DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cozum@kurdinfo.com

Vildan Tanrikulu    

Çözüm mü? Ama nasıl?


6/1/2013

Yeni bir yıla girdik.

Kürtçe bir deyim var “sal bi sal xwezî bi par” diye.

Bu yıl geçen yıl/yılları aratmasın anlamına gelen bir Kürt atasözü.

Son günlerdeki tartışmalara ve açıklamalara baktığımda, köşe yazarlarının kıdemli olanlarının konu başlıklarını gözden geçirdiğimde, böyle başlamam gerekiyordu. Başka alternatif yoktu.

“Gazeteoku” sayfasında sadece dün (5 ocak 2013) baktığım 78 köşe yazısının 40 tanesinin başlığı (yazıların hepsini okumadım!..) direk olarak “İmralı görüşmeleri” dolaysıyla da Kürt halkının hak ve özgürlükleri mücadelesi ile direk ilintiliydi. Spor vb konular dışında kalan diğer başlıklar da bu konudan uzak değildi.

Maşallah! dedim kendi kendime...

Bu yazılar, yapılan açıklamalar, “görüşmelerin hedefleri vb” konularda gazetelerde ve TV ekranlarında söylenenler derken,  geçen yıl ve geçen yıllar derken aklıma geldi.

Daha gerilere gittim ve 1979 yılında asılı kaldım.

Beni, ve benim gibi yüzbinleri ve nihayet o günden bu güne gelinen noktayı ilgilendirdiği için o tarihe takıldım. Ve oradan yeniden bu güne geldim.

Bu gel-git bir çoğumuzun hikayesi ve bu günün hikayesi aynı zamanda.

O yüzden de hatırlamak ve hatırlatmak için yazarak paylaşmaya karar verdim.

Hani bugün deniyor ya “görüşmeler sadece silahların susmasını amaçlıyor”!..

İşte püf noktası da burada.

Tamam, “silahlar sustu” da sonra ne olacak?

Buradan hikayeye geçeyim.

1979 yılı Ekim ayında Türkiye’de Senato ara seçimleri yapılacaktı.

Biz KİP/DDKD hareketi olarak da TSİP (Türkiye Sosyalist İşçi Partisi) ile bu seçimler için ittifak yapmıştık. Kendi legal partimiz olmadığı için Kürdistan’ın 3 ilinde (Mardin, Siirt ve Van) bizim adaylarımız TSİP listesinden seçime katılacaklardı.

Mardin’de değerli Mahmut Oral, Siirt’de değerli Gani Sungur ve Van’da ise değerli Kenan Bulut ağabeylerim bizim adımıza,  yani KİP/DDKD adayları olarak TSİP listesinden senato ara seçime katıldılar.

Ben bir ara Siirt bölgesinde parti yöneticilerimiz ile ve çok kısa süre önce (Mayıs 1978) Parti sekreteri olduğunu öğrendiğim değerli Ömer Çetin ağabey ile Batman, Kozluk ve Sason da seçim çalışmasına katıldıktan sonra Van’da çalışmak üzere görevlendirildim ve Van’a gittim.

Bütün bu seçim çalışmalarımız TSİP adına yürütülüyordu ve seçim yasaları açısından öyle olmak zorundaydı. Hem Mardin’de hem Siirt’de ve hem de Van da.

Detayları atlıyorum.

Van’da seçim çalışmamızın doruk noktalarının başında 21 Eylül 1979 tarihinde yapacağımız miting vardı. Bütün hazırlıklar yapıldı.

Miting’de konuşmacılar tespit edildi, ortak sloganlar ve diğer detaylar gözden geçirildi vs...

Yerel konuşmacılar (Bizim/KİP-DDKD ve TSİP adına) yapılacak konuşmalar ve sunum dışında TSİP adına saygı ile andığım değerli devrimci ve sosyalist Veli Gürcan*, aday olarak Kenan Bulut ve KİP/DDKD adına da ben konuşacaktım.

Mitingden bir gece önce konuşmamı hazırladım. Konuşma metnimin hazırlanmasında arkadaşlarım ile birlikteydim. En fazla da sevgi ile andığım mücadele arkadaşım Nedim Dağdeviren vardı yanımda. Edebiyat öğretmeniydi, ajitatördü. Türkçeyi çok iyi kullanıyordu.

Birlikte bütün “dertlerimizi!” gündeme getirebildiğimize inandığımız bir konuşma metni hazırladık.

Ama, deyim uygunsa, “altımız ıslak” tı.

Daha doğrusu bu durumun farkına Veli Gürcan’ın konuşması sırasında tam olarak vardım/vardık!

Benim konuşma metnimin bütününde “Kürt halkı” yerine HALKIMIZ, ” Kuzey Kürdistan/Kürdistan” yerine ÜLKEMİZ, “Kürdistan Gençliği” yerine GENÇLİĞİMİZ kavramları vardı.

Yani, hile-i şeriye yapıyorduk.

Yasal bir partinin seçim konuşmasını yapacaktım. Zaten kendi adımıza seçime katılamıyorduk.

Üstüne üstlük, “başkasının da başı belaya girmemeliydi”!

Uzatmayayım!

Miting başladı. Van’da görülmemiş bir kalabalık!

Değerli Veli Gürcan aldı mikrofonu.

Konuşma kürsüsünün karşısında haşmetli Van Kalesi ve bu kalenin üzerinde bildik slogan!

“Ne mutlu Türküm diyene!”

Veli Gürcan o muhteşem sesi ve o muhteşem dili ve uslübu ve bilgisi ve siyasi iradesi ile Van Kalesinde yazılı o kelimeleri param parça etti!

Yerlerde süründürdü...

İran’da Humeyni gelmiş ama Kürtler o zaman İran Kürdistanı’na hakimler.

Oradan söz etti.

Dersim katlamından girip Viranşehirde’ki “kaçakçılar” (ne ironik değilmi, tıpkı Uludere gibi!) hadisesinden çıktı.

Alkışlar ve sloganlar sınır tanımıyordu.

Katılımcı kitle coştukça coştu. Haklıydı ve özlem duyduğu sözleri işitiyordu!

Veli Gürcan konuşurken ben de arkada diğer arkadaşlar ile danışıyorum.

Van’da örgüt olarak biz varız, ittifak yapmışız ama benim konuşmamda ne Kürt ne de Kürdistan kavramları var.

Bilmeyen için not olarak aktarayım.

O dönemde geçerli siyasi partiler ve seçim yasasına göre seçime katılan siyasi partilerin resmi sözcüleri/temsilcileri seçim çalışmalarındaki konuşmalarından dolayı dokunulmazlık sahibiydiler. Yani yargılanamıyorlardı. Değerli Gani Sungur o dönem partilere ayrılan propoganda hakkını kullanarak TRT de yaptığı konuşma ile ses getirmişti. Ve yine bir not olarak belirtmeliyim ki o günün koşullarında bu seçimlerde çok iyi bir oy almış ve özellikle de Mardin ve Siirt de seçimleri kıl payı kaybetmiştik. Ama bu konu bu yazının esas meselesi değil ve bu kadar ile yetiniyorum şimdilik... Gerisi eğer bir gün olursa anılara kalmış bir değerlendirme!

Yine esas konuya döneyim.

Sıra bana geldi ve benim “dokunulmazlığım” yok!

DDKD Genel Sekreteri yim ve esas olarak partim olan KİP adına konuşma yapacağım. Metnimin içeriğine ilişkin sorun yok.

Ama.... Evet ama... Ne Kürt var ne de Kürdistan konuşma metnimde, sadece HALKIMIZ, ÜLKEMİZ vb.!....

Arkadaşlarıma danıştım. Kararımı verdim.

Konuşma metnimde yukarıya aktardığım ne kadar hile-i şeriye (takiye) varsa hepsini düzelttim.

Kürt, Kürt halkı, Kürdistan, Kürdistan Gençliği, İran Kürdistanı, vb. kavramları gerçek adı ile andım.

Miting sonrası direk gözaltına alındım ve tutuklandım.

Van cezaevi, Diyarbakır Sıkıyönetim askeri cezaevi ve derken Suriye, Beyrut ve İsveç!.

Ve 10 Ağustos 1980 tarihinde sonuçlanan mahkeme kararı ile o konuşmadan dolayı 8 yıl hapis cezası!

Mayıs 1980 de örgüt kararı ile yurt dışına çıktım ve 12 Eylül darbesini de, geçen yıl kaybettiğim, kaybına hala alışamadığım çocukluk ve mücadele arkadaşım Yılmaz’ın (Selim Bahçe) da aralarında bulunduğu bazı arkadaşlarım ile Beyrut’ta karşıladım.

İşte İsveç’te bulunmamın da esas olarak hikayesi böyle başladı!

Peki bütün bu hikayenin bugün ile alakası ne?

Kısa cevap vereyim.

  • Kürtler kendi adlarına ve kendi kimlikleri ile siyaset yapabilseler ve kendi taleplerini ortaya koyabilselerdi, illegal örgütlenmeye ve silahlı mücadele yapma hazırlıklarına girişme ihtiyacı duymazlardı. Silahlı mücadele ve eğitim konusunun da bugün konuşulan örgütün icadı olmadığı biliniyor zaten.
  • Kendi partileri ile seçimlere katılırlardı.
  • Devlet kurmak isteyenler onu, federasyon diyenler, otonomi diyenler, özgür vatandaşlık diyenler ve hepimiz biriz diyenler kendi dertlerini ortaya koyarlardı!

Yani böyle olsaydı;

·         Dağlara çıkılmazdı!

·         Beyrut’a gidilmezdi!

·         Dünyanın dört bir yanına dağılmazlardı!

·         3500 köy yıkmazdınız!

·         Milyonlar zorunlu olarak göç etmezdi!

·         Diyarbakır zindanı insanlık tarihine kara bir leke olarak yazılmazdı!

·         “Kandil” oluşturulamazdı!

Liste uzun ve temsil ettiğiniz (sadece derin değil, esas olarak da görünen) devletinizin temsilcileri olarak sabıkanız da kabarık bu konuda!

Ne Erdoğan’ın hiddeti, ne Bülent Arınç’ın gözyaşları, ne Hüseyin Çelik’in demagojileri, ne Bekir Bozdağ’ın tehditleri, ne Beşir Atalay’ın safdil “babacanlığı ve iyimserliği”, ne Canikli’nin aba altında sopa uslubü  ve ne de diğerlerinin hamaseti bu gerçekleri değiştirmeye malesef yetmiyor!

İşte bugün de, kısaca bahsettiğim bu anının ve bu gerçeğin üzerinden geçen 33 yıla rağmen esasta değişen bir şey yok gibi görünüyor.

Hala çözeceğiz dedikleri “terör” veya “silahsızlandırma” meselesi!

Kürtler’in hak ve özgürlükleri “bir sonraki bahara” havale ediliyor!..

Ama, “bir sonraki bahara” denmiyorsa, yapılması gereken yukarıda saydığım üç noktadır ve her şeye rağmen henüz geç değil!

·         Bırakın, Kürdistan İşçi Partis/DDKD, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Kürdistan İşçi Partisi/KCK/Apocular ve daha niceleri partilerini kursunlar ve eşit koşullarda bu millete gidelim.

·         İşte o zaman silahın da şiddetin de bütün meşruiyeti ortadan kalkar.

·         Aksi durumda, Kandil gider Cudi gelir, Cudi gider Zagros gelir, Zagros gider Toros gelir Toros gider Metina gelir ve bu işin sonu gelmez...

·         Tercih BARIŞ ve BARIŞÇI çözüm ise Kürtler kendi kimlikleri ile serbest siyaset yapabilmelidirler. Bugün yapılanların büyük bölümü TAKİYE dir. Hem biz Kürtler, tıpkı 33 yıl ve 53 yıl ve 83 yıl önce yasaklar nedeniyle yaptığımız gibi (buna rağmen partiler mezarlığında artık yer bulamıyoruz!) siz Türkler ve T.C Devleti’de yasalarınızı, hesabınıza gelmediği zaman uygulamayarak, yaptığınız gibi, TAKİYE’den vazgeçmiyoruz. Takiyseiz siyaset için anahtar DEVLET elindedir! Bunun için de toplu bir Anayas değişikliğine gerek yoktur.

·         Biz her zaman yeni TSİP ler ve yeni Veli Gürcan gibi yürekler ve yürekli müttefikler bulacağız ve siz her zaman sadece süreci uzatıp bu toplumu daha da büyük belalara ve kayıplara sürükleyeceksiniz.

·         Çünkü haklı olan Kürt halkıdır ve bu halk sadece bir mahpusun iradesine mahkum değildir! Kendi hakkının ve özgürlüğünün peşini bırakacak durumda da değildir!

Tercih yapmak hakkı herkesindir!

Stockholm, 6 Ocak 2013

Vildan Saim TANRIKULU

* Bu yazı ve bu anı vesilesiyle şahsen tanıma olanağı bulduğum ve bir süre Beyrut’ta birlikte olduğum değerli  Veli Gürcan’ı (1944-2002) saygı ve sevgi ile anıyorum ve ayrıca yine bu anı vesilesiyle değerli Yalçın Yusufoğlu, Ahmet Kaçmaz ve o dönem tanıdığım diğer TSİP üye ve yöneticilerini de sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

---
Nivîsên din yên nivîskar
1/2/2013  Orhan Miroğlu’nun derdi ne?
6/1/2013  Çözüm mü? Ama nasıl?
1/9/2011  “Çağrı Deklerasyonu” Hakkında!...
8/4/2011  Min bêriya te kiriye metê!
30/3/2011  Kürtler kazanacak!
23/9/2010  İsveç’teki seçime dair
3/5/2010  Ergenekon ile BDP el ele! Anayasa değişikliği delindi!
24/1/2010  Abdullah Öcalan’ı Kutluyorum!...
16/1/2010  “Açılım” projesi Kürtlerin hayrınadır, çıkarına uygundur
31/12/2009  DTPliler “Parlamento’da uyudular mı?”, yoksa .....?
27/12/2009  Kürt’lerin hak ve özgürlükleri açısından DTP’nin parlamento (TBMM) performansı
22/6/2009  TRT´de Kürtçe TV Yayını;