DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


nurullahtimur@hotmail.com

Nurullah Timur    

Müzakere, AKP ve ‘Stratejik Derinlik’


10/1/2013

Barışa yol açacak müzakerelerin önünün açılması için yapılan son görüşmeler, sürecin önündeki yol temizliğinin başlaması ile ancak bir anlam kazanacaktır. Çünkü; daha öncede yapılan görüşmeler yol temizliği yapılmadan sona ermişti. Ciddi bir yol temizliği bu süreci hızlandıracaktır. Müzakerelere doğru yol aldığımız bu günlerde, AKP’nin dış politikasını belirlenmesinde etkin bir rol oynayan Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun  stratejik derinlik adlı kitabında bölgeye ve Kürd sorununa nasıl baktığını irdelemekte yarar var.

 

 

Davutoğlu bölgeye bakarken şu tesbiti yapıyor. ’’uluslararası hukuk, söyleminde, cari sınırların korunmasını öne çıkarmakla birlikte reel politikte de facto etkinlik alanları oluşturmaya çalışan büyük güçlerin sınır kavramını aşan çıkar tanımlamaları cercevesinde ‘’kürt meselesine’’ bakışlarının jeopolitik/jeokültürel temellerini soğukkanlı bir şekilde belirlemeden geleceğe yönelik sağlıklı projeksiyonlar yapabilmek çok güçtür. Kürt meselesinin soğuk savaşın son döneminde tırmanış göstermesi de bu açıdan son derece ilginç bir boyut ihtiva etmektedir’’. demektedir.

 

                   

Yine bölge ile ilgili olarak ‘jeoetnik yapılanma ile jeoekonomik  kaynak alanları arasındaki bu etkileşim ortadoğunun geleceği ile ilgili projeksiyonlarda yeni bunalım senaryolarının kaynağını teşkil etmektedir. Bu tesbit üzerinde yoğunlaşan geleceğe yönelik projeksiyon 20.yy ikinçi yarısında, su ve kürd meselesi üzerinde yoğunlaşan bir Türk, Arap İran gerginliğine dönüşmesidir. Soğuk savaş sonrası tehdit senaryoları içinde ele alınan güney faktörü ve zamanla bölgesel bunalım analizlerinin merkezine oturtulan su melesi Filistin ve petrol  eksenli Ortadoğu proplematiğinin kademeli bir şekle değişmesine yol açmıştır. Daha önce önemli ölçüde Filistin –petrol denklemine oturtulan Ortadoğu meselesi  son 10 yıl içerisinde Kürt- su denklemine oturtulmaya çalışılmış ve bunda önemli mesafe alınmıştır’. diye yazmaktdır.

 

 

 ‘Ortadoğunun yakın geleceği ile ilgili bölgesel barışı tehdit edecek en geniş kapsamlı tehlike Türk. Acem, Arap ve Kürd unsurlar arasında etnik nitelikli bir çatışmanın çıkartılması ve bunun sürekli bir proplem kaynağı olan bir kangren haline dönüşmesidir. 80 lı yıllarda İran-Irak savaşı esnasında sürdürdüğü dengeli politika, ile böylesi bir kangrenleşme  temayülüne set çeken Türkiye PKK terörünün devre dışı kalmasından sonra da bölgeyi kuşatıcı barış insiyatiflerine öncülük etmelidir. Öngörüsünde bulunmaktadır.

 

 

‘Türkiye bu jeoekonomik, jeopolitik ve jeoetnik unsurları da göz önünde bulundurarak en azından bin yılık tarihi ortak olarak şekillendirdiği farklı kökenden gelen bütün unsurları barıştıran ve kuşatan  bir kültürel açılım sağlamalıdır. Abdullah  Öçalanın yakalanması büyük güçler açısından yeni bir stratejik oyunun başlamasından başka bir şey değildir. Türkiye kendi bölgesel çıkarlarınında  bölgesel insanında bölge dışı güçlerce istimar edilmesine izin vermeyecek bir stratejik  basiret göstermek zorundadır.’ görüşüne yer vermektedir.

 

 

Daha önemlisi  şu tesbiti yapmaktadır.’ABD nin gerek kuzey ırak taki belirsizlik ve iç çekişmeleri  ve gereke ırakı fiilen üçe bölen statükodaki  uzun dönemli stratejik hesabı ve presibi açıktır.

 

Yine devamında ‘Kuzey ıraktaki kürt guruplar bu konjöktörün kendilerine bir devlet kurma şansı tanıyabileceği konusunda sürekli bir beklenti içinde tutulagelmişlerdir. Barzani ve Talabani nin birbirlerini kollayan tutumlarının bu beklentinin net bir şekilde masaya konulmasını sürekli geciktirmiş olması,gerek böylesi bir devlet oluşumu konusunda özellikle Türkiye yi ikna etmekte güçlük çeken ABD yönetimini ve gerekse de böylesi bir devletin devletin doğuracağı stratejik sakıncaların hisseden Türkiye İran ve Suriyenin rahatsızlıklarını donduran bir statüko doğmuştur.’ İddiasında bulunmaktadır.

 

ABD  ile AVRUPA’NIN kürd meselesine bakışını da şöyle özetle

mektedir. ’ABD kürd meselesini ilk safhada  temelde ırak propleminin bir parcası olarak görürken Avrupa aynı meseleyi temelde Türkiye meselesi olarak görmektedir. diye yorumlarken daha ileride ‘Kuzey ıraktaki oluşumun Türkiye içinde yapacağı etkiler dolayısı ile Türkiye nin ABD nin tavrına şüphe ile yaklaşmasına yol açmaktadır.’görüşünde olduğunu yazmaktadır.

 

 Kenya operasyonunun da ABD nin direk veya  dolaylı müdahalesinin olması yüksek ihtimaldir.denmekte ve bu operasyonda  ABD nin mesajını şöyle açiklamaktadır.’ABD bu yolla Türkiye ye şu mesajı vermiştir: Öcalanın yakalanması ile  artık Türkiye içindeki kürd meselesi kendi iç alanına ve Türkiyenin tam denetimine çekilmiş bulunmaktadır. Dolayısı ile de Irak ın statüsünün ve Kuzey Irak taki gelişmelerin Türkiye yi tedirgin eden yönleri asgariye indirgenmiştir 

 

Yine aynı kitapta Türkiye’nin Kürd meselesine bakışınıda şöyle yorumlamaktadır Davutoğlu,’Türkiyede mesele terör eksenli olarak bir siyasi güvenlik proplemi yada ekonomik gerilik eksenli olarak bir doğu melesi şeklinde görülmüştür. Bu iki husus da meslenin önemli boyutunu ihtiva etmekteysede  uzun dönemli ve kalıcı bir cözüm için yeterli değildir.’

 

Peki kendi cözüm önerisi nedir? onuda şöyle sıralamaktadır.

- Toplumun aidiyet hissini bir bütün olarak güçlendirmek ve bu aidiyet hissini pekiştirecek tarihi, dini, kültürel ve coğrafi unsurları desteklemek

 

- Siyasi meşruiyetin temeli olan eşit vatandaşlık bilincini hiçbir müdahaleye ihtiyaç hissetirmeksizin garanti altına almak.

 

Müzakere masasının kurulmasına çalışıldığı şu günlerde karşı tarafın elini görmek önemlidir. Kırmızı çizgilerini bilmek masada ona göre bulunmak gerekir.

 

10. 01. 2013

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
26/2/2013  İmralı, çözüm, barış süreci
31/1/2013  Müzakereya giderken siyasal partiler
10/1/2013  Müzakere, AKP ve ‘Stratejik Derinlik’
10/12/2012  Siyaset ilelebet kin ve nefreti kaldırmaz
10/12/2012  Siyaset ilelebet kin ve nefreti kaldırmaz
9/11/2012  Canlara kıymayın
8/10/2012  Yerel seçimlere hazırlanmak
9/9/2012  Gaziantep’te kime hizmet edildi
19/8/2012  Daha çok Fikri’ler görürsünüz
30/7/2012  Kürtler Suriye’de kendi örgütleri ile masaya oturmaya hazır olmalı
10/6/2012  Seni çok özledik kirvem
29/5/2012  Uludere’de katliam oldu sorumluları kim?
3/5/2012  Siverekte ne oldu ?
18/3/2012  Halepçe katliamında dış dünya
25/2/2012  Sigortamız Güney’dir
7/2/2012  Yanlışları sesli konuşmak erdemdir…
7/1/2012  Uluderede Katliam Oldu: Sorumlu Kim ?
17/12/2011  Dersimin planlı katliamı