DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


Memedov1955@gmail.com

Mehmet Gulseren    

Tekel eylemlilikleri ve sarı sendikacılar


18/2/2010

Tekel özelleştirilme kapsamına alındığı süreçte "Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belli" olmuştu. Bu dönemler arasında Tekel Genel Müdürlüğü bünyesindeki çeşitli müesseselere bağlı olarak çalışan TÜRK İŞ-Tek Gıda İş koluna kayıtlı Tekel işçilerinin o günkü sınıfsal mücadele anlayışı ve eylemlilikleri (istisnalar hariç)tam bir sarı sendika faaliyeti idi ve bunlar devlete yaslanmış,devlet tarafından DİSK'in karşısına dikilmiş olarak sınıf sendikacılığını boğmaya çalışan Sarı Sendikacığın ta kendisi idi. ’Bayram Meral'i hatırlayınız.

İşte bu tarihler arasında Tekelde çalışan bir kısım memur arkadaşlarla bir araya gelerek (1992-93)KESK’e bağlı GIDA SEN adı altında fiili ve meşru mücadele tavrımızla sendikalaşmaya başladık. Sendikamızı kurduk. Kurar kurmaz da sistem hemen paçaları sıvadı; bu tarz girişim ve faaliyetleri tasfiye etmek için baskı ve kovuşturmalara baş vurdu. Kurucular ve yöneticiler göz altlarına alındık, sürgünlere uğradık; bu uygulamalar daha katılaştırıldı. İdari ve mali cezalarla perişan edildik. ..

Bu dönemde Tekelde çalışan sözde proleter işçilerden ve onların temsilcileri sarı sendikacılardan tek bir gün dayanışma ve destek göremedik; en azından biz Kamu emekçisi Kürtler olarak herhangi bir ilgi, destek ve dayanışma göremedik.

Bu gün;Türk iş-Tek Gıda İşe bağlı çalışan işçiler refah seviyeleri düşeceğinden ve daha çok kişisel ve konfor kapsamında maddi kayba uğrayacaklarından Sınıfsal Mücadele veriyorlarmış havasını yaratarak Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde sokakları doldurmuş bulunuyorlar. Öyle bir hava ki sanırsınız devrime yürüyorlar!

Kürt coğrafyasında Kürtler faili malum cinayetlere kurban giderlerken, Kürt işçiler öldürülürken bu gibi sendikaların bir gün olsun  tepki gösterip  herhangi bir protesto yaptıklarına tanık olan var mı? İşçileri, emekçileri kendi amaçları doğrultusunda harekete geçiren sisteme bağlı bu tür sendikalar ve sendikacıların devrimci güçler tarafından ipleri pazara çıkartılmadıkça, bu oyun daha çok sürecektir.

Bu günlerde kendi kişisel kaygıları dışında bir kaygı taşımayan bu işçiler ve temsilcileri açıkça gerici ve statükocu güçlere payanda olarak sistemden sadece kendileri için, sınıf için değil, bir şeyler koparmaya çalışıyorlar. Ortaya koydukları faaliyetin amacına bakıldığındaysa bunların tamamen Ergenekon tipi derin yapılanmaların ve postmodern gangsterlerin değirmenine su taşıdıkları açıkça görülmektedir.

Daha vahimi ise içlerinde Kürtlerin de olduğu bir takım aydın, ilerici geçinen kişiler ve sözüm ona sol yapılar bu dümen suyuna kapılmış, Tekel işçilerinin anlı–şanlı direnişlerini alkışlamakta, halka bunlara destek olmak üzere yapılacak eylemlilikler için çağrı yapıyorlar.

Yakından tanıdığımız, mesai yaptığımız ve memur maaşı ile geçinemediğimizden zaman zaman borç dahi aldığımız Tekel işçilerinin ve Sarı sendikaların bugün işçi sınıfı bayraktarlığına soyunmalarının nedenleri üzerinde uzun uzadıya düşünülmeli.

Bu düşüncelerimizi açıklarken sarı sendikacılığa karşı mücadele etmekten yorulmamış ama sistem ve siyasetin-ister Türk ister Kürd olsun-kuşatmaya aldığı sınıf bilinçli işçilerini burada tenzih ediyoruz. Onların işi her zamankinden daha zordur ve her zamankinden daha çok sömürgeci sistemin baskısıyla karşı karşıyadır.

Ancak önemle işaret etmeli ki; hak alma adı altında ortaya konan faaliyetlerin işçi sınıfı davasıyla ne özelde ne de genelde bir ilişkisi bulunmamaktadır.

Bunu; bir hak alma ve işçi sınıfı mücadelesi değil, sınıfından yalıtılarak iğdiş edilmiş işçi konformizmini özendirmek amacıyla ortaya konan derin faaliyetlerin bir uzantısı olarak görmek gerekir.

Mehmet Gülseren/Emekli
KESK-Gıda Sen kurucu üyesi/Bölge Temsilcisi

Tarım Gıda sen Urfa Şb başkanı

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
18/2/2010  Tekel eylemlilikleri ve sarı sendikacılar
10/12/2009  Küp´ten ilahlar
23/9/2009  Oğlumun katili devlettir
7/7/2009  ´Türk buyurmuş!´´