Diyalektigin
yasalarina güre evrendeki her sey hareket ve degisim halindedir. Toplumlardaki
gelisim ve degisim çok daha açik bir sekilde kendini göstermektedir.
Toplumlardaki
degisim ve gelisimin motor gücü sosyal, siyasal organizasyonlar, örgütler,
partilerdir. Sosyal, siyasal hareketler, partiler canli organizmalar gibi
degisme ve yenilenme sürecini yasarlar. Partilerin programlari, politikalari
dünya konjuktürüne ve günün, mevcut durumun somut kosullarina göre
degismektedir.
Politikada
degisim somut sartlarin somut tahliline güre olmali, dünya ve ülke kosullarina
güre politik belirlemeler yapilmali. Bir magaza yada supermarketi düsünün,
yillarca ayni vitrinle ticaret yapamaz. Bir parti de ayni politika ile
yillarca siyaset yapamaz. Amaca giden yolda araçlari, politika ve taktikleri
degistirmek, gelistirmek, yenilemek zorundadir.
Sosyalizmi
savunan kürtler, diger bir deyisle kürt sosyalistlerinin sosyalizme bakis
açilari, sosyalizmi kavrayis durumlari 30 yil önceki gibi degildir. Geçmiste
dogmatik sosyalizmin kavram kargasaligi içinde, devletçi Leninizm ile
kaba komplocu Stalinizm, Marksizm sanildi. Devlet kapitalizmi sosyalizm
diye güsterildi. Bazi askeri ve sivil darbeler sosyalist devrim diye lanse
edildi. Askeri, bürokratik diktatörlükler proleterya diktatörlügü diye
savunuldu. "Sosyalist" kavrami soyut bir kavram olarak orta yerde durdu
ve hertürlü sol kesim bu kavrami kendi politik duruslarina ve ideolojik
gürüslerine güre somutlastirmak için, ön eklerle bu kavrama farkli etiketler
yapistirdilar. Sosyalizmle hiçbir iliskisi, alakasi olmayan siyasal gruplar
"sosyalist - Sosyalizm" kavramini yozlastirip, dejenere ederek kendilerini
sosyalist güstermeye basladilar. Dikkat edilirse, Dogu Perinçek gibi kasarlanmis
bir Kemalist partisinin ismini "Sosyalist Parti" koymustu.
Türk Solunun
Marksist olmadigi, özünde sosyal soven oldugu gerçegi geçmiste kürt dergilerinde
(Özelikle Rizgari ve Özgürlük Yolu dergisinde) çokca yazildi. Günümüzde
de kendisine "sol" diyen türk solunun ezici çogunlugu Kemalistir. Kemalizm
ise anti - Marksizm`dir, kürt düsmanligidir. Turk solu ve Kemalistlerin
kürtlere tavsiye ettigi sey, kürtlerin sömürgecilige karsi mücadeleyi
bir yana birakip, salt emperyalizme karsi olmalaridir. Onlar kürtleri
anti-emperyalist olmamakla sucluyorlar. Ama emperyalizmin isbirlikçisi
ve Nato üyesi olan türk devletine karsi herhangi birsey yapmiyorlar. Bunlar
Güney Kurdistanda kürt halkinin lehine olan olumlu gelismeler karsisinda
rahatsiz oluyorlar ve TCye akil hocaligi yapip, genel kurmayi kiskirtip
Güney Kurdistana saldirtmak istiyorlar. Günümüz kosullarinda, ortadogu
denkleminde emperyalizme karsi tutum almak, ABD`nin ortadoguya müdahalesine
karsi gelmek kürt özgürlükçü sosyalist ve yurtseverlerinin görevi degildir.
Eger ABD ortadoguda gerici, fasist rejimleri (Saddam gibi) yikiyorsa,
kürtlerin aleyhinde olan mevcut statukoyu bozuyorsa, kürtler kendi lehlerinde
gelisen bir duruma neden karsi çiksinlar.
Suriyede
kürtlerin varligi inkar ediliyor, yüzbinlerce kürt vatandas bile degil,
onlar kendi topraklari üzerinde mülteci konumunda. Suriye Baas rejimi
irkçi, soven bir politika izliyerek kürtlerin hiçbir ulusal demokratik
haklarini tanimamis. ABD Suriyedeki gerici, soven Baas rejimini yikarsa
bu ordaki kürtlerin yararinadir. Iranda gerici, dinci bir rejim var. Iran
gericiliginin yikilmasi kürtlerin aleyhine degil, lehinedir. Kürtler kendi
lehlerinde olan gelismelere neden karsi çiksinlar ki…..
Kürt sosyalistleri
anti-emperyalizmi anti-sömurgeciligin ününe koyamazlar. Kurdistanda zülum
uygulayan, Kurdistanin yeralti ve yerüstü zenginlik kaynaklarini talan
edenler, kürt isçi, köylü ve emekçilerini sömürenler sömürgecilerdir.
Sömürgeciler kürtleri, emperyalistler de sömurgecileri sömürüyorlarsa,
kürt özgürlükçü sosyalistleri ve yurtseverleri, kürtleri direk sömüren
sömürgecilige karsi mücadele ederler. Ortadoguda kürtlerin en büyük düsmani
emperyalizm degil, Kemalizm`dir. Kürtler Kemalizmden kurtulmadikça kürtlere
rahat ve huzur yok. Kürt özgürlükçü sosyalist ve yurtseverlerinin temel
gürevi Kemalizme karsi mücadele etmektir. Kemalist, marjinal türk solunu
bir yana birakip, kürt soluna, kürt sosyalistlerine bakmak gerekir.
Mevcut
durumda kürt solunun durumu nedir? Kürt sosyalistleri 30 yillik süreçte
negibi degisimlere ugradilar? Ideolojik, politik ve örgütsel alanda bir
yenilenmeye gittiler mi? 1975 - 1980 arasi dönemde elde ettikleri kitlesel
destegi ve örgütsel güclerini neden muhafaza etmediler? Örgütsel alandaki
güc kaybinin somut nedenleri nelerdi? Marksist yöntemin bir uygulamasi
olan elestiri, özelestiri mekanizmasinin özelestiri metodunu uyguladilar
mi?
Sömurge ülke
kosullarinda, ulusal demokratik devrimi hedefleyen bir partinin dar bir
sosyalist çerçeveyi hedefleyen bir örgütsel yapinin sömürge ülke kosullarina
deng düsüp düsmeyecegini tartistilar mi? Ulusal sorunun salt isçilerin
ve sosyalistlerin bir sorunu olmadigi, ulusun tüm sinif ve katmanlarin,
tüm ulusal yurtsever bireylerin ortak bir sorunu oldugunu kavradilar mi?
Kendisine
Kuzey Kurdistanin ilk sosyalist partisi ve 30 yillik sosyalist gelenegin
temsilcisi diyen PSK`nin kararli bir yurtseverlik tavrini sergilemesi,
özgürlükçü, yurtsever demokrat bir politika izlemesi, kürt ve Kürdistan
davasini, ulusal sorunun canli tutulmasini, kürt halkinin çikarlarini,
sosyalist ideoloji ve politik normlarin üstünde tutmasi, onun sosyalist
parti ismine ve sosyalizmin ideolojik , politik normlarina uyuyor mu?
ABD`nin Iraka müdahalesi, kürtlerin ABD ile itifaki, Turkiyenin AB üyeligine
karsi çikilmamasi, anti - emperyalizm söyleminin öne cikarilmamasi, sosyalist
politikanin bir geregi midir yoksa kürt özgürlükçü yurtsever politikanin
bir geregi midir?
1974`lerden
1980`e kadar Kuzey Kurdistanda olusturulan siyasal örgüt ve partilerin
tümü kendisini sol, sosyalist olarak tanimliyordu. TKDP daha önce kurulmustu
ve sol, sosyalist degil, miliyetçi, demokrat bir partiydi. Fakat 1977`deki
parti içi ayrismasinda, TKDP bünyesinde dogan KUK (Kürdistan Ulusal Kurtulusçulari)da
kendisini sol, sosyalist olarak güsterdi. Kürt sol, sosyalist örgütlerin
tümü dogal olarak yaptiklari çalismalar ve basarilariyla övünüyorlar.
Peki bunlar basarisizliklarin nedenini de düsünüyor mu? Bu dogrultuda
siyasal, teorik degerlendirmeleri var mi? Basarisizligin nedenleri ile
ilgili eksik ve yanlisliklarini tespit edip, özelestiri vermisler mi?
Örnegin; 30 yilda hiç hata yapmadigini, hep dogru oldugunu ve 30 yilda
sadece birkez özelestiri veren (Barzani ile ilgili dipnot Özelestirisi)PSK
neden basariya ulasmadi?
Bu yazinin
birinci bölümünde ve yukarida sordugum sorularin cevaplarinin tümünü genisçe
yazmak kitap boyutuna ulasir. Günümüzde birakin sosyalizmin teorik, politik
sorunlarini tartisan bir kitabi okumak, sosyalizmle ilgili uzun yazilar
bile okunmuyor. (Benim "Yasaklanan Yazilar" ile "Marksizm ve Dogmatizm"
adli -yayina hazir- iki türkce kitabim var, kimse basmiyor. Ben de basim
alaninda kürtçe kitaplarima öncelik verdigim için, o iki türkçe kitap,
öyle duruyor.) Benim sordugum sorulari cevaplamak, bu sorunlar üzerinde
düsünmek, görüs belirtmek kendisine sol, sosyalist diyen her kürt`ün görevidir.
Fakat bu
sorularin sorunlarini degerlendirmek ilk basta sol, sosyalist teorisyenlerin,
akademik çalisma ve arastirma yapanlarin ve sosyalist kürt politikacilarin
görevidir. Ben bu sorularin cevabini sosyalist politikaci sayin Kemal
Burkay, Osman Aytar, Sait Aydogmus, Vildan Tanrikulu, Veysel Çamlibel,
Dursun Yaprak, Bayram Bozyel, Sinan Ciftyurek, Arif Sevinç vb. birakip,
bir sosyalist hareket ile bir sosyalist partinin isimleri ve isimlerinin
politikalariyla uyumsuzlugu üzerine kisaca gürüslerimi belirtmek istiyorum.
Üzerinde
duracagim iki isim; bir PSK (Kurdistan Sosyalist Partisi) , iki MESOP
(MESOP -Mezopotamya Sosyalist Parti Girisimi) dir. Bu iki isim ile bu
iki siyasal kesimin savundugu politikalari birbiriyle çelisiyor, isimleri
savunduklari politikaya, politikalari isimlerine uymuyor. Bence isim ile
politika arasinda uyum olmasi gerekir. Örnegin; ismi "Muhafazakar Demokrat"
olan bir parti Marksizmi savunabilir mi? Marksist politikayi uygulayabilir
mi? Sosyalist bir parti emperyalizm ile dost olabilir mi? Emperyalizmle
iliskiye gecebilir mi? Yanlis anlasilmasin, ben bunu PSK ve MESOP için
demiyorum, genel sosyalist kural olarak böyle bir durumun olamiyacagini
belirtiyorum. Yani partiler politikalarini belirlerken isimlerini gözardi
etmiyorlar, parti isim, program ve politikalari dogrultusunda hareket
ediyorlar.
Simdi gelelim
bu iki isim neden yanlistir, sorununa. Önce MESOP`tan basliyayim. MESOP
bir kesim kürt sosyalistinin legal parti kurma girisimidir. Günümüz kosullarinda,
Kurdistan ismiyle legal parti kurulusunun tartisildigi bir dönemde Mezopotamya
ismini üne çikartmanin ne anlami var? Mezopotamya kürt cografyasinin tümünü
kapsamiyor. Kürtlerin ülke ismi Mezopotamya degil Kurdistandir. Bingöl,
Mus, Agri, Kars verhasil Kurdistanin Serhad bölgesi Mezopotamya diye adlandirilan
cografyanin kapsami disindadir. Bir Bingöllü "ben Mezopotamyali degil,
Kurdistanliyim" dediginde, MESOP`liler ona ne derler? Mezopotamya cografyasinin
büyük bir bölümü Güney Kurdistanin bir kismini kapsiyor. Yoksa MESOP Guney
Kurdistanda da örgütlenmeyi mi savunuyor? MESOP girisimcileri belkide
yasal kaygidan dolayi bu ismi benimsemisler. Mezopotamya ismi yasak degil,
ama bana göre yasalligi mesrunun önüne çikartmamak gerekir.
Yasak olmayan ve yasal olan bu ismi öne çikartmak, bu isimle Kurdistan
ismi üzerine sünger çekmek, mesru degildir, yanlis bir tavir ve davranistir.
Kurdistanli sosyalist yada kürt sosyalisti yerine, Mezopotamya sosyalistini
üne sürmek dogru bir yaklasim degildir.
MESOP, genel
sekreteri kürt kökenli (Teslim Töre) olan TKEP geleneginden kopup gelen
bir hareket. Bunlar önce seksiyon tipi örgutlenmeyi, sonra siyasal olarak
TKEPe bagli ama örgütsel olarak otonom gürünümde olan bir parti yapilanmasina
gittiler. Bunlarin kafasi Türkiyede, güvdesi Kurdistanda. Kurdistanla
ilgili sosyal, siyasal tahlillerinde de bir çarpiklik süregelmis. Gecmiste
sömürgecilik tezini red etmek için ilhak tezine sarildilar. Sosyalizm
anlayislari da, eski koyu Sovyetçi, Leninist devletçi bir anlayis. Sosyalizmin
teorik sorunlari konusunda ve Kurdistani ideolojik politik alanda Kurdistanli
sol, sosyalist örgütler içersinde en verimsiz ve kuramsal acidan en zayif
harekettir. MESOP bünyesindeki bazi siyasal kadrolarin sosyalizm anlayislari
ve sosyalizmi kavrayislari 30 yil önceki duruma ve o dönemdeki bilgi birikimine
deng düsüyor. Bu kadrolar kendilerini yenilemediler, bilgi birikimlerini
gelistiremediler. Tüm eksik ve aksakligina ve siyasal isimlerinin yanlisligina
ragmen MESOP`un kadro ve taraftarlari sosyalizme inanmis, kürt ulusal
davasina sahip çikmis, bu ugurda bedel ödemis, onlarca kadrosu cezaevlerinde
yatmis devrimci, sosyalist, yurtsever insanlardir. Bu kadrolarla diger
kürt sosyalist, yurtsever güçlerin mücadele birligi kürt halkinin özgürlügünü
ve ülkenin kurtulusunu daha da yakinlastiracaktir.
PSK`ye gelince;
1974`ten 1980`e kadar PSK`nin ismi açikça bilinmiyordu. PSK`yi olusturan
siyasal kadrolar "Özgürlükçü" olarak biliniyorlardi. PSK (önceki ismi
TKSP) 1980 sonrasi yaygin bir isim olarak bilinmeye baslandi. PSK ismi
ile programi, örgütsel yapisi ve sürdüregeldigi politikasi birbirine denk
düsmüyordu. Belki de bu denk düsmeme durumundan dolayiydi ki, bircok kesim
PSK`yi sosyalist olarak degil, baska sifatlarla adlandiriyordu. PSK`nin
programsal yapisi ulusal demokratik devrim programidir. Sömürge ülkelerde
ulusal demokratik devrim programina denk düsen örgütlenme yapisi dar degil,
genis kapsamli ve uygulanmasi gereken politika özgürlükçü yurtsever demokrat
bir politika olmalidir. Zaten kendisine sosyalist örgüt, parti diyen tüm
kürt siyasal hareketlerinin uyguluyageldigi politikalari, siyasal tavir
ve davranislari ülkenin nesnel kosullarina uygun özgürlükçü yurtsever
demokrat politikaydi.
Ulusal
demokratik devrim sürecinde sosyalist hedef belirlenemez, sosyalist politikalar
uygulanamaz. Sömürge ülkelerdeki ulusal sorunlar o ülkelerdeki salt sosyalistlerin
sorunu degil, o ülkelerdeki tüm sinif ve katmanlarin ve esas olarak o
ülkelerdeki milli burjuvazinin temel sorunudur. Milli burjuvazinin kendi
ulusal pazarina sahip çikmasi gerekirken, buna sahip çikmamasi bu sorunun
yükünü sosyalistlerin boynuna yüklemistir. Sömürge ülke sosyalistleri
bu sorunun yükünü üstlenirken bagimsiz ve gelismis kapitalist ülkelerdeki
sosyalistler gibi hareket edemezler, onlar gibi salt sosyal kurtulus programina
sahip olamazlar, sosyalist devrimi guncellestiremezler. Farkli bir programsal
ve örgütsel yapiya sahip olup, ülke kosullarina özgü bir politika sürdürmek
zorundadirlar.
PSK kurulusundan
günümüze dek, sosyalizmden çok daha fazla yurtseverlik yapmis. Kürt ulusal
sorununun ve ülke kosullarinin nesnel konumuna güre bir poltik gelisim
göstermistir. PSK Marks`in, Engels`in, Lenin ve Stalin`in, sosyalizm teorisyenlerinin
kitaplarini yayinlamamis, ama kürt yurtseverliginin, kürt dilinin, kültürünün
ve edebiyatinin miheng taslarini ortaya koyan yurtsever kürt yazarlarin,
Melayê Cizirî`nin, Ereb Semo`nun, Qanadê Kurdo`nun, Heciyê Cindî`nin kitaplarini
yayinlamistir. Sayin Kemal Burkay`in "Türkiyede Maocu Akim" kitabi disindaki
tüm kitaplari kürt tarihi, dili, edebiyati üzerine yapilan bilimsel ve
edebi arastirmalardir. O Marksizm ve sosyalist mücadeleler tarihini degil,
kürt ve Kurdistan tarihini yazmistir. Sayin Kemal Burkay yurtseverlik
tutumunu önde tutarken, ülkenin özgül kosullarini gözününde bulundurdugu
için bunu yapmistir. Yoksa o sosyalizme inanmis bir sosyalist, sosyalist
bakis açisini özgürlükçü yurtsever bir tutumla pratige geçirmeye çalismis
bir politikaci ve parti önderidir.
Toplumsal,
siyasal degisim ve özgürlükçü sosyalizm anlayisinin kitleler nezdinde
madi güce dünüsmesi, yurtsever , demokratik bir bütünsellik içinde Kurdistani
bir özgürlükçü sosyalist senteze ulasmasi için Kemal Burkayin, PSK kadrolarinin
ve tüm Kurdistanli sosyalistlerin, yenilenmenin gerekliligini yerine getirmenin
cabasi içinde olmalari gerekir. Sayin Kemal Burkayin ve Kurdistanli tüm
sosyalist parti, örgüt ve bireylerin, günlük siyasal ulusal gelismeler
karsisinda sosyalist yönünü degil, kurdi, kurdayeti yönünü öne çikartmalari
sevindirici bir durumdur. Degerli bir türk aydini olan Murat Belge "Ben
kürt olsaydim, ABD`nin müdahalesine karsi gelmezdim, ABD`nin kürtlerle
itifakini desteklerdim. Ama bir sosyalist olarak olarak ABD müdahalesine
karsiyim" derken tam da kürt sosyalistlerinin takindigi tavrin dogrulugunu
dile getirmektedir. Kurt sosyalistleri Murat Belge`nin belirtigi tavri
benimsemisler ve bu tavir ülkemizin nesnel kosullarina uygun, dogru bir
tavirdir.
PSK`nin
programsal, örgütsel ve siyasal yapilanmasina uygun düsen isim sosyalist
ismi degil, özgürlükçü ismidir. Zaten o bes yil bu isimle tanindi. PAK
- Kurdistan Özgürlük Partisi - Partiya Azadiya Kurdistan - ismi bu siyasal
gelenegin yapisina denk düsen uygun bir isimdir. Bireylerin, siyasal kadrolarin
sosyalist olmalari, sosyalizme inanmalari illa içinde yer aldiklari örgüt/partinin
isminin sosyalist olmasini gerektirmez. Ulusal kurtulusu hedefleyen
özgürlükçü, yurtsever bir örgütlenme içersinde sosyalist, yurtsever, liberal,
demokrat insanlar yer alabilirler ve ortak hedef için birlikte, ayni örgütsel
yapi içersinde mücadelelerini ulusal demokratik devrim sürecinde sürdürebilirler.
Ama salt sosyalist bir örgütlenme dar kapsamli ve bünyesinde salt sosyalistleri
kapsayan bir örgutlenme yapisidir. Böylesine bir örgütlenme yapisi
ulusal demokratik devrim sürecine degil, sosyalist devrim sürecine deng
düsen bir örgütsel yapidir.
Zaten
günümüz dünya kosullarinda, gelismis kapitalist ülkelerde, eski klasik
sosyalist örgütlenme yapilari asinmis, yeni sosyal ve siyasal örgütsel
modeller gündeme gelmistir. Bilimsel teknik devrimin, internetin dünyayi
küçülten durumunun, network agiyla tüm dünyanin birbirine baglandigi bir
dünya konjüktüründe klasik sosyalist, Stalinist kaba kuvetle, Leninist
dar kapsamli anti - demokratik merkeziyetçi öncu örgütlenmelerle artik
birsey yapilamaz. Sosyalistler mevcut dünya kosullarina göre örgütsel
yapilarini degistirmek, demokrasiyi içsellestirmek ve siyasal, örgütsel
yasamlarinda hayata geçirmek zorunluluguyla, kendilerini her yönüyle
degisimin gerekliligine uygun bir sekilde hareket etmek zorundadirlar.
Yaziyi uzatmamak
için kürt sosyalistlerinin ve sosyalizmin birçok sorununa deginmedim.
Özelikle üzerinde durulmasi gereken bir konu olan Lenin ve Stalin`in anti-Marksist
sosyalizm anlayislari ve uygulamalari, Lenin`in dar, profesyonel öncü
parti anlayisinin günümüzdeki gecersizligi, düsünce özgürlügüne, çok seslilige
karsi tavri ve tek parti anlayisi, Rusyadaki anarsist ve devrimci sosyalistlere
karsi komplocu uygulamalarin pratige geçisi, Stalin`in zorbaliklari, sosyalizm
adina gerici, dinci kilise yöntemlerinin uygulanilmasi, Lenin ve Stalin`in
yanlis Kemalizm tahlilleri, Leninin devletçi anlayisi, kapitalizme yaptigi
hizmet ve Kemalizme yardim edisinin asil nedenleri üzerinde genisçe durup,
tahlil etmek bu yazinin kapsamini çok genisletecegi için, baska bir yazida
yapilmasi gerekir. Ayrica, Marksizmin demokratik sosyalizm ögretisinin
bilince çikartilmasi, sosyalist demokrasinin gerçek özünün anlasilmasi
vb. bir çok konuda gürüs belirtmek gerekir.
Bu yaziyi
okuyan okuyucu, dogal olarak sunu sorabilir; "Neden sadece kürt sosyalistlerin
iki kesiminden bahs edildi? Baska kürt sosyalist kesimler, örgüt ve partiler
yokmu?" Elbetteki vardirlar. Ama, bugün ülkede ayakta olan ve herbiri
kendi mesrebinde politika yapan, siyasal çalisma alaninda varlik gösteren,
ugras içersinde olan, legal alanda belli olusum ve girisimleri olan sadece
bu iki sosyalist kesimdir. Diger kürt sosyalist kesimleri Avrupada adeta
mültecilige mahkum edilmis bir konumdadirlar.
PSK ve MESOP
disindaki kürt sosyalist kesimlere baktigimizda, siyasal ve örgütsel anlamda
içacici bir durumla karsi karsiya geliriz. Bunlarin siyasal, örgütsel
anlamda bir ugraslari yok. Ülkeye yönelik pratik, politik faaliyetleri
yok. Örgütsel alanda, kendi içlerinde bir bütünsellikleri yok. Bunlar
sadece isim olarak varliklarini neden sürdürdüklerine dair ikna edici
bir gerekçeleri de yok. Ismen de olsa, Avrupada ilegal yapilarini neden
sürdürdükleri de anlasilmiyor. Bunlarin ülkeye ve gelecege yönelik plan
ve projeleri de yok.
Bu kürt sosyalist
kesimlerin örgütsel yapilarina degil de, programsal ve siyasal, düsünsel
yapilarina bakildiginda radikal görüslere sahiptirler, ama bu görüslerini
kitlelere sunamiyorlar, halk destegini alamiyorlar, güçlenemiyorlar.
Örnegin;
PSK - KAWA (Partiya Soresa Kurdistane) köklü bir gelenege ve radikal görüslere
sahip olmasina ragmen, bugün siyasal alanda ve ülke düzeyinde bir varlik
güsteremiyor. PRK - RIZGARI (Partiya Rizgariya Kurdistan) dagilmayla yüzyüze
kaldi.
KIP -
DDKD geleneginden gelen PADEK (Partiya Azadi u Demokrasiya Kurdistanê)
güzel bir isme ve iyi bir programa ve politikaya sahip olmasina ragmen,
siyasal alanda ve ülke bazinda herhangi bir faaliyetlilik içersinde degildir.
PADEK bir ara PSK ile birlik görüsmeleri yapti, fakat simdiye kadar kürt
kamuoyununa resmi olarak açiklanmayan nedenlerle, birlik sürecleri sekteye
ugradi.
Önüne
Kurdistan proletarya partisinin insasini koyan, kitlesel köylü destegi
ve askeri varligiyla PKK ye diz cöktüren KUK simdi RSDK (Rexistina sosyalist
a demokratik a Kurdistane ) adli bir örgut ismiyle siyasal yasamini en
marjinal bir sekilde sürdürmeye çalisiyor. RSDK programinda Kurdistanin
bagimsizligini savunuyor. Ideolojik, siyasal görüslerinde de demokratik
sosyalizmi savunuyor. Türkiyenin AB üyeligine karsi acik tavir koyan,
Türkiyenin AB üyesi olmasini istemeyen kürt örgütü RSDK`dir.
PKK`ye gelince;
ben PKK ve lideri A. Öcalani ne dün nede bugün sosyalist olarak görmüyorum.
PKK`nin örgütsel yapisi bir dini tarikati andiriyor. A. Öcalan ve parti
üyelerinin iliskileri tipik seyh, murit iliskileridir. A. Öcalan dün Necip
Fazil`in dergahinda bir murit, bugün de bir Kemalist`tir. A. Öcalan siyaset
arenasinda surekli zikzak cizmis, istikrarsiz bir politik tavir sergilemistir.
A. Öcalan bir avukat görüsmesinde "Marksizmi astigini" söylüyor. O hiçbir
zaman Marksist olmadi ki Marksizmi assin. Ayrica Marksizm Kemalizm ile
asilmaz. Marksizm asilmaz, ama gelistirilir. Marksizmi gelistirenler A.
Öcalan gibi Kemalist ve istikrarsiz politikacilar degil, gerçek Marksist
sosyalist teorisyenler ve akademisyenlerdir. Bunlar Marksizmin teorik,
politik hazinesini gelistirirler.
Kürt sosyalistleri
degisimin gerekliligini ve yenilenme sorununu tüm yönleriyle ele alip
degerlendirmeli, sorunu bütün boyutuyla tartismalidirlar. Tartisma gelistirir,
yenilenme güzellestirir.