DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cozum@kurdinfo.com

Vildan Tanrikulu    

Orhan Miroğlu’nun derdi ne?


1/2/2013

İki gün önce Cengiz Çandar’ın Radikal’deki yazısına ek olarak yayımladığı açıklaması nedeni ile Orhan Miroğlu’nun Cengiz Çandar’ı anarak bahsettiği “Türk aydınlarının savaş tacirliği” teorisini  (Orhan Miroglun"dan ağır itham, Habervaktim.com, 30.01.2013) okudum.

Aslında Orhan Miroğlu fenomeni ile ilgili uzun süredir yazmak istiyordum. İki yıldır yazmaya ara vermiştim, yani sevgili arkadaşım Medeni Marsil’in deyimi ile haftayım (time-out) yapmıştım ve bu nedenle de kendimi zorlamadım.

Bu yazıyı okuduktan sonra artık zamanıdır. En azından tarihe not düşmek için.

Orhan Miroğlunun iddiası ve tespitleri birçok açıdan sorunludur. Bunları tek makaleye sığdırmak mümkün değil.

Ben bu sorunlu olan iddialarının üç boyutunu ele alacağım.

1. Avrupa/Avrupa Birliği PKK’nin silah bırakmasını istemiyor.

2. Cengiz Çandar ve benzeri Türk aydınları PKK nin silah bırakmasını ve barışçı çözümü istemiyor.

3. Kürt sorunu sadece AKP ve Erdoğan perspektifi ile çözülür.

Yukarıya yazdığım boyutlar benim anladıklarımdır ve kelimesi kelimesine alıntı değildir.

Buradan başlamam gerikiyor diye yazdım.

Anladığım ve algıladığıma cevap verdiğimin neye dayandığını belirtmek adına yazdım bu cümleyi.

Şimdi bakalım bu konulara;

1. Orhan Miroğlu’nun “Avrupa/Avrupa Birliği (AB) PKK’nin silah bırakmasını istemiyor”  tezi ve iddiası tamamıyla bir yalan ve önyargı dır.

Avrupa diye bir karar mekanizması yoktur.

AB diye bir birlik vardır ve 28 ülkeden oluşmaktadır. Bu 28 ülkenin farklı hükümetleri, çıkarları ve vizyonları vardır ama AB adındaki birlik adına bu birliği hukuki ve siyasi olarak bağlayabilecek ve PKK nin silah bırakmasını istemediğini ortaya koyacak bir tek beyanı veya belgesi yoktur.

Aksine, AB yıllardan beri Kürtlerin hak ve özgürlük talepleri ve mücadelelerinin karşılanması, silahlı mücadelenin bırakılması, sorunun barışçı yollarla ve demokrasi ve insan hakları ekseninde çözülebilmesi için bütün gelişme raporlarında bağlayıcı tavsiyelerde ve müzakere sürecinde de bağlayıcı kararlar almıştır.

Ayrıca AB hukuku, yani Kopenhag kriterlerinin tam ve bütünüyle uygulanmasının da bugün bırakın AKP “reform”larını, legal “Kürt” partilerinin program hedeflerini bile aşan bir hak ve hukuk güvencesi sağladığını bilmeyen aklı başında ve bilgi sahibi bir siyasetçi ve aydın olamaz.

Ben Orhan Miroğlu’nu AB’nin hangi beyanı, belgesi veya kararının PKK nin silah bırakmasını önlemeye, engellemeye veya boşa çıkarmaya yaradığını, davet ettiğini veya teşvik ettiğini ortaya koymaya davet ediyorum.

Ben AB’nin bu konuda aksine TC devletine daha fazla taviz verdiğine ilişkin, bizzat AB hukuku ve kriterleri ile çelişen onlarca karara imza attığına ve TC Devletini koruyup kollayan ve bu konuda gerekli ve yeterli yaptırımları uygulamadığına ilişkin belge sunabilirim.

Orhan Miroğlu gerçekleri çarpıtıyor, yalan ve desinformasyon üretiyor ve kendisini konumlandırdığı cephede kendisini daha da tahkim etmek istiyor. Bunu yaparken AB konusunda bilgisizliği ve/veya en azından bilgi kirliliğini ve desinformasonu esas alıyor.

Vedat Aydın ile aynı dönemde Eğitim Enstitüsünde okuyan ve o dönemde Özgürlük Yolu/TKSP temsilcilerinden biri olan, yıllarca Diyarbakır Zindanında kalan birinden bu iddiaları işitmek sadece üzüntü vericidir.

 

2. Cengiz Çandar 68 kuşağı devrimci insanlarıdan bu güne kalmış ve kendisini dönüştürerek ve geliştirerek yaşayan nadir insanlardan biridir.

Görüşleri ve/veya vizyonu kendisine aittir ve herkes tartışabilir. Ama benim bildiğim (bildiğim diyorum!) kadarıyla en azından 25 yıldan beri Kürtler’in hak ve özgürlükleri hakkında objektif gazetecilik, demokrat yazarlık ve özgürlükçü aydın pozisyonunda olmuştur.

Ben hayatımda Cengiz Çandar ile 3 kez karşılaştım.

İlkinde Mayıs 1992 de Irak Kürdistanı’nda kendisi Mithat Bereket ile beraber Şaqlawa da Mam Celal in karargahındaki yemekte oldu.

İkincisinde 4 Ekim 2004 te, Paris’te Kendal Nezan’ın yönetiminde ve Cengiz Çandar, Hasan Cemal (o toplantıda ısrala Gürcü kökenli olduğunu belirterek bugünkü noktadan çok geride iddia ve tespitlerde bulunmuştu.!), Şerafettin Elçi, Sezgin Tanrıkulu ve daha birçok başka kişinin katıldığı ve Paris Kürt Enstitüsü tarafından düzenlenen konferansta.

Ve son olarak da 2009 da Diyarbakır’da Gazeteciler Cemiyeti Lokantasında/parkında sevgili Şah İsmail Bedirhanoğlu ile yemekte olduğu zaman.

Her üç görüşme/karşılaşmada da aramızda selamlaşma, birbirimizi/yanımızdakileri tanıştırma dışında malesef bir iletişim olmadı ve bu karşılaşmaların dışında da birbirimiz ile hiç bir iletişim veya ilgimiz olmamıştır.

Bunları kaydetmemin sebebi şimdi bu yazı nedeni ile Cengiz Çandar ile bir bağ kurulmak istenebilirliğindendir. Yok öyle bir şey.

Ama ben şimdi iddia ediyorum ki, Orhan Miroğlu 2009 yılına kadar Cengiz Çandar’ın yaptığını iddia ettiğ “PKK’nin silah bırakmaması” çabasını, Cengiz Çandar’dan yüz kat daha fazla yapmıştır.

Ayrıca her halükar da Cengiz Çandar bir gazetecidir, danışmandır ve aydındır. Peki kendisi siyasetçi ve siyasi aktör olarak nereden nereye geldiğine hiç baktı mı/bakıyor mu/ bakma cesareti var mı?

Orhan Miroğlu, bugün artık sayfalara sığdıramadığı PKK “eleştirilerini”, 2009 yılına kadar, yani yaşı bugün 60 olan birinin 57 yaşına kadar sürdürdüğü kendi “mücadelesine” karşı yaptığının farkında bile olmadığı bizzat kendi  siyasi seceresi ile sabittir.

BDP öncellerindeki  (DTP, HADEP vb) yöneticilik görevlerini, bugün “eleştirdiği” PKK ve etrafının yayınlarındaki yazarlığını ve yazdıklarını nereye yerleştirecek Miroğlu?

Vicdan... Var mı?

Aklı 50’den sonra başına gelenlerin ne kendilerine ne de çevrelerine bir hayırları olmadığı yaşamın kendisi ile sabittir!

3. İlk iki noktada belirttiklerim aslında konu ile ilgili olarak yeterlidir ancak çok kısa olarak bu noktaya da, eleştirilerimde bütünlük açısından değinmek gerekiyor.

RT Erdoğan Diyarbakır konuşmasını yaptığı zaman (12 Ağustos 2005) Kürtçe “sihirli sözler” (http://www.nefel.com/kolumnists/kolumnist_detail.asp?MemberNr=7&RubricNr=&ArticleNr=501) başlıklı bir makale yazdım ve Kürtler’in bu beyanı çok iyi değerlendirmeleri gerektiğini ifade ettim.

Yine TRT 6 açıldığı zaman bu adımın desteklenmesi gerektiğini “İnkarın ikrarı ve utangaç bir özür” başlığı taşıyan makalemde ifade ettim. (http://www.kurdinfo.com/arsiv/cozum/vil34.htm)

“Açılım” politikalarını, “Açılım politikası Kürtlerin hayrınadır” başlığı ile yayımlanan (http://www.kurdistan-aktuel.org/roportaj/4279-vildan-tanrkulu-roeportaj.html) röpörtajımda destekledim.

 “DTP bir siyasi entegrasyon projesidir” başlıklı makalemde ise bu örgütü “korporatif örgüt” olarak adlandırdığımda ise (http://www.kurdinfo.com/arsiv/cozum/vil18.htm) buna çok kızmış olduğunu bizzat biliyorum.

Her iki dönemde de Orhan Miroğlu bugün eleştirdiği kanattaydı.

Çünkü kendisi de oradaydı...

Şimdi bu önbilgilerden sonra, sorulması gereken temel soru şudur.

AKP, “milliyetçi, muhafazakar, liberal, demokrat” vb. ne ise ve kendisini nasıl tanımlıyorsa, önemli değil, ama,  Kürtler’in hangi temel milli hak ve özgürlükleri ile ilgili olarak kamuya açık veya bizzat Miroğlu’nun bildiği (Başbakan ile görüştüğü için...) ve bizim, kamuoyunun bilmediği hangi programa sahiptir?

Hükümet olarak attıkları olumlu adımları takdir etmek gerekiyor ve ben de bir mülteci olarak bu konuda kanaatlerimin ne olduğunu zaten yukarıda kaynaklarıyla beraber belirttim.

Ama, bu Hükümet partisinin yani AKP’nin, yani, RT Erdoğan’ın sunduğu hangi program var ki biz bilmiyoruz?

Hayatımızı adadığımız bu hak ve özgürlükler mücadelesinde neler yapılıyor veya yapılmak isteniyor ki, biz bihaberiz?

Miroğlu, kendi gençliğinin yani kendisini kendisi yapan değerlerin, cezaevinde çektiği acıların ve halkının çektiği acıların hatırına, bir başkası hakkında iddialarda bulunmadan önce nereden geldiğine ve nerede olduğuna bir daha bakma zahmetine katlanmalıdır.

Cengiz Çandar gibi “dobra” insanlara en fazla Kürtler’in ihtiyacı vardır.

 

Stockholm, 1 Şubat 2013

Vildan Saim Tanrıkulu

---
Nivîsên din yên nivîskar
1/2/2013  Orhan Miroğlu’nun derdi ne?
6/1/2013  Çözüm mü? Ama nasıl?
1/9/2011  “Çağrı Deklerasyonu” Hakkında!...
8/4/2011  Min bêriya te kiriye metê!
30/3/2011  Kürtler kazanacak!
23/9/2010  İsveç’teki seçime dair
3/5/2010  Ergenekon ile BDP el ele! Anayasa değişikliği delindi!
24/1/2010  Abdullah Öcalan’ı Kutluyorum!...
16/1/2010  “Açılım” projesi Kürtlerin hayrınadır, çıkarına uygundur
31/12/2009  DTPliler “Parlamento’da uyudular mı?”, yoksa .....?
27/12/2009  Kürt’lerin hak ve özgürlükleri açısından DTP’nin parlamento (TBMM) performansı
22/6/2009  TRT´de Kürtçe TV Yayını;