DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


mahmutkiper@msn.com

Mahmûd Kîper    

Yeni bir yol haritası ışığında Kürt Ulusal Konferans’ı hayat bulabilir


9/3/2012

Bir önceki yazımda, ulusal konferansın başka bir bahara kaldığını, ileri sürmüştüm. Gelişmelerin, bu öngürüyü doğruladığını görüyorum. Bu nedenle de, pişmiş aşa su katmak pahasına olsa da, yine şu ‘ulusal konferans’  meselesine değinmeyi gerekli görüyorum. Aşağı yukarı nerdeyse üç yılı  geçmiş; ‘ulusal konferans’ toplama çabası ve çağrıları üzerinden. Bu üç yıl zarfında konferans neden toplanamadı, konferansın toplanmamasının önündeki güçlükler neydi, bu konuda taraflar arasında bir açıklama yapılmış değil. Herhalde bu sorulardan daha önemli bir soru da, sahi nerden çıkmıştı bu ‘ulusal konferans’ toplama ıhtiyacı?  Madem böyle bir ihtiyaç vardı ve bu konuda, çağrıda üç yıl önce yapılmıştı, o zaman,  konferans günümüze kadar neden yapılmadı? Bir ulusal ihtiyac, eğer gerçekten de bir zaruretse, üç koca yıl nasıl ertelenebilir. Bu anlaşılır bir durum değil.

Bununla birlikte, bu süre zarfında, Türkiye Kürdistanı’ndan herhangi  bir heyet, Irak Kürdistan’ına, bir ziyaret münasebeti ile gittiğinde, mutlaka ve mutlaka, ulusal konferans meselesi gündeme gelir! Karşılıklı güzel demeçler ve dileklerde bulunulur. Anlaşılmayan durum, Türkiye Kürdistanı’ndaki, Kürt siyasi hareketleri, bu  ‘ihityac ve talebi’, kendi aralarında, aynı hararet ve istekle pek gündeme getirmiyorlar. Bu konuda, herkesin gözü ve kulağı, güneyli güçlerde. Üç yılı aşkın bir zaman süresinde, defalarca ve çeşitli vesilelerle, güneyli güçlerle yapılan görüşmelerde, aktüelliğini yitirmeyen ulusal  konferans toplama arzusu neden, hiç Türkiye Kürdistan’ı, siyasi hareketleri arasında da, aynı ciddiyetle ele alınmaz?  

Türkiye Kürdistan’ı güçleri arasında da, ulusal konferans ihtiyacı ve gerekliliği duyuluyorsa,  o zaman konferans hazırlıkları ve vardıkları sonuçlar nelerdir? Bu hazırlıklar kamuoyu ile paylaşılamaz mı?

Bu işin prosedürünü bir tarafa bırakıp, bir de bu ulusal konferansın gündemi üzerinde duralım: Ulusal konferansın gündemi nedir? Konferans, hangi ihtiyaçlar sonucu yapılmak istenmektedir? Ulusal konferansın gündeminde, çözülmesi gereken beli başlı hangi  sorular ve sorunlar  vardır! Bu sorunların önceliğinde veya sıralaması konusunda, dört parça Kürt partileri mutabık mıdır? Sık sık, ulusal konferans çağrısı yapanların, Kürt siyasi hareketinin gündemine alıp, çözmek istediği veya çözüm için bir konsensus yaratmayı düşündüğü sorular ve sorunlar nelerdir? Yani, dört parçadaki irili ufaklı Kürt parti ve grupların sorunlarını, çelişkilerini ve koordinasyonunu, gündemine almayı tasarlayan bir çalışma grubu veya ortak iradeyi temsil edecek, güç var mıdır?  Şayet böyle bi ortak irade varsa, bu irade  nasıl oluştu? Konferans toplansa bile,  alacağı kararların bağlayıcılığı olabilecek mi? Bu sorular üzerinde, yeterince düşünmek gerektiği kanısındayım.

Öte yandan, eğer  Kürt siyasi hareketini, ortak bir stratejik hedef etrafında, bir araya gelmesi, belli bir koordinasyona kavuşması  tasarlanıyorsa, Kürt Federe Bölgesini ve o alanda egemen olan, temel siyasi hareketleri, böylesi bir tartışmanın içine itmenin yararı nedir? O alandaki, siyasi hareketlerin, işbirliğinin ve koordinasyonunun sağlanmasının, ihtiyacı mı, vardır? Kendi coğrafyalarında, iyi kötü egemen olan, ve o parçanın yeniden inşaası için muazzam bir çaba içinde olan, herşeye rağmen iyi kötü bir birliktelik sağlamış olan, tüm zorluklara karşın anayasal bir satüye sahip olan, Irak Kürdistan’ını, böylesi manasız bir tartışmanın içine çekmenin anlamı  nedir? Anlaşılmış değil!

Kanımca, böylesi  gereksiz  bir tartışmanın, hiç mi hiç, anlamı ve gereği yoktur. Hatta daha ileri giderek, demek istiyorum ki: Güney Kürdistan’ı, böylesi bir projeye dahil etmeye kalkışmanın, Federe Kürdistan bölgesine, Kürt ulusal hareketine, faydalarında çok, ciddi bir biçimde zararı olabilir. Böylesi bir girişim, güneyli güçleri ve Federe Kürt hükümetini, dört parçadaki, Kürt siyasi hareketinin vasisi konumuna sokar! Dört parçada ki, Kürt hareketinin, vasisi konumuna ve pozisyona gelecek olan Kürt Federe bölgesine, bölge devletlerinin sıcak bakmayacağını, hatta düşmanca bakacağını, sanırım herkes kabul eder.  Böylesi bir vasi pozisyonu veya algılaması, son derece rıskli ve tehlikeli durum bir yaratır.

Kürt federe bölgesinin, dört parçanın, vasisi  olarak algılanması, Kürt federe bölgesinin, bölge devletlerinin, gazabına maruz kalması  için yeterli bir sebebtir. Herhalde, ilk büyük tepki, öncelikle, Irak devletinden gelir. Güneyli güçlerin, bu risk ve olası tehlikeli gelişmeleri, bilmediği veya hesaplamadığı kanısında asla değilim. Tüm bu olasılıklar, gözardı edilmeden, güneyle, ilişkiler doğru bir temelde  kurulabilinir. Güneyli güçlere, Kürt federe bölgesine, güçlerini  aşan misyonlar yüklemeden, ilişkiler geliştirmek, onların deney ve tecrübelerinden yararlanmak bambaşka birşeydir.

Zaten, üç yılı aşkın bir süreden beri konuşulan, ama nedense, bir türlü pratik adımları atılamayan, ulusal konferansın yapılamamasının, nedenleri, Türkiye Kürdistan’ında siyasi etkinliği olan, PKK, DTK ve BDP’ nin, Güneyli güçleriden farklı olarak, Kürt ulusal konferansına  yüklediği işlev ve  yüklediği misyon farklılığıdır!

 Türkiye Kürdistanı, siyasi hareketlerinin ve de özellikle BDP, DTK ve PKK,  çevresinin konferans beklentisi nedir, tam anlamış değilim. Ama, en azından, Kürt Federe Bölgesi Başkanı, Mesut Barzanı’den farklı bir beklentileri olduğu muhakaktır. Eğer, ortak bir stratejik hat belirleme ve örme amacı, bu konferasla güdülüyorlarsa, bunun gerçekleşemeyeceğini, güneyli ve kuzeylı güçlerin, karşılıklı verdikleri demeçlerinden, ulusal konferansa dair beklentilerinden, bu sonucu çıkarmak mümkündür!

Mehabat Kürt Cumhuriyet’nin kuruluş yıldönümü nedeniyle Hewler kentinde konferans, Kürt Federe Bölgesi Başkanı Mesut Barzan’nin yanı sıra, konferansa davetli olarak BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Sırrı Sakık, Nazmi Gür, DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, bağımsız milletvekilleri Leyla Zana, Aysel Tuğluk katıldı.

Kürt federe yönetimi, Başkanı Mesut Barzani, konferansta yaptığı konuşmada: ’Bütün gerçekler açığa çıkarmıştır ki, Kürt sorununun barışçıl yollar çözülmesi gerekiyor. Eğer biz barışa el atarsak önemli bir kazanım olur. Eğer diyaloğ yolunu seçersek komşu ülkeler ile uzun süreli ilişkiler olacak.

Kürdistan' ın her parçasının kendine özgün özellikleri var ve hepsinin kendini kaderlerini tayin etme hakkı bulunuyor.’ Mesud Barzani, 3 yıldan beri toplanması düşünülen, ulusal konferans hakkında da, şu bağlıyıcı belirlemeyi bulunmadan geçemedi: ’Konferans bu yıl gerçekleşebilir, eğer PKK, iyi niyetle savaşa son verirse, siyasette barış yolunu açarsa, Kürt ulusal konferansı, bu yıl içinde gerçekleşebilir. Böylesi bir konferansta Kürtler, tüm dünyaya ve komşu ülkelere, davalarını  sürdürmek için barış ve diyaloğ yolunu deklere edebilirler.’ dedi.

Mesut Barzani’nin, Mehabat Kürt Cumhuriyeti konferansında yaptığı konuşmadan sonra, gerek BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, gerekse de, DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, kanımca hiç gereği yokken, adeta PKK, sözcülüğü yaparak (PKK adına konuşacak, sözcülük yapacak pek çok kimse vardır) ulusal konferans’ın PKK’yı dıştalayarak toplanmasının kabul edilemeyeceğini belirtmeleri, Güneyli güçlerle, Kuzeyli, güçlerin, ulusal konferans hakkında çok farklı düşündükleri ve farklı beklenti içinde olduklarını, açık seçik ortaya koymuş oldu! PKK'nin konferans dışı bırakılması ya da silah bırakması yönündeki tartışmaları sert bir dille eleştiren Demirtaş, "Bu tartışmalar bilinçli bir şekilde yürütülmektedir ve bir merkezden yönetilmektedir. Bu tartışmalarla ulusal birliğin gelişmesi engellenmek istenmektedir. Kürtlerin bu süreçten kazanım elde etmesi engellenmek ve yine sömürge bir halk olarak tarih sahnesindeki varlığını sürmesi hedeflenmektedir. PKK'nin mevcut durumu Kürdistan Ulusal Konferansı için engel değildir. Tam tersi bu sorunları çözümü için ulusal konferans hayati öneme sahiptir’, dedi.

Mesut Barzanı, kanımca gerek dört parçadaki, Kürt hareketlerine, gerekse de, bölge devletlerine, Kürt Federe Bölgesinin ve hükümetinin, büyük Kürdistan projesi vasisi olma gibi bir niyet taşımadıklarını, Kürt sorununun, her parçanın özellikleri gözönüne alınarak ve artık barışçıl mücadele yöntemleri temel alınarak, çözülmesi gerektiğini, ulsal konferansın bu yıl içinde toplananabileceğini beyan eden Mesut Barzani, PKK’nin silahlı mücadeleye son vermesi gerektiğini vurgulayarak, konferansa ilişkin beklentilerin çerçevesini çizmiş  oldu! Tarafların, bu tutumları ve tavrı ışığında, ulusal konferansın, bu yaz da yapılamayacağını tahmin etmek artık güç olmazsa gerek! Artık, söz sırası gerçek PKK, sözcüleri veya yöneticilerinde, konferansın yapılması konusunda PKK’ nın  alacağı tutum, büyük ölçüde, konferansın akibetini belirleyecektir.

Şu hususu da eklemek gerekir ki: PKK’nın vereceği yanıt, önemli ölçüde, AK Parti hükümetinin, önümüzdeki dönemde, Kürt sorununun çözümü yolunda, takınacağı tavır,  tayin edici  rol olacaktır. Şayet AK Parti, Kürt sorunun çözümü konusunda, yeni bir yol haritası ve açılımı gündeme getirirse, bunun pek uzak bir ihtimal olmadığı da, akılda tutulursa, PKK’nın tutumunu ve pozisyonunu gözden geçirmemesi olanak dışı değlidir.

Hatırlanacaktır, şubat ayı sonunda MGK, toplantısı vardı, toplantının akabinde, hemen sonra, Kamu düzeni ve Güvenliği Müşteşarı Büyükelçi, Murat Özçelik, apar topar, Irak Kürdistanı ve yöneticilerini ziyaret etti. Kanımca, Türkiye, Mesut Barzani’nin önerilerini yerinde buluyor ve Mesut Barzani’nin, önerileri çerçevesinde, toplanacak bir konferansa sıcak bakıyor. Eğer, durum böylesi ise, Türkiye, Kürt sorunun çözümü ve PKK’nın silahlı mücadeleyi sonlandırması için yeni bir yol haritası ve açılımını gündemine almak zorundadır. Bu koşullarda da, pek tabi ki, Kürt ulusal konferansının gerçekleşmesi herkesin hayrına olacaktır!


8 Mart 2012

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
9/3/2012  Yeni bir yol haritası ışığında Kürt Ulusal Konferans’ı hayat bulabilir
11/2/2012  Kürt Ulusal Konferansı, bir başka bahara!
4/12/2011  Kürt Çalıştayı çağrısı yapma zamanıdır!
28/9/2011  Orhan Miroğlu’nun, Diaspora Kürt Aydınlarına Sakat Bakışı!
8/3/2010  Açılım maalesef can çekişiyor! (3)
1/3/2010  Açılım maalesef can çekişiyor! (2)
21/2/2010  Açılım maalesef can çekişiyor ! (1)
8/7/2009  Kürt Coğrafyasının, yolları aşındırılmalıdır!
5/6/2009  Sırça köşkte bir romancı: Ayşe Kulin!