Kürtlüğümüz ne övünülecek
ne de yerinecek bir durumdur
Bir insan doğarken ne dilini ne dinini ne ırkını ne de kültürünü seçme gibi
bir hakka sahiptir..doğa insanoğluna böyle bir seçimi tanımıyor. Mevcut
öngürülenle doğuyorsun.!bu duruma kayıtsız kalıyorsun .Yani bir nevi
kabulun oluyor mevcut doğuş ve bulunduğun aidiyetlik...Bu olay çoğu zaman
sorun değildir. Tabi ki bir iktidarın baskınlığınin nimetti sana dairse...ya
değilse. Sorun o zaman başlıyor. Mesela yahudiler mevcut azınlık olma
durumlarını, her türlü uygulanan yok edilme politikalarına karşı tek yumruk
halinde dilini, dinini, ırkını, kültürünü var etme ahlakını hiç elden bırakmadılar ve mevcudiyetlerine bu yolla sahip oldular .
Muhtarlık durumunda olan çeşitli Arap kabileleri ise dilleri, dinleri, kültürleri
aynı olmasına rağmen, mevcut durumlarını beğenmeyip ayrı durma ifade yolunu
buldular... Türki cumhuriyetler yine aynı durumda değil mi?... Doğaları
itibariyle kendilerini ifade edebilme ahlakı bir tarafta tamamen iktidar
olma durumuna sahip oldular...Iktidar olabilmenin temelinde birliktelik
yatmaktadır. Birliktelik ise güç olabilmek demektir..belki de Kürt siyasal
yaşamı hiçbir zaman birliktelik temelinde gelişmediği için bir türlü güçte
olamamıştır..Doğamıza karşı ahlaki duruşumuz her zaman sekteye uğramıştır.
Bu bazen iktidarın bazen içimizdeki gizli duran ama siyasi ifade olarak kendini
kabul ettirmiş hareketlerimizle de olmuştur. En çokta yazarımız, sanatçımız
kültürel anlamda var olmak için çabalayan entellektüllerimiz hedef
seçilmiştir, ya da böyle düşünen halkımız.Mevcut iktidarın bu duruşa hoşnut
olmaması terörist faaaliyet olarak görmesi yada hain olarak adlandırması ve
de yargılaması karşılaşılan bir hazmedememe biçimidir.
Ama içimizdeki siyasal güçlerin iktidarın ekmeğine yağ sürme mantalitesi anlaşılır gibi
değldir... Bizim kaybedecek bir insanımız yokken, tamamıyla bizim doğamızı
ve tarihten bugüne var olabilemiz için çaba sarf eden, bu duruşu ahlak edinen
şahsiyetlerimizi gözden çıkarmalar açıklanamaz.ve paradoks şudur ki; biri
mevcut iktidar diğeri kendini iktidar kabul etmiş sözde irade tarafından da
ihanetçi olma bize dair bir talihsizliktir,durup düşünmek lazım..
Kürt halkı yıllardır, yalanın gür güçleri arasında sıkıştırılmış önünü görmez bir
bilinmeze yürütülmektedir.Ama herşeye rağmen o bilinmezden kendini alıp
kurtulanlarımız şimdi nerde olduğumuzu biliyor ve halen giden insanlarımızın
nereye sürüklendiğinide. Yalnız değiliz kimsenin siyasi malzemesi hiç
değiliz. Kendi dilimizi, dinimizi, ırkımızı, kültürümüzü insani çerçeveler
içinde dünde savunduk bugünde savunacağız...Bunun adı miliyetçilik
değildir, değerlerini muhafaza etmektir..sahip çıkmaktır, taşımaktır...
geliştirmektir de.... Bunu Türkiye toplumu böyle bilsin, içimizdeki, "onlar
için diğerleri olarak adlandırıldığımız" siyasi irade böyle bilsin...
Halkımızın içinde bulunduğu, yaratılmak istenen ruhiyet travma halktır ve
halen bu travma durumunu geliştirip, yaratılmak istenen şiddet toplumundan
rant geliştirme planları sürdürülmektedir. Kendimizi ifade etmenin yolu
başkalarının kirli amaçlarına alet olmakla gelişmemelidir. Medeniyetimizin
bileniyiz, tarihimizin sahibiyiz ve herşeye rağmen kendimizi yarına taşıma
sıcaklığı içindeyiz... Biz Kürt olmayı ayrıcalık olarak bulmuyoruz ama bu
doğamızı engellemek isteyenin karşısına çıkma gururunu hep yaşadık ve
yaşayacağız... Bu ne övünülecek ne de yerinecek bir durumdur doğal
aidiyetlik. Buna sahip çıkma herşeye rağmen bir ahlaktır....
11/04/2006
|