Firat Kaya

Arşiv

Kürtlüğümüz ne övünülecek
ne de yerinecek bir durumdur

 

Bir insan doğarken ne dilini ne dinini ne ırkını ne de kültürünü seçme gibi

bir hakka sahiptir..doğa insanoğluna böyle bir seçimi tanımıyor. Mevcut

öngürülenle doğuyorsun.!bu duruma kayıtsız kalıyorsun .Yani bir nevi

kabulun oluyor mevcut doğuş ve bulunduğun aidiyetlik...Bu olay çoğu zaman

sorun değildir. Tabi ki bir iktidarın baskınlığınin nimetti sana dairse...ya

değilse. Sorun o zaman başlıyor. Mesela yahudiler mevcut azınlık olma

durumlarını, her türlü uygulanan yok edilme politikalarına karşı tek yumruk

halinde dilini, dinini, ırkını, kültürünü var etme ahlakını hiç elden bırakmadılar ve mevcudiyetlerine bu yolla sahip oldular .

 

Muhtarlık durumunda olan çeşitli Arap kabileleri ise dilleri, dinleri, kültürleri

aynı olmasına rağmen, mevcut durumlarını beğenmeyip ayrı durma ifade yolunu

buldular... Türki cumhuriyetler yine aynı durumda değil mi?... Doğaları

itibariyle kendilerini ifade edebilme ahlakı bir tarafta tamamen iktidar

olma durumuna sahip oldular...Iktidar olabilmenin temelinde birliktelik

yatmaktadır. Birliktelik ise güç olabilmek demektir..belki de Kürt siyasal

yaşamı hiçbir zaman birliktelik temelinde gelişmediği için bir türlü güçte

olamamıştır..Doğamıza karşı ahlaki duruşumuz her zaman sekteye uğramıştır.

 

Bu bazen iktidarın bazen içimizdeki gizli duran ama siyasi ifade olarak kendini

kabul ettirmiş hareketlerimizle de olmuştur. En çokta yazarımız, sanatçımız

kültürel anlamda var olmak için çabalayan entellektüllerimiz hedef

seçilmiştir, ya da böyle düşünen halkımız.Mevcut iktidarın bu duruşa hoşnut

olmaması terörist faaaliyet olarak görmesi yada hain olarak adlandırması ve

de yargılaması karşılaşılan bir hazmedememe biçimidir.

 

Ama içimizdeki siyasal güçlerin iktidarın ekmeğine yağ sürme mantalitesi anlaşılır gibi

değldir... Bizim kaybedecek bir insanımız yokken, tamamıyla bizim doğamızı

ve tarihten bugüne var olabilemiz için çaba sarf eden, bu duruşu ahlak edinen

şahsiyetlerimizi gözden çıkarmalar açıklanamaz.ve paradoks şudur ki; biri

mevcut iktidar diğeri kendini iktidar kabul etmiş sözde irade tarafından da

ihanetçi olma bize dair bir talihsizliktir,durup düşünmek lazım..

 

Kürt halkı yıllardır, yalanın gür güçleri arasında sıkıştırılmış önünü görmez bir

bilinmeze yürütülmektedir.Ama herşeye rağmen o bilinmezden kendini alıp

kurtulanlarımız şimdi nerde olduğumuzu biliyor ve halen giden insanlarımızın

nereye sürüklendiğinide. Yalnız değiliz kimsenin siyasi malzemesi hiç

değiliz. Kendi dilimizi, dinimizi, ırkımızı, kültürümüzü insani çerçeveler

içinde dünde savunduk bugünde savunacağız...Bunun adı miliyetçilik

değildir, değerlerini muhafaza etmektir..sahip çıkmaktır, taşımaktır...

geliştirmektir de.... Bunu Türkiye toplumu böyle bilsin, içimizdeki, "onlar

için diğerleri olarak adlandırıldığımız" siyasi irade böyle bilsin...

 

Halkımızın içinde bulunduğu, yaratılmak istenen ruhiyet travma halktır ve

halen bu travma durumunu geliştirip, yaratılmak istenen şiddet toplumundan

rant geliştirme planları sürdürülmektedir. Kendimizi ifade etmenin yolu

başkalarının kirli amaçlarına alet olmakla gelişmemelidir. Medeniyetimizin

bileniyiz, tarihimizin sahibiyiz ve herşeye rağmen kendimizi yarına taşıma

sıcaklığı içindeyiz... Biz Kürt olmayı ayrıcalık olarak bulmuyoruz ama bu

doğamızı engellemek isteyenin karşısına çıkma gururunu hep yaşadık ve

yaşayacağız... Bu ne övünülecek ne de yerinecek bir durumdur doğal

aidiyetlik. Buna sahip çıkma herşeye rağmen bir ahlaktır....

 

11/04/2006