DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


azadbiseng@kurdinfo.com

Azad Bişeng    

Politikadaki piskolojik suistimal gölgesinde ‘Evet’ tavri !


2/9/2010

Yillardan beri ‘politik propaganda’ politik düsünceyi populer ve publize etmek için kullanilan uzmanca bir araçtir. Her ne kadar tümü için düsünmezsekte, büyük bir ölcüde ‘propaganda’ insanlarin davranis ve konditsiyonu tüketicilestiren ve adeta birey bagimli hale getirilip müptelalastirilir. En kötüsü de belirli etkin aktörlerin saksafonu ile dans etmektir, öyleki bir an kendini unutur bir baskasi olursun.

Özellikle sunulan vaatler, söylenilen sözler, ve senin icin, senin adina istenilen seyler pskolojik bagimliligin dozajini daha da artirir.

 

Aslinda amaç daha ucuz yeralti zenginlikleri elegeçirmek veya isgal ettigi ve sömürdügü yeralti zenginlikleri birakmamak için, hegemonyasinin devami veya bunlari geri elde etmeye çalisip seni özgürlestirmek isteyen bayrak, tas, toprak ve baris sloganlari vücudu zehirlerken, sizofrenlestirilen toplumsal piskoloji bu suistimalden tatmin hale gelir, daha sofulasip derinlesenler halüsnasyon görürcesine orgazm olurlar.

 

Özellikle oynanilan dramadaki ‘acima, merhamet ve korku duygulari’ karsi partinin veya tarafin terorist, düsman veya seytanlastirilmasina dahil olunca, birey artik büsbütün bir tüketici mal gibi harcanir durulur. Kendi özgür iradesini ‘suistimal eden piskoloji’den gösteremedigi gibi, kendi iradesinin de parcalanmasinin önüne geçemiyor.

 

Bilinçalti enjekte edilen duygular olan ‘din, millet, yurtseverlik, savas, baris, bayrak ve toprak’ gerekçeleri piskolojiyi manüpüle eden ve bilinçaltini programlayan kisa devre frekanslari su yüzeyine cikip net bir proje öne sürülmedigi gibi, su an, hemen simdiye dönmek için çabalanan bilinçte kisa devre yapar durur. Kisa devre yapan bilinçalti istekler,  bilinç düzeyine çikamayacak kadar kisa süreli yasar, her ne kadar yasanilan sendrom bilinç altinda kayitli dursa da. Daha sonra programlanan birey veya toplum kendi yasamindaki gerçegi de bilinçalti olmus dramasi ile iliskilendirip mesajlandirarak adeta   ‘de ja vu’ tiyatrosuna döner. Yani tiyatro veya hikaye sana tandik gelir, hatta kendi hikayeni bulursun, hatirlarsin yasanilanlari, hatta paranormallessen ruh halin kurtulusnu dahi görür hale gelir ve istenilen her sey bu tiyatroda satilabilinir ve satirrabilirsin, çünkü zaten müptelasi oldugu drama ve senaryo, birey ve toplum ruhu tüketicilestirilmistir.

 

Savaslarda sikça kullanilan ‘acima, merhamet, korku ve intikam’ dugulari  manipüle edilirken, karsidaki taraf da adeta cani olarak demonize edilir. Bu hisler ve duygular hafizada uzun bir süre köklenir ve hatirlamak için çok kolay bir sekilde danisabilecegimiz bir araç olur. Bu duygunun ve hislerin uyandirilmasi icin ‘acima ve merhamet’ beyinin funksiyonel bölgesindeki insula’yi aktiflestirilir ve bu bölgedeki hücreleri aktiflestirmek için durmadan gösterilen herhangi bir acili veya üzüntü veren bir  görsel görüntü, kurbani adeta canilestirirken, cok cabuk bir sekilde tüketici bir duruma da getirebiliyor. Her gün arabesk ve drama ile yasatilan birey ve toplum, gördükleri görüntülerle istenilen oyun ve tiyatroyu oynatilacak hale getirtirilmistir.

 

Beyinin islevsel ve funksiyonel bölgesi olan ‘insula’ daha sonra bir baskasinin  nasil aci ve üzüntü hissettigini ve süreci kognitifize etmek icin sürekli gösterilen acili, üzüntülü, kan, siddet, intikam, savas, asker ve sehit merasim görüntleri kurbanin ve müptelalastirilmis seçmenin acili ve üzüntülü duygulari ve çaresizligini, karsi ve düsman tarafa yönlendirilmesi içn devletin, egemen güçlerin ve sistemin, medya ve basin yayini kontrol altina alarak sürekli kulandiklari bir araçtir. ‘Korku’ karsidakini düsmanca hissettigi zaman, birey  artik fasist ve rasist davranisindan kendini alikoyamaz ve  kurban yasami boyunca korku pisikozuna boyun egmek zorunda kalir.

 

‘Din,devlet, miliyet, bayrak, toprak ve tas’ histerileri Marx’in dedigi gibi ‘kendinden yabancilasmaktan’ baska bir sey olmadigini söylerken, Freud’te bu toplumsal ruh halini bir ‘nevroz’ olarak nitelendirir. Allah ve devlet istedigi için, patron, parti, lider ve seroklar istedigi için, asker istedigi için, bayrak ve toplumu (örf ve adet) istedigi için, kendinden yabancilasmis ve nevrotik olan hasta ve kurbanini cok cabuk bir sekilde cani hale getirip karsidakini lincettirebilir(örengin Turk sehirlerinde Kurtlere saldirma hirsi ve linç provalari) hale getirilmistir. Özel hayatin artik satin alinmistir, istenilen yerde harcanilabilnir, istenilen gömlek giydirilir, yedirilirsin, bindirilirsin, sevdirir seni, kavga ettirir, seçtirir seni, öldürtür ve hatta sehit olmak içinde yaristirir seni. Çünkü nevrotik hasta ve kurban istenildigi dozajda yabancilastirilmistir kendisinden, zamanindan ve mekanindan.

 

Piskolojik proglanmanin en tehlikeli olani da savasi, propagandayi ve mevcut düzeni veya  nevrotik  ve yabancilasmayi cekicilestirilme motifleridir. Hirsizi hirsiza yakalatirmak, öleni bir daha öldürtmek, kani kanla yikamak, kanla mevcut düzeni sürdürmek, baris veya sözde mevcut düzen icin savas çigliklari, özgürlestirirken kontralasmak ve günümüzün en bariz örnegide Kilicdaroglu tipli piyonlarin sürekli ama sürekli sofraya konulan zehirdir. Kürdistan Isçi Partisi (KIP)’in Kurdistan Kurtulus Mücadelesinin PeKaKa’lasmasi Kürdistan Ulusal Kurtulusunu bizzat paranormalestirmistir. Yani yasanilanlari hikayen gibi algilarken, sonu gelmez kurtulus hikayeleri ütopyalasir, bazen kurtuldugunu bile hissedersin. Bu bir toplumsal, sosyal, piskolojik ve ekonomik kiyimdir ve gelecek vaatetmeyen gladiator sahneleri ile durmadan ne yazikki 21. Yuzyil da dahi toplumun ‘Kahramanlara’ ihtiyaci oldugu piskozuna girer dururuz.

 

Özgür irade, contra davranislari tesvik edenler(mevcut metafizikci egemen güçler) piskolojik sürecin büyük bir bölümünün ‘Nedensel’likle ilgisi olmadigini veya en azinda nedensel prinsiplere göre yürümedigini savunurlar. Çogunlukla bunu savunanlar ‘Kwantumfizik ve genetic molekul’ devriminin ayricalikli bir sekilde ‘tesadüf’ün herseyi yönetigini düsünürler. Her ne kadar ‘tesadüf’ teorisi kuskusuz bir rol oynasada, bilimsel arastirmalarin bir çogunda fizik ve molekul genetika ‘süreci’ sadece ‘olasilik’ teorisine dayandirilmayip, belirli dogal yasalarla gerekcelendirilir. Çünkü hiç bir zaman metafizik tüm sürecleri kotrol edebilecek güce ulasmadigini kanisindayim. Biyoloji’deki molekül genetika temeli, buna bir örnek verilebilebilinir. Örnegin ‘rassal degisken’ ve ‘rastgele’ nin yani sira yönlendirilmis genetik degisikligide söz konusudur.  Bakteri arastirmacilari Hall ve Forster yönlendirilmis mutasyonlarda kalitimsal maddenin ekosistemdeki tepkilerinin diger bir cok arastirmacinin savunduklari gibi yönlendirilmis mutasyonun cok hücreli organizma ve canli varliklarda da olusabilecegi savunulur. Özellikle hücrenin seçilmis sinyallerle cevresel diger hücrelerden etkilenildigi düsünülür.

 

Güncel sürece damgasini vuran ‘Epigenese’ diger bir deyisle transgeneratif olarak ta adlandirilan ‘gelisim ve büyüme dönemi ve sperm hücrelerinin olgunlasmasi asamasinda daha az besinin gerektirirken, çevresel etkilerin altinda olan bir önceki atalarin, belirli genlerin geri dönülmez bir sekilde kilitlenebilnir.

 

Genetik informasyon kendi bölgesinde integral ve bir bütün aktif dururken, ilgli genleri bloke etmek kalitimsal oldugu anlasilmistir. Böyle degisiklikler üreme biçimsel belirtilerinde belirli etkiler yapar. Çevre etkisi altindakilerin disinda ‘tesadüf’ün yanisira, ayrica yönlendirilmis mutasyonlar ‘genom’ tarafindan da üretelibilinir.

 

Bazi yüksek gelismis hayvanlardaki, az cok blilinçli bir sekilde amaca yönelik davranislari degerlendirildiginde, insanlarda en yüksek düzeyde yönlendirilmenin etkin oldugu görülür. Insanin özgürlük belirti ve olgularinda; bilinc, bilincinde olmak ve özgür irade gücü büyük bir rol oynar. Düsünme esnasinda, ‘ben’ disindaki herkesi ve herseyi ile bir kombinasyon içerisinde kendimizi düsünürüz. ‘Ben’(subjekt)’in çesitliligi ve ‘ben olmiyan’(objekt) bir bütün olarak programlanirken; anlama ve kavrama bilinci ‘ben’ ve ‘ben olmiyan’ diyalektik birimi ve bütünü  olusturur. O zaman belli bir bilinçten bahsedebiliriz.  Bilincinde olmak yargilama görevlerine sahiptir. Bireyin kendi kendine herhangi bir sey üzerine düsünmesi gibi.

 

Elestirel analiz etmeden çekiciligin arkasindaki seyin ne oldugunu bilinç olmadan, birey gerçegi görebilir. Çekicilikteki suistimal, özellikle yasamamizi yönlendiren, giydiren yediren ve kulandiran bir cok reklam ve su istimal edilen politik propagandalarda karsi karsiya geldigimizi söylemistim. Düsünmenin yanisira, bilincinde olmanin yaninda özgür irade gücü büyük ir rol oynar. Özellikle düsüncelerini belli bir siralamaya koyarak ve beli yönleri seçerek, ‘yürütme gücü ile özgür irade’, reclam ve propagandalardan programlanmiyan kendi kendisini bilinçlendirir. Özgür irade üstelik bir takim imkan ve kosullarin yaratilmasi için çaba sarfeder, her ne kadar alim-satim ve politik alisveristeki içimiz ve disimizdakiler arasinda bir mesafe söz konusu olsa bile. Spinöza’ya göre ‘düsünmek’ yapmaktir. Ne zaman ki farkli imkanlar veya iki seçenek arasinda birey, seçim yaptirmaya zorlanilmiyorsa, insani ve bireyin özgürlügü veya özgür irade’den bahse edebiliriz. Özellikle birey ve insan özgürdür, ne zaman seçimi ve belli amaçlar için çabalaniyorsa. Bilincinde oldugun seyin içerigi, praktikteki gerçeklerin bir yansimasi olmali, özgürlük  nihayetinde dogal yasalarin ve toplumsal bilgiyi hissetmek ve bu bilgiye sahip olmak gerekir ki, bu yasalari kendin için degisik amaçlara uyarlayabilesin. Yani doğal yasalarin ve diyalektiğinin rotasında ayriltirilmiş ve kendinden yabancilaştirilimiş Kürdistan Kurtulus Mücadelesinin yeniden inşası bireyin özgür iradesini geliştirip, sahip olduğu bilgi sistematiğinden geçer. Yani özgür irade sahip oldugumuz bilgideki yetenekleri ve kapasitesidir. Arkaplandaki mekanizmanin ve toplumsal yasalarin görülebilinir hale getirebilinirse, bir o kadar da birey veya insan daha iyi bir yasam ve gelecegi için  daha effektif çalisir ve nihayetinde var olan sistem ve tüm piskolojik etkilerden, kendini arindirarak özgürlestirir. Sunu da unutmamak lazim ki özgür irade mutlak degildir, her ne kadar bilimde de mutlakiyet söz konusu olmadigi gibi.

 

Azad BISENG

 

01-09-2010

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
2/9/2010  Politikadaki piskolojik suistimal gölgesinde ‘Evet’ tavri !
6/2/2010  3-em saliya Ciwan Kurd
1/12/2009  Politik piskoloji, şiddet ve Kürt depolitize süreci
8/7/2009  Civîna Demokratên Şoresger li Amedê