..ama bazı ülkeler bunu zenginlik kabül edip, farklıların, farklılıklarını yaşamalarına olanak tanırken, cağı yorumlayamayan bazı ülkelerde farklıları kendileri gibi olmaya zorluyordu farklıları zorla asimile etmeye kalkışmışlardı. Ne yazık ki Kürtler, bu cağı doğru yorumlamayan 4 ülke tarafından zoraki asimilasyona tabi tutulmuşlardır. Hatta zaman zaman eğemen  bu dört ülke aralarında ortak birlikler kurarak, zoru bile ortak örgütlemişlerdi..Aradan bunca zaman geçmesine rağmen bu 4 ülkenin hala özgürleşemediğini ve bu proplemlerle boğuştuğuna tanık oluyoruz.

 

                                       

Şimdi petrol diyarı orta doğuda ‘’arab baharı’’ yaşanıyor Iraktan sonra mısır. Libya, Ürdün, Suriye, gibi ülkelerde halklar ayaklanıyor. ’’Demokrasi ve özgürlük ‘’ talep ediyor. Mısır lideri yargılanıyor.eski yönetim düştü ama yerine henüz özgürlük ve demokrasi gelmedi. Diğerlerine de özgürlük ve demokrasi gelecek mi? Zaman gösterecek ama gerçek olan bir şey var ki balkanlarda ve Rusya da müsaade edilen sınır değişimlerine Ortadoğu da izin verilmiyor. Yani Orta doğuda sınırlar yeniden Çizilmiyor. Orta doğu halklarının böyle bir iradesi  ve talebi yok. Sadece İsrail, Filistin sınırının belirlenmesi yönünde bir talep gerçekleşebilir. Çünkü; Filistin halkının yıllardır süren mücadelesi ve siyasi örgütlülüğü ve bu yönde iradesi var. .

                                       

                                                             

Mısır, Libya ve Suriye de  muhalefetin halkların taleplerini formüle ederek iktidara taşıyabilecekmi? yoksa toplumsal muhalefetin oluşmasına katkı koyan Fransız, İngiliz, ABD  güçlerinin istediği kadar mı demokrasi gelecek  bunu zaman gösterecek.                               

                                    

Kısaca değinmeye çalıştığım Ortadoğu da bu gelişmeler olurken, ortadoğunun kadim halklarından olan Kürtlerin, Ortadoğuda ve dört ayrı devletin sınırları içerisinde yaşarken, hukuki statü kazanmak için, nasıl bir mücadele verdiklerini çok kaba başlıklarla, değişik kaynaklara dayanarak, değinmeye çalışacağım.  

                                                                               

Suriye deki kürt ulusal bilinci 1928 yılında Suriye kurucu meclisine bir dilekçe vererek

1) diğer dillerin yanı sıra kürt dilinin resmi kullanımını 2) üç kürt bölgesinde eğitimde kullanılmasını 3) bölgeye kürt hükümet yönetiçilerinin atanmsını talep etti. Kabül edilmedi

                                

Suriye 1946 yılında Fransızların çekilmesi ile birlikte bağimsız kalabildi. Arap milliyetci bir yönetim tarafından idare edilmeye başlandı 1949 lu yıllarda çok fazla askeri darbelerin etkisinde kaldı.

                                                                      

1957 yılında Suriye Kürdistan Demokratik partisi gizli ve illegal olarak  kuruldu daha sonra kurulan kürt partileri genelikle bu partiden ayrılan siyasi partilerden oluştu. 1963 yılında Suriye Baas partisinin iktidara gelmesi ile birlikte Kürtler etnik olarak dışlandı. 1973 yılında 15 km genişliğinde 373 km boyunca kürt köyleri boşaltıldı ve o bölgeye araplar ırak sınırı boyunca yerleştirildi. Suriye de de kürt dili resmi kabul görmemekte, kürt dili eğitimde kullanılmamakta kürtce yer ve bölge isimleri Araplaştırılmakta Suriyeliler cocuklarına kürtce isim koyamamaktadırlar. Suriye de yaşayan Kürtlerin büyük coğunluğu sunni cok az bir kısmıda ezididir. Kürtler kendi adlarına siyaset yapamamakta  iken ancak  SKP (Suriye komünist partısi) içinde bir kısım Kürtler siyasi yaşamlarını sürdürebildiler. 1990 yılından sonra 3 kürt lider Suriye parlementosuna girebildi. 

 

Suriye de Kürtler, siyasi  örgütlülüklerinin toplumsal destekleri oranında, irade koyabileceklerdir. Suriye halkı ile birlikte hareket ederek örgütlü bir şekilde masada mutlaka yer almalıdır. Yeni taleplerini formüle ederek, ırakta olduğu gibi yeni Suriye nin kuruluşuna  iradesini koyabilmelidir. Elbetteki asıl amac siyasi örgütlülüklerini siyasi  bağımsızlıklarını kurmak ve korumak olmalıdır. Kürtlerin siyasi örgütlenmelerini gereksizleştirecek  girişimlere karşı uyanık olunmalı. Bunları başarmak siyasi deneyim ve birikim gerektirir. Deneyim ve birikim de siyası örgütlenmeyle gerçekleşir. Suriye de Araplardan bağımsız kendi siyasi örgütlülüğünü pekiştiremezse yeni Suriye de iradesini koyamaz. Başka iradelerin peşinden sürüklenir. Kendi örgütü ile ittifak aramalıdır. Masaya eşit koşullarda oturmak elini güçlendirir. Kürter Suriyede kendi kaderlerini belirleme hakkına sahip olabileceklermidir? Bunu zaman gösterecektir.

                                                     

 ‘’Arap baharının’’ Suriye macerasının nasıl sonuçlanacağı henüz belli değildir. hala yer yer katliamlar devam etmektedir. Uluslararası baskılar nasıl bir sonuç verecektir, nasıl bir dönüşüm yaşanacaktır şimdiden kestirmek zor. Ama artık oradada eski  yöntemlerle toplumun yönetilemeyeceği açık olarak görülmektedir. Başar Esad ın çok kan dökülmeden ikna edilmesi Suriye halklarının yararına olacaktır.

 

İrandaki gelişmele İngilizler ve Sovyetler 1941 yılında Almanya yanlısı şahı devirmek için batı İran a girdiler 1942 yılında Kürtler bağımsız bır kürt devleti kurmak için  Komala adlı örgütü kurarak,1945 yılında örgütün başına Qazi Muhammed getirdiler. Aradan çok gecmeden 1945 kasımında  Qazi Muhammed ve arkadaşları tarafından (KDPİ) kuruldu ve taleplerini açıkladılar. 1)İran devleti içinde kürtlere özerklik verilmesi, 2)eğitimde ve idari işlerde kürt dilinin kullanılması, 3)devlet işleri ve sosyal sorunları denetleyecek Kürdistan eyalet meclisinin kurulması, 4)tüm devlet görevlilerinin bu yerellik kökenli olması, 5)azerbeycan halkıyla birlik ve beraberlik. 5)köylü ve eşraf için aynı yasaların uygulanması

 

                             

Yine 1945 yılında molla Mustafa peşmergeleri ile birlikte irana geçti. 22  Ocak 1946 da Qazi Muhammed başkanlığında Mahabatta bir Kürt cumhuriyetinin kurulduğu açıklandı Sovyetler in çekilmesinin ardından, 1947nin 31 martında Qazi Muhammed, kardeşi ve kuzeni ile birlikte kentin meydanında idam edildilerve molla Mustafa  peşmergeleri bilikte tarihi uzun yürüyüşünü gerçekleştirerek 15 haziran da Sovyetler birliğine sığındı.

 

                                  

Uzun bir süre mahabat kürt güçleri ile hükümet güçleri arasında gidip geldi 1979 martında kürt ler İslam cumhuriyetini tanıyarak 8 maddelik kürt bölgesinin özerkliğini içeren taleplerini sundular. Kabül edilmedi  iran yönetimi yeni bir tekif getirdi buna kürt ler yeni bir 8 maddelik teklifle cevap verdi teklifte 1) Kürtlerin özerkliği resmen tanınmalı ve anayasada yer almalı. 2) kürt bölgsi ilamdan azerbaycana kadar uzatılmalı 3)Kürdistan ulusal meclisi gizli oyla özgürce secilmeli 4)okoullarda ve resmi yazışmalarda Kürtçe birinci dil olmalı 5)ulusal bütçenin bir kısmı Kürditana ayırılmalı 6)merkezi hükümete kürt temsilciler atanmalı 7)dış politika ulusal savunma ekonomik planlama merkezi hükümetin sorumluluğunda olmalı 8)tüm iran toplantı,konuşma ve dini pratik konularnda temel demokratik haklardan yararlanmalı

                               

Anayasada yer almayınca daha sonra yapılan anayasa referandumunu boykot ettiler daha sonra hükümet Kürtlere yerel yönetim planı ve kültürel özerklik teklif etti. Teklifte 1)ulusal savunma, dış ilişkiler, para sistemi ve uzun vadelı planlama, büyük sanayi kuruluşları, telekomünasyon, tren yolları, büyük karayolları dışındaki konularda yerel halkı bir eyalet meclisi yönetmeli 2)üst düzey atamalar vali yerel polis ve jandarma komutanı atamaları merkezi hükümet tarafından eyalet meclisinin tavsiyesi ile atanabaktır 3)özerk bir yargı sistemi işletilecek ancak bu islamcumhurriyeti yüksek mahkemesine tabii olacaktır. 4)düzenin korunması konusunda yerel sorumluluk verilecektir. 5)eyalet meclisinin yasama yetkileri geleneksel kişi, aile ve din hukuku ile sınırlı olacaktır. 6)coğunluğun dini resmi din sayılacaktır. 7)bütçeye  hükümet tarafından iki tür ekleme yapılacaktır. Merkezi hükümetten alınan subvasyon ve yerel vergi ve harclar. 8)geri kalmış bölgelere ekstra finansman sunulacaktır 9)tüm siyasi, dini, kültüreletkinlikler konusundaifade ve örgütlenme özgürlüğü 10)kürtce, beluci dili, Azerice, Ermenice, Süryanice, İbranice arapca ve türkçeöğrenme özgürlüğü okullarda farscanın yanında önemli diller öğretilecektir. 11)yönetsel amacla kullanilacak yerel dil  merkezi hükümetle ilişkilerde kullanılmayacaktır. 12)her eyaletin kendi üniversitesi radyosu ve televizyon hizmetleri olacaktır. 13)eyalet meclisi ordunun ve jandarmanın büyüklüğünü nüfüsa oranla belirleyecektir..Ancak bu öneriler gerçekleşmedi

 o günden bugüne kadar Kürtlerle sii yönetim arasında sayısız catışmalar yaşandı,Kürtler sunni ler olarak ta iran dan özerklik elde edemediler .çünkü hümeyniciler sunileri şii bilim adamları ile rehabilite etmeyi  düşünüyorlardı.

                                          

Irakla ilgili gelişmeleri yazmaya gerek yok orada kürtler kendi iradeleri ile kendilerini yönetmeye başladılar dileğimiz bu ıradenin kalıcı olmasıdır.

                                         

Görüldüğü gibi Kürtlerin yasal bir statüye kavuşmaları mücadelesi Türkiye de de devam etmektedir. AKP nin son seçimlere yeni bir anayasa şiarı ile girmesi ve %50 oy alarak genel kabül görmesi ayrıca halkın onayını alması  daha sonra Erdoğan ın meclis başkanına yeni anyasanın startını vermesi ile sürec başlamıştır. Secmen oylarının %95 i mecliste temsil edilmektedir. CHP, MHP, BDP de seçmenlerinden yeni bir anayasanın oluşması için onay almışlardır. Meclis başkanı yeni yasama dönemi ile birlikte yeni anayasa çalışmalarına başlayacagını deklare etmiştir.

                                              

Asıl sorun  BDP nin meclis çalışmalarına katılmamasıdır. Bu sorunun meclis başkanı ve cumhurbaşkanı nın girişimi ile çözülmesi tüm kamu oyu tarafından beklenmektedir. Tutuklu millet vekillerinin meclise gelmesi için gerekli yasal değişikliklerin yapılacağı girişimi başlatılarak tüm seçilmiş milletvekillerinin katılımı ve katkıları ile anayasa çalışmaları başlatılmalıdır. Yasamaya seçilmişlerin elinden, anayasa çalışmalarına katılma yetkisi alınmamalıdır. Hukukun karşısına yasa çıkartılmamalıdır. Hukukla yasa celiştiğinde  yasalar ın hukuka göre düzenlenmesi kuraldır. Hukuk stabil değildir. Hukuk evrenseldir. kendi iç hukukumuzu, imzaladığımız uluslararası sözleşmelere göre düzenlemekte cekince gösterebilirmiyiz. Dahası anayasayı değiştirmedeki amacımız hukuksal normlar karşısındaki yetersizliği değimlidir? Anayasayı değiştirmeye kalkışan meclis secilmişlerin önüne yasal engelleri koyabilirmi?seçilmişlerin milletvekiliğini yargıclar değil meclisler engelleyebilir. Bu sorun Cumhurbaşkanı ve meclis başkanının girişimi ile çözülebilir. BDP gurubuda seçmenlerinin kendilerine yüklediği yasama görevinden kaçabilirmi? Yoksa seçimlere katılmalarının önemi kalırmı? seçimlere katılmamanın siyasette bir anlamı vardır. Ama seçildikten sonra parlamentoya gitmemenin ne anlamı olur? Seçilmişleri yargı ile engellemek ne kadar yanlışsa, seçildikten sonra parlamentoya gitmemekte  o kadar yanlış değimlidir?

 

Yeni anayasadan beklentiler çok, askeri anayasalara alışmış toplumu ilk defa sivil bir anayasa heyecanı sardı  toplumun bütün kesimlerinde taleplerini anayasa yapıcılara iletmek üzere çalışmalar başladı. Neler olmalı yeni anayasada ;                                                                                           

                                                                  

Yeni anayasa , evrensel hukuk kurallarına, uyumlu bir hale getirilmeli evrensel hukukun birikimleri ışığı altında, Türkiye koşullarında, Türkiyenin gereksinimlerine göre yeniden yorumlanarak, cağdaş, gelişmelere acık, evrensel hukuktaki gelişmelere karşı  stabil olmayan, yeni bir anayasa nın yapılması Türkiyede yaşanan proplemlerin çözümünüde birlikte getirecektir. Önümüzde bunca yerel ve uluslar arası deneyim varken, çözümün kendisi proplem olmamalı. 82 anayasasından alınan 30 yıllık dersler ve o anayasanın yarattığı proplemler mutlaka ortadan kaldırılmalıdır.

 

                                      

Eşitler arası ilişki evrensel normlara göre yeniden düzenlenmeli kişilerin biribirleri arasındaki ilişki tamamen eşit olmalı hiçbir kişinin diğerinden yasalar karşısında farkı olmamalıdır. Toplum içindeki farklılıklar zenginlik kabül edilerek eşitlenmeli hiçbir dinin, hiçbir dilin, hiçbir cinsin, hiçbir ırkın, hiçbir sınıfın hiçbir sosyal kökenin biribirine üstünlüğüne yol acacak düzenlemeler yapılmamalıdır. Kimse kimseyi kendisi gibi olmaya zorlamamalıdır. Herkes herkesi farklılıkları ile birlikte kabül etmelidir. Tamamen eşitler arası ilişkiler yasal olarak tesis edilmelidir.

                                                                                   

Eşitlik kavramı günümüzde özgürlükler ile birlikte ele alınmaktadır. Kişisel hak ve özgürlükler, insan hakları evrensel bildirgesi ile birlikte daha  bir anlam kazanmıştır.  Birleşmiş milletlere üye, tüm devletleri, bağlayıcı, özgürlükler manzumesi olarak, toplumsal yaşamın gelişmelerini 10 aralık 1948 den beri  yaşayarak gelişerek tüm insanlığın ortak değerleri olmaya devam etmektedir. Bu bildigenin bütün maddeleri burada tanımlanan bütün özgürlükler yeni anayasada yer almalıdır.

 

 Siyasal olarakta siyasal partilerin kapatılmasına son verilmeli düşünçe özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalıdır. Türkiye de çok eski bir gelenek olan siyasi parti kapatma davaları ilk başlarda muhafazakar ve sol içerikli partileri kapsarken, son zamanlarda sadece kürt siyasal partilerine uygulanmaktadır. Kürtlerin kendi adlarına siyaset yapmaları ve düşüncelerini açıklamalarının önündeki yasal engeller kaldırılmalıdır. Kürt siyasi partilerini gereksizleştirecek girişimlerden vaz gecilmelidir. Yeni anayasada buna olanak tanınmalıdır.

                                  

Secim barajı kaldırılarak vatandaşın siyasi iradesinin önüne engel konulmamalıdır siyasi partilerin eşit olarak yarışa katılımı sağlanmalıdır.Bütün siyasi partilerin tolumdaki gücü oranında parlamento da  temsilini sağlayacak secim sistemi oluşturulmalıdır.

                                    

Devletin merkezi örgütlenme bicimi yerel proplemlerin ivedilikle cözülmesinin önünde engel teşkil etmektedir. Merkeziyetci sistemden, ademi merkezyetci sistem doğru evrilerek, yerinden yönetim anlayışının yeni anayasada tesis edilmesi gerekmektedir. özellikle Kürtlerin yaşadığı illerde fedaratif veya ademi merkezi yönetimlerin zorunluluğu kendini dayatmıştır. Bölgeler arası dengesizlik, kültürel farklılıklar kürtlerin artık kendi kendilerini yönetme talepleri, buna karşı devletin baskıcı tavrı bölgede yaşanan anarşinin de kaynağıdır. Buna karar verdikten sonra, eğitim, sağlık, istihdam  gibi konular yeni devlet organizasyonuna göre yeniden dizayn edilmelidir. Örneğin bölgede marka kent olmaya aday bir çok il, yeterli kaynak ayrılmadığından değişimi yakalayamamaktadır. Potansiyelini ortaya çıkaramamaktadır. Sermayenin güvencesi olmadığından sanayi yatırımları bölgeye çekilememektedir. Diyerbakır kent merkezinde ulaşım sorunundan dolayı önümüzdeki yıllarda                                                                                                                              arac  kullanmak imkansızlaşacaktır. Artık eski devlet orgnizasyonları yerini yerinden yönetim anlayışına hızla terk etmelidir.

 

                                       

Bayrak ve resmi dil, eşit yurtaşlık gecerli olmakla birlikte yeni yaratılacak özerk birimler kendi renkleri ve sembolleri ile birlikte kendi yönetimlerini oluşturmasında ne sakınca olabilir?

 

                                      

Kürtlerin kendi bölgesel parlamentolarının olması  parlamentonun bölgenin proplemleri ile uğraşması proplemlerini yerinden cözmesinin ülke geneline katkısı daha büyük olacaktır. Daha hızlı hareket edilecektir. Yerelde kendi dillerini kullanırken merkezi devletle yazışmalarda resmi dilin kullanılması işleri dahada kolaylaştıracaktır.

                                    

Valilerin secimle veya bölge parlamentosunun onayını alarak atanmaları merezi hükümetle olan ilişkileri dahada güçlendirecektir. Sorunların çözümünü hızlandıracak bölgenin Ortadoğu ülkeleri için önemli bir cekim merkezi olmasınsda beraberinde getirecektir.

                                  

Köyleri evleri ormanları yakılan yada boşaltılan köylülerin, dönüşleri yasal güvenceye alınarak kendi mekanlarına dönüşünün sağlanması öldürülen hayvanlarına karşılık tazminat ödenmesi on yıllardır süren savaşın yaralarının sarılmasında önemli bir adım olacaktır.

                                                           

Toplu mezarların ve faili mechullerin ortaya cıkarılması ve sucluların yargılanması on yıllrdır süren savaş sonucu oluşan güvensizlikleri ortadan kaldıracak  ve hakikat komisyonu aracılığın ile de  onemli bir toplusal yüzleşme yaşanacaktır.

                                      

Bölgede mayınların temizlenerek bu alanların tarıma kazandırılmasının bölge nin tarımsal potansiyelini geliştirecektir.

                                 

İsteyenin istediği dilde yayın yapması serbest olmalı yazılı basın ve görsel basın her dilde yayın yapabilmelidir. Devletin her dilde televizyon cabası devam etmeli buna ek olarakta her dilde ulusal radyo kanalları acmalı türkiyede kaybolmakta olan dillere destek olmalı ve bugüne kadar yok saydığı dilleri yaşatma mücadelesi vermeli. Farklı dilleri konuşan vatandaşları ile barışmalı. Benim gibi konuş dayatmasından vazgecmelı bunu yeni anayasada  güvence altına almalı. Basın yasası uluslararası sözleşmelere uyumlu hale getirilmelidir.

 

Yargı kararı olmadan haberleşme özgürlüğü kısıtlanmamalıdır. Kişinin özel yaşamı korunmalıdır.

 

Zorunlu askerlik uygulaması sonlandırılmalı vicdani red hakkı tanınmalıdır.

 

Kadına yönelik ayırımcılık yasaklanmalı,kadınların çalışma yaşamına katılabilmesi ve calişma yaşamının süreliliği için gerekli önlemler alınmalı

 

Sağlık hakkı deyimi sadece hastalanınca tedavi hizmeti alma hakkını değil daha geniş kapsamlı devlet tarafından talebi olan herkese ücretsiz sağlık hizmetinin verilmesi gerekir. Talebi olan herkese eşit, ulaşılabilir, elde edilebilir, ve sağlığı koruyucu, geliştirici, iyileştirici, rehabilite edici özellikleri olan bir sağlık sisteminin varlığı anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

 

Talep eden herkes için her düzeyde parasız, eşit ve eğitim olanakları sağlamalı

 

Sağlıklı ve yaşanabilir kentler yaratılması için yasal her türlü önlem alınmalı ve talebi olan herkesin barınma, sorunu devletçe, çözülmelidir.

 

Havanın suyun toprağın kirlenmesinin önüne geçilmeli bu konu anayasada yer almalı mutlaka devlet ve özel sektör yatırımları ve işletmelerinde,yerel yönetim mevzuatlarında  sürdürülebilir sağlıklı bir cevre politikası izlenmesi esas alınmalıdır.

 

İklim değişiklilernin durdurulması için alınan uluslar arası tedbir olan kyoto protokolünün  gereklerini yapılması ve izlenmesi yasal zorunluluk haline getirilmelidir.

 

Nurullah Timur

                                      

17-18 Tarihlerinde Diyarbakır`da gerçekleşen Türkiye`de Kurdistan Konferansına sunulan tebliğdir

 

 

 

ANAYASA SÜRECİNDE KÜRTLERİN BİRLİĞİ                              

 

Kürtlerin birliği kürt halkının onayı ile mümkündür. Bu güne kadar kürt halkının onay verdiği politikaları iyi analiz edersek ,nasıl bir birliğin taban bulacağını, kitleselleşeceğinide görebiliriz. Kitlelerin onaylamayacağı birliklerin başarıya ulaşma şansları yoktur.

                                                          

Türkiye Kürtlerinin bilinen ilk birliği 1920 li yıllardaki kürt tali cemiyetidir.bu cemiyet içerisindeki aydınlar sunni ve alevi Kürtleri bir araya getirmek için uğraş vermişlerdir.Daha sonra 1921 de  azadi. Kuruluyor.daha sonra kheybun1927 de kuruluyor.bu örgütler farkı mezhepleri ve aşiretleri bir araya getirmeye çalışıyorlar.zaman zaman başarılı olabildikleri gibi nihai hedeflerine varamadıklarını gözlemliyoruz.

 

 

Daha sonra tek partili dönem başlıyor.1927 den 65 e kadar gecen süre içerisinde kürt ağa ve şeyhleri ,aydınları  DP de daha sonra AP de ve CHP de siyaset yapabiliyorlardı. Ancak 65 yılına gelindiğinde TKDP faik bucak ve sait elci tarafından kuruluyor.ve o dönem yapılan doğu mitinglerinde hayli etkin olduğu görülüyor.Ama ne yazık ki bu iki yakın arkadaş  katlediliyor.

 

 

Artık Kürtlerin kendi adlarına legal örgütler kurma şansı olmadığı o dönemin baskılarından anlaşılınca ağa ve şeyhler CHP ve AP de siyaset yaparken  aydınlar da TİP içinde siyaset yapmaya başlıyorlar.ve kürt sorununu proğamına alan TİP  te kapatılıyor.Bu arada 69 yılında DDKO  kuruluyor.kürtler yeniden kendi örgütlerini kuruyorlar.Bu defa kürt gençliği bunu başarıyor.Ancak 1970 darbesi ile yine karanlık bir dönem başlıyor.

 

Darbenin etkileri gecince Kürtler illegal partiler kurmaya başlıyorlar 1978 li yıllarda KİP ve TKSP ve PKK kuruluyor.Daha sonrada  DDKD ve DHKD gibi iki yaygın gençlik örgütüde  legal düzeyde kuruluyor. Yerel secimlerde Diyarbakır ve ağrıda bağımsız adaylarla, belediye başkanlıklarını kazanılıyor.Siirt te senato seçimleri çok az bir oyla kaybediliyor.yani kürt aydınları kürt halkının oy verme davranışInı yavaş yavaş değiştirmeye başlıyor.Kürt haklıda secimlere katılarak ben demokrasi mücadelesinde  varım ama kendi bağımsız adaylarımla varım diyor.yani kendi adına legal siyaset yapmaya başlıyor.Bu defa 1980 darbesi geliyor.

 

 

Daha sonra SHP den millet vekili secilen kürt milletvekilleri 1988 tasfiye edildi.  Tasfiye edilen milletvekilleri HEP i kurdu ve SHP ,HEP secim ittifakı kurularak 22 kürt milletvekili meclise gönderildi.2 milletvekili Kürtçe yemin etmeye kalkışınca  devletin haksız tepkısi ile karşılaştılar ve hapse atıldılar. kürt halkı artık 80 öncesi başlayan oy verme davranışını hep yineliyor 2.5 milyon oy kürt partilerine gidiyordü bu defa Kürt halkı ben demokrasi mücadelesinde varım ama kendi partimle varım diyordu                                                     

 

Kapatılan her partinin, yerine acilan, yeni parti secime girdiğinde ,bu destek, yeni kürt partisine gidiyordu.uzun mücadeleler sonucu kazanılan bu oy verme davranışı 2011 seçimlerinde de aynen sandığa yansıdı.2011 secimlerinde oluşturulan blok cazibe merkezi oluyor bu defa 36 milletvekili meclise gönderiliyordu .

 

 

Artık demokatik mücadeleyi hedefleyen siyasi hareketlerin, birlikte davranmalarının, mücadeleyi hedefe  ulaştırmada işleri ne kadar kolaylaştıracağı ortadır.Giderek Kürtlerin talepleri netleşmektedir.bunu formüle edip yeni anayasaya kürt ıradesi olarak  aktarmak, hiç kuşkusuz kürt siyasetinin işidir.

 

Tam da bu dönemde kürt sıyasi partilerni gereksizleştirecek davranışlardan kaçınılmalıdır.kürdistanın bütün bileşenlerinin siyasi iradelerinin talepleri formülasyonun içinde yer almalıdır.islami kesimlerin (alevi,sunni ezidi vd mezheplerin) ,Türkiye kürdistanında farklı kürt şivelerini konuşanların,farklı dini mensupların ve farklı azınlkların kürt köylüsünün kürt entelektüellerinin işçilerin ve işverenlerinin talepleri aynı formülasyon içinde yer almalıdır.

 

Anayasa sürecinin başladığı bu günlerde, böyle bir konferansın toplanması, birlikte hareket edilmesi, kürt siyasi yaşamının olgunluk dönemine girdiğinin de göstergesidir.Bütün kürt siyasi aktörleri,sivil toplum örgütleri,entelektüelleri, süreçle ilgili düşüncelerini yüksek sesle dillendirmelidir.Bu talepleri formüle edecek siyasi otorite, kürt taleplerini dünya kamu oyu ile paylaşıp, desteklerini sağlamalıdır.yine Türkiye de ki demokrasi güçlerinin bilgilendirilmesi sağlanmalı kamu oyu hazırlama calışmalarına katkıları talep edilmelidir.Güneyin katkıları çok önemlidir.Ortadoğu nun  yeniden dizayn edilmesinde etkin rol almaya çalışan ABD.İNGİLTERE ,FRANSA nın bu süreçte katkıları kürt siyasetini elini dahada güclendirecektir.AB nin sürecte etkin rol alması ve AB yolundaki Türkiye de anayasa sürecine katkı koyması, kürt ıradesinin anayasaya yansımasında, önemli rol oynayacaktır.Kürt siyesi birliğinin, anayasa sürecine katkısı olacak bütün bileşenleri ,sürece dahil etmesi daha eşitlikci, daha özgür, Türkiyede yaşayan bütün halkların, içinde iradelerinin bulunduğu ortaklaşa yaşamlarında ,daha mutlu olacakları kuşku götürmez bir gerçektir.

 

Artık önemli bir güç olan kürt diasporası da , anayasanın oluşturulması sürecine ilişkin olarak, uluslar arası kamu oyuna verecekleri bilgilerin karşilığinda alcakları destek ve uluslar arası örgütlerin  bilgilendirilmelerindeki  katkıları, kürt iradesinin gerçekleşmesine çok önemli bir rol oynayacaklardır.

 

Birliklerden ,bir olmak anlaşılmadığı sürece, birliklerin başarıya ulaşma şansları çok yüksektir. Kimse kimseye ben güzelim bana gel, benim gibi ol  felsefesini dayatmamalıdır.birlikten tek tipçi bir anlayış cıkarılmamalıdır.

Farklılıklara izin vermezseniz bir olduğunuz şeyin gelişimini durdurursunuz.

 

Artık 12 eylülün dükkanci anlayışlarının  çok gerilerde kalması gerekir.cağ küreselleşme cağı küreselleşen dünyada güçlerinizi birleştiremezseniz başarıya ulaşma şansınızı da kaybedersiniz. Bu anlamda Kürtlerin birliği, birliğin katılımcılarının, birliğin bileşenlerinin, farklı görüş ve düşüncelerine verdiği önem oranında gelişecek ve kalıcılaşacağı unutulmamalıdır.herkesin düşüncesi önemlidir.ve hiç kimsenin düşüncesi hayata gecirilmediği sürece ütopya olmaktan kurtulamaz.

 

Seçim süreci ile başlayan  ve konferans la devam eden bu birlik süreci yeni katılımcılara acık olmalı ve konferansın sonuç bildirgesi birliğini devamını sağlayacak ortak bir metin olmasına özenle gösterilmelidir. Bu nedenle;

 

                                                          

1)onurlu bir barış ortamından yana olduğumuz vurgulanmalı

2)kürt parlamenterlerin parlamentoya dönüşleri sağlanmalı

3)tutklu parlamenterlerin parlamentoya dönüşlerinin sağlanması için, gerekli yasal

  düzenlemelerin yapılmasına katkı koymak üzere cumhurbaşkanı,meclis başkanı ve siyasal

   partilere cağrı yapılmalı.

4)silahların susturulmasına katkı koyacak girişimlerin destekleneceği belirtilmeli

5)Kürtlerin yeni anayasadan beklentileri açıklanmalı

 

 

Nurullah TİMUR

                                             

                                                                 

 

 

 

             




 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 


 NÛÇEYÊN DAWÎ

Gazeteler Öcalan´ın tüm Türkiye´ye yaptığı çağrıyı menşetlerine taşıdı
08:53   22/3/2013
 Diyarbakır´daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan´ın "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" çağrısı gazetelerde geniş yer buldu
Newroz Pîroz be!
21:04   21/3/2013
 Siverek Newroz Nostaljisi
Öcalan: "Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz"
20:27   21/3/2013
 PKK lideri Öcalan’ın BDP tarafından 21.03.2013 te Diayrbekir’de düzenlenen Newroz mitinginde okunan mesajının tam metni
Li Navenda Kurdî ya Siwêregê pîrozbahîya 8ê Adarê...
17:01   10/3/2013
 8ê Adarê roja jinên kedkar û jinên kurd
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
11:49   10/3/2013
 Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi.
Mir Bedirxan Üzerine Düşünceler
11:46   10/3/2013
 1839 da, Nizip’de meydana gelen, İbrahim Paşa-Osmanlı-Savaşı çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.
´Petrol Kürtlere bağımsızlık getirecek´
17:31   8/3/2013
 İngiliz Independent Gazetesi, petrolün Iraklı Kürtlere bağımsızlık vereceğini savundu
DTK dan DDKD ye Ziyaret
16:25   7/3/2013
 DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, DTK Daimi Meclis üyesi Seydi Fırat, Amed´de bulunan DDKD, KADEP, ÖSP, Azadi İnisiyatifi ve HAK-PAR´a sürece ilişkin bilgi alışverişinde bulunmak ve sürece katkılarını istemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Çaycidan al haberi
14:36   7/3/2013
 Çay ocağını ona bıraktığımda elinde kalın bi dosya vardı, okuyup gülüyordu.
”Kosova için işleyen mekanizmalar, ne Filistinliler ne Kürtler için işliyor”
14:34   6/3/2013
 Ortadoğu´da işler hak ve sorumluluklar üzerinden değil, hibe ve sadakat üzerinden yürüyor
´Kürdistan bugün Türk milliyetçiliğinin işgali altındadır´
20:54   4/3/2013
 Kürt sorunu, Kürdistan’nın Kemalizm tarafından sömürgeleştirilmesi sorunudur