okaravil@hotmail.com
Devrimci Demokratların Çalışma Programına Öneriler
1- Kendi topraklarımız üzerinde kendi kendimizi yönetme hakkı
prensibini kendi çalışmalarımızın merkezine almalıyız.
a- Kendi özgür irademizle kendi yönetim biçimimizi belirlemeliyiz. Bu
belirlemeyi yaparken dünyanın, Ortadoğu'nun, kendi denetim ve yönetiminde
olduğumuz devletin ile kendi gelişmişlik düzeyimizi ve diğer bütün
şartlarımızı eksiksiz olarak değerlendirmeliyiz... Ki Kürdler için tarih
tekerrür etmesin.
b- Elde edebileceğimiz hiçbir hakka yetersizdir diye gülüp red
etmemeliyiz. Kabul edip, sonra alacağımız hak için gerekçe ve dayanak olarak
kullanmayı bilmeliyiz.
Örneğin RTÜK'nun yarım saatlik Kürdçe yayın ve Kürdçe özel dershane
hakkı, İlköğretimde Kürdçe ile eğitim ve öğretim hakkı için destek ve
dayanak olarak kullanılabilir.
c- Türkiyenin AB'ye girmesi için destek ve taraf olmalıyız. Türkiye'de
gelişecek demokrasi ve giderek bütün kurumlarıyla kurumlaşması, bütün
Türkiyelilerin yararınadır. Türkiye'nin AB'ye üye olmayı kabullenmesi,
yeniden yapılanmayı kabullenmiş olması demektir.
İşte burada Kürdler, kurumsallaşmış demokrasinin nimetlerinden
faydalanarak kendi çalışma alanını ve perspektifini geliştirip etkili
kılar...
2- Kürd sorunu, Türkiye'de üniter yapı içinde çözülemez. Çünkü üniter
yapılanma, Türkiye'de Kürd halkını ve diğer bütün etnisiteleri reddediyor.
Türkiye'de yurttaş olan herkes Türktür prensibi çerçevesine oturtulmuştur.
a- Kuzey Kürdistan'da Kürd halkının sorununun çözümü aşamasında birinci
muhatap T.C. Devleti'dir Çünkü Kuzey Kürdistan'da Kürd Halkı'nın haklarının
elde edilmesi, T.C. Devleti yetkilileriyle müzakere edilerek sağlanır.
Ayrılıp bağımsız devlet olmayı benimsiyorsak da muhatabımız T.C.
Devleti'dir.
b- Kuzey Kürdistandaki Kürd Sorununun çözümünün her aşamasında T.C.
Devleti Kürdler'in muhatabıdır. Bu nedenle kendimizi ve sorunumuzu dünya
kamuoyuna anlatmakla beraber Türkiye kamuoyuna da anlatmalıyız. Ki Kürdlerin
Orta Doğu'da ve Türkiye'de mağdur olduğu görülsün.
Bu propagandayı bütün çalışma alanlarından faydalanarak geliştirmeliyiz. Bu propoganda şiddetin her çeşidi rededilerek yapılmalıdır.
Çalışacağımız alanların en önemlilerinden biri de parlementodur.
Parlementoya girme amacımız iktidara gelmek ya da iktidara ortak olmak
değildir. Çünkü kendi adımıza iktidar ya da iktidara ortak olamıyoruz. Temel
istemimiz mağduriyetimizi özellikle Türk halkına ve diğer etnisitelere
anlatmaktır. Aynı zamanda çalışmalarımız, parlementer andını değiştirmek
için içeride ve dışarıda kamuoyunu oluşturmaya yönelik olmalıdır. Çünkü
mevcut parlementer andı ırkçı bir söylemdir. Türkiye'de yaşayan her Türkiye
vatandaşı Türktür, özünü içeriyor. Bütün dünya ve bütün Türkiyeliler Türkiye
vatandaşı olan herkesin Türk olmadığını biliyor...
3- Biz açık, meşru ve uluslararası hukuku gözeterek meşru mücadelemizi
verir, terörist eylemleri ve silahlı mücadeleyi reddederiz. Çünkü günümüzde
terörist eylem ve silahlı müzadele biçimleri insanların yaşam düzeyini
yükseltmediği gibi düşürüyor. Oysa bütün mücadele biçimleri insanların
siyasi, sosyal ve iktisadi yaşam biçimlerinin yükselmesi için verilir.
Zaten bugün uluslararası arası hukuka göre insan haklarını ve
ulusal hakları kabul etmeyen despot ve dediğim dedik yönetim biçimlerine
uluslararası güçler, hak ve imkan tanımıyor.
a- Çünkü uluslararası globalleşen sermaye savaş ve kargaşa istemiyor.
Globalleşen sermaye artık savaş sanayine eskisi gibi ağırlıkta AR-GE bütçesi
ayırmıyor. En büyük ve genş alanları olan bilişim ve iletişim sanayine
ağrlıklı olarak AR-GE bütçesini hazırlıyor. Bu alandaki ürünleri savaşsız ve
karmaşasız bir ortamda eritilebileceğinin farkında ve bilincindedir. Bu
nedenle ABD barış içinde olacak bir dünya için savaşıyor. Bana göre ABD
globalleşen uluslararası sermayenin temsilciliğini, mevcut askeri, ekonomik
ve siyasi gücüyle üstlenmiştir. Yine bana göre, her uluslararasılaşmış
sermaye kuruluşu bu gider bütçesine payına düşen katkıyı yapmaktadır. Büyük
Ortadoğu Projesi bu büyük projeden bir halkadır...
b- Eğer Kürdler, bu mevcut projeye hazırlıklı olsalar, mevcut yüzyılı
kendi yüzyılları yaparlar diye düşünüyorum. Evet bu yüzyıl Kürdlerin
yüzyılıdır. Kürdler bulundukları her parçada kendi temsiliyetlerini yaratıp,
yarattıkları bölge temsiliyetleri birbirleriyle diyaloğa geçseler, bu
yüzyılı kendi yüzyılları yaparlar.
Bu yüzyılı kendi yüzyılımız yapmak içi kendimizi kapris ve hep ben
olayım bencilliğinden kurtaralım. Lütfen. Ki 1514 yılında başlayan ve
1730'da tamamlanan süreçten beri gelen esaretimiz son bulsun...
Yeter ki birbirimize boyun eğelim, birbirimize güvenelim. Bilene
teslim edelim, düşmana riayet edeceğimize birbirimize riayet edelim. Sevgili
Kürdler, bunu çok yi bilmeliyiz ki birbirimize riayet etmezsek ve
birbirimize tahammül etmezsek bu yüzyılda da elde edebileceğimiz hiçbirşey
yoktur...!
4- Devrimci Demokratlar çalışma programını hazırlayıp temel
prensiplerini tespit ederken, sadece kendi içine dönük olmamalıdır.
Prensiplerin tespiti ve çalışma programını hazırlayan komisyon mümkün olduğu
kadarıyla katılımcı olmalıdır. Daha açık biçimiyle bu komisyon,
Rizgarî-Alarizgarî, KUK-KUK-S, Kawa ve diğerleriyle birlikte entellektüel
Kürd şahsiyetlerden oluşmalıdır. Eğer, komisyonun farklı çevre ve
şahsiyetlerden oluşması için zaman ve şartlar imkan tanımıyorsa, kurulmuş
yada kurulacak komsiyon; farklı çevre ve şahsiyetlerden görüş ve oneri talep
etmelidir. Ki ortak prensipler tespit edilebilsin.
Ortak olarak tespit edilmiş temel prensipler çerçevesinde hazırlanmış program, büyük çoğuluk tarafında kabul edilir. Çünkü çoğunluk
kendini yani kendi bakış açısını bu hazırlanmış programda görür. Bu da
kendilerinin bu program doğrultusunda çalışma kararı vermesini sağlar.
Yeni bir gurup ya da 1980 öncesi aidiyetlerden gelen bir gurup ya
da insiyatif, tek başına temel prensiplerini belirleyip çalışma programını
hazırlarsa kendi etrafını tel örgülerle çevirmiş olur. Çünkü onlar kendi
perspektiflerinin çerçevesinde prensiplerini belirler ve çalışma programını
hazırlarlar...!
Temel prensipleri belirleme ve çalışma programı hazırlama, farklı
aidiyetlerden ve şahsiyetlerden oluşmuşsa, ya da farklı çevre ve
şahsiyetlerin görüş ve onerileri alınarak hazırlanmışsa, çoğunluk kendini
içinde görür ve çalışmayı benimseyerek katılır.
Osman Sılivani
Diyarbekir
28/07/2007
|